defne_gün 22_küçük harfler

çok sevgili sanga mu,

size bu satırları tek elimle yazıyorum. o yüzden hepsi küçük harf. üniversitedeyken her pazartesi almaya koştuğum feminist dergi pazartesi’de ayşe düzkan böyle yazardı. büyük harfsiz. bir üslup ya da patriarkaya başkaldırı olarak belki, bilmiyorum. Tansel’e 28 günün başından beri söyleyeceğim hep unutuyorum. leyla erbil de iki nokta kullanıyor. kesmiyor iki vürgül de kullanıyor. ayrıca bu yeni imla kurallarının türkçe edebiyat üretenler tarafından kullanılmasını da istiyor ama pek bir taraftar toplayamıyor. (tansel’e kadar!)

neden tek elle mi yazıyorum? sol elimin içinde bir yavru kedi tutuyorum da o yüzden. bir kısmınız derste kendisini gördünüz. leros’taki otelin genç sahibi Niko bulmuş. Anne yokmuş, 3 kardeşten biri çoktan ölmüş, diğeri bizim buraya varmamızdan bir gün önce Niko’nun avuç içinde küt diye gitmiş. 3. kardeş benim sol elimde ve yaşama tutunmak için çırpınıyor. Koyu renk bir tekir. 5 ya da 6 haftalık bir şey. elbette biz de Kokia ile derhal kurtarma operasyonuna dahil olduk. iki saatte bir biberon ya da parmak ucuna sürülen pate ile besliyoruz. kucağımızda sıkı sıkı tutuyoruz. kakasını temizliyoruz. tuvalet işini öğretmeye çalışıyoruz. 4 gündür yaşıyor. Tam bir survivor. bu arada, beslenme kadar mühim bir diğer şeyin temas olduğunu bir kez daha anladık. karnı doysa bile annesini aramaya devam ediyor küçük. (anne ya ölmüş ya da bu bebekleri terk etmiş. bilmiyoruz. niko bulduğunda ortalıkta anne yokmuş.) kucağıma aldığımda boynuma kadar tırmanıyor ve başını saçlarımın arasına sokmadan huzur bulmuyor. veya şimdi olduğu gibi sol elimle onu karnıma sıkı sıkı bastırmam gerek. Belki de temas beslenmeden bile önemli. Saatlerdir kucağımda gurluyor. bir geçen olsa fotoğrafımızı çektirirdim ama otel boş. ben ve mikruli odanın önündeki çimende, yerde oturuyoruz.

bugün bizim banyo günümüzdü. evet,, tıpkı çocukluğumuzdaki gibi. kokia’yla ikimiz yalnız isek, bize yardım edecek kimsemiz yoksa, yekpare vücut baş yıkama işini ancak hafta bir defa yetmeye gücümüz yetiyor. otel odalarında iyice zor. bunu güne entegre etmekense günü banyoya entegre etmeye karar verdim ben de. başka bir beklentim olmazsa angaryadan saydığım işleri sabırla yapabiliyorum. ama aynı gün romanım üzerinde çalışmak ya da arkadaşlarımla buluşmak gibi “büyük planlar”ım varsa beni amaçtan uzaklaştıran her türlü aksaklık canımı sıkabiliyor.

işte bu yüzden bugünü epi topu bir saat süren banyo olayına ayırdım. tabi sabah dersim vardı. onu günden saymıyorum. derslerin, kendi yogamın yapıldığı saatler, güneşin denizin içinden ateş topu gibi çıkışına nazır içilen kahve saatleri güne ait değil. onlar benim tek başıma olduğum bir başka gün. yalnız saatlerime günün ileri bir saatinden, mesela size bu satırları yazdığım akşamın altı buçuğundan baktığımda hiç de bu sabah yaşanmış gibi gelmiyor. bugün kokia’ya kahvesini hazırladığım 9:15’de başladı benim için. (Oysa 5’te kalkmıştım. iki saatlik temeller dersim vardı)

Alican gibi yazayım: kokia’ya kahve, minik kediyi besle, temizle, bizim kedilere yemek, kedi tuvaleti, pee bottle (kibar olsun) temizliği, kokia kaldırma teşebbüsü, korseni tak, kaldırama, üç defa deneme ve başarı, ayakta çiş desteği, banyoyu süpürme (kedi tuvaleti çakılları ıslanınca ortaya çıkan çamur dehşetengiz iğrenç), aeropressleri yıka, havuç ile koş, ağaca çıkışına bravo nidaları, arabaya git, ikinci tekerlekli sandalyeyi getir, Kokia’yı banyo için o sandalyeden bu sandalyeye geçir, kaldır, indir.. banyo? ay dedim hiç halim kalmadı. bana bi gati müsade.

kumsal. nermin yıldırım. unutma beni apartmanı. güzel başladı. mili ile havuç yanımda. uykum var. saat 11. uyusam? olmaz banyo günü. önümde deniz kristal mavi. kargalardan başka ses yok. yoga üstü ve donla atladım suya. oh! anında reset. tuzlu su. buzzzz! yeni bi insanım. banyo canavar gibi. güçlü ve neşeli. duşun engellerini beraber aştık. Dört defa daha kaldır indir. 72 kilo adam. saat 1 buçukta günün ilk (ve görünen o ki te) yemeği. horta pancar ekmek kalamar patates kızartması. tekrar deniz. yeni roman. hangisi sararsa oradan devam edeceğim. a passage to north.

otele dönüş. kokianın pestili çıkmış bu banyo gününden. ben miniği kafesinden çıkartıp kucağıma aldım. mili ile havuç trip atıyorlar. yanıma bile gelmiyorlar. artık bu miniği doyurup yatırma ve kendi çocuklarımın gönlünü alma zamanı. bir de tansel’in bahsettiği podcastı çok merak ettim. onu dinleyeceğim. yarın benim için iş günü. benim iş günlerimin nasıl geçtiğini de size ayrıntısıyla yazarım.

şimdilik hepinizi öptüm.

lerostan sevgilerle

defne

defne_gün 22_küçük harfler” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s