Meltem-Gün 21-22: “Orman’dan Atlantis’e”

Dün erkenden uyandım. Yaptıracağım meditasyon sabah sekizdeydi. On beş kala zoomu açtım. Sekize doğru yaklaştıkça kimsecikler yoktu. Sonra bir, iki, üç derken dört kişi oluverdiler, yüreğim pır pır, gelenler az kişiyiz galiba dediler, bana göre bir insan bile kendi başına bir topluluk, 100 trilyon homo sapiens hücresi olduğu var sayılırsa.. Sonrasında mısırın patlama sesleri gibi katılım güzeldi. Başladım, Orman Meditasyonuna.. Bayağı ormanın içindeydik. İyi hislerle kimi ormanda devam etti güne, kimi iyi hisleri bedenledi, kimi sessizde kaldı.. Ben ise hafiflemiş hissettim bir kuş tüyü gibi. İyi bir histi. Öğleye kadar meditasyonlara katıldım. Sonra seanslarıma geçtim. Eve gelince koltukta yatay vrksasanada, üzerimde yumuşacık battaniyeyle, başım yanda sabaha kadar uyudum, uzundur böyle sabaha kadar koltukta uyumamıştım ve akşamı sessizce pazara bağlandım. Kolum ses veriyor…

Sabah erkenden seansa geçtim. Erenköy’de tazecik pazar gününde harika sürprizlerle dolu bir Rus çocukla çalıştım. Gün aydındı.. Arkadaş görüşmeleri derken sonrası, besin alışverişi, eve dönüş, miskinlik, kitap okuma, film izleme.. -bu arada Paterson izledim, teşekkür ederim Eda- Filmin karakteri kitaplıktaki William Carlos Williams kitabına yöneldiğinde filmi durdurup W. Carlos’un filmde geçen şiirlerini okudum. Kitap olurken de okuduğum kitaptaki yazarın dinlediği müzikleri açmak heyecan verici ve kitabı öyle okurum ya da bahsettiği yazarları okurum, izlediği filmleri izlerim, ruhunu hissederim. Sanki bende yanı başında kitabın içinde gibi… Film güzeldi. Şair W. Carlos’un sözlerinin bol bol yer aldığı filmde ‘Bazen boş bir sayfa daha fazla imkan sağlar insana’ diyor ya şu ana kadar yaşamımızdan kesitler boş sayfalarda, tuşlara dokunuyoruz öylece akıyor gidiyor gene, sayenizde Sangham

Ara ara pencereye yaklaşıyorum, pati dostum ağacın altında kendine gölge bir açı bulmuş, uyukluyor. Ne zaman pencereye yaklaşsam, bir kafa uzatıyor, bunu nasıl yapıyor anlamıyorum ses bile çıkarmadım. Bıyıklar, bıyıklar…

Az evvel Balakrama serisinden çıktım, sanki Atlantis’te dolaşmış, suyun içinden sahile bir anda çıkmış bir deniz kızı gibi hissediyorum şu an. Kumlar ışıl ışıl tenimde, sahilde gün batımı, hafif bir esinti ve güneş geniş bir açıklıkta kayboluyor. Balıkçı kulübesine yöneliyorum, gaz lambasını yakıyorum.

Ruhum bir dağın tepesinde genişlikte oturuyor şu an, akşam olmak üzere, mumları yaktım. Tütsü hafif hafif yayılıyor. Sessiz nötr hislerdeyim, şimdi sizlerin yazılarını okumaya devam.. Ay ise bu gece yarım ayda. Defne Hocamın minik kedisi kucağımda, dilerim minik yaşama tutunur, öyle de oluyor. Bir dokunuş çok şey..

Meltem, 21.05.22/22.05.22, İstanbul

Reklam

Meltem-Gün 21-22: “Orman’dan Atlantis’e”” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s