pınarlıne – gün 23: Ben kimim?

Sanırım bu başlıkta ilk yazım değil ama insan işte dönüp dolaşıp aynı yere daha derinden dalıyor, değil mi sanga? Bugün benim için önemli bir gündü, dünkü varoluşsal pms krizlerimin ardından, 2019 model pinarline’ı geri çağırdım saklandığı yerden. 2019 model pınarline biraz havalı biri, bir sürü şeye yeni başlamış, yaşam enerjisi çok yüksek, ciddi bitişler ve başlangıçlardan geçmiş, olduğu yerde çiçek açmış açtırmış, kimseye eyvallah etmemiş biri. Bir zamanlar fırtınalar estirirdim var ya Mazhar Alanson’un işte o 2019 pınarline. “Breh breh” derler bizim oralarda (Doğa’nın dediği gibi ağızların yazıya dökülmesinin zorluğu). Pandemide sadeleşirken onun ateşini de biraz kıstım galiba, içe çekildikçe çekildim, uzun zamandır hasretim olan saç uzatma işine girdim. Gölgelerden ışıltılardan uzaklaşıp, içimin gölgelerinin derdine düştüm. Ojeler pastel renklere sonra ojesizliğe döndü… Saçlar bihter ziyagil moduna geçiş yaptı. Biraz kilo da alınca saklanma, soluklaşma bu içe dönüş adını verdiğimiz perdenin arkasına bir güzel yerleşti. Ne kadar hasret olsam da uzun saç bu başta durmuyor sanga, Allah herkesi çeşit çeşit yaratmış beni de bu çeşit yaratmış. Dün bunu kabul ettim ve yeter dedim, kendimi olmadığım biri gibi yapmaya ya da bedenimi bir yana çekiştirmeyi bırakıyorum. Fırtınalar estirmeyen birilerinin uzun saçlı ve sade olması gerektiğine dair fikrimi de bırakıyorum. Fırtına yoksa rüzgardan komple mi geçiyoruz, yemişim böyle spirütüel zımbırtıları dedim, sabah 7:30’da kuafördeydim. Çatır çatır 2019 model pınarline re-loaded, yüzüm gözüm açıldı, kendime geldim. Belki de içimde “öyle de bir kadınım” diyen seda sayan, “şıkır şıkır” bir gülben ergen vardır, benim prensesliliğim de belki buraya kadardır. Ve prensesliğimin nerede başladığı ve bittiğinden kime nedir? Hatta banane’dir. Şu videoyu ilk izlediğimde, adamcağız Benana köyünden sandım, nereyi derlerse desinler o Benana dışında bir yeri sevemiyor sandım. İşte benim prensesliğim bu emminin bana ne’sini böyle yoracak kadar. Ben ölümden konuşacağım bugün de 2019 model pınarline beni esir aldı. Daha girişteyiz, sıkıldıysanız n’olur kapatın. Yazılarınızı okudum, hemen hemen herkesin yazısına salça oldum. Sanki kocaman ofisteyiz de çalışasım yok da herkese laf atıyorum, mars koç, öptüm.

Ölüm diyordum, bugün işte bir 15 dk vaktim oldu, kahvemi yaptım, Zincirlikuyu manzarasına oturdum, bu fotoğrafı sizin için çektim. Ölümü düşündüm. Ölüm tefekkürü günlük pratiğimin yaklaşık bir yıldır parçası, genelde sabahları ya da geceleri olsa da bazı bazı böyle aralar veriyorum gün içinde. Geyikbayırı inzivasında bedenimi hala ben sandığımı öğrenmiştim. Mezarlığı izlerken, bunu hatırladım. Topraktan gelmek ve toprağa gidecek olmanın rahatlatıcı geldiğini filan söylüyordum cahil cahil, öğretmenim “300 yıl sonra sen ve ben neredeyiz” dediğinde, kah servilerin dibinde karınca, kah arının totosunda polen oluyordum. Skandhaları hiç anlamamış, anlamadığını zaten anlamamış. Dedi ki öğretmenim, iyi de sen bedenin değilsin, bedenin karışacak toprağa ve bedenin dönüşecek organik bir takım varoluşlara. Peki o zaman ben kimim? Ben bedenim değilsem, yogayı yapan kim? Yapan kim? Benim içinde varolduğum bir beden var, bana verilmiş, benim için bir beden.. Bu beden bazı hareketler için elverişli, bazıları için değil. Bazen esniyor ve daha önce gidemediği bir yere gidebiliyor. Bazen de olmuyor. Benim ona nasıl baktığımla çok alakalı bu ama yapan ben değilim. Başıma ağrıma, mideme acıkma diyemediğimi yogada yapabildiğim sanrısına sahipmişim.

2019 model pinarline vuhuuu da ben kimim?

Gözlerinden öperim sanga…

sdr

Reklam

pınarlıne – gün 23: Ben kimim?” üzerine 4 yorum

  1. doakalolu dedi ki:

    Kung fu panda’yı izleme vaktin gelmiş senin. Her kim olduğumu sorguladığımda heh tamam böyleydi, hadi devam o zaman dedirtiyor bana.

    Bi arkadaşım migrenini gülerek çözmüştü. Ben de baş ağrımı yalancılıkla itham ediyorum hayır hayır değilim derken derdini açıklıyor, açıklayınca da geçip gidiyor zaten.
    Açlıkla benim de başım dertte. Onu da öğünler düzene sokup bak doğacım bu bu öğün vakti şu şu değil, şu anda hissettiğin açlık değil çünkü dondurma, gofret falan istiyorsun . Açlık olaydı zeytinyağlı fasülye isterdin. Hadi gel oturalım beş dakika kadar, geçecek söz diyorum, bazen yarıyor bazen yaramıyor. En zoru dördüncü tabak yemeğimi isterkenkini durdurmak, ona bu mantık da sökmüyor. Henüz çözemedim, gelecek umarım o günler de.

    Bir de sana sscb Azerbaycan yapımı Nesimi filminden bir kuple bırakıyorum, tamamını youtubeda tr altyazılı bulabilirsin. Pek lezizdir

    Liked by 2 people

    • pinarline dedi ki:

      Hala üzerinde çalıştığım için tam ifade edebilir miyim bilmiyorum ama derste bahsettiğinde de içimde aynı şey canlanmıştı, kaynatmamak için susmuştum, madem buraya yazdın, kaynatıyorum 😀 migrenden, açlığa, üzüntüden, bel ağrısına işte ne gelirse aklına, bu gerçek mi değil mi buradaki ihtiyaç ne araştırmasını bir yere kadar faydalı buluyorum. bir yerde soruyu update ediyorum; başımın ağrıması ile ya da şu anda üzülmekle aram nasıl? Korkumu çalışırken çok elimden tuttu bu yaklaşım, o sebepten ben bildiğim yerden korku üzerinden anlatmaya çalışacağım ki ahkam kesiyor gibi olmasın: Korkuyorum ve korkum geçsin istiyorum bu sebepten korkumu geçirecek her yol başvuruyorum, soruyorum, araştırıyorum, ne egzersiz verildiyse yapıyorum, yok aslında korku değil bu diyorum vs vs. Sonuç; altıma yapıyorum abi korkudan! Sadece bu yokmuş gibi olsun diye öfkeli biri olmayı seçiyorum… Sonra öğrendim ki korkuma bakmaya sıra gelene kadar önce korkan halimle aramdaki ilişkiye bakmam iyi olabilir. Neden korkmayı bu kadar istemiyorum, korkan pınar nasıl bir şey ki ondan bu kadar kurtulasım var. Diyeceksin ki kim başı ağrısın ister. Başı ağrıyabilen bir insan olmakla aram nasıl? Hastalanabilen bir canlı varlık olduğumu, kusursuz bir makine olmadığımı gerçekten anladığımda hayatımda ne değişebilir? Böyle cevapsız sorular bırakmak istedim. Yemek konusuna gelince; çok korktuğum bir an yaşadığımda ve sonra o an geçip bittiğinde, eğer bedenimi sallandıramadıysam, rahatlatacak fiziksel bir aktiviteye girecek imkanım olmadıysa, yemeye saldırıyorum mesela. Ve böyle olduğunu anladığımda, yemeye saldırmaya ok’im. Çünkü üzgünüm ama az önce bir tehlikenin kıyısından geçtim, ödüm koptu ve hemen ofise geldim, zıplayacak dans edecek yerim yok ve kurt gibi açlık hissim var ve yiyorum karbonhidratları, canıma değsin, yerleşiyorum çünkü içimde bir yere. Bazen böyle olur, bazen de imkanım vardır önce bedenimi sallandırırım, korkunun bedendeki izleri geçer ve sonra ihtiyacım kadar yerim. Yemek atakları geldiğinde yemekle sorun çözülmüyor, bunu öğrendim. Her gün disiplinle, farkındalıkla, iyi günlerde yani, lokma lokma yemek yiyebildiğimden, doyunca doyduğum, açken neye aç olduğumu daha iyi anlamaya başladım. Böyle olduğunda bir seçim hakkı doğuyor, yine belki dört tabak yeniyor ama fikirden/dürtüden eyleme geçerken arada ben ne ara buraya geldim yerine ben burada bilinçli bir karar verdim deme penceresi açılıyor. Bugün yeme kararı veren yarın yememe kararı da verebiliyor. Keşke gidip ağlayarak günlüğüme yazsaydım, bu ne ya baya pinarline gün 24 bıraktım buraya 🙂 aa pardon benim yazımın altıymış zaten, ağlayarak günlüğüme yazmış sayılırım 😀

      Liked by 1 kişi

  2. doakalolu dedi ki:

    “..korkuma bakmaya sıra gelene kadar önce korkan halimle aramdaki ilişkiye bakmam..”
    “Böyle olduğunda bir seçim hakkı doğuyor, yine belki dört tabak yeniyor ama fikirden/dürtüden eyleme geçerken arada ben ne ara buraya geldim yerine ben burada bilinçli bir karar verdim deme penceresi açılıyor.”
    İyi ki günlüğüne yazmamışsın Pınar! Sorularla bir süredir başbaşayım, uzunca bir süre daha devam edecek gibi bu durum. Hastalıklarla değil de, hastalıklara olan tepkimle çöküşüme de bi an güldüm. Dedim Pınar bunu nerden biliyo yaea?? (:

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s