Tansel; Gün 23

Edit: Başlığı baya gün 24 diye atmışım ya ben, düzelttim. Bir gün öteye sıçramışım. Aşağıyı okuyunca anlayacaksın sangamu. Yazmanın enerjisi olsa gerek.

Yazmak (veya yazı) kası diye bir şeyden söz edildiğini duymuştum. Defne’den duymuş olma olasılığım çok yüksek. İşi yazmak olan veya yazı ile dünyalar kuran, yazı ile kendini var eden kişiler için her gün yazmanın önemini vurgulamak için kullanılan bir metafor diyelim biz bu tarife.

Bir şeyleri her gün yapmayı sürdürmenin, yaptığın şeyde derinleşmeye yol açması kaçınılmaz.. Diyeceğim ama onu nasıl yaptığınla da doğrudan ilişkili bu. Yani kas hafızası denilen şey bir süre sonra vücudun motor işlevleri gibi eylemi kendiliğinden yürütür hale geldiğinde ne kadar derinleşebilir ki insan o halin içinde?

Benim zihin böyle çalışıyor sangamu. Tam bir şey söyleyecekken karşıt veya alternatif durum da kendini gösteriyor. Böylece kesin bir söylem yerine hem o hem bu durumu çıkıyor ortaya. Kırçıl (fuzzy) mantık diye bir şey okumuştum bir kurgunun içinde. Tabi kurgu kendini bilimsel dayanaklardan besleyerek bunu kullanıyordu. “Hem o, hem diğeri ikisi de aynı anda geçerli olabilir” diye özetlenebilir en kaba haliyle. Ben de sıklıkla o duruma düşüyorum sanırım. Tabi bu söylediklerim bilimsel yöntemlerle kanıtlanmış, evrensel fizik yasaları için geçerli değil. Bu biraz da fizik ötesi veya günümüz fizik kuramlarının henüz açıklayamadığı “bir durum var ama..” gibi şeyler için çalışıyor. Şimdiye kadar kuantum fiziği ile ilgili bir çok şey okudum, dinledim, anladığım şey, hiç bir şey anlayamadığım. Yani tam anlar gibi olacakken, anlayamadığımı anlıyorum. : ) Fuzzy mantık bu bağlamda kuantum evrenindeki olan biteni açıklamakta (?), tarif etmekte biraz yardımcı oluyor sanki.

Baya araya korsan paragraf girdi, hem de hiç anlamadığım konularda. Konuya hakim, bu alanda dirsek çürütmüş arkadaşlarımdan özür dilerim, kusura bakmayın. Niyetim hiç buraya sıçramak değildi. Yanlış Yönde Kuantum Sıçramalar kitabını anmış olalım bu vesile ile. : )

Diyecektim ki; buraya her gün yazmak, tıpkı her gün yoga yapmak gibi bazen kendiliğinden, bazen ittire kaktıra o yoga yerine gelerek, kendini ikna etmeye benziyor. Burada yoga ile ilgili analoji, biri zihindeki diğeri bedendeki kaslar üzerinden anlaşılacağı üzere.

Her ikisinin de yakıtı kendinle olan samimi bağ üzerinden. Ne zaman ki, o bağ zayıf veya çeşitli sebeplerle devre dışı, işler çok zorlaşıyor. Ama o bağı güçlendiren bir şey var, her gün oraya bir şekilde uğramak. Ben de bugün yine onu yapıyorum. Okumak için uğramak da o bağı güçlendiriyor tabi. Sangadan gelen her yazı kendimle olan samimiyeti de besliyor. Ama bunu uzun süre bu şekilde sürdürmek, tıpkı “yoga yapan birini izleyerek ne kadar yogadan şifalanırsın ki?” kadar cevabı açık bir soru. Hadi buyur! Şimdi de bir şekilde bloğa yazamayanlara laf “çakmış” gibi oldum. Valla hiç öyle bir amacım yok sangacım, lütfen üstünüze alınmayın. Geveze zihin lafı oradan oraya taşırken ucunu hesap etmeden takılıyor şu anda.

Baştan alıyorum, diyecektim ki; Her gün yazmak benim günlük yaşam pratiğimde olmayan bir şey. Günlük tutmam. Arada zihnimde dön dolaş düğümlenen konular olursa bunalıp kağıt (ekrankağıt oluyor bu) üstünde çözmeye çalışırım içimi. Genellikle de işe yarar. Sonra dönüp baktığımda da işe yarar. Yani yazmak her halükarda terapötik bir eylem. Aha! Dur psikolojiye sıçrayacak bak şimdi de, tövbe tövbe.. Tamam döndüm yine kendime, buraya her gün yazmak, yazmaya çalışmak o kası baya bir dirileştirdi sangacım. Yazmak için yazmak değil ama okunacağını bilip yazmak da arkadaki sahne şahsını besliyor bi taraftan. Allah affetsin, içerdeki benlerden birinin de buna ihtiyacı var çok belli. Hepimiz görülmek istiyoruz, şahit arıyoruz kendimiz üzeriden yarattığımız gerçeklik kavramının (sevgili Doğa) hakikatle bir bağı olduğuna inanmak için buna ve başkalarına ihtiyacımız var sanırım. Yok bugün olmayacak benden şimdi de varoluş felsefesine döndü rüzgar gülü..

Ez cümle; her gün yazmak çok iyi geldi, her gün yoga yapmanın hep iyi geldiği gibi. Ben Human Design denilen insan tanımlama (?) sisteminde generator vasıflı çıkmıştım. Bununla bir ara ilgilenen bir arkadaşım çıkartmıştı HD profilimi. O nedir diye sorduğumda, jeneratörler kendi başlarına, kendiliğinden bir şeyler üretmezler, onların üretmesi için bir başlatıcıya, bir amaca ihtiyaçları vardır. Ama çalışmaya başlayınca da durmak bilmeden çalışırlar. Ben de “hmm, bu bilgiyi motivasyon için kullanırım” diye alıp kabul etmiştim. Sanırım öyle bir özelliğim var benim. Durduk yere kendim için bir şey yapmaya çok üşenirim, ama bir hedef, görev verilirse de alıp başımı giderim onun içinde. Enerjisi düşük olanlara gayret, motivasyonu düşenlere sadece devam ederek gaz veririm.

Sona yaklaşırken, (ki niye devam etmeyelim ara ara) ivmesi düşenler varsa diye bağlamış olayım. Valla hiç böyle bir niyetim yoktu, böyle gelişti sangacım. Enerjine sağlık.. ; )

Tansel; Gün 23” üzerine 9 yorum

  1. doakalolu dedi ki:

    Her gün okuyordum zaten lakin her gün yazma fikrine tekrar ısındım. Bi düşüneyim beni her gün yazmaktan alıkoyanlarla nasıl helalleşebilirim.
    Gerçekten de terapötik bir yazı olmuş 🙂

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s