Alican – Gün 24 “Tamamı Kara Bir Karga”

Sabah.. Kümülatif yorgunluk.. Rutinlerde aksama.. Vapurun kalkmasına yirmi dakika kala, Ozan salonda.. Elinde battaniye, üstünde pijama, tek parmak ağzında.. Alican Ozan’a: “Benimle divanda buluş.” Ozan Alican’a: “I-ıhh..”

Fatoş bana: “Vapuru kaçıracağız herhalde..” Fatoş Ozan’a: “Kolunu uzat..” Bana: “Bezi çöpe atsana..” Ozan’a: “Ayağını uzat..” Bana: “Vapuru kaçıracağız herhalde..” Ozan’a: “Çorap giymeden ayakkabı giyemezsin..” Ozan Fatoş’a: “Oluy..” Alican Fatoş’a: “Termosu aldın mı?” Ozan bana: “Ayakkabı giymeyelim..” Fatoş Ozan’a: “Bekle..” Fatoş Alican’a: “Çantasını ben aldım.. Arabayı sen indirsene..”

Fatoş Ozan’ı alıp iniyor.. Kapının önünde üç saniyelik boşluk.. sessizlik.. Vaişaka.. Kurma.. Yok be şaka..

Kedilere mama.. Kedilere macun.. Sularını tazele.. Tüm gün yokuz.. Su kaplarını ikile.. 

Anahtarı al.. Cüzdanı al.. Telefonu al.. Telefonu salonda unuttum.. Ayakkabıları çıkart.. Salona git.. Telefon cebimdeymiş.. Ayakkabıları giy.. Laptop.. Kitap.. Boyunluk.. Gerek var mı?.. Akşam dönüşte lazım olur.. Hava durumu kontrol.. Sıcak.. Olsun.. Ozan’ın ince şapkayı cebe at.. Kapıyı aç.. Tam çıkacakken hatırla.. Dün.. “Ay’a Yolculuk”.. Okumayı bitirdikten sonra Ozan: “Dedeyle okuyalım..” Alican: “Yanımıza alırız, gidince okursunuz..” Kapıyı kapat.. Kediler kaçmasın.. Ayakkabılarla salona gir.. Fatoş duymasın.. Kitabı çantaya.. Çantayı sırta.. Ozan’ın araba omza.. Komşu köpeğe günaydın.. İskeleye inen merdivenlerde Fatoş’la Ozan’ı yakala.. Alican havaya: “Yavaşlamayalım..” Vapurun kalkmasına beş dakika var.. Aman kaçırmayalım..

Deniz sakin.. Ozan sakin.. Fatoş sakin.. Ozan’la vapur birbirlerine alışmışlar.. Ozan’a bakmak için Fatoş’la yirmi dakikalara böldüğümüz şiftlerimizin ilki Fatoş’ta.. Ozan benim yanımda oturmak istiyor.. Hayhay..  Fatoş’la ilk zamanlar şiftlerde dakika oynasa birbirimize girmelerimiz geçmiş.. Etrafımız vapurda tanıştığımız iyi insanlarla çevrilmeye başlamış.. Renan Ozan’a kitap okuyor.. Rabia soymuş yumurtasını uzatıyor.. O sırada kargalar geliyor.. Ozan yumurtaları kargalara veriyor.. Çocukluğumdan beri İstanbul’un gri-siyah kargalarına alışkınım.. Ama bu sefer tamamı kara bir karga geliyor.. Sadece görüntüsü değil.. Davranışları da diğerlerinden farklı.. Çekinmiyor diğerleri gibi.. Gözümün içine bakıyor.. Fatoş tedirgin Ozan’ı geri çekiyor.. İçimi yokluyorum çekiniyor muyum diye yok çekinmiyorum.. Kargayla gözlerimizi birbirimizden ayırmıyoruz.. Ayakları vapurun demirlerinde yan yan, kararlı yaklaşıyor.. Gözümü oyacak.. Üstüme saldıracak.. Çocuğa konacak.. Zarar verecek.. Olasılıkların hepsi ve daha fazlası saniyeden daha kısa bir süre içinde aklımdan geçip gidiyor.. Karga ve ben ne olacağını biliyoruz.. Birbirimizi ilk gördüğümüz an ne olacağını biliyorduk.. Karganın gagası bana, benim elim kargaya uzanıyor.. Gözümü oymuyor.. Üstüme saldırmıyor.. Çocuğa konmuyor.. Zarar vermiyor.. Tost parçasını yavaşça alıp bir iki adım geri atıyor.. Gözlerimiz hala birbirimizde.. “İyi günler dilerim..” “Sağlıcakla kal..” 

Teşekkürler karga.. Önce isteyip sonra susmadığın için..

Vapur arkadaşlarımızdan dolayı Fatoş’la dakikası dakikasına planlayıp uyduğumuz şiftlerin ucu kaçtı.. Aynı anda ikimizden birinin Ozan’a bakmadığı anlar çoğaldı.. Bir ara ikimiz de aynı anda kitap okuyorduk.. 

“Güzel Dünya Neredesin?”.. Sally Rooney.. Önceki kitaplarını okumamıştım.. İlk bölümden sardı.. Bir kızdırıyor.. Bir güldürüyor.. Yalnızca sayfadan sayfaya ya da paragraftan paragrafa değil, temposu yüksek, kimi zaman satırlar arasına kadar hızla duygu değiştiriyor.. 

“Yakınmanı dinlememi mi istiyorsun? Olur, dinlerim. Dinliyorum da zaten. Ama kendi mutsuzluğunu niye benimkinden önemli gördüğünü anlamıyorum.”

Boş ver be Rooney.. Kim anlamış ki sen anlayasın böyle..

Ozan Nene Dedeye.. Fatoş Üniversiteye.. Vapur arkadaşları işlerine güçlerine.. Alican bugün izinli.. Kümülatif yorgunluk.. Üstüne şişen sağ dizim.. Dün akşam vapurunu kaçırmamak için kucağımda Ozan’la Kabataş iskelesinde kapıdan vapura depar attım.. Ağrımıyor ama normal değil.. Elveda hafta sonu workshopu.. Kırgın kalp.. Çelikten sinirler.. Gün içinde farklı zaman aralıklarına farklı dozajlarda serpiştirilmiş inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme..

Kilise bahçesinde kaplumbağa yavruları.. Yakılan mumlar, iyi niyetler, güzel dilekler.. İsa heykelinin önünde namaz kılan kadın.. Çok perişandın.. Her neye inanıyorsan, yardımcın olsun..

Eskilerden bir dost.. Maçka Parkı.. Türkü söyleyen otlar.. Toprak.. Gündüz birası..

Güneş biraz, biraz gölge.. Beyaz Kinoa salatası.. Kısır’ın Macro’cası.. 

Ağrıyan dizi ov.. Dostla vedalaş.. Kabataş.. Vapur.. vapur.. Boğaz..

Alican, Büyükada 2022

Alican – Gün 24 “Tamamı Kara Bir Karga”” üzerine 14 yorum

  1. uslumerve dedi ki:

    Ah o siyah kargalar! Taaa İzmir’den gelmişlerdir oralara… Bizim burada çok! Bu cumartesi jambon partisi var, henüz haberleri yok.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s