Zelha- Gün 24-Kendi olarak, sana gelen

Selam sanghacım, 

Neredeyse bir hafta oldu dumanlı başımla dolanıyorum. Dışarıda bitmek bilmeyen çöl rüzgarı toz duman, al benden de o kadar. Bu ara okumak, yazmak beni zorluyor, bir tek sizi okuyorum onda da yazının içinde bir yerde gülüyorum ya da dikkatimi çeken bir husus oluyor, yorum olarak şunu yazıyım diyorum. Yazıyı beğen, sayfayı alta kaydır yorum penceresi…o sırada tabiri caizse kal geliyor. 🙂 Ben ne okudum, ne diyecektim, yanıtı sanırım ömür boyu aranacak ben kimim, nerdeyim gibi uzayan sorularla uzay boşluğundan hallice bir alanda sallanıyorum. Bende bir hoş sedanız kalıyor. Filizlenmeye maya olan. 🙏

Sabah çocukları yolcu edince bakılacak bir dosya, çalışılacak, ödevleri yapılacak İngilizce dersim vardı ki malum bendeki kafa hiç o kafa değildi, dahası kalp iki seçeneğe de mesafeli. Masanın başında durdum, o aradan iki ay önce çizdiğim yarım kalmış mandalam el etti, istersen bana gel dedi. Olur, dedim. Tatlı bir davet bu. Yeni Türkü’den günebakanı, masama kalemleri açtım. Noktalar, çizgiler, çiçekler, yapraklar yol oldu ben de yok. Kucağına kendini de almış kapıma gelmiş. Zaman canlı bir organizma eline alıp şefkatle besleyebilirsen büyütebiliyorsun.Hani ahenk olsun, romantizmden burada başımız dönsün diye demiyorum, hissime mercek oluyor kalem, yazıyorum. Az olan çoktur gibi bir şey, yok olunca var olmak.  Mabed yerinde mıh gibi dururkenki bu esneme, olanı esnetme kabiliyetinde gizlenenle ufacık bir göz temasından sonra şavansanada bir süre öylece durdum. Yerçekimi kara parçasının içine magmaya doğru da yürüyor mu. 

Bir dost kapımı çaldı, yerküreye tırmandım, kahvelendik. Yeniden tek kaldığımda öğleden sonra olmuştu çocuklar gelmek üzereydi, onlar gelmeden mandalayı yeşillendirdim, mühürledim. 

Sonrası Leo başkanlığında çocukları karşılama, ağırlama, sohbet, sohbette sıra kapmaca ve ‘anne benim karnım aç’ korosu eşliğinde mutfak saati. Zaten nasıl oluyor bilmiyorum o saatle uyku saati arasında bir rutin köprüsü var, hop geçiyorsun farkına varamıyorsun, öyle bir şey. Şimdi köprünün diğer ucundan yazıyorum. Spotifyda ninni listemizden “ yum yum yum gözlerini, ay dede çoktan uyudu, gökyüzü yıldız doldu” çalıyor, böyle dinleyince sözler spotlar altında komik göründü gözüme. Baya baya sen niye ayaktasın baskısı varmış haberim yokmuş 🙂 Ya da bizimkiler artık bu ninnilere göre büyümediler mi yahu duvarına da tosladım. Neyse burada satırlarımı sonladırayım yoksa bir annenin gece sonu sorgulamalarına dönüşme ihtimali büyüyor. Gözlerime de yine bir sis bulutu geldi çöktü, elleri var beni içine doğru çekiyor. İyiiiiii geeeeceelerrrrr sanghaaaa 🙂 

Sevgimle, 

Zelha 

24.05.2022, Suudi Arabistan

Ağacın kendi damarlarını izledim. orta kısmındaki gölge onu o yapan yanı. Kucağına kendine de kapıma gelmiş, demekte haksız mıyım. Ayrıca bugün çizerken, bitince bakarken bende Oruç Aruoba’nın aşağıdaki dizeleri gezdi. Sizde de gezsin mi,

kendi olarak, sana gelen . .

sana gereksinimi olmadan, seni isteyen . .

sensiz de olabilecekken,seninle olmayı seçen .

kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan . .

O işte. ”

Zelha- Gün 24-Kendi olarak, sana gelen” üzerine 8 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s