Tuba K. – 26. Gün(Yanıyorum)

Sanga,

Yanıyorum, gerçek anlamda yanıyorum. Sabah yogam biter bitmez, menzili belli olmayan fişek gibi hissettiğimden, kendimi su kenarına attım. Oysa soğuma, sakinleşme her şeyi uzun uzun yapmıştım. Daha da sakinleşeyim diye dilimi çıkarıp köpek gibi nefes alıp verdim(hararetimi alsın diye) O da yetmedi, arkamdaki gençlerin gülmesine aldırış etmeden sinek kuşu gibi kanat çırptım. Yanıma gelen hamile kedi, uzun uzun baktı, kedi baktıkça benim boğazımda yoğunlaşan bir takım elementler hıçkırık olarak çıktı. Etrafımda kim var kim yok demeden hıçkıra hıçkıra ağladım. Kedi çok dilsiz acaba ne istiyor diye, önüne sucuk vs bulup getirdim. Yemedi. Kendini sevdirmiyor da.. Bu bakışma içimi daralttığı için, oradan da ayrıldım. Doğal taşlar satan bir yere girdim, durumu izah ettim. Bana, küçük bebeklere verdikleri bir taşı tavsiye ettiler. Olur dedim. ama bunu bebekler için yapıyoruz bir daha uğrayın size uygun hale getirelim dediler. Ona da olur deyip, yana yana evin yolunu tuttum. Birazdan çıkıp koşacağım. Kendimi fazla canlı hissediyorum. Herşey dokunuyor. Karşımdaki yaprağın kımıldayışının bedenime etkisini hissediyorum. Yaprak içimde kımıldıyor. Kedi de öyle, herşey içimde. Sonuç itibariyle yanıyorum.

Nazım Hikmet’in şiiri geldi aklıma;

Dert çok
Hemdert yok
Yüreklerin kulakları sağır
Hava kurşun gibi ağır

Ben diyorum ki ona
Kül olayım Kerem gibi yana yana
Ben yanmasam
Sen yanmasan
Biz yanmasak
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa

Resim; Bahar.

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s