ece. gün 29(mu?). kop/gel.

yine bir yerlerdeydim sanga; yogamı aralara sıkıştırdım, bazen yapmadım, buraya nerdeyse hiç bakmadım. en doğru tabirle şöyle bir savruldum, konuyorum.

bu savruluşlar tanıdık ve aslında olumsuz bir tarafı yok benim için, ayda bir kaçamak gibi. genelde regl sonlarıyla başlayıp bir haftaya yakın süren bir paydos bayrağı çekmeye benziyor. rutinlerimi bırakıp dağılıyor ve tıpış tıpış -ama yanlış anlaşılmasın seve seve ve huzurla geri dönüyorum yerime. elemimi kederimi atıyoruuum, bi hafifleyip geliyorum.

burası da benim bir yerim olmuş galiba ki dönmekten kastettiğim yer burası oldu. uzaktayken burayı düşündüm, suçluluk da hissettim özlem de. ama kendi vurdumduymazlığımı da bırakmaya gönlüm el vermedi ne yalan söyleyeyim. dışarıyı, insanları, mekanları, biraları, müzikleri şöyle bi aldım içime, doyurdum kendimi ve sindirip bakmak için geri kondum düzenime. iki gündür yatağımı bile toplamıyordum, bugün yatak toplu, tatlı bir on beş dakika suçi, kurma, iğne delikleri, ardhamalasana, uttanasana ve şimdi kahve ve burası.

bu ay, yani burada deneyimlediğim döngü, çok hareketli bir zamana denk geldi aslında. havalar ısındı, kanım kaynadı, tatile gidildi, içildi, çıkıldı. yine de burada kalabilmek -hem mental hem okumak ve yazmak için- bana çok şey ifade ediyor. kendimden bir şey bulmasam devam edemezdim, dönüp gelemezdim, unuturdum ve sonra tutamadığım sözler için kendime kızardım. bu savruluşu daha büyük bir suçlulukla yaşardım içimde. bu devirde hem sağlığını hem ekonomini düşünmeden hareket etmenin bütün cefasını kendime yaşatır, zehir ederdim iki günlük keyiflerimi. keyfimi hor görmeden, hakkını verebilecek şekilde yaşadıysam bence burda buranın payı var. gizli bir ip gibi, buraya bir yerden bağlı hissetmek ve o ipin bir şekilde pıt diye tutup kaldırabileceğini bilmek. bu ay galiba sadece bir derse girdim, son iki kaydı da izlemedim. yıllardır normalimde olmayan bir alkol ve gece hayatı deneyimledim. burası dengede tuttu beni diye düşünüyorum. yogayı ders dışında rutinime koydu, paylaşmayı okumayı düşünmeyi teşvik etti, o görünmez ipin desteğini hissettirdi.

çok teşekkür ederim varlığına sanga. bavulumu alıp tek başıma bir ailenin işlettiği tatlı bir pansiyona gitmiş, hem saygıyı hem sevgiyi, hem rahatlığı hem düzeni aynı anda hissetmiş gibiyim. tüm gün dışarda dolandıktan sonra dönüp gelip uyuyacağım kerpiç duvarlı temiz bir oda, sabah çatal bıçak sesleriyle uyanılmış mütevazi bir kahvaltı sofrası, teklif var ısrar yok (babaannemin lafıdır, bayılırım) anlayışı ve kabul ve güler yüz. sanga pansiyon.

ece. gün 29(mu?). kop/gel.” üzerine 2 yorum

  1. niluferkaraarslan dedi ki:

    ece bu paydos meselesi beni de çekiştiriyor yıllardır. içimdeki seslerden biri, herkesin yogası kendine, bu da seninki işte dese de vicdan muhasebesinden de bi türlü sıyrılamıyorum. iki güçlü ses ve arzu içimde devam eden bir güç savaşı halinde. özellikle dış daraltıların arttığı vakitler. hayatta bu kadar na-mükemmel konu varken yogamı nasıl mükemmel hale getiririm bilemiyorum belki. bir de mükemmel ne demek ve neden/ne kadar/ne için peşindeyim ayrıca sorgulamam gerek tabii. 🙂

    patır patır yazdım, boğmadım umarım.
    burada benzer seslerle karşılaşmak hoşuma gidiyor, beni yalnızlıktan uzaklaştırıyor demek istemiştim. iyi ki varsın ❤

    Liked by 1 kişi

    • ece dedi ki:

      valla ben de bu yorumunu okuyunca iyi geldi, yalnız hissetmedim 🙂 mesela su an zamanım var, kaydı açıp izleyebilirim ama bi yandan bu sıcak, bir yandan da vicdan azabı yakıyor, karar veremiyor ve sıkışıyorum :/ allah sonumuzu hayır etsin 🤦🏻‍♀️

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s