Derya – Ada

Mayıs başındaki anneler günü yazılarınızdan biri ya da hepsi tetiklemişti ve 7 yıldır içimde tuttuklarımı dökülüvermiştim sangama. Sözlü ve yüksek sesle anlatmaya dilimin pek varamadıklarını tuşlamıştım. (Telefondan yazıyorum ben. Çünkü aklıma geliverdiği yerde, hemen.)

Sonra yayımlamaya çekindim. Çok kişisel, çok mahrem diye. Defne hoca dedi ki, elinden tut gün ışığına çıkart, kuruyup yok olur. Olur.

7 yıl sonra, şimdi gün ışığı. Ortalama, gelişigüzel 7 değil ha, ayı ayına haftası haftasına tam bu Haziran başında 7 yıl doluyormuş meğer.

Demek şimdi sırası. Bu arada şu anda ben de bir sıradayım. Hastanede. Jinekoloji randevumda için muayane sırasında. Genel muayane. Hormon, kan ve başka testler. Tamam memeler temiz ama bunlara da bakalım diye geldim.

Temizlik ve kafa/iç rahatlığı sırası bugün.

Sırada ne var bugün?

….

(Mayıs 2022)

“Ama gelmeye niyetli bir şey vardı da kalbini kırdıysam eğer, affımı diler, sevgilerimi yollarım.” diye ne güzel yazmış Özgür. Annelik, annelik kararı ile ilgili yazarken.

Gelmeye niyetli bir şeyi ben de bir kez yoldan çevirdim sanga. Sonra en çok buna ağladım.

Doktor, muayane, kararlar. Zombi gibi bir bekleyiş. Yine zombi gibi gidilen bir klinik. “Doğumhane” yazılı bir kapıdan giriş. Damar yolunu açamayan bir hemşire, kan revan. Panik. 10’dan geri say. 10.. 9.. 8.. Uyandığımda yataktayım. Kızlar başımda. Suratları bembeyaz.

Oldu bitti. Sandım. Eve dönüp içimde bir yerde, daha önce hiç hissetmediğim bir dokumda sızı hissedince idrak ettim. Orda, tam o hissettiğim yerde bir şey vardı. Biri. Biri miydi henüz? Ferda çorba koydu önüme. Elime kaşığı aldım. Bıraktım. Ağlamaya başladım. Orda bir şey vardı. Şimdi yok. Varlığını hissetmediğin bir şeyin yokluğunu içinde hissedince ağlamak nasıl oluyor? Böyle oluyor.

Zihinsel bir karar/algı, fiziksel form kazandı o sızı ile.

Sorular doluştu zihnime. Kimse cevap veremedi. Hayatımda yoga yeniydi, çevremde danışacak derinlikte insan yoktu. “O bir mercimekten küçüktü” diyordu insanlar. Ben onun fiziksel boyunu, tipini merak etmiyordum ki. Ruhu nasıldı? Kendi mi gelmişti? Gelmek mi istemişti? Beni mi seçmişti? Şimdiyi mi seçmişti? Şimdi neredeydi? Niye gelmişti? Birden geri yollanınca şok olmuş muydu? Kalbi kırılmış mıydı? Hazırlık yapsa mıydım? Kendimi de hazırlasa mıydım? Niye böyle acele ettim? Hoş geldin dese miydim? Hoşgeldin, ama bende durumlar böyle böyle. Hoşçakal dese miydim? İkimizi de hazırlayıp? Ben kimi yolundan alıkoydum? Alıkoydum mu? Hadi ben bekleyiş boyunca zombiye bağlamıştım ama, etrafımdakiler niye dondu?

Sorular sorular. Tek başıma yaşadığım evde tek başımayım. Kız arkadaşlarım varlar sağ olsunlar ama kafi gelmiyorlar. Bu bir dişi ve bir erkek gerektiren, iki enerjilik paylaşılması, atlatılması gereken bir durummuş meğer. Beraber çağırdığını. (çağırdın mı?) beraber uğurlamalıymışsın. Bense yalnızım. Birkaç yakın erkek arkadaşımı arıyorum, detay vermeden rica ediyorum. (Çünkü zaten yüksek sesle söyleyemem.) Biraz üzgünüm, zor durumdayım, gelir misiniz? Gelmeyecekleri tutuyor. Bozuluyorum.

Bağıra bağıra ağlıyorum. Komşular duyuyordur diyorum. Duysunlar. Ben onların çirkin kavgalarını hep duyuyorum. Kız arkadaşlar ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Gidin diyorum, yalnız kalayım. Gidiyorlar. Gelin diyorum, yanımda durun. Geliyorlar.

O gelene ne oldu? Biri bana açıklasın.

Yıllarca hep bunu merak ettim. “O tabii ki saf ruh, bana bir şey öğretmek için geldi ve gitti” demişliğim oldu. İkna edemedim kendimi. Karmadır dedim. Biraz onun karması, biraz benimki. Eh.. mümkün.

Ben de çocuk istemedim, bazılarınızın yazdığı gibi o içgüdü bana da pek uğramadı. Ama son yıllarda anne olma halini, içimde bir can taşıma deneyimini merak ettim. O kadar. Elimde, yanımda, evimde bir çocuk olsun isteğim hala yok. Hamilelik, annelik, çift canlılık nedir, o merak var. Çift ruhluk. Birlik? Bunun için donanmış, tasarlanmış bir bedenin hakkını vermek belki de.

Kadın arkadaşlarım doğum yapınca ağlarım. Gizli gizli. Görüp bozulmasınlar. Vaktiyle geri döndürülmüş o cana ağlarım. Ne oldu ona? Başka bir kadını seçti mi? Benim bu kadından neyim eksik? Eksik mi? Hastanede uzun doğum ziyaretleri zor gelir o yüzden. Bebeğe değil kadına kilitlenirim. Onun duygularını, mutluluğunu, şaşkınlığını izlerim. Sonra bu üzüntüyü hala tek başıma yaşıyor olmama da ağlarım. Doğum ziyaretleri sırasında yanımdaki adamın bu hassas durumu anlayabilecek partner olmadığı için ağlarım. Mahsunlaşmış mıyım, suskunlaşmış mıyım, gözlerim mi kızarmış.. dikkat ve fark edecek ilgiden yoksun olduğu için.. Sonrasında ona durumu anlatınca beni sıkıca sarıp sarmalayacak duyarlılık ve empatiye sahip bir erkek kişisi olmadığı için. (E bu az duyarlı tipleri de ben seçmemiş miyim?)

Çocuk sahibi arkadaşlarımı merakla izlerim. Bebelerden ziyade anneleri. Anne olma hallerini. Benim eremediğim bir mertebeye ermişler midir? Kurmadığım bir yakınlığa? Gizli bir bilgiye? Kadınlığa? Tamlığa?

Çocuk hayallerim, milletin bebesini sevmelerim hiç yoktu ama illa çocuğum olacaksa adı Ada olsundu. Kız-erkek fark etmeden. Kumral Ada Mavi Tuna’daki gibi. Ergenliğimde okuduğumda o kitaptaki havalı Ada karakterinden çok etkilendiğim için. Sonra saçları Ayşegül gibi at kuyruğu olsundu. O kadar. Bir de kumsallı bir yerde, sıcak iklimde yaşayıp bol bol kumdan kale yapsındı. Benim kendi çocukluğumdan en sevdiğim ve neredeyse tek hatırladığım aktivite bu olduğu için. Kumda oynarken kendimi kaybettiğim için. Hayallerim bu üçünden ibaretti. Hayal de değil de işte.. olmasın, olmaz ya ama olursa böyle olsun’culuk.

Derken çok yakın arkadaşlarımdan biri kızının adını Ada koydu. Çok bozuldum. İlk benim Ada’m olabilecekken, birkaç yıl sonra onunki oldu. Bir isim için ağlanır mı? Ben ağladım. Kumsalda kumdan kale yapan at kuyruklu şirin kızlara da ağladım. Kendi kaçırdığıma. Kaçırttığıma.

Benim menopoza hem çok var, hem çok yok. Annem, anneannem erken regl olmuş ve erken menopoza girmişler. Regl dediğin zaten indi iki güne. Var yok arası. Rahim kendini kalınlaştırıp gelmek bilmeyeni tutmaya çalışmaktan vazgeçmiş, uğraşmıyor. Etrafımda yumurta donduran kadın arkadaşlar türedi. Meraktan soruyorum onlara, süreç nasıl? Kaç yıl dayanıyor? Fiyatı ne? (Fiyat ne Allah aşkına? Çocuk dondurma fiyatı… saçma geliyor.)

Bir yerden sonrası zaten kısmet. Akmış gelmişse senindir. Akmıyor, zorladıkça zorlaman gerekiyorsa değildir.

Hop dönüyor muyuz yine başa.. Akmış gelmişi göndermiştim ben. Ne oldu ona? Ne yaptım ben ona?

Derya – Ada” üzerine 12 yorum

  1. aynuryilmaz dedi ki:

    Icimde hisettim Derya; acini, uzuntunu..Okudugumdan beri etkisi altindayim. Belki her duygu gibi, misafir edilemeyen varligin ardindan yasadigin duygularin da hakkiyla gorulmesi, sayilmasi ve yasanmasi hem yeni tohumlar icin sende yer acacak, hem de o an kabul edemedigin misafiri onurlandiracaktir. Dilerim, ruhunda actigi yer iyilessin, yine guzelliklere vesile olsun.

    Liked by 4 people

  2. zelishlacin dedi ki:

    Derya yaklaşık bir gün bi kaç saattir kelimelerin içindeki, içine sığmayanlarıyla beraber her neredeysem dolanıyorum. İyi ki paylaştın. Yedi yılının bir gününü bize bölüştürdün, bundan sonrası biraz da bizim. Hani kapatınca havasız kalır kabuk bağlamaz ya, artık güneş değecek ışık girecek bu y-aradan, bunu tüm kalbimle diliyorum. Ta ki deniz olduğunu tüm adaların senin olduğunu anımsayana kadar güneş gökte biz buradayız. Sevgimle.

    Liked by 3 people

    • Derya dedi ki:

      Zeliş ne güzel yazmışsın, çok çok saol. İlk kez bir kaç kişilik en yakın çevremden dışarıya açtım ve yorumlarınızı okumak nasıl iyi geliyor. Bir yandan umarım çok sıkıştırmamışımdır sizi diyorum, bir yandan paylaşmakla ferahlıyorum. Çok teşekkürler 🙏

      Liked by 1 kişi

  3. Kalemtıraş dedi ki:

    Derya iyi ki beni dinlemiş ve yazmışsın. Çok teşekkürler. Cesaretini ve açık yüreğini alkışlıyorum. Ve sangamızın kadınlarına da erkeklerine de soruyorum var mıdır hayatından kürtaj geçmeyen? Geçmediyse gençlikten olabilir ya da talihten. Kadın erkek hepimiz düşünmüşüzdür, ne oldu şimdi o mercimeğe? Ben bir defa kazara hamile kaldım, “kaza”nın olduğu anda biliyordum rahmime düşeceğini, kürtaj için yedi hafta bekletti doktorum. Hiç şüphem yoktu o mercimeği hayatımda istemediğimden. Çok gençtim. Çok emindim. 15 yıl sonra bir daha “kaza” oldu. Bu defa haydi doğuralım dedik. Tam 7. haftada, sanki öteki gelmiş de bana nanik yapıyor gibi, kalbi durdu. Ultrasonda gördüm. Mercimek değil kabuklu fıstığa benziyordu. Aldılar tabii. Onu alıp eve götürmeyi, yıkayıp beze sarıp gömmeyi düşündüm. Bunu yapan arkadaşlarım vardı. (Bebek düşüren düşürene çünkü yaş 40ı aşınca.) O zaman ikisi için birden ağladım. Tutulmamış yasları tuttum. Bir şans daha istedim. Gelmedi. Hormonlar dindi. Üçüncü bebek yerine Emanet Zaman doğdu. (ki doğum sahnesiyle açılır) Bugün bir insan büyütmektense kitap yazmanın benim için çok daha tatminkar bir hayat biçimi olduğunu biliyorum. Umarım hayat senin karşına da seni en çok doyuran meşgaleyi çıkartır…

    Liked by 8 people

  4. Derya dedi ki:

    Bazı şeyleri bir tek biz yaşıyormuşçasına omuzlara yükleniyoruz di mi hocam, halbuki tüm insanlığın tekrar edip duran deneyimi. Bilsem de bunu yaşayan tek kadın olmadığımı, ee nerede diğerleri, ne hissetmişler, nasıl baş etmişler, bunlar yeterince konuşulmadığı için kendi üzüntümün üzerine yok yere ek yükler yaratmışım. Sizinkini okumak da iyi geldi, siz de iyi ki yazdınız, çok çok teşekkürler. (Ah o ultrason anları.. hele ki görmek.) Yeni doğumlara o zaman. 🙏

    Liked by 3 people

  5. ece dedi ki:

    Senin Ada’n gibi benim de bir Maya’m var Derya. doğumuna tanık olurken içten içe imrenip kıskanıp içlendiğim, arkadaşımın yanında sevinçten yalnızken üzüntüden ağladığım. kürtajım olmadı ama bu 28 günlük döngüye bir ertesi gün hapı bıraktım, şimdi fark ediyorum tam da anneler günü haftasıymış.
    iyi ki yazmışsın. bu da bir yaratım işte. kalbine sağlık ❤

    Liked by 1 kişi

    • Derya dedi ki:

      Ece 💙 Yorumuna sağlık senin de.
      Rupi Kaur eski bir şiirini internette paylaşmış dün:

      What a relief
      To discover that
      The aches i thought
      Were mine alone
      Are also felt by
      So many others.

      (Pınar varken çevirmek bana düşmez 😌)

      Maya’lara sevgiler..

      Liked by 2 people

  6. pinarustun dedi ki:

    Ben bu yazıyı kaçırmışım, şimdi gördüm. İyi ki yazmışsın. Bunu sana başka insanlar da muhakkak söylemiştir ama ben de söyleyeyim, umarım yazarsın, yazarsın ve daha çok yazarsın.
    Ada’yla bir gün bir yerlerde kavuşmak mümkündür belki, kim bilir. Kaybını, yasını içimde duyuyorum.

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s