Alican – Habil ile Kabil

Denizli.. Araba.. Köy..

“Baba nereye gidiyoruz?”

“Köye.”

“Köyde neler var?”

“Tavuklar var..”

“Hoyozlar var.. hindiley var.. civcivler var.. inekler var..”

Araba.. Köy.. Ahır..

İki küçük kuzu.. Annelerinden meme emiyorlar.. Biri beyaz biri kara.. Kalbim eriyor bakarken.. Öyle küçükler.. Beyaz olan daha besili.. Sahipleri, kara olan zor tutundu diyor hayata.. Kim kolay tutunuyor?.. Beyaz olan kolay mı tutunmuş? Daha besili hakikaten.. Anne karnında karanın besinlerini de sen mi aldın beyaz kuzu.. Yoksa kara kuzu zaten beslenmemeyi mi seçmişti?.. Anne koyunun arkasında acaba tekme atar mı diye düşünürken arkamdan bir ses al al.. siyah olanı al.. Tekme yemem, di mi?.. Yok yemezsin.. Koyunla kısa bir bakışma.. Rızasını almadan yavrularına dokunmak istemiyorum.. Sana nasıl davranılmasını istiyorsan, koyuna da öyle davran?.. Kara kuzu elimde.. Göğsü sağ avcuma oturuyor.. Kalbi elimin içinde atıyor.. Kafası iri üç ceviz.. Boynuzları iki nohut tanesi.. Ozan’a uzatıyorum.. Gözleri.. Ozan’ın.. Kuzunun gözleri.. İki kuzu.. Nedir bu hisler?.. Sevgi? Acıma? Endişe? Hepsi? Hiçbiri?.. Beyaz kuzuyu da diğer avcuma alıyorum.. Karadan daha ağır.. Daha besili.. Kalbi kara kadar hızlı.. Boynuz yerleri.. Açık pembe sulu yara izleri.. Anne bakıyor.. Anne bekliyor.. Gözleri.. Emzirenlerin gözleri.. Yavruları sevip bırakıyoruz annelerinin yanına.. sağ kolumda beyaz kuzunun açık yeşil boku.. Çeşme nerde?.. İlerde.. Bu mu?.. Yok o değil.. Ben su getireyim.. Sabun.. Su.. Ovala.. Ovala.. Hastalık kapmış mıyımdır?.. Daha neler.. Bokun kıvamı yoğun.. İnce bir tabaka.. Ovmadan çıkmayacak.. Sabun.. daha çok sabun.. kuzu.. beyaz.. boku.. yeşil.. açık.. sarı bir oğlan.. boynunda boncuklar.. neden bu kadar sarı bu oğlan.. düşüyor.. dizler yara.. ağlıyor..

Fatoş içi koyu pembe cam bir bardak uzatıyor.. Bu ne?.. Vişne suyu.. İç.. iç.. iç.. Ekşi..

Ahıra geri giriyorum.. Koca pençeli bir köpek.. kangala benziyor.. iri pençeleri çocuk cüssesine tezat.. komik duruyor.. yattığı yerden hareketli.. kalkıp zincirleri izin verdiğince dolanıyor.. o bana bakıyor.. ben beş santim yanındaki boşluğa.. yavaşça yaklaşıyorum.. heyecanı dinsin diye bekliyorum.. neden sonra oturuyor.. başı avcumun içinde.. kafatası sert.. genç tüyleri yumuşak, parmaklarım gıdıklanıyor.. pençesini uzatıyor.. el sıkışalım.. tanışalım.. iki iri pençe.. toprağın üstünde buluşuyor.. bir anlaşma.. bir sözleşme.. iki ayağının üzerine kalkıyor.. yetişkin olsa pençeleri omzuma gelirdi.. daha çocuk.. yavaşça dans eder gibi pençeleri avuçlarımda duruyoruz.. Yavaşça bırakıyorum pençelerini.. Yavaşça uzaklaşıyorum.. Yavaşça veda ediyorum.. Kırgın.. Bir hüzün.. Seni unutmayacağım diyorum.. Bu sana yetsin.. Hayır beni bir daha görmeyeceksin.. Ama neden üzülüyoruz ki?.. İnan bana.. Böylesi daha iyi?.. Sen zincirine bağlı.. sen zincirsiz.. sen bağlı.. zincir zincir büyüyeceksin burda.. Koyunlara kuzulara bekçilik edeceksin.. Tanıştık şimdi seninle.. Göz göze baktık.. El sıkıştık.. Dans ettik.. Bir şey değil mi bu?.. Çok şey değil mi?.. 

“Baba evimize gidelim.”

“Gidelim oğlum.”

“Momoyla Pabuyu özledim.”

“Ormanı da özledin mi?”

“Özlemedim.. İnekleri özledim..”

Köy evinde Suçi.. Derin sessizlik.. Ozan emiyor..

Köy evi.. Serin geniş bir tabut sanki.. Yaşam tuzu olmadan duvarlardan sızıyor..

Malasana.. Halının ipleri.. Serinliğin üstünde kayan avuç içleri.. Uyku böcekleri.. Hatmi çiçekleri..

Uttanasana.. Şu an şurda ölmek olur mu?..

Uddiyana..

Eskiz Defteri

Alican, Denizli 2022

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s