Pinarline – Yakalandım

Helloo Sangha! Tatilden okula/ofise dönüp neler oldu neler diye anlatanlara hep bayılırım, benimki pek öyle olmadı, zaten benim neler oldu neler diye anlatacağım tatillerde de hep sorunlu ve tatsız şeyler olurdu, sahi nerede bu tatilde başına süper şeyler gelen insanlar, sadece romanlarda mı? Belki bu yüzden Defne Hoca’nın Yitik Ülkesi’nde Noel hevesiyle kiliseye giden kızın öyküsünü çok sevdim. Hedefe vardıramadığımız şaşaalı yola çıkışlarımız ziyan olup gitmeyebilir böylece değil mi? Ben sonunda yakalandım, sobe dedi malum pandemi bey, iki yıldan fazla süredir kaçıp saklandığım halde nihayet beni yakaladı. Yakaladı da bitti gerçi korkusu… Yakaladığı andan itibaren içimde bir hastalığı iyi ağırlamak menkıbesi akıp gidiyor. Şikayet etmedim, ben şikayet etmedikçe belki de şanslıyım diye epey iyi geçindik. Zaten bu yeni varyant çok hırpalamıyor dediler belki beni şimdi yakalaması da bana hayatın geçtiği bir torpildir, kim bilir… Memnunum be sangha, bu son derece sıkıcı olaylar silsilesinden bile memnuniyetle geçmekteyim sanırım. Tabii ilk zamanlardaki gibi süründürse, herkese yaptıklarını yapsa bu kadar tuzu kuru bir memnuniyetim olamazdı ama aslında söylenecek sebeplerim de çok inan, insanın bir dünya maddi manevi koşulu bir araya getirip tatile çıkabildiği yurdum ekonomik koşullarında kim 4 günlük tatilinin 2 gününü hasta geçirmek ister? Ve yine de çok şükür çünkü en büyük korkum eve dönememek olmuştu. İşte bunlar hep Allah’ın garip kulunu sevindirme yöntemleridir, kulun unutulmadığını anladığı anlardır.

Biraz zihnimdeki düşünceleri takip edebilir hale gelince, instagram yerine buraya bu notu düşmek istedim ben de, geriye dönüp bakınca, başımda bu da geçti’nin izi burada dursun istedim. Bir nevi teşekkür olarak… Beni 10 saatlik (uzun molalardan ötürü) yola hazırlayan otel odasındaki yogamdı. Test sonucum çıktıktan sonraki sabah, öksürükten yatamayıp da koltukta sabahladığım o gecenin sabahı, ahlayıp vahlamadan kendiliğinden gelip bedenime yerleşen yine yoga oldu. Ağrıyan sırtım ve tutuk kuyruk sokumumu aldım resmen kısalmış ve tombik bacaklarımla biraz samapada biraz vaişaka hediye ettim, sonrası kendiliğinden geldi. Kısa ama kopuk olmayan bir akış. Nefes alabilmenin güzelliği, bir kilo olmuş başımla öne eğildiğimde, kurmastanada az ateşte bırakılmış kemikler. Ateşim çıkar mı korkusunu bahane edip daha bir sığındığım ikinci prelüd. Yoga ile başlayan sabah, benim için “her şey yolunda” sinyali. Bunu bir kez daha anladım. Tüm ev ahalisinin hasta olmasından ötürü, bayram sabahından başka her şeye benzeyen bayram sabahında, bedenime ve zihnime bayram yaptıran yoga. “Yogamı bile yapamadım” söylenmesi diye bir şey var mesela evden aceleyle çıkılmış sabahlarda, gün içinde zorlandığımda içimden geçiveren. Yogamı bile yaptırmayan koşullara yönelik bir hınç, “bile” çünkü iki elim kanda olsa rutinlerim rutinlerimdir. Kendiliğinden başlayan yavaş sabahların, yavaş akan günlerin içinde işte zihnimi sakinleştiren bir bayramdı tekrar tekrar buluşmak. Kemiklerimdeki tanıdık tıkırtılar, vajradaki bildik gerilim, işte evindesin dedi. Her şey yolunda, merak etme. Hatta bütün bedenimi davula şişiren ödem ayak parmaklarımda da olunca, çok sağlam bir suçi bonusu bile oldu.

Kendimi ittirerek girdiğim her ders, söylenerek yaptığım her balakrama, kendimi sakatlayacağım işte şimdi korkusu ile söylenip durduğum her asana… Hepsi şimdi anlamlı bir bütün gibi durdu karşımda sanki. O günlerde bunca zorlanıp devam ettiğim her şey şimdi kendiliğinden gelip “canım hastasın, iyi de uyuyamamışsın gel biraz rahatla” dedi ya da benim artık böyle bir şey duymaya çok ihtiyacım vardı ve böyle deniverdiğini varsaymak bana çok iyi geldi. Gerçekten dayanacak bir kaynak, bir omuz, biraz bırakabilecek bir yer somut ve canlı olarak karşımda durmadığında, o dayanağın içeriden bir kararlılıkla ve kendiliğinden çıkabilmesi sadece kocaman bir minnet uyandırdı içimde.

Bu yazıya başlarken aslında yakalanmadan önceki maceralarım ve karantinada fırsat bu fırsat deyip başladığım ödevimiz Avatar vardı gündemimde ama bir kez başlayınca, böyle uzun bir teşekkür çıktı.

Sadece buradaki yankısının anlamlı olacağını bildiğim bir yere bıraktım ben de bu teşekkürü.

Sevgilerimle,

Pinarline

Pinarline – Yakalandım” üzerine 3 yorum

  1. Derya dedi ki:

    Geçmiş olsun Pınar! “Yogamı bile yaptırmayan koşullara yönelik bir hınç”ı okurken aha! dedim. Gündemimde çokça düşünüyorum bunu çünkü. Yazacağım yankılarını sonra, biraz mesafe alınca. Üç günlük Mardin tatilinin iki gününde yatak döşek yatmıştım ben de. Güya yediğimdendi ama onca yoğun dağdan taştan kahverengiden sarsılmıştı yeşile maviye alışık bünye bence. Şikayetsiz geçirmeni örnek alayım.

    Liked by 3 people

  2. Kalemtıraş dedi ki:

    Sevgili Pınar çok geçmiş olsun. Tabi ben bu yazını bulana kadar aradan 3 hafta geçmiş. Umarım çoktan iyileşmişsindir. “Gerçekten dayanacak bir kaynak, bir omuz, biraz bırakabilecek bir yer somut ve canlı olarak karşımda durmadığında, o dayanağın içeriden bir kararlılıkla ve kendiliğinden çıkabilmesi sadece kocaman bir minnet uyandırdı içimde.” Bu cümleni çok sevdim. Belki çocukluğunu yalnız geçirmişler için tanıdık bir yerdir yoga. Büyürken unutulan ve sonra tekrar bulunan bir yuva, kendine ait bir oda gibi… Yine yaz. Lütfen yaz.

    Liked by 2 people

    • pinarline dedi ki:

      Defne Hocam, teşekkür ederim, iyileştim çok şükür. Sanırım tam da dediğiniz gibi okula başlayana hep büyüklerle vakit geçirmiş ve kendi kendine de çok oyun kurmuş bir tek çocuk için o kavuşma yeri yoga. İyi ki o yuvaya gidiş yolunu gösterenler var ❤

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s