Simay – Gün 6

Merhaba Şanga,

Tam 6:50’de sıçrayarak uyandım bugün. Yataktan birden sıçramaktansa, yavaşça kalkmayı tercih ederdim tabii. 6’da snooze’a bastığımı hatırlıyorum sonra da derin uyumuşum. 2 saat uyumuşumdur dedim. Neyse ki değilmiş. 8’i biraz geçsin, güneş vurmaya başlıyor verandaya.

Sadece güneş değil tabii konuşmaya başlayan. Sesler de sıklaşıyor. Sağ olsun kulaklarım çok hassas olduğundan bölünmek kolaylaşıyor. Ferahlık, bütün duyularımdan yavaş yavaş çekiyor kendini.

Aslında insanlar geçerken de yapmak istemezdim. Kendimi izliyorum da bunu da eskisinden daha az umursuyorum neyse ki. Kendini daha derin izleyebildikçe insan daha yargısızlanıyor başkasının da beni izleyip izlememesi önemini kaybediyor sanırım.

Kılın tekiyim Şanga ben. Bunun dualitesinde çok duyarlı ve kapsayıcıyım da gerçi ayıp olmasın bana. Anaçlar en sıkıntılı gıcıklardır zaten. İç ve dış dünyası arasında dengelenememiş her hassas ya kıldır ya da hep kendini suçlar (zaten bu da kendine gıcıklık olur). Bendeki hassaslık hem tensel hem işitsel hem de duygusal bir hassaslık. Bir uyaran beni çok uyarabiliyor.

Bebekliğimden beri sese karşı çok duyarlıy-mış-ım misal. Ufak bir ses çıksın delirirmişim. Şimdi de sabah uyanır uyanmaz ya da gece uyumadan önceleri duyduğum -özellikle dijital cihazlardan çıkma- sesler de kafamı tırmalıyor. Keza, televizyon karşısında uyumak da kafana sıkmak gibi bir şey bence… de tabii 83 yaşındaki kadına da ‘Artık uykun gelince televizyonu kapatıyoruz küçük hanım, televizyon sesi arkadaşın değil hem zararlı kendinden kaçmayı bırak ve 66 senedir biriktirdiğin travmalarınla yüzleş‘ diyemem.

Bu çaresizlik çok güzel işte. Tahammüle eğitiliyorum. Bunu susmak ve amaaan ne olacaksa olsun demek Vaishakası. Hatta onu bile dememek. ‘Neyse o!’ aslında değil mi? Uyaranlar boğazımdaki bir gıcık gibi de olsa onlar aklımın boğazına yapıştığında bir kez öksürürsem partikülleri bütün akıl yollarıma dağılıyor. Daha çok öksürtüyor bu da. İnsan böyle gıcıklaşıyor sanırım. Oysa bir kez yutkunmak, tüm bu kargaşamdan geri tutuyor beni. Beni benden daha âlâ uyaran mı var zaten…

Kötü söz de iyi söz de uyaran da kendinin olsun. Gıcıklaşınca çok gıcık oluyorum çünkü.

Kuşadası esmeye başladı Şanga,
Anneannemin pembeye solmuş Türk bayrağını ilk defa bu kadar havalanmış gördüm oh.
Ahh’ı olduğu kadar ohh’u da yutkunayım,

Buralardan oralara tatlı esintiler,
Sevgiler,
Simay.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s