Simay – Gün 7: Gün Raptiyesi, Kedi ve Yumak

Merhaba Sevgili Şanga,

Günler nasıl geçiyor değil mi..? Günüme bir sancak direği dikmezsem savrulup gidiyor her şey bende. Bundan, her gün kendi içinde gelişebilen bir şey deneyimlemek ve onun üzerinde durmak, açmak bayrağımı, şöyle öne gelen saçlarımı ellerimle aralar gibi aralıyor günü (bu mu günyüzü dedikleri?). Ne varmış, ne olacakmış yaşamamı sağlıyor. Bu direk, hem mental hem fiziksel anlamda Yogamla dikiliyor (bence materyal dünyada ruhun tutulabilir tanımı, bunların dengesiyle çıkan şey). Yoga gün denen bayrağın sancağını ve gün içinde dalgalanan beni bir noktada tutuyor. Etrafta savrulup gidecek bir kumaş parçası olacak şeyler oturaklanıyor. Bu yüzden gündüz hadi gel bayrak açalım demek, her gün bunun için uyanmam artık diğer her şeyden daha elzem. Benden de çıktı gibi artık. Belki yine karıştırırım bugün neydi, bugünün adı cumartesi mesela. Fakat, güne kendi rengini veren -özellikle de İstanbul’da olmadığım için- Yoga. İşte bugünü alıyorum, Yoga ile hayatın Simay mantar panosuna raptiyeleyebiliyorum. Ne yazılacaksa yazılır artık, kendime olabildiğince yeni bir post it, alabildiğince açık bir yerde bir direk hediye etmek kendime olan görevim olmalı. Yapmadığımda ne olduğunu gördüm. Kendime bunu yapmamak akıl karı gelmiyor. Hatta hayatta tek emin olduğum şey, Yoga yapmam gerektiği bile derim.

Evvelsi gece anneannemle sohbet koyulaştı, 1:30 gibi uyumuştum sanırım, 5 saatten biraz fazla uyudum. Dün gece ise kendimle muhabbet koyulaştı, bulandı, sarstı. 3:30 gibi uyudum. 7’de uyandım. Buna biraz çekidüzen göstermem gerek artık. Ağlayıp durduğum için şiir yazmam gerekti. Biraz yazınca sakinleştim. En sevdiğim söz yazarlarına ve müzisyenlerin çoğuna baktığımda aslında ‘her şeyi halletmiş’ olmuyorlar. Halletmek ne ki zaten. Halledemediklerini çok güzel ifade ediyorlar fakat… Öyle güzel ifade ediyorlar ki oh diyorsun ne güzel bir halledemeyiş bu! Artık hal ve edemeyiş ortadan kalkmış şarkıda. Hal, kendinden çıkmış harmoni ile hemhal olmuş. Bu da bir hallediş değil mi zaten? Çok fazla hallediş deyince anlamsız geldi şimdi. Semantik doygunluk diyorlar bu anlamsızlığa. İşte, ben ufak tefek yumakları alıp da onların sadece roller coaster aklımın oyuncakları olduğunu unutup, etrafıma sarıp, sonra da düğümlenip hareketsiz kalıyorum. Oyuncak insanı etkisizleştirmemeli ki. Aktifleştirmeli, keyif vermeli. Keza her şey de bundan, oyuncak yapılmamalı. Bu semantik yumaklara takılan sivrilmiş tırnaklarım ve iplere karışmışlığımla hüzünlü miyavlamalarım doygunluğa ulaşır mı peki?

Zaman içinde anlamlarla ilişkim değişir ancak. Yumakla bir şarkı ya da şiir için oynasam bile tırnaklarımı törpüler sebatla Yogam, fazla takılmam, takılamam. Bazı yumaklara da dokunmamam gerektiğini anlarım. Yumağa bakıp ‘he iyi yumak işte’ diyebilirim -gibi geliyor. Neyse. Ben ne biliyorum ki. Hiçbir şey bilmiyorum Şanga. Her şey kendini biliyor zaten. Ben teşbih eyleyim, şiir yazayım, gitar çalayım mızıka çalayım. Göğsümde gerçek bir ferahlığı sadece bunlar sağlıyor. Veee…

dalgalan sen de Şangan gibi ey şanslı Simay diyen Yogam

Teşekkürler Şangacım,
Selamlar, sabahlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s