Simay – Gün 8: Yalnızlık ve Tek Başına Görünmek

Merhaba Şanga,

Bugün 7:10 gibi başladı Yogam. Oysa 23:00 gibi uyumuştum. Gece sanıyorsam 4:00 sularında cin gibi uyanmıştım. İhtiyacım var günlerdir az uyuyorum diye geri uyudum. Açıkçası çok uyuyunca, 6 saatten fazla, dinlenmeye ihtiyacım asıl o zaman oluyor.

Dün ilk defa karkottakada kertenkeleyi anlamaya başladığımı fark ettim. Minik bi kertenkele. En çok bu karkot, upavishtakonasana ve sarpada zihnim devreye giriyor. Sarpa tam boğazımın oraya geldiğinde takılıyor. Bir de belimde sanırım. Yerde sarpa yaparken okay. Ayaktakinde dalgamı sekteye uğratan bir şey var. Zamanla aşınır herhalde bakalım.

Defne Hoca’nın bugünkü mektubunu okudum. Yazayım diye girip onla karşılaştım. Ben de kendi yalnızlık tanımımdan bahsedeyim madem. Henüz yeni yeni algılayabiliyorum bunun ne olduğunu bakayım neymiş kelimesi.

Sadece tek başına olunca yalnız kalamıyor insan. Fiziksel olarak belli olan bir şey değil. Yalnız, yalın us yani. Ne kadar dingin kalabiliyor ki zihnimiz kendi sesimizi, sezgimizi duyalım. Kimisinde vardır belki. Tek çocuklar daha kolay yalnız kalabilir belki misal. Usun yalnızlığını en çok bölen, karşılaştırılmak, beklentiler ve bunların hepsine cevap vermeye yerine getirmeye çalışmak. 2. çocuk olunca da bir karşılaştırılmalı düzene doğuyorsun.

Kimse yapmasa bile, bizzat bu tuzağa düşmen daha basit. Usun saflığı da bi tık daha zor. Büyük kardeşin bir de hoşuna giden ve hoşa giden bir tipse, onu izlemek, örnek almak derken, onun keşfedişini keşfediyorsun. Peki kendini? Onun özel ders aldığı hocanın iyi olduğunu. Hazırda iyi bir matematik hocası olduğunu. Sana da iyi geleceğini. Kazandığı teknik üniversitenin aileni mutlu ettiğini. E iyi madem, sen de oraya git. Yapılmışı var. Sanki bir aileye bir keşif yeter gibi. Nedense birilerini mutlu etmek çok önemli geldi bana hep. Hassasım işte’nin arkasına da sığınılmaz. Hassas kendine hassas değilse o terazi illaki şaşar, gerçeği göstermez. Histerik olur, duyarlı değil. Bir gün uzattığı eli, diğer gün diken olur.

Elbet, bunlar görüngüler. Herkes kendi hayatına doğmuş. Bilmiyorum, doğarken imzaladığımız kontrattan ya da kaderden bahsediyorlar. Bunlar bilinebilir mi ki. Keder ne biliyorum ama. Hayıflanmak, olmayacağa, kendinden başkasına yanlamaya çalışmak keder. Bunlarla ömür geçebilir de ama keşfi ve deneyimin hatırını saymak, ara ara gelebilen kederi bile kıymetlendiriyor.

Şimdi tek başına oturuyorum sahilde Şanga. Yalnız mısın Simay? diye sordum kendime. Yalın bir us muyum ben şimdi burada? Cevabını veremeyeceğim galiba. Fakat, soruyu anlamam bile bir şey. Sorabilmem bile. Aziz Nesin gibi gezmem kafi. Simay Nesin?

Sevgiler Şanga,

Issız bir us olmaktansa, önümdeki dalgalı ussuz denize bakıp sana yazmak güzel.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s