Defne_ Yuvamız Yalnızlık

1960’lı yıllarda Atina. Kaynak: https://gr.pinterest.com/pin/764274999237321842/

Sevgili Sangacım,

Bir ilk dördün mektubu kaleme almaya oturdum. Umarım iyisindir. Afiyette ve hatta tatildesindir. Ben Atina’dayım. Hava sıcaklığı 32 santigrat derece. Sokaklar bommmmboş. Günlerden pazar. Aylardan Ağustos. Atinalı kalmaz şehirde. Şehirde bir tek biz göçmenler, ekspatlar ve mülteciler kalır. Ulan turistler bile adalara gitmiş, dedi Bey dün. Barbaros Bulvarı gibi bir caddede beşinci vitese taktım arabayı. Öyle bir boşluk. Yarından tezi yok, kahveler, lokantalar, mahalle bakkalı ve manavı da kapanacak. Aslında bugün pazar olduğuna göre resmen kapandılar. İki haftalık milli tatil. Atina’nın en zor zamanı bana sorarsanız. Oysa biz bayramlarda İstanbul’u severiz değil mi? Aynı şey diye düşünüyorum. Hayır aynı şey değil. Kahvelerin kapalı olması, sokakların tekinsiz ıssızlığı… Aynı şey değil. Hiç değil. Kahvelerin kapanması ne demek arkadaşım! Onlara sorsanız eh biz ne zaman tatili yapacağız. İyi ki yüzlerce ada var. Yoksa yılın sadece iki haftasında tüm bir ülkenin nüfusunu nasıl sığdıracaklardı?

Bu sene Bey’e dedim ki, beni hiç bir kuvvet 9-25 Ağustos arasındaki o yapayalnız zamanda Atina’da tutamaz. Madem deniz tatili yapamıyoruz (Bey çok hassas, 15 Eylül’den önce sayfiye yerlerin sıcağına dayanamıyor. 8 klimayla iç mekanda yaşıyor) o zaman Büyükada’ya gidelim. Olur dedi. Oysa Haziran’da iki, Temmuz’da bir defa adaya gitmiştik zaten. Haftaya pazar yine gidiyoruz… Çünkü şehrin yalnızlığı bana kendi yalnızlığımı hatırlatıyor. Yalnızlığımı hatırlayınca pişmanlıklar beraberinde geliyor. Yalnızım çünkü ülkemden uzak bir yerde yaşamayı ben seçtim diyorum mesela. İnstagrama baksanız millet deniz kenarlarında vur patlasın çal oynasın. Onlar da kendilerini yalnız hissediyorlar mı acaba? Başka bir yerde olmalıydım ben diyorlar mı? Mutsuzluğu da tatile getiriyorlar mı? Yalnızlık insanlarla beraber olunca geçen bir şey değil. Bunu yıllar önce keşfedince kendimi çok tebrik etmiştim. Aksine eğer kendinizi o gün yalnız hissediyorsanız insanlarla buluşmak bir işe yaramıyor. Doyurmuyor sizi. Daha beter yalnızlık çekip üzülüyorsunuz hatta. Yalnızlık meşgale ile ilgili bir şey. Elinizde bir iş varsa, o iş sizi doyuruyorsa ziyarete gelmiyor. Eliniz o gün o işe değmediyse, “boş” işler peşinde saatler geçtiyse karşıdan tam gaz gelen bir kamyon gibi vurabiliyor sizi. Yani bana öyle geliyor. O bir daha vurdu mu da, etrafınızda ne kadar yalnızlık metaforu olarak kullanılacak unsur varsa onlar kara deliğe çekilen cisimler gibi duygu dünyasınıza doluyorlar. Atina’nın boş sokakları mesela, instagramdaki uzun dost sofraları, ne yesen bir türlü karnını doyurmayan öğünler gibi.

O zaman mektup yazmalı…

Başka şeyler de var bu aralar beni besleyen, doyuran. Onları size anlatmalı. Abdulrazak Gurnah’nın Deniz Kenarında kitabını okuyorum. Bu kadar mı tatlı olur, bu kadar mı derinlikli… Elimden bırakamıyorum. Bırakamadığım zamanlarda Storytel’den dinliyorum. Dinlerken parkta yürüyorum. Sabah çok erken ya da akşam 7’den sonra ancak sokağa çıkabiliyoruz. Beliz Güçbilmez’in “Yeniden Yazıyoruz” diye bir seminerine gidiyorum. Bir takım öyküleri, Hamlet’i, Oidipus’u yeniden yazıyoruz, geceleri Bey ile yatağa çekilip Zeytin Ağacı’nı izliyoruz. Her çarşamba ve cumartesi semt pazarına gidiyorum. (onlar da bu haftadan sonra tatile girecekler) Taze ve denizden çekilmiş balık alıp fırında pişiriyorum. Karbonhidratları azaltıp proteinleri arttırdığım için hafifliyorum.

Yalnızlık, malum yazarın yuvasıdır. Çok da kaçınmamalı. Tek çocuklardan yazar çıkar demişti bir ukala eski sevgilim zamanında. Aslında haklıydı. Siz sevgili yalnız ruhlar? Sizler nasılsınız bu aralar? İnstagramdaki o uzun sofralarda mısınız yoksa bir pencereden boş bir şehrin hayaletine mi bakıyorsunuz? Haydi yazın azıcık da hatırlayalım, neydi, nasıldı bir sangaya ait olmak…

Sevgiler,

Defne.

Defne_ Yuvamız Yalnızlık” üzerine 10 yorum

  1. Ozgurce dedi ki:

    Sevgili Hocam, elimde”Yaz Sıcagı” kitabiniz ayni adli %80 nemli boğucu havanin içinde vakur yalnızlarız Şarlo ile😊
    Yalnız olmadığımı hissetmek cok güven veriyor bana.
    Sesinizi duymak güzeldi. Sevgiler size ve Sanga’ya🥰

    Liked by 5 people

  2. mutlutesadüfler dedi ki:

    Defne hocam ne güzel anlatmışsınız yine gözümde baya bi fotoğraf kareleri canlandı. Ben geçtiğimiz bayramdan beri böyle bir haldeyim. Ev ve stüdyo arası mekik dokuyup İzmir sıcağında asla ve kat’a zorunlu kalmadıkça dışarı çıkmıyorum. Hoş şu an Adana’dayım tatile gelmedim 🙂 yarın dönüyorum. Yalnızlar rıhtımındayım uzunca bir süredir. Bu hal iki üç ay öncesine kadar baya ağır geliyordu bana. Üstüme çöken ağır kara bir bulut gibi. Melankolik hallere girip çıkıyordum. Bazen de içinden çıkamadığım cevapsız sorularla kalakalıyordum. Sonra çok çok yalnız kaldım evde tek başıma. Bir tek Lola yanımda. Onun da dili yok konuşsun 🙂 günlerce kimseyle konuşmadığım inziva gibi yaşadığım günler oldu. Baktım benim yalnızlık diye tanımladığım şey yine bir ilüzyon. Keyif almaya başladım bu halden. Yalnız’lığı nasıl tanımlamalı onu da bilmiyorum artık. Ben kendimleyim diyorum mesela. Kendimle de hemhal miyim? Bunu deneyimliyorum. Şimdilik iyi gidiyor gibiyim. Belki düşerim yine belki uğrarım rıhtıma. Kim bilir? Hayat bu. Bende durumlar böyle. Yazdıklarınızı derinden hissettim. Yalnız değilsiniz bakın biz varız dicem ama bunun da yalnızlar için çok boş bir cümle olduğunu da yazmadan geçemeyeceğim. Sevgimle P.B

    Liked by 3 people

  3. pinarline dedi ki:

    Cumartesi ve pazarım aynıydı hatta cumartesim biraz ağrılı ve sancılıydı çadırdan mütevellit ve fakat cumartesi keyifle şakıyan kalbim bu Pazar günü durduk yere patladı. Hani tekerleğin ezdiği top patlar ama bir tarafından bakınca yolda yürürken sanki küçük top gibi görünür ama yakınına gidince patlak olduğu anlaşılır sönüp yere yapışmış yarısından öyle patladı. Bu nedenini bana henüz açık etmeyen patlamanın içinde küçük “şükür moment”lardan” ama hala geçmiyor bu his” söylemelerine savrulup durdum. Hatta bu gelen melankoliyse iyi ağırlayayim diye şarkılar açtım da tribe giremeyip sürekli şarkı değiştirdim sonunda sıkıntıdan melankolimsi şey bile çekip gitti. Buraya geldim, baya uykumu beklerken, Simay yazmış diye sevindim onu okurken sizin yazmış olduğunuz müjdesini ondan aldim ve o kadar da sıkıcı olmamaya başladı bu sıkılmalar Defne Hocam. Tüm tek cocuklar yazar olur mu bilmem ama bazen tek cocuklar bile kendini avutacak araclari tüketmiş olabiliyor. Beş saat bulutlara bakarim öyle mis gibi otururum’dan hiçbir yere sigamaz hale gelebiliyor ve evet böyle zamanlarda birini aramak faydasiz, arkadaşlarla buluşmak büyük hata. Sıkılma saatimin geldiğini kabul edip oturup geçmesini bekliyorum sakince, neyse ki tek sıkılan ben değilmişim 🙂

    Liked by 2 people

  4. aynuryilmaz dedi ki:

    Benimkisi de yaz yalnızlığı… Üç senedir ” tatil” yapmamıs olmam gerçeği bir tarafta; bu yaz da öyle tatlı tatlı mekanlarda arkadaş sohbetleri ve sosyalleşmeden nasibini almadan tez odakli, ama bir yandan da maddi kaygıları sorun olmaktan çıkarma çabası içinde, ve evet instagramda ki fotoğrafları görüp, dayanamayıp artık instagrami da rafa kaldirmis olarak geçiyor… Hala bir umut, sonbaharı güzel geçirebilmeyi hayal ediyorum..

    Liked by 2 people

  5. Bahar dedi ki:

    Balık dostum,
    6 gündür evde çektiğimiz yalnızlık yürek boyu.
    Zorla gelip dostumuz olan Eflatun, çekti gitti.
    Ulu Manitu,ben, Aristo, Kant
    Göz göze gelmemek için çaba gösteriyoruz.
    Gel artık sevimli dostumuz.😔Ne olur gel.

    Beğen

  6. Derya dedi ki:

    Ah be hocam.. Haftalardır insan üstü bir tempo gerektiren yoğunlukta meşgalem var. Gün içinde yalnızlığımı hissettirecek fırsat olmuyor. Buna şükür. Ama geceler? Geceleri, yalnızlığı haykıran bilinçaltımızı ne yapacağız? O size yazmalara doyamadığım güya muhteşem yeni sevgilinin ileri düzey narsist çıkıp beni yaralayarak sevgililikten çıkmasından beri üzüntü, daha ziyade korku, endişe, öfke ve evet yalnızlık hissi ile uykum bölünüyor. Bu histen gündüz zorunlu kaçış varsa da, çok yoğunsa geceleri en hassas, savunmasız zamanımda kendini belli ediyor. Belki meşgalemin azalıp gün içinde bu hisle hakkınca yüzleşmem gerekiyordur, o zaman “ee benle ne zaman ilgileneceksin?” diye geceleri uykumu bölmez. “Gündüz bir şekilde zaman geçiyor ama inssn gece oldu mu yalnız hissediyor” derdi cici anneannem. Kocası öldüğünden beri yani. O zamanlar anlamazdım. Gündüz yalnızlığı ile gece yalnızlığı farklıymış meğer. Gece nedense daha bir koyuyor. Amaan amma depresif yorum yazdım. Gece 3te uyanıp yazdım ne de olsa. Ama göndercem. Yalnız değilim. Sangam ver. Yine yazmaya başlamış. Kalp.

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s