Simay – Gün 9: Güneş aleykümselamlama ve michelangelo traşı

Merhaba Şanga,

7:20 – Suchi

Belli ki ilk selamı güneşe ben çakıp da ondan önce uyanmıyorum, o zaman güneş aleykümselamlıyorum esprisiyle uyandım bugün. Rüyamda saçlarının tepesi dökülmüş bir adam gördüm ‘Hatha yani’ diyordu. Ben de ‘evet Hatha’ diyordum. Rüyam bu kadar. Bayılıyorum rüya görmeye. Yorumlamaya, not almaya. Arkadaşlarıma da rüyalarını anlattırıyorum yorumluyorum. Bana yorum olsun zaten bir şeyleri birleştirmeye, kahve falı bakmak falan of of. Neyse uyanıp aşağı inerken Shadow kitabını aldım yanıma refleks olarak. Kapaktaki Hathayı görünce hatırladım. Hatha yani? -Aynen Hatha tabii, ne olacaktı başka.

Gün 9, 9 olmasına da vücudumda ağrılarla uyanıyorum böyle hep hamım hala ısrarla hamım. Hayırlısı diyor ve kendimi kilime alıyoruz. Yine sarpada delicesine takıldım. Gün ortasında bi sarpa yapayım dediğimde -sarpanın sarpa olduğunu shadow diye bir yoga oldugunu bilmezken de kıvırmayı severdim öyle içimden geliyor- oluyor yani baya dalga dalga böyle. Bu, gün ortasında da denedim. Yine kesilmedim. Danstayken her şey birbirine giriyor fakat. Nedeni nasılı içime gelsin bakalım. Bunu da susuyoruz.

Bende bir duruş bozukluğu var Şanga. Vardı daha doğrusu. Sol boynumun altında bi sıkışma her doktor ayrı bi şey söyleyip hareket vermişti. 3-5 gün yapıp bıraktığım hareketleri tabii. Fibromiyaljidir yok sinir sıkışması, kas asimetrisi bilmem ne dönmesi. Yürürken duruşumu kontrol ederdim. Dışarıdan bir etkiyle insan dik durmaya çalışınca olmuyor tabi. Kendini kasıyorsun. Defne Hoca bırak bırak diyor ya. O refleksif nasıl yürüyorum sorusu yine geliyor. Süper yürüyosum Simay bi tur daha at dedim bugün. Minik bi tutmuşluğum vardı onu da kollarımdan aşağı bıraktım. Bir de kaş çatmam var. Ayça Hoca’dan ilk duyduğum için aklıma onu getiriyor hep ‘yüzünüzü serbest bırakın bu doğal bir gülümseme getirecek’ onu da bırakıyorum. Oh. Komşuyla da göz göze geldim doğal gülümsememle. Hafif kafa eğmeli yaşlı selamı yaptım. Herkes yaşlı burada. El sallıyor ama genelde. Benim yaşlı selamım hafif kafa eğip göz kaparken gülümsemeli.

Neyse işte, bırak diyorduk. Böyle bırak bırak onu da bırak, kendini tutma onu da bırak derken Michelangelo geldi aklıma. Ne alaka? Buna sormuşlar ya hani nası yapıyorsun bu heykelleri diye, o da ‘taşın içinde bu var zaten ben fazlalıkları atıyorum’ demiş. Gerçekten yapıyor bu traşı yani. Haklı da. Bizim taşlar da kabuk. Kırılıyor kırılıyor, Bırakıyoruz düşüyor. Zaten içinde var bi güzellik. Bu alakaymış.

Traşa devam, gölgeye selam Şangam.

Buraya da batışının yarısına yetişilebilinmiş bir güneş bırakıyorum. Aleykümselamı olduğu kadar eyvallahı da olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s