Pınarlıne – Bal Gibi Olur

Selam Sanga,

He yo selamı değil, “Selam size büyük durumlar doruk anlar”dan gelen bir selam. Yazarsam geçer, sence içi boş bir ümit midir Sanga?

Sıkıntının doğuş anında doğduğu yeri bilmiyorum, sadece olaylar gelişip, bir yere varınca, retrospektif anlamlandırma yapabiliyorum. Belki de o kadar bağlantılı değil ama derdim anlamlandırmak da değil. Çok zor denebilecek ve aslında somut bir zorluğu görece az bulunan ve yine de karmaşık iki günden sonra burdayım. Düşüncelerimi ve duygularımı dans ettirdim dün yogamda, başladı ve bitti, bilmiyorum, farkında bile değildim, yoga değildi demek. Kalbim ağzımdan çıkacak gibiydi, bütün gece uyumamıştım ve bittiğinde bir minik nefeslik aralık vardı sanki göğüs kafesimde. Bugün ise anca yere oturduğumda biraz duruldu düşünceler, duygular. Kollarım nefesimle aşağı indikçe, havada uçuşanlar da yere doğru yerleşti. Göğüs kafesimde kocaman atlar koştu, tozu dumana kattı, duman boyumu aştı da anca tekrar yere iniyor gibi oldu. Gözlerimi kapatırken, Pınar’ın sesi içimde yankılandı, gözümüz açık yapıyorduk, iyi ki de hatırladım, yoksa yine içeriye dönüp kaybolabilirdim. Böyle zamanlarda gözün açık olması ruminasyonu ne kadar da azaltıyor, yeni anladım.

Kendi “olmaz”larımı görüyorum, ne kadar olmaz dediğin varsa içinde, ama kırılmaktan korktuğun ama ayıplanmaktan korktuğun için al onların hepsini Sanga, hep bir anda başından aşağı boca etmişsin gibi düşün. Bir tarafım ihtimallere açık, dizimi yerden altından kağıt geçebilecek kadar canlı bir şekilde kaldırıp tutabildiğimde bu genellikle milisaniyeler olup yere düşerdi ilk zamanlar, sonra daha uzun süre durmaya başladı. Buraya kadar kendimi getirdim, geliştirdim, çalıştım, didindim evet. Bir de eşi var ama sağ dizim. Sağ o kadar iyi duramıyordu, hatta hiç kalkmıyordu, sol ayağın ve sol ayak bileğinin yerle ilişkisi pek çalışarak olacak gibi değildi, orası hep zayıf halka gibi. Olsun dedim kalan sollar benimdir, solla pekiştik, sağ ayak yere sağlam basıyor, sağ bilek ve diz hizasını Da Vinci görse aşık olur. Sol ayak, boşver. Bu sabah bir an geldi, sol ayak da denemek istiyor, biraz yük verirsen bükülmeden, dizin yana açılmadan bulurum o hizayı diyor.

Bulamazsan peki sol ayağım? Ya burkulursan, ya sağ ayağımdaki dengeyi de bozacak kadar sarsarsan, ya düşersem? Ya seni yanlış anladıysam sol ayağım? Ya bu sadece benim ittirmemse, belki de sen hiç güçlü kuvvetli bir şekilde o yere basmak istemiyorsan? Ya ben sağ dizimin altından da kağıt fırlatsalar geçer gazına geliyorsam ama sağ dizimin bundan haberi bile yoksa? Hem insanın sağı ile solunda esneklik, güç filan hep birebir olur mu, ya boşa heves ediyorsam? Bu yaştan sonra bu bacak burada böyle ya gerçekten hayatta durmazsa? Bi de ben salak gibi çabaladığımla kalırsam? Ya karkottakadan dönerken seni yarım ayak boyu geriye koyar da yanlışlıkla dizimi sakatlarsam? Durduk yere yamulursam naparım?

Bir tarafta en kötü ne olabilirler, bir tarafta hayatta olmazlar. Bunun ortasını bulmak ne zor Sanga. Kötüyü düşünüp çağırma derler, iyiyi düşününce ya çağıramazsam Sanga? İçimin kasetçalarını son ses açıp sarı tarlaların içinden geçmek istiyorum, olmazlarımı duymamak için olur olur bal gibi olurları çalmak istiyorum. Olmazları alıp biraz sarılsam belki daha kolay olur, şu işlerim bi bitsin, önce oradan başlayacağım, söz Sanga.

“Selam size büyük durumlar, doruk anlar
Dağ görgüsü kazanır Ağrı’yı bir kez görse de kişi
Marmara’dan yirmi yılda çıkaramayacağı gerçeği
Okyanusu beş dakika seyretmekle kavrar”

Pınarlıne – Bal Gibi Olur” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s