Simay – Ey 5 Adımlık Kırmızı Çadır Ben Senin Tüm Arka Bahçelerini Gördüm

Bir öyle bir böyle hissetmek, istasyonuyla oynayıp durulan bir radyoyu dinlemek gibi değil mi Şanga? Eline vurası geliyor şoförün ‘bi dur başım şişti’. Sana yazdığım için mi fark ediyorum daha çok, kendimle kaldığım için mi? Anneanneme ara ara gelen yaşamama isteği yüzünden mi? Ah’layıp uf’lanmalarından mı günde 30 kere, belki her adımında? Belki de kurcalanıp durmaktandır. Belki de sessizlik öncesi fırtına.

12. günümden sonraki gün Dolunay diye Yoga’ya kalkmadım. Uyandım. Anneanneme dedim ki bugün ben evden çıkmayacağım. Neden? Ezberden. Yogiler çünkü Dolunay’da mağaralarına çekilirlermiş. Pınar Hoca öyle demişti. Ben de kaşlarım çatık, Cuma günü ilk kelimelerim olarak bunu sarf ettim. Anneannem darmadağın oldu tabii yüzünden anladım allak bullak. Ama ben 12 gündür aralıksız Yoga yapan biri olarak öhö öhöm yani, bi üst kattaki(?) mağarama çekilmeyi uygun gördüm. Çekildim sonra ilk düşündüm düşündüm. Sonra çekildiklerimle şarkı yaptım. Öhöm suda çözünmeye başladı. Sonra aşağıya indim. Baktım anneannem her zamanki koltuğunda her zamanki nefestenbozma horultusuyla uyuyor. Kafamda demin çaldığım şarkı çalıyor. Bu radyoyu değiştiren yok. Sonra uyandı galiba. Büyük bi mutsuzlukla bana bakmıyor ama biliyorum ki gözleri hariç her şeyi bende. Anneanne akşam yemeği yemeyecek misin saat 5 olmuş. Yok dedi. İştahı yokmuş. Onun da çatılmış kaşları çoğu yaşlının favorisi olan tv8 ekranıyla çözünmeye başladı. Fark ettim ki o an, benim Dolunay’ım anneannemin çatık kaşları. O nebalet hali. Benim mağaraya çekeceğim şey bu olmalı. En azından biraz daha bu. Verandaya gittim sonra. Yarım saat sonra yanıma geldi. Bazısını 7 bazısını 5 bazısını 3 kez dinlediğim hikayelerini anlattı. Israrla sordukça bazı ilk kez dinlediğim hikayelerin hakkını kazandım. Dolunay’ım gülümsemeye başladı. Sonra içeri gitti.

Yanımdaki plastik sandalye boşaldı. -Ay boşlukta esprisi.

Dolunay olunca insanın üzerine güneş gibi doğuyor. Gitmedim verandadan. 1’e kadar falan. Baya şey geçti aklımdan izledim. Tek bi şey geçip gitmedi aklımdan. Kalbimi kırmışım çok kendimin. İnsan kendi gönlünü nasıl alır Şanga?

Dün kırmızı çadıra girecek olduğumdan şüphelendim, çeşitli çadır emareleri, çeşitli pembe fısıltılar belli belirsiz.

Bu sabah Kuşadası merkezli deprem oldu. Yatakta düşünüyordum öyle. 6:30’da yatak büküldü geri geldi bi garip. Sarsılma değil de buruşma gibi. Evet çadıra da girmişim bu arada. Nedense Nilgün Marmara kolajı yapmak istedi aklım şöyle dedi: Ey 5 adımlık kırmızı çadır, ben senin tüm arka bahçelerini gördüm.

Geçen sefer 9 günlük bir kamptı. Bakalım bu kez ne kadar sürecek.

Şimdi de karşınızda; karşımda yeni batmış bi güneş, ayağımda ılık kumlar, kulağımda da bi şarkı duruyorum. Sana da yapıştırayım hatta. Bulunduğu albümün adı ‘Visions of Selam’mış şarkının. Tatlı.

https://open.spotify.com/track/5ofN2feIdOF6D7bMb9fP07?si=QzgEDCX-RO2KdxvmHG4GEw

Aynen, Selam Şanga ya, Selam denmemiş

Görüşürüz de,

Simay.

Simay – Ey 5 Adımlık Kırmızı Çadır Ben Senin Tüm Arka Bahçelerini Gördüm” üzerine 4 yorum

  1. meltemkuttas dedi ki:

    Simay tatlım, tatlı albümden aşina tınılar ılık ılık esti rüzgarla.. yazın gözümde canlandı.. gülümseyen dolunaya, batan güneşe, içindeki iklime, boşalan koltuğa, verandaya, Nilgün Marmara’ya, anneanneye selam olsun✨

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s