Simay – Şöyle Uzandı Zerdüşt

Şanga, ne garip bir dünya bu be. Bütün anlamlar birbirine karışmış birbirine bulanmış, birbirini bunaltmış, bunamış öyle ne dediğini bilmeden körgöz aynı şeyi söylüyor. Şöyle sankince duranı vazgeçmiş sanıyor insan. Oysa oturduğu yerden koca dünyayı en tepesinden görecek kadar bütün belki o? Bağıranı edeni, hak arıyor aktive ediyor kendini sanıyorsun, yürü be aktivist diyorsun. Karşısına oturuyorsun merak ediyorsun hani güçlü(?) ya. Sen hiçbir şey demeden dikenine değiyorsun. Tek kişilik bir kavganın karşısında kalakalıyorsun öyle. Bunun bilimsel bir dayanağı yok yalnız biloloppop bilipop da bilipip diyorlar, görüyorsun ki aslında kendine ‘bilim insanı’ dese de o insanı anlamak istemiyor ki, o ezberlemek istiyor her şeyi. Kitabın içinden konuşmak istiyor. Kitabı kapatsa bir hiç. Teorisyenler arasına onu alsın ‘en büyük bilim insanı bizim bilim insanı’ diye zıplatırken her havaya atıldığında o da havaya bir şeyler sallasın. İnanılmayacak olana inanmaya çalışmasa bilim hangi icad olurdu ki? İlim kapsamaya çalışmasa her şeyi, ayırıcı bir şey olsaydı, ilimin ne anlamı olurdu ya da? Ne anlamı var ayıran vaazların?

Ateistlerin gözleri bilinmez bir aşkla parlıyor, bilim kitapları rahlenin üzerinde hatmediliyor, allah aşkı adı altında dolandırıcılık, dolandırıcı denilen ‘insana’ gönül vermiş bir dolu alim…

Dağın tepesinden iniyor Zerdüşt, münzeviye kıçıyla gülüyor. O da yoruluyor Şanga. Artık anlatmanın zamanı geldi de dinlenmenin (2 anlamda da) zamanı mı, zaman ne zaman gelir? Zamanı biz yaratmadık mı? İşte şurada bir aydınlıkla karanlığın arasını biz çizmedik mi? Zamanı his yaratmadı mı? Ya da değişmiyor mu her şey güzel bir gün 5 dakikayken, boğucu bir gün 5 yıl. 100 sene önceki izafiyeti yeni kanıtlıyoruz, bir evren önceki birleşmeyi de dünyanın sonunda ispatlarız herhalde. İspat ispat ispat. Kime neyi ispatlıyoruz? Bilimsel dayanak ne allah aşkına. Sen problemlerini türevle mi çözüyorsun içinde? Aşık olunca tanjant mı alıyorsun? İnsanlar inanmak istiyor işte, inanamamak istiyor, ispat istemiyor belki bazısı, hissetmek istiyor. Bilimsiz ilim akılsız, ilimsiz bilim kalpsiz geliyor. Yani beynin tek lobunu kullanmaya kasmak gibi. İçinden gelse de diğer lobu susturmak gibi. Hastalıklı. Her şeyin birbirine el uzatacağı bir yer mümkün değil mi yahu? Herkes kendine özgü sokağından çıkıp, bir meydana, anlaşamaz mı?

Barışın savaştan daha kuvvetli olduğunu hissediyordum hep. Fakat, o da öyle gelmiyor aslında di mi? Çiçek ve silah yani… Hahaha Guns n’ Roses hoş geldiniz. Yani where do we go now Şanga? Her şey ters gidiyor gibi, bu Dünya’nın dönüşü beni tutuyor. Ya da benim yol tutuşum tutukluk yapıyor. Ya da ters oturmuşum ondan. Yaşlıların yerini kaptım ben de muhtemelen. İçimde barış için savaşa kaç puan? Barış kesinlikle daha güçlü olmalı Şanga. Baksana şurada etten kemikten suskun görünen bir kavgayım. Barışçıl da olsam kavgasını çıkartıyorum. Bu da zahiri aslında ya. Tartışıyoruz. Tartışmalıyız. Tartışmak, saygıyla tartışmak çok önemli. En önemli şey. Bilimle ilim tartışmaz da kavga ederken annemle babam bağırışıyor gibi hissediyorum sanki. Hiç öyle şeyler olmadı bizde genelde ikisi bir olup benle tartışır ama. Anladın işte. Odama kaçıp şarkı yazmaktan başka bir şey gelmiyor içimden.

thus spoke zarathustra versus thus danced nataraja hadi bakalım

hadi bakalım

kavga edecek kuvvetlere, elektrik kaçaklarına kafa kaçıklarına barışacak farkındalık diliyorum

knockin’ on heaven’s door da tabii içten çalıyorum

sweet child o’ mine

Simay.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s