Gün 1 – Doğa –

Sevgili sanga!

Özledim, inanmazsın, beyaz ekrana kara harflerle dokunmağı özledim, tanımaz bilmez insanlara, sesim duymaz diyarlara içim dökmeği özledim. Yokluğunda çok türkü dinledim, sevgisanga, ordan oraya yürürken “zalım, zalım, zalım, zalım, ne olacak benim halım” diye yürür oldum sokaklarda. Lakin gel gör ki, “hiçbir türlü bulamadım ben beni”. Müzik dinleme orucumu türkülerle bozdum. Pişman değilim, yine olsa yine yaparım.

Sabah 10da uyandım, sevgilisanga, nası yaptım ben de bilmiyorum. Gece uyku tutmadı bi türlü, uyuyamadıkça uyumaya çalışmayı da bıraktım bir noktada. Kalksam kalkacak gücüm yok, gözümü açsam dünya dönüyor, yavaşlamışım yetişemiyorum . Nefes, neyse ki, her daim yardıma yetişiyor. Verdikçe yenisine yer açıyor. Haftalar sonra tekrar evde uyumak, ne bileyim, kekre geldi bi. Çadır güzeldi. Sanırım son noktaya gitsem mağaraya değil de çadıra kapanırım. Mağara da olsun tabi, mahzen olarak kullanılır. Gerçi düşününce mağara her türlü daha kullanışlı çadırdan, sanırım mağaraya kapanmak da güzel bir seçenek, henüz kapatmayalım o yolu iyisi mi.

Kendimi bile isteye yalanların diyarına saldım, sevgilisanga, böyle adeta yüksek dağlardan bulutların üzerine saldım kendimi, bulutların tutmayacağını bile bile, düştüm. Hile yaptığımı bildiğim sürece yapmakta bir sakınca yok diye düşündüm. Yanılmışsam zaman gösterecek, şimdiye kadar her şey yolunda.

Balakrama nerede, nerede çaya yoddha sançalam. Aradım taradım bulamadım, sevgisanga, daha da aramayı bırakmış değilem. Arada bir kurmastana kapısını aralayıp bakıyorum, ama yok, gelmemiş hiçbirisi henüz.

Bugün sabah, demiştim ya, onda uyandım, uyanmam normalde. Haftalardır 6da uyanıyorum, ya çadır kurmak yasak olan bir yere kurduğumdan ceza korkusuna, ya da bu soğukta ancak giyinip yola geri düşmem gerektiğinden. Bi şekilde sabah gün doğumundan az sonra uyanıyorum, vaişaka yine yok yine yok. Uykudan uyanmak tek başına yeterli değil demek ki. Bu yolda bir şey öğrendim, sevgisanga, onu da dün yalan güzelliklerin arasında unuttum gitti. Sonra bi kontrol edeyim dedim, bu kadar kaybolmuşluk ve böyle büyük bir “her şeyi bırakıp yeniden başlama arzusu” da ne ola ki. Baktım ki bugün yeni aymış.

Henüz ne bir kurmastanam var bu güneşe, ne de bir selamım, sevgili sanga. Belki odamı toplarsam kafamı toplarım, evi temizlersem karmamı temizlerim. Su arıtsam peki içmeğe, günahlarımdan da arınır mıyım, sevgisanga?

Tabi bunları düşünmek için çok geç, ete kemiğe bürünmezden düşünecektin bunları efendi! Burdan sonrası belli, ayır bakalım şimdi saçını teninden, etini kemikten. Var farkına ki suçiye durabil, alnını yere vurmadan koyabil. Kemik orada duruyor zaten, onu etin hegemonyasından özgürleştirince beni, ben değil dediğimden ayırabilirim zannediyorum.
Merhaba, ben eti yontup davudu çıkarmağa geldimdi, burada mı olacak acaba etkinlik?

Öperim hepinizi kalbinizin sol yanından, sevgili sanga. Ne de güzel vuruyor, ne de güzel çeviriyor kanı içeride gık demeden. Ne “bugün de hiç sağ kulakçığımı çarpasım yok” diyor, ne de “ya sanki çok mu çalıştık az durmak istiyorum sadece durmak istiyorum sıkıldım” diyor. Bazı bazı diyebilir tabi, isterse şayet, o hakkı hep saklı.

Neş’eyle, sevgisanga!

Gün 1 – Doğa –” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s