Gün 4 – Doğa – Düzen

Bugün, sevgili sanga, önemli bir şey oldu. Gece düzgün uyuyamamış olmama rağmen (1e kadar Avatar Korra mı izlenir? O kadar ekran ışığını yiyince tabi uyku tutmaz sonra) sabah dersten önce bir şekilde uyanıp samapadaya durdum. Yogamdan bahsedeyim bahsetmesine de, bahsedilmez bir yandan da. Kavramsal yaklaşsam, etrafından dönmüş olur muyum kuralın? Hadi girdin bi taşın altına, kaldır bakalım şimdi. Kavramsal yaklaşmakmış. Pabucumun kavramsalı.

Her güne bir adım’dan devam ediyorum, sevgili sanga. Bugün de dünün üstüne Yeşim Hanım’la gülümseştik. Girmedim içeri ama, şöyle bi kapıdan selam verdim kaçtım. Dedim hiç gelmiyim şimdi, nezle olacak gibiyim hiç bulaştırmayayım. Halbuki bilse, ikinci adımı atacak gücüm yok.
Biliyodur gerçi, bilmez mi. Ciğerimi bilir o benim.

Kendime direnç göstermekten yoruluyorum en çok, sevgisanga. Yüzmeyi de bu yüzden çok beceremem zaten. Başta su bana direnç gösteriyor sanıyordum da sonradan düşününce anladım ki ben suya direniyorum. Yanıbaşımdan kulaçlarıyla yağ gibi kayıp gidenlere direnmeyip de bana kıllık edecek hali yok ya koca gölün denizin. Adam sen de!

Üç hafta kadar evvel, yola ilk çıktığım gün bir kadınla tanıştım. Otobüste yol arkadaşlığı ettik, işi harici yaptığı tek şey ağırlık kaldırmak. Her gün 2 saat ağırlık indirip kaldırıyor, bir saat de yürüyüş yapıyor. Bütün beslenmesini buna göre düzenlemiş, işte her gün bilmem kaç yüz gram tavuk göğsüydü, bilmem kaç tane yumurta beyazıydı falan tutturmuş bir şeyler gidiyor. Bu yolda beslenmesini danıştığı birisi var, o diyor ki misal bu hafta günde 3 değil 5 yumurta beyazı yiyeceksin, elma olmaz ama muz yemelisin, sevmesen de yemelisin falan. O tarz, titiz bir kesinlikle tayin edilmiş niceliksel değerlerle işlenen bir diyet, yanında yine aynı yaklaşımla hazırlanmış bir ağırlık indirip kaldırma programı (boş zamanlarımda inşaatlarda vinç olarak çalışırım) ve yine benzeri bir şekilde zoraki olarak programa eklenmiş (buna yeni tanıştığı, sadece vücut ağırlığıyla çalışan yakışıklı bi oğlan tarafından ikna edilmiş) onbinadımlı yürüyüş.
O yola çıkmazdan üç vakit evvel başlamıştı, yoga yahut spor yapamaz hale gelişim. Tam vaktini bilemiyorum, bu aralar günlük tutmayı da bıraktım. Günlük tutmayınca zaman kavramını yitiriyorum. Ney ne zaman olmuştu, ne kadar süredir hayatımda bu durum, ne gün görmüştüm en son kendisini falan, hepsi seri bir biçimde kayıplara karışıyor.
Sordum, ya dedim, kafan yandığında napıyorsun? İllallah ettiğinde, bugün de protein yemicem dediğinde, lanet olsun bench press’ine de biceps curl’üne de dediğinde napıyorsun? Dedi ki öyle bir şey yok, ben aşığım tavuk göğsüne de, dead lift’e de. Üzerine bile düşünmüyorum, motivasyonmuş, aman da bugün canım istemiyormuş falan, yok öyle bir şey. O bugün yapılacak, bugün yapmazsam yarın hem onu hem yarının programını yapmak zorundayım, dolayısıyla ölmüyorsam şayet, o spor bugün yapılacak.

Demin bilgisayarı açtığımda aklımda yazacak hiçbir şey yoktu. Nereden aklıma geldi bilmiyorum, bir an yol arkadaşım aklıma geldi. Yola çıkmayı sevme sebeplerimden biri de bu: Kardanadam tipi kısa süreli arkadaşlıkları severim.

Bugününüze de bir türkü bırakmak isterim, izniniz olursa. Seyyid Nesimi’nin Sığmazam adlı şiirinin tatlış bir yorumu olarak gece dinleyenin dününü, gündüz dinleyenin gününü güzelleştirsin.

Sevgiyle, saygısanga

Gün 4 – Doğa – Düzen” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s