Doğa – Gün 28 – Söyleyemedikçe

Sevgili Sangam,

bi duygu kartı vardı. Hangi duygu neyle bağlantılı, daha derininde ne var, daha yüzeyselinde ney var falan çoğunu işlemişler üşenmeyip. Başarılı iş. O kartı aratıp bulmak yerine kendim çözmeğe uğraşıyorum bir süredir. Sonuçta genelgeçer haritanın bana uyacak diye bir şartı yok. Hem bu haritaya bir dönem baktımsa kalmıştır aklımda, içeriden de çekerim o bilgiyi zaten dedim. Bilgi çöplüğüyüm zaten, yeter bu kadar dışarıya bağımlılık. Devir bilgide geri dönüşüm devri. Ya herru ya merru!

Öfke, sevgili Sanga, her zaman olduğu gibi yine başıma üşüştü. Gaz da yaptı bu sefer. Vata Pitta kırması bizim oğlan, köpeğine dök her yerdeyiz. Bu sefer psikolojik kırıcılığı bir doz fazla, fiziksel şiddeti vasatın altında. Ne yapacağımı bilemez haldeyim. Haldeydim yani. Bugün sakinledim. Söyleyemediklerimi söyledikçe sakinledim. Söyleyemedikçe içimde çevirdiklerim, içimde çevirip çevirip de büyüttüklerim, büyüttükçe girdabına sürüklendiklerim açıkça dışarıya döküldükçe sakinledim, sevgili sangam.

Sesli dile getirince değişen bir şey var. Farkındalık tamam, oralarda bir yerlerde bunu biliyorum, ama söze geldiği anda vücut bulması durumu da söz konusu. Yerde oturuyorum mesela, yogaasana (ayak bileklerini dizlerin üzerine koyduğumuz pozun adı bu muydu?) mı desen değil derim, ama işte yogaasana yolunda bir yerlerde, böyle nası desem, şehirler arası otobüs firmalarının uğramadığı ufak bir dinlenme tesisinde mola vermiş. Karnı doymuş da uykusu gelmiş, biraz ön koltukta şöyle bir kestireyim de öyle yola devam ederim diyor.

Geçenlerde, sevgisanga, bir taraftan padmasana teşrif etti huzurlarıma. Yani esasen padmasana diyemem, ayak bileklerinin o kadar yamulması iyiye işaret değil. Bildiğim bir şey varsa, o da kendimi kandırmanın sakatlık getireceği. Girdiğim gibi geri çıktım o yüzden. Daha baddha konasanada dizler yere gelmezken, yogaasanada dizlerimle ayak bileklerim arasından bakü ceyhan petrol boru hattı geçerken o padmasanayı bilirim ben. Heyecanlandırıcı tuzaklar bunlar hep, düşen sakatlanıyor. Sonra vay efendim nerede yanlış yapmıştım acaba diye dön tee başa, iyileşmeye çalış. En iyi temizlik hiç kirletmemektir, sevgisanga. Hırs ve yılların takıntısı işin içine girince heyecana kapılmak çocuk oyuncağı, geride kalmalı, bi sakatlık çıkmasın. Paranoyak olmam, takip edilmediğim anlamına gelmez.

Yine de, sevgisanga, bu bir umut ışığıdır. Kendimi bıraktığım buz gibi bu suyun, kendimi gerçekten saldığımda beni taşıyacağına, boğmayabileceğine olan inancıma bir umut ışığıdır.

Sana, sevgisanga, çok sevdiğim bir türkünün güzellik dolu bir yorumuyla bu döngünün son gününden selam etmek isterim. Bir başka döngüde görüşünceye dek, neş’eyle!

Doğa – Gün 28 – Söyleyemedikçe” üzerine 2 yorum

  1. Derya dedi ki:

    Ah öfke.. Hakkında düşünüyorum bu aralar beni de üst üste harladığından. Hayırlı olsun rahatlaman. Öfkelendiğin kişiye mi söyledin içinde birikenleri? Başkasına mı?

    Beğen

    • doakalolu dedi ki:

      Direkt öfkelendiğim kişi ile konuştum. Uygun bir dil bulmak zor idi, suçlayıcı olmamak da ha keza. Zihin, çünkü, suçu dışarıya atmaya pek meyilli. Halbuki suç yok ortada. Herkes kendini yaşıyor, bu uyar uymaz o başka konu. Tabi önce başkasıyla da konuştum, yakın bi arkadaşım beni bi güzel aynaladı da konuşmanın kapısını aralayabildim zaten. Aynalanmasaydım iş zordu. “Ama arkadaşlar iyidir.”

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s