Pınar – Gün 3: Fışkiye

Hava 27 derece. Günün belli saatlerinde klasik müzik eşliğinde su fışkırttıran Kikar Dizengoff’un fıskiyesine nazır oturuyorum. Pilates’ten çıktım. Derse doğru pedal çevirirken ağlamaklı, bittiğinde dünyaya eyvallahı olmayan bir ruh hâlindeydim.

İlk günden boşladığım sanılmasın, bu 28 gün boyunca buradayım. Dün yoga günümüzdü. Eve gelip yiyecek bir şeyler hazırladım, Rings of Power’ın son bölümünü izledim, sonra 5 numaralı otobüse atlayıp şehrin güneyine, Shapira’daki seramik dersime gittim. Yoga dersimiz gibi konuşulanların yüzde yetmişe yakınını anlamadığım bir ortama daha kendimi soktum diye kendime kızdım en başta. Kursa başlarken bu hususu özellikle sormuştum, İbranicem bu işe yetmez, hoca aralarda biraz İngilizceyle bana destek olabilir mi acaba? A tabi, hocamız Amerikalı zaten, kesin yapar dediler. İlk dersten sonra hoca değişti, yerini çok iyi bilmesine ve defalarca anlamıyorum dememe rağmen İngilizce konuşmayı unutan bir hoca aldı. Al sana bir regresyon daha. İçimdeki öfke, bir bebeğin yapmak isteyip de henüz yetersiz olan motor faaliyetlerinden ötürü beceremediği şeylerin ardından girdiği engellenmişlik krizinin aynısı. Bir süre sonra, burada artık yapmaya alıştığım gibi dil kanalını sessize, kendimi de zoom out’a aldım, yalnızca hocanın ellerine ve onların altında şekil değiştiren çamurun büyüleyici hareketine bıraktım. Üç saat boyunca dönen çömleğin merkezkaçıyla içimde bozuk plak gibi dönen vırvırlar da etrafa savrulmuş ve bir süreliğine beni terk etmişlerdi. Eve gelene kadar saat on buçuk oldu. Geç bir akşam yemeği ve telefonda zombileştikten sonra on ikiye doğru yattım. Yazacak takat yoktu.

Ne diyordum. Salı günkü dersime 8 kişi geldi. Ne heyecan ne heyecan. Sınıfın yarısı tanıdık, yarısı yabancıydı. Öğrencilerden biri 8 haftanın tamamı için ödeme yaparken, bir diğeri ders çıkışında “ipli yoga dersi veriyor musunuz, benim daha esnemeli bir şeylere ihtiyacım var” diye sordu. Deneme dersi konseptine alışabileceğimi hiç sanmıyorum. İnsan bir şeyin kendine iyi gelip gelmeyeceğini tek bir seferden nasıl anlayabilir? Neyse. Başlangıçta her şey mübah. 

Şimdilik benden havadisler böyle. İçinizde başka yazmak isteyip de yazamayan varsa atlasa ya suya, birlikte yüzsek bu 28 gün. Hepinize selamlar, sevgiler.

Kikar Dizengoff

Pınar – Gün 3: Fışkiye” üzerine 3 yorum

  1. incognitans dedi ki:

    Ben bu ara yazabilir miyim bilmiyorum. Buraya dökülmek yüzde yüz çok iyi geliyor bana, yazılanları okumak da öyle. Ama yazmak vakit istiyor, “kesintisiz olmalı” takıntısı zihne bahane oluyor vs. Bunları yazdığıma göre bir iki yoldaş yazı gelir belki diye motive edeyim kendimi. ; )

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s