Derya – Gün 4: Barefoot

Bir budalalık yaptım. Yeni evin tadilat işleri sebepli bunca giderin, yeni taksitin, bu haftaki şedov kursun ve İstanbul’a git-gel masraflarının içinde kış ortasında kendime çat diye barefoot sandalet aldım.

Yılbaşında ilk kez belirleyip (hem de ajandama özene bezene yazdığım) yeni yıl resolutionlarımdan biri Bali’ye gitmek çünkü. Bali’ye barefoot sandaletsiz almıyorlar sanki. Uçak bileti pahalı diye pöfleyen ben değilim sanki.

Bu ilk değil. Cunda’ya yerleşeceğim diye Cundalık kıyafetler almışlığım var kendime yıllar önce. Totem yapıyormuşum. Totem tutmadı. Üst üste 7 bahar gittim Cunda’ya. 10’ar gün kaldım. Cundalıklarımı giydim, eskizler çizdim, arkadaşlar edindim. Yerleşemedim.

Bali’ye seyahat ülke şartlarında Cunda’ya yerleşmek kadar ütopik gözükse de inançlıyım. Bali seyahat rehberleri okuyor, notlar alıyorum. Hayalimde sırt çantama koyacaklarımı belirliyorum. Sonra tapınak bahçelerinde oturuyor, kumsallarda güneşi doğuruyor, palmiye altlarında yazılar yazıyor, hatta yoga dersi vererek harçlık çıkarıyorum. Hayalimde yani. Güneşten lekelenmemek için uğraşıyorum ama ne zaman işe yaramış ki Bali’de yarayacak? Bir yerden sonra salıyorum. Hep şortlu hep çıplak ayağım. (Sokaklarda ise barefoot sandaletliyim anlaşılan.) Kalışımı uzatıyorum tabii. Benlik işler buluyorum. Benlik arkadaşlar.

Aa geçen ay, yani Aralık’ta iki de bikini altı almıştım bak. Yine Bali çantam için. Hep ipli üstüm varmış ama düzgün altım azmış diye fark edip kış indirimindeyken almıştım. Biri yeşilli yapraklı, tropik. Biri somon, güneşlik.

Bu benim ilk yeni yıl resolutionum. Yapmışken üçlü setle girdim: Evimi kurmak. Bali’ye gitmek. (O sırada evi kısa kiraya veririm.) Üniversite havuzunda yüzmeye başlamak.

İstanbul dönüşü yüzmeye başlayacağım. Ders de alacağım ki şöyle kulaç kulaç yüzerken havuz kenarına gelince dipten havalıca geri dönebileyim. Bir iki teknik bileyim. Yoga ve yürüyüş harici egzersizim olsun artık. Yang aktivite lazım. Hem azıcık yüzünce bacak kasları, karın kasları mis oluyor. Mekiği kim ne yapsın. Tek sorun kışın ıslanmayı sevmemem. Duşta değil tabii, böyle kış ortası havuzda, hamamda saunada, ev harici bir yerde ıslanmayı sevmiyorum. Alışamayacağım şey değildir tabii. İyi bir saç bonesi bulmam, saçları tamamen korumam lazım. Kar da geliyormuş, şükür. Havuz suyu yeterince sıcak mı acaba? Nemli saçla karlı havaya çıkmayayım. Yogaya başlayacak öğrenciler de böyle kuruyor da kuruyorlar işte. Ne sorular ne sorular, mail atıyor, instagramdan yazıyorlar. Bir yere kadar cevap veriyorum. Sonra haydi gel diyorum. Dal. Atla. Kendi deneyiminle kendi cevabını ver. Nihayet derse gelmişlerse dersin başında bilerek fazla konuşmuyorum o tiplerle. Birkaç rahatlatıcı cümle. Beden hareketine, nefese geçsinler hemen. Zihin zaten almış başını gidiyor. Ben de kafada kurmak yerine klorlu sulara bırakayım kendimi. Deneyimden konuşayım.

İkinci resolution Ev Kurma işi daha yayılan bir süreç. Detaylarıyla, son siparişleriyle iki aya tamamlanır herhalde. Kış ortası zaten taşınmam. Karlar kalkınca.

Üç numaralı resolution (Türkçesi niyet mi hedef mi ne bunun?) ama gönüllerin birincisi Bali hayalimde sonbahara. İlkbahara para biriktiremem, yazın ise çok sıcakmış diye. Gerçekçiliğim had safhada hayalimde.

Bunları yatağımda yüzüstü yatmış ayaklarımı havada çaprazlamış yazıyorum size. Ayaklarımda barefoot sandaletler var evet. Kargosu gündüz gelmiş, elime anca geçti. Gönderen çocuk tekinin kayışlarını (bantlarını?) yanlış bağlamış. Çözüp diğerine baka baka yeniden bağladım. Şaşı bak şaşı oldum ne nereden nasıl geçiyor anlamaya çalışırken. Öte yandan ne de basit bir şey bu pahalı şey! Sonra hemen yürüdüm koridorda bir boy. Hemen sevdim. Gül kurusu renkli. Ojelerimle aynı renk. Kışın oje sürmem. Yazın da pek sürmem. Yogada durmuyor, ayak çevirirken bozuluveriyor. Bu hafta süreceğim tutmuş sandalete uymuş.

Aslında bunlar ilk barefoot sandaletlerim değiller. Birkaç yıl önce heveslenip indirim kovalamış almış, ta Amerika’dan Fransa’ya bir sandalet bir bez ayakkabı göndertmiştim. Firmanın Türkiye’ye henüz gönderimi yoktu çünkü. Bafa Gölü kenarındaki bir otelde toplantıdayken vermiştim siparişi. Fransa’daki arkadaşlarım geldiklerinde getirdiler. Geniş ayaklarım bayram etti. Basit ama şıkça bir siyah sandalet o. Kumsala falan giymek istemediğim. Bunu kumsallık, topraklık diye aldım. Ha öylesi de yok muydu, vardı. Ama şıklık-günlük sert zeminlik-kumsallık topraklık diye üçe ayırdım böylece. Şıklığı Bali’ye götürmem. Yazık olur. Bir de rengi kaymış kendi batmış durumda ama sağlamlar var, çamurluk diyeyim onlara da. Onu götüreyim.

Sandaletlerimle bikini altlarım tamam. Ayaklarımla popom hazır. Bekle beni Bali.

Not: Barefoot In The Park diye pek tatlı bir filmi var Jane Fonda’nın. Tavsiye edeyim.

Derya – Gün 4: Barefoot” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s