Serap – Gün 4 : Ben de isterim

Ben de isterim güzel yazılar yazayım. İçeriği şuraya gittim, bunu yaptımdan zengin olsun, okuyana dokunsun. Aaa beni anlatmış desin okuyan, ben de aynı hissetmiştim.  Ben burda öyle yazılar okuyorum. Bu yazıların ortak bir noktası  var; açık yürekli olmaları. Bir duyguyu, bir sorunu belki bir yarayı başkaları ne der diye düşünmeksizin ortaya  koymamaları, kırılgan olmaktan  çekinmemeleri. Kısacası; yazmak için bir mesele lazım, mesele yoksa yazı yok.

Geçen gün biri yazmanın neden zor olduğuyla ilgili bir şey yazmıştı (Kim hatırlamıyorum, affetsin). Okuyunca dedim ki; aaa ben de aynı nedenden yazamıyorum. Eskiden çok daha sık yazardım, günlüğüme, bloğuma,  yoga dergilerine, bazen instagrama.  Yazılar git gide seyreldi, özellikle de daha mahrem şeyler yazdığım günlüğüme yazılanlar. Nedenini çok düşündüm , neden artık yazamıyorum? Yazamıyorum çünkü yazmak müthiş hakiki bir şey. Yazınca her şey  gerçek oluyor.  Kafamda dönüp duran düşünceler, yaşadığım olaylar, ben dediğim şeyin çoğunluğu kurgudan ibaret. Ne zaman ki bu şeyleri bir kağıda aktarıyorum , ete kemiğe bürünüyorlar ; kaçtığım ya da bastırdığım duygular, çözmek için artık bir şey yapmam gereken meseleler. 

Meditasyona  oturduğumuzda yüzeydeki kalabalık düşüncelerin dağılıp asıl meselenin ortaya çıkması gibi yazarken de gerçek kabak gibi ortaya çıkıyor. E şimdi diyecekseniz ki; ne güzel işte çıksın. Çıksın da, çıkanla yüzleşmek lazım, sonrasında da sorumluluk almak. Çıkacak şeylerden öyle korkuyorum ki; baştan girmeyi reddediyorum o toplara. Yazı yok, sorun yok.

Şimdi burda yazıyoruz günleri ardı ardına, ister istemez görünüyor bir şeyler.  Mesela  diyebiliyorum ki, 5 yıl öncesiyle aynı meselelerim.  O zaman sormak  zorunda kalıyorum kendime, neden bir şey yapmamışım ki?

Sabah şehir dışındaki bir arkadaşın yerine yapmayı kabul ettiğim ders vardı. Şu anda kendime ait bir dersim yok. Mesele: işsiz bir yoga eğitmeniyim.  Uzun zamandır ittire kaktıra idare etmeye çalışsam da hayat bir şekilde artık bu konuda bir şeyler (belki de yoga eğitmenliğinden başka şeyler) yapmam gerektiğini  söylüyor. Ben de ısrarla duymazlığa geliyorum. Hayatım boyunca dönüp duran meselelerimden biri iş ve para. Kıtlık bilincinin doruklarında bitmeyen bir  patinaj. Son dönem  o kadar ayyuka çıktı ki yaşam adeta bir hayatta kalma savaşına dönüştü. Evet, evet,  o kadar ciddi. Sanki bir ormandayım , avlayacak tek bir hayvan yok ve açlıktan ölmek üzereyim. Bu kadar ilkel bir yerden deneyimliyorum  olayı.  Burda bir çelişki var gibi, durum bu kadar hayatiyse acilen  bir şey yapmam gerekmez mi? Lakin harekete geçecek gücü bulamıyorum kendimde , sanki tüm kaynaklarım tükenmiş. Don modundayım, ölmeyi bekliyorum.

Bugüne dönecek olursak; sabah ders 7 deydi.  Evden 6.30 da çıktım, her yer zifiri karanlık, hava buz, ağzım burnum dondu. Sokaklar servis ve bir kaç belediye otobüsü hariç bomboş, in cin top oynuyor. Şehir  sakinleri uykuda, Antalya bana kalmış. Stüdyo eve çok yakın, yürüyerek 10 dk sürmüyor.  Hemen vardım, klimaları açtım. Benim için 2023 ün 4 gün önce başlaması gibi stüdyoya da yeni başlamış sanki. Yeni yıl ışıkları, yeni yıl için hazırlanan dilek ağacı filan duruyor hep.  Dışarısı zifir karanlık olunca taktım yeni yıl ışıklarını, pek romantik bir ortam oldu.

Öğrencilerin hepsi  gelmedi. Ders benim olmasa da bu stüdyoda  6 yıldır ders verdiğimden öğrencilerin bazılarını tanıyorum. Bir tane yeni öğrenci vardı daha önce  ders yapmadığım. Ders bitimi biraz konuştuk bedenimizle  bağlantıda olmak hakkında , ordan konu yaşamımızı olduğu haliyle kabul etmeye geldi. Yeni öğrenci pek konuşkan çıktı. Birden 40 yaşında ve çocuk sahibi olmamakla ilgili kaygısını paylaştı, öyle pat diye. Biraz konuştuk. Hani demin dedim ya 5 yılda meselelerim değişmemiş diye, şimdi yazarken fark ediyorum, en az bir tanesi değişmiş. Çocuk sahibi olmama ihtimaliyle helalleşmişim artık.

Uykusuzluğumu telafi için yaptığım gündüz uykuları yüzünden uyku düzenim tamamen harap oldu. Dersten gelince uyudum yine. Sonrası yeme içme. Bu akşam uzun yürüdüm . Gün batımı renkleri şahaneydi. Hilal ay öyle zarif duruyordu ki gökyüzünde bakmaya doyamadım.  Arkadaşımla telefonda konuştum. Ah biz insanlar, dertlerimizi bize has,  eşsiz zannediyoruz halbuki hepsi o kadar benzer ki; benimki A seninki B.

Kırmızı çadır 2 bugün , yoga namına bir şey yapmadım ama yatmadan japa yapma niyetindeyim.

Hilal ayı Shiva gibi saçımıza takıp uyuyalım bu gece sanga

İyi geceler

Serap – Gün 4 : Ben de isterim” üzerine 4 yorum

  1. fatma dedi ki:

    öyle güzel yazıyorsun ki sen. istediğin herşeyi istemeye devam et tabi ama içinde yeni ya da uzundur gitmeye cesaret edemediğin eski yerlere gitmek dışarıda yeni yerlere gitmek kadar, hatta bana kalırsa daha da okunası. ben aynı maddi kaygılara sahip biri olarak özeniyorum desem sana. ben bu hosteslik işini bırakmayı aklımdan bile geçiremedim. dışarıdan geziyor, tozuyor, anlatacak hikayelerle hayatımı süslüyorüm gibi gözüküyordur belki. okuması zevkli yaşaması nasıl zor kim anlıyor bilmiyorum. neyse. seni seviyorum ve elinden tuttuğumu hissettiğini umuyorum ♥️

    Liked by 2 people

  2. Derya dedi ki:

    Serap senkronizeyim seninle. Bunları şöyle karşılıklı konuşmayı pek isterim. Don hali maalesef sıklıkla beni de yokluyor. Bazen çözülebiliyorum. Hayata, gelen tekliflere direnmezsem. (Direnmeyince mi çözülüyorum, çözüldüğüm için mi direnmiyorum? Tavuk-yumurt.) Çoklukla donuyorum. Para bende de büyük mevzu. Olmaması için her türlü imkan-eğitim-deneyim-aile varken. Bu yüzden suçluluk duygusu da ekleniyor. İyi ki yazdın. Herkes hızlı ya da yavaş yürüyor, ben duruyor donuyorum hissindeyim hep. Bahsetmek büyük cesaret. Ben henüz bahsedememiştim.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s