Defne_Gün4_Efedrin

Dostum sana ne oldu böyle diyebilirsiniz. Demelisiniz. Gece yarısına 20 kala ben 4. Günün yazısı başına oturdum. Kovit bana yaradı galiba. Tam gaz çalışıyorum. Durmaksızın çalışıyorum. Atina’dan İstanbul’a geldim. Bana bir mola ver, iki laf edelim, yemek sipariş ettim, otur da yiyelim diyecek Bey’in eksikliğinde ben devreleri yakarcasına çalıştım. Bir görev insanı olduğum için de gördüğünüz üzere 28 Gün yazımı da yazmadan perdeleri çekmiyorum.

Sabahın 4 buçuğundan beri ayaktayım. Bu, literally ayaklarımın üzerindeyim anlamına geliyor. Uyanıklık daha uzun. Size yazdığım son telgraftan 4 buçuğa kadar geçen sürede uyumuş değildim. Atina-İstanbul uçağım 8:00’de idi. Bunun için 7’de havalimanında olmayı hedefledim. Evden 6’da çıkmalıydım. Demek ki her sabahki uyanış saatim olan 5:20’de kalkmam kolay ve normal olacaktı. Alarm zaten hazırdı. Ve fakat sanki o alarm çalmayacak ya da çaldı duymadım, ya da ne bileyim artık korkum neyse, uyku tutmadı. Gözümün önünde Ferrante’nin Napoli Dörtlemesi’nden karakterler. Onların sefil mahallesi, şiddet, baskı, dram. Ay galiba alarm çalmadı, uçağa geç kaldım diye yerimden fırladığım ilk sefer saat 23:00 idi. Yani beş dakika filan uyumuşum. Bütün gece de böyle geçti. Koyun bile saydım. Koyun sayarken aklıma nefesimi açsın diye doktorumun verdiği ilacın acaba bir yan etkisi olabilir mi düşüncesi düştü. Işığı açtım. İnternete girdim. İlacın adını yazdım. Ne göreyim? Pseudo-efedrin!

Ayol biz efedrini üniversitede ders çalışmak için sabahladığımızda alırdık. Ben almazdım. Ben sabahlamazdım zaten. Gündüzden işimi bitirirdim. Sabahlara kadar ders çalışma olayını hiç anlamadım. Gece insanı olmak gerek herhalde. Efendim, efedrin beni de bir gece insanı yapmak üzereydi. Sırt üstü yattım da yattım. Ama nefesim şahane. Değil kovit vakti, ben ömrümde böyle derin nefes almadım, burun delikleri havayla temastan sarhoş. Belki de oksijen çarptı beni Neyse yattım yattım. Havuç geldi, karnımın üzerine kuruldu. Onunla beraber nefes alayım dedi. Hayatımın en büyük aşkı geçen ay benim telefon numaramı blokladı. Bildiğin engelledi yani. Acaba hâlâ engelli miyim yoksa belki pişman olmuştur? Yine kalk, yine ışığı yak. Evet, hâlâ engelliyim. Işığı kapat yat. Nefes al nefes ver. Oldu saat 4 buçuk. Yorganı tekmeleyip kalktım. Kahve yaptım. Mumlarımı yaktım. Yol için dua ettim. Yogam bu oldu. Sonra kedilerle vedalaştım. Bey diğer evin bir ucunda derin uykudaydı. (diye düşündüm- onunla geceden vedalaşmıştık) Kaynanam da oğluna yakın bir odada, ikili kanepeden ayakları taşmış bir vaziyette uyuyordu. Kapıyı usulca çektim. Sokaklar karanlık, ıslak. İçime bir hüzün çöktü. Böyle sık sık oluyor. İstanbul’a gideceğim günün hayaliyle haftalar geçiyor, yola çıkınca evim, kedilerim, kocam hepsi birden burnumda tütüyor. Sanki zorla ayrılmışız öyle bir hüzün.

Havalimanına sürüyorum yeni arabamızı. Müziği açmışım. Yunanistan’ın TRT3’ü gibi bir kanal. ERT2. Saat 6 olmuş. Gün başlıyor. DJ bugün bayramı olan isimleri sayıyor ki onları aramayı unutmayalım. Yunanistan’da her gün bir dizi ismin yortusu/ bayramı. O günlerde o isimdeki herkesi arayıp, tebrikler demeniz icap ediyor. Unutursanız vay haline.

Efedrin yakamı bırakmıyor. Gaza basıyorum. Arabamızın altıncı vitesi var. İlk defa altıya atıyorum. Bu yol var ya diyor efedrin, bassan bu yol seni İstanbul’a götürür ha! Bana bak, dinle! 7 saatte sınırdasın. 2 saatte oradan say. Akşam 4’de evdesin.

Zor tuttum efedrinli yüzde 50’yi. Park ettik. Uçağımıza bindik. İndik.

Pınar’ın söylediklerini tekrarlamak istemem. Oradan da okuyabilirsiniz zaten. Ülkemiz her gelişimde -ki iki ayda bir geliyorum- gözle görülür bir biçimde çirkinleşiyor, fakirleşiyor. Bu defa bir de üzerine taksicim Maslak trafiğinden kaçmak için midir nedir Kağıthane’den getirdi. Dönen duran yarım yamalak yollar, plansız yapılmış evler, apartmanlar, atölyeler… Neyse Pınar gayet yerinde tespitlerle anlatmış. Oradan okuyun. Buraya kopyalayın.

Efedrin hâlâ etkisini gösteriyor gördüğünüz üzere… Ama artık yarın oldu. Ben kesip koyunlarımı saymaya başlıyorum. Yarın büyük gün: Çember Apartmanı için ilk defa kitap turu yapıyoruz. Zımba gibi olmak isterdim bu tur için ama böyle oldum. Böyle olduğum için turumuzu da böyle yapacağız.

Mektuplarınız şahane! Her biri yazmaya heveslendiriyor beni. İştahım kabarıyor. Teşekkürler sanga mu.

Yarın görüşürüzzzzz

Defne

Defne_Gün4_Efedrin” üzerine bir yorum

  1. Derya dedi ki:

    Efedrin’e özenmedim desem yalan olur hocam. İlk kez duydum ama iyi ki öyle olmuş, proje yetiştirirken müptelası olabilirmişim çünkü. Çember turuna hevesliydim, saatçe yetişemedim. Zoğrafyon’un da sadece ilk saatine katılabileceğim, akşamüstü ders olduğu için. Bu kadarına da çok şükür.

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s