Ayşıl- Gün 29- Son mu Başlangıç mı?

Selam ya da iyi geceler…

Bugün Pınar hocamızla dersimiz vardı döngü bitse de yeni çemberlerde görüşeceğimizi söyledi. Sonra da yeni piercingimi hayırladık. (bizim sınıf kayıttan görebilir 😁) Yani yine buralarda olacağız buluşacağız sangha. Geç gelsem de bu çember beni hemen içine aldı. Neredeyse hepinizi tanıyor gibi oldum.

Dışardan okunuyor olma ihtimali bazı konularda kendimi açmamı engelledi biraz. Bazen dedim nerden bulacaklar buranın linkini. İçindekini yaz gitsin.

Ben yazamadığımı düşünüyordum 10 yıldır. Meğer yolu açılmamış sadece.

Özellikle hocalarıma sonra siz sanghaya teşekkür ederim. Birbirimize destek olduğumuz için.

Veda değil yeni bir başlangıç.

A.

💚

Edit: Daha çok şarkı paylaşacaktım sizle, olmadı böyle.

Ayşıl- Gün 28- Piercing ya da Tepki

Ben yine piercing yaptırdım sangha. Böyle bodoslama girdim ama nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Kaçıncı oldu sormayın😁 kendimi bildim bileli bir şeylere tepki olarak küpe/ piercing yaptırırım. (dövme daha az ) Bazen güzel şeylerde ya da canımı sıkan durumlarda da kendimi tattoo piercing shop kapısında bulurum.

Lisede kıyafet kuralı falan var diye çenemin ortasını deldirip inatla öyle okula giderdim. Bir uyarı iki uyarı nereye kadar… (aslında yaptırma sebebim farklıydı ama liseye denk gelince tabi tam asi dönemler, evde çıkan aksiyonu hiç sormayın😄) Bazen kalp kırıklıkları ve bir boşluk hissi, nasıl burada bir aksesuar yok. Git randevu al.

Bugün de öyle kendimi kapıda buldum, yine tepkiler toplaşmış açığa çıkmak istiyordu. Zaten oradakilere dedim, bir boşluk hissi oluşursa yine gelirim. 14 15 yaşlarındayken çevremdekiler geçici dönem asilik falan diye düşündüler. Amma velakin öyle değildir. İçimizdeki heavy metalcilik ölmeyecektir. Peki, is punk dead? NO, punk is not dead.

Ay konuyu nereye bağladım. Tepki göstermek diyorduk. Gerçi heavy metal de tepki değil midir Ayşıl? 🤘 Headbang de ulusların afyonu değil midir? Konserler bir çeşit yoga mıdır? (değildir) Gerçi eski güzel günlerde Rock’n Coke tarzı festler varken orada yoga grupları olurdu. Gündüz yoga yaparlardı, izlerdik. Neden katılmazdık bilmiyorum. Nerden konu buraya geldi onu da bilmiyorum.

Sonra çıktım piercing shoptan Penguen Kitabevi- Kafe’ye gittim yazılarınızı okudum. Bugün biraz geçe kaldım okumakta çünkü. Dedim keşke bir bilgisayar vs olsaydı da kahve içerken size yazsaydım. Dimitris Sotakis beyin son kitabı Büyük Hizmetkar gelmişti oraya. Tabi kitaba sarıl falan… (Sotakis beye aşığım Atina’da mı acaba? )

Sadhanayı sorarsanız ki sormayın. Çalışkan öğrenci olarak ödevi son dakikaya bırakmışım gibi oldu. Biraz geç biraz aceleci. Yarın sabahki dersle nötrler mi?

Yoga da bir tepki gösterme değil midir?

Öyle midir?

A. 💚

Yarın şimdilik son günümüz. Bakalım sonraki çember ne zaman. Yarın görüşürüz💚

Ayşıl- Gün 27- kısaca

Selam,

Ekrana bakıyorum yarım saattir ne yazsam diye. Sadhanamdan bahsetsem, iyiydi vücudum bir ritme alışmış kendisi de gidip geliyor. Tek çocuk olarak tek başıma bir şeyler yapmayı, yogayla da başbaşa kalmayı seviyorum. (Defne hoca bunla ilgili bir şeyler demişti bir ara) Sonra da şükürler.

Bugün başıma gelen saçma şeylerden bahsetmeyeceğim. Ama az önce çok eski bir WhatsApp grubuma yazdım. Herkes ayrı bir ülkede (bir ben buradayım 😁) , herkes birbirine muhteşem enerjiler yolladı. Bütün günlük stresleri unutup birbirimize iyi geldik. Olumsuz şeylerden uzaklaşmak çok iyiymiş, sanal da olsa.

Aaaa beni heyecanlandıran kitap konusundan bahsedeyim bari, en sevdiğim yazarlardan Dimitris Sotakis beyin Türkçeye kitabı çevrilmiş, çok mutlu oldum. Ama stok bulamıyorum şimdilik, dönüp dolanıp aranıyorum. Bütün kitaplarına hastayım kendisinin şunu alın diyemiyorum o yüzden hepsini alın, kapitalizm eleştirisini absürt bir şekilde yapıyor. Parti kursun oy verelim.

Bugün pek bir şey yok bu tarafta,

Seviyorum sizi, iyi olun.

A. 💚

Ayşıl- Gün 26- yalnız mı?

Selam sangha,

Bu sabah 7’de dersimiz vardı, uyuya kalıp giremeyeceğim diye korktum. Zaten ısınmalar bitip kurmaya gelene kadar her şey rüya gibi geçiyor, sonra yanmaya başlıyorum tabi. Zaten bugün Defne hoca ne dedi, “Uçmaya hazır mısınız?” 😄 Yalnız bir şey itiraf edeyim sabah 7 derslerinden sonra en iyi uykularımı çekiyorum. Uyumam normal mi bilmiyorum ama çok iyi hissettiriyor.

Hepinizin terapi hikayelerini okudukça, ben niye gitmiyorum demeye başladım.😄

Yalnızlık çok kafamı kurcalayan bir konu. Ve etrafımdaki kimsenin anlamlandıramadığı bir mevzu bendeki. Anlamıyorum neden. Tek başınalık bazen bir tercih olabiliyor. Neden tek başıma kafede kitap okuyormuşum mesela kimse yok muymuş? Bir yere neden hep biriyle gitmemiz gerekir mesela, konser olsun sinema olsun. Hayatımda biri varsa niye sürekli dip dibe olalım, herkesin kendi zamanı olmalı. Sizleri okudukça diyorum ki yalnız değilim, yalnızım ama değilim.

Evde mesela yalnızlık zamanlarım gecedir. Sabah öyle olmuyor maalesef. Herkes uyusun sessizlik olsun, eğer birinin oturası varsa zamanım eksilmiş gibi hissederim.

Yalnız yaşayanlara da ayrı özenirim, onlar da boşver bir ses olsun falan der. Ya ses istemiyorsak?

Bunlar aklımda yoktu aslında, sizleri okudukça yazasım geldi, telefon elimdeyken. Evet her şeyi telefonla hallederim ben. Sağ el işaret parmağı ile. Zaten sürekli 300gr telefon tutmaktan bilek uyuşmalarımın sebebinden biri de bu. Iphone kullananlar şanslı tüy gibi maşallah. 😄

Sevgiler

A. 💚

Ayşıl- Gün 25- 0 gibi 25

Selaaaaaaaaam!

Bugün enerjisi yüksek geldim sangha, neden yüksek, çünkü sadhanama küçük aradan sonra döndüm. Resmen havam değişti, dünya varmış ya. (Gençleştim resmen bu kadar mı farkeder esprisi ekleyesim geldi şuraya da bayat kaçar.) Boynum ve sırtım tutuktu bir ısınsam iyi gelir diye düşündüm.

Isın, sarpa, vaişakada ne kadar durdum acaba bugün, kurma, çök kalk, dizlerim ağrımıyor, vahnide düşecek miyim, mangala namaskarı ne zaman çözerim tahmini, yine mi çakri geldi, sarpastanada baş dönmesi, surya namaskar(kalpler), hanumana hazırlık, yogasana, adını unuttuğum navasana sonrası poz, otur, soğu. Ev sessiz. Kahve makinesini çalıştır, kahveye tarçın çubuğu koysam mı bugün? 😁

Dünkü ve bugünkü sanghacak sarılma ihtiyacımızı blogu okuyarak gidermeye çalışıyoruz. Bana iyi geldiniz sangha. Hep beraber kucaklaşmış gibiyiz. Benim tarafta işler iyi, bazı kursakta kalmalar devam etse de…

Zaten merak ediyorum sizleri, ne olacak bu böyle? Acaba ne yaptınız o işleri? Merak ettiğim de tabi sadhanası nasıl geçti bugün olmuyor 😄😄 Ama umarım bir gün bir stüdyoda hep beraber karşılaşırız. Tabi hepimiz farklı sınıflarız, biz daha güce yeni adım atıyoruz.

Sonra size bir Pink Floyd şarkısı atayım dedim:

Sonra aklıma ne geldi, Pink Floyd ve bu konserle ilgili bir kitap (tabi ki aklıma bir kitap gelecekti.) “Pink Floyd – Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı” (storytel’de de var kullananlar için)

Hem grubu, hem de yeniden birleşip bu konsere hazırlıklarını muhteşem anlatmış, hep gözlerim doldu okurken. Grubu seven varsa kaçırmasın derim.  💚 💚

Şimdi yazıyı yazarken Johnny Depp’in davasına bir bakayım, kafam dağılır bu akşam dedim. Kate Moss gelmiş tanık olarak falan, bazı kişiler tarafından bunlarla mı meşgulsün tarzı yorumlar aldım. Şu an 1,1 milyon insan izliyor, hepimiz boş ve cahiliz demek istiyorum kendisine. Saygılarımla. (davayı izlemediğim zamanlarda atom parçalıyorum, NASA’da uydu falan gönderiyorum, fizikçiyim sonuçta.) Herkes kendi işine bakıp başkasını yargılamasa ne güzel olacak.

A.  💚

Ayşıl- Gün 24- Sal gitsin

Sevgili sangha,

Okuyorum, derin şeyler yazamama kaygısı oluyor diyorsunuz bazılarınız. Bende pek öyle bir şey yok, espriler, şakalar, dalgaya vurma daha çok. Gerçi bu da benim savunma mekanizmam sanırım. (ya da saklanmanın bir yolu?)

Yoksa işlerin pek de öyle gittiği yok özellikle de evde. Büyüklerinizle yaşıyorsanız, onların saygı bekleyip karşılığını göstermeme gibi bir durumuyla sık sık karşı karşıya kalıyorsunuz. Dün tarçınlı yazımı yazarken durum pek de iç açıcı değildi aslında. (meğer tarçın kokusundan rahatsızlarmış falan, şaka😄) Şimdi bir konuda hevesim kursağımda kalmış durumda. Bilmiyorum, ne olacak.

Diğer yandan Derya ve Defne hocamın yazılarından sonra ilişkilerle ilgili bazı durumlarda biraz pat küt tokat yemiş gibi oldum. Bugün dediğim gibi biraz klişe ama birinin ‘sal gitsin, takma’ demesine ihtiyacım var. Halbuki ben eğlenceli bir kadındım bu nedir ya üstümdeki, hatta hepimizin üstümüzdeki! Kara bulutlar bir git yaaa! Bir çıkalım aydınlığa.

Ben yanmasam
Sen yanmasan
Biz yanmasak
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa”

Sadhanam çadır devam ettiği için hafif hafif oturarak devam ediyor. Yarın yavaştan normal prelüde geçerim gibi geliyor. Vücudum kaskatı.

Bakıyorum sabah 8’e geçe kaldım demeler, akşam 21:30’da yatmalar falan şaşırıyorum. Diyorum şedovcu olamayacak mıyım ben 😜😜

Birkaç yıl önce aştangilerin bir kampına katılmıştım, gün doğumuyla yoga yapma, Mysore stili herkesin kendi serisini yapması ama toplu halde olması çok ilginç gelmişti. Hatta yoga sonrası konuşmamak gerekiyordu da pek durmuyorduk o ayrı. Şimdi konu konuyu açmışken Defne hoca Mavi Orman’da mıydı, şey diyordu yogasından sonra o yoga halinden bir süre çıkmayıp 1 saat falan pek konuşmadığını söylerdi. Gerçi bu durum bir süredir benim için de geçerli ama evde bunla ilgili pek bir saygıyla karşılaştığım söylenemez, hooop konu konuyu açtı ama tekrar baştaki mevzuya döndük mü, döndük.

Böyle işte, bir şarkı paylaşacağım:

A. 💚

Ayşıl- Gün 23- Tarçın2

Selam sangha,

Çadırdan yazıyorum, burada her şey dingin. Uyku tutmadı, sonra da kalkamamışım. Hepsi hayal meyal. Dedim, ne yapsam oturarak ısınsam mı azcık.

El bilekleri, ayak bilekleri, boynu ısıttım. Şu oturarak yapılan omuz ısıtma var ya, el bacaklarda kol dümdüz hani. Hayatımın aşkı resmen o hareket, öğrendiğimizden beri bayılıyorum kendisine. 💚💚

Her şeye tarçın koydum yine, zaten severim bu aralar çok düşkünüm kendisine. Utanmasam akşam yemeğinde patatese koyacağım da şartlar işte 😁 mis kokar hem ne güzel.

Bugün işlerim vardı dışarıda, dolandım bolca. (yeşil saç boyası stoğu kovalamak gibi rafine bir zevkim var demiştim hihihi 😜) Starbucks’ta sizleri okudum sonra, harika şeyler yazıyorsunuz, çok şey katıyor hepimize.

Çünkü şunu düşünüyordum hep, derslerde online buluşuyoruz evet ama süre de belli, ders dışı konuşma pek olmuyor. Arada az biraz mesafe oluyor. Bir stüdyoda falan olsak az çok birbirimiz hakkında fikrimiz olur. Kim neler yapıyor, hocalarımız nelerle meşgul hep merak ediyordum. Hayatınızda neler oluyor? Herkesin kendini açması çok güzel oluyor.

Seviyorum sizi sangha.

A. 💚

Ayşıl- Gün 22- Kedi

Selam,

Voleybol maçı izliyorum şu an, Şampiyonlar Ligi finali var. Vakıfbank kazanacak gibi duruyor, kızlar süper gidiyor. Sonra da VNL var milli maçlar başlıyor. Şurada iki voleybol dedikodusu yapayım dedim de kalsın şimdilik.😄

Bugün ‘öfff yoga yapmasam n’ oluur!’ diyerek uyandım. Zaten çadırdaymışım meğer, vücut yapmasan olur demiş bana. Bu 2-3 gün çadır aralarını seviyorum,dinleniyor gibi hissediyorum. Ama dönünce de bu sefer ara verdiğim için bazı pozlarda rahat hissedemiyorum. Neyse ki geri kalan ayın 25 günü var. Dizlerim sızlıyor hâlâ. Bugünü biraz nefes ve meditasyonla kapatacağım.

Bugün bir kitap değil bir mangadan bahsetmek istiyorum özellikle kedi severlere. Ben mangalara önyargılıyımdır ancak bu, öyle süper kahramanlı veya gençlerden bahseden bir hikaye değil. Adı ‘Kadın ve Kedisi’ bir kedişin gözünden sahibini okuyoruz. Çizimler çok tatlı, bir şekilde göstermeye çalışacağım. Şöyle:

https://images.app.goo.gl/q5f9Pyk1pkxtQh5J9

https://images.app.goo.gl/htrVgRukPeknFMyx5

Çok tatlı değil mi ya?

Ben de güzelce kedi sevdim bugün, kitabevinde. Bir sürü tontiş kedi gurrrluyor orada. 🥰 Mutluluk veriyor kedi sevmek… Kedi annesi değilim henüz, belki bir gün.

Onun dışında sıradan bir pazar günüydü. Tek başıma içilen kahve, kısa sahil gezintisi, keyif veren küçük şeyler. Pek aksiyon yoktu anlayacağınız (olsun istemiştim gerçi). Yoga yapmayınca da eksik hissediyorum.

Sevgiler, A.

💚

Edit: Şampiyon oldu Vakıfbank. 💛

Ayşıl- Gün 21- Alışmak

Merhaba,

Aslında bugün yazacak bir şey yoktu aklımda. Sonra Defne hocamızın yazısını okudum. “Demek ki bazen yanmak gerekiyormuş, yenilenmek için. Bunu da aklımızda tutalım.” yazmış. Bunu düşünüp duruyorum.

Yananlar olarak yenilenecek miyiz acaba. Sonra bugün dinlediğim kitaptaki bir şey aklıma geldi, diyordu ki; “İnsanı kabaca her şeye alışabilen bir varlık olarak tanımlayan Dostoyevski ‘nin sözlerinin doğru olup olmadığı sorulursa, cevabımız ‘Evet, insan her şeye alışabilir ama nasıl olduğunu bize sormayın’ olacaktır.” (kitap: İnsanın Anlam Arayışı, Viktor E. Frankl)

E o zaman her şeye alışabilir miyiz acaba? İzi kalsa da birçok şey gelip geçici mi? Gerçi bu 28 gün yoga bize birçok alışkanlık kazandırdı bile. Uyan, yoganı yap, blogu oku, yaz. Bir gruba /ekibe dahil olmak iyi hissettiriyor. (Bu arada evet, kitap okumadığım zamanlar audiobook dinliyorum, saplantılı gibi bir şeyim.)

Sadhanam dersek yine hafta sonu kaosu evde. Biraz geçe kalıyor böyle günlerde. Bir de dün kaldırmaya çalıştığım damacana sayesinde dizim zonkluyor. Ağrılı çökmeler. Karnı ağrıyan çocukta uzun dinlenme…

Biz hâlâ tatiliz ama hafta sonu dersleri olanları görünce özenmedim desem yalan olur. Ama az kaldı, kavuşacağız.

Love, A.

Tarçınlı💚

Ayşıl- Gün 20- Çök Kalk

Selam,

Ayşıl dün gece ne okudun acaba? 😁 İskandinav edebiyatı demişken Pınar hocama, ben de Norveç okuyayım dedim. Dag Solstad beyin Türkçeye çevrilen tüm kitaplarını okudum sanırım, en sevdiğim ‘Mahcubiyet ve Haysiyet’ olmuştu. Bu sefer ‘On Birinci Roman, On Sekizinci Kitap’ ı okudum. Yine küçük Norveç şehirleri, tek başınalık, terkedilmişlik. Bir Erlend Loe karamsar İskandinav değil sanırım, ama o da alayına isyan modunda. Neyse ondan başka zaman bahsederiz.

Bilmiyorum, size de oluyor mu? Buraya 10 gün geç başladım ama bugün ne yaptınız acaba diye yazıları bekliyorum. Mesela Aziz kimle konserde, Fatma hocam nereye uçuyor, Alican’ın oğlu n’apıyor, Felek gece 12’de yazacak mı, Pınar hocamın Guş’u (Derya’nın ruju 😊) …

Bugün beni sinir eden bir telefona uyandım, hadi gel dediler, dedim yok yogaya duracağım. Hazır ev de boş, sessiz. Dili sağ, ısın, çök kalk, vaişakada kaç dk oldu acaba, saate baksam hiç olmaz. Kurmastanada düşmesek bari bugün. Mangaladaki hatamı çözdüm mü, çözememişim. Surya Namaskar (en beklediğim), otur, yogasana. Jiva mudra, dinlen. Kahve yap.

Buraya kadar olağan. Akşam üzeri babama evde ufak bir tadilatta asistan olmam gerekti. Hemşire titizliği ile tornavidayı uzat, matkap ucunu ayarla, dübeli koy. Adamın omurgasında 4 5 kırık var çökemiyor, ben çökerim baba nedir yani bir ardha mandalaya geçerim senin için.

Çök kalk vidayı uzat, çök kalk matkap ucunu değiş, çök kalk kalemi getir. Balakrama da neymiş… Dizler yanıyor. Bir de fayansta suçiye geçersem tamamdır.

Başlık düşünüyorum şimdi, ne çıkacak, tarçın da yok. Aslında bastım tarçını ondan bahsetmeyeyim bugün.

Sevgiler

A.💚