Ayse – Gun – 17-18-19-20-21-22

Gun sayilarini boyle siralamak ve yazmamis olmak bir yerde uzuyor. Ama bu gunlerde aralara yoga serpistirebilmis olmanin mutlulugunu yasiyorum. Hafta sonu tatilinde yoga yapamadim. Halbuki erken de uyandim ama yoga yapmak yerine, inanilmaz tatli bir bebegi sevdim. O kadar sevmeme de sasirdim. Arkadaslarimiza jest yaptik hatta ve bir aksam evde kalip bebege biz baktik, onlarda ilk defa birlikte yemege gittiler. Baktik dediysekm, bebek uyudu ve biz de dizi izledik. Onun disinda tatil guzel gecti. Ben baska sehirlere gidip, ordaki hayatlari gorunce kendi hayatimi ve yasadigim yeri hic sevmiyor olusumu sorguluyorum. Cumartesi gunu oyle bir uzuntu ve sikinti hali geldi. Degiyor mu yani? Hayatimda degisiklik yapmak bu kadar mi zor? Hayat sadece bugun degil mi ve biz niye istedigimiz seyleri yapmiyoruz? Neden hep erteliyoruz? Ben soz verdim, yemin ettim ve valla gozumu karartacagim. Yarin bana bir sey olsa valla uzulurum, son yillarda mutsuzdu ve yasadigi yeri de sevmiyordu der kendime acirim. Cok sevdigim ve eski bir arkadasimla da gorusebildim. Gurbetciyi gurbetci anliyor tabii. Bu bir gercek. Ne dese anliyorum, ne dersem anliyor! Gitmek ve kalmak mutlaka bir tartisiliyor, ve ah ah diye icler cekiliyor.

Ben cuma gunu kotu bir gun gecirdim. Hic olmaz, gercekten olmaz ama seyeahat stresi sardi. Sonra zaten detoksun 5. gunu ve hic ama hic iyi hissetmiyorum. Bir ara sadece eve kapanmak ve hicbir yere gitmek istemedim. Kendime cok kizdim detoks yaptigim icin. Benim icin kesinlikle verimli gecmesi gereken bir haftaydi ve beynim uyusmus bir sekilde koltuktan dahi kalkamamistim. Yogayi aksatmistim ve tamamiyle kaymis bir haldeydim. Ustelik kotu hissettigimi gordugum halde, inadimdan yarida kesmedim. Basim donuyordu, halsizdim ya iste resmen bilincsiz bir kilo verme derdine dusmustum. Niye kendime bunu yapiyorum? Gecen sefer buraya yazmak da beni cok rahatlatmisti. Zaten surekli aklimda. Hafta sonu hicbir sey yememem lazim diye kendime oyle bir baski yaptim ki… Tabii ki de yedim. Yememek degil ama ortama ve arkadaslara ayak uydurmamak gibi bir davranis gosteremiyorum ben. Ya hayir ben o seyleri yiyemem lutfen baska yer secin diyip yanimdaki 5 kisiye sikinti veremiyorum. Orta yolu buldum bu bir kac gunde. Ve ne suclu hissettim ne de kizgin. Ve cuma gunu kendime bir karar verdim. Kilo vermek, diyet ve kiyafet bedenleri hakkinda artik konusmayacagim. Instagram’da actigim saglikli beslenme dittiri hesabini da sildim! Ohhh icim rahatladi. Sonra hatta instagram’i toptan sildim. 24 saattir temizim 🙂 Ellerim titreyerek kocamin telefonuna saldirmadim henuz. Onunde sonunda yukleyecegim cunku kurmak istedigim is icin kullanmam gerekecek. Olsun kullanirim ama su ara hic oralarda olmak istemiyorum. Evet bunu de yazip konusmustuk zaten.

Sabah yoga yaparken kendimden hic memnun kalmadim. Studyoda yaptigim dersler kadar verimli gecmiyor ve kendi kendime bu isi geceremiyormusum gibime geliyor. Izedigim videolar cok hizli bence. Ve hicbir hareketi duzgun yapamiyormusum gibime geliyor. Su aynanin onundeki goruntum gozumun onune geliyor! Gormez olaydim niye gordum ki! Ama dur hey, kendimi ve vucudumu begenmemek, asagilamak yok! Unutma bunu! Salonumuzda kapi yok ve ben evin ortasinda yoga yapiyor oluyorum. Kocam goruyor mu bakiyor mu, izleniyor muyum endisesi yasiyorum bir de. Endise demeyelim de hani acaba disardan nasil gozukuyorum ve ne dusunuyor acaba sorulari oluyor. Yarin sabah bir cesaret kendi kendime bir seyler denemek istiyorum. Acaba becerebilecek miyim? Sakin sakin kendi halimde bir denemek istiyorum.

Yani iki yeni kararim var! Lutfen kendimi ama once vucudumu sevecegim. Bu diyet ve kilo verme karmasasindan kendimi kurtaracagim. Ve sosyal medyayi da limitli kullanacagim. Buna birazcik baslamistim, fena da gitmiyordu ve devam edecegim.

Son gunlerde kimsenin yazdiklarini okuyamadim. Umarim herkes iyidir, her sey yolundadir. Kocaman sarildim siz tanimadigim sevgili yoga arkadaslarima.

Reklamlar

Ayse – Gun 14 – 15 – 16

Bir seyleri zorlamayinca kendiliginden daha guzel oluyor galiba. Pazartesi sabah zink diye 7 gibi uyandim. Ve dun de ve bugun de! 2 gun guzelce yogami ve meditasyonumu yaptim ve bugun bu saat hala bir sey yapamadim. Cok halsizim desem? Detoks yapiyorum, hayat enerjim cekildi desem? Vucudumla olan derdimi anlatsam? Santiago’nun bana “vucudunla baris” ogudunu anlatsam?

Hicbir zaman incecik ve narin biri olmadim. Ama yurt disina tasinmamla birlikte artik yemek duzenimin ve gidalarin degisikliginden mi ya da gercekten tamamiyle psikolojik mi bilmiyorum ama surekli bir kilo problemim oldu. Al ver al ver! E bir de istahli biriyim. Yemek yemek benim icin acayip buyuk bir zevk. Her ogun senlik gibi bana. Yemek yapmayi cok cok sevmem ama saglikli beslenmeye takigimdir. Obsesif takiklik yani oyle kendi kendime koydugum bir tani degil, bayagi doktor tanili. Seviyorum saglikle seyler yemeyi, ne yedigimi bilmeyi ve buna kafa takmayi da! Kizartma yemekleri elbet ben de seviyorum ama iste yemememiz gerektigini de bildigimden mesela yemiyorum. O yiyen insanlari da yargilayabiliyorum. Ne haddimeyse! Asitli icecekler (soda haric) herhalde bir 10 yildir hayatimda yok. Icen insanlara boyle aklim gozum yerinden firlamis gibi de bakabiliyorum. Yine yani ne haddimeyse!

E peki kendimi bilincli ve saglikli beslenen bir insan gorurken nasil kilo aliyorum? Denge tutturamiyorum. Batti balik yan gider diyorum. Alkolden, yedigim fazla makarna/pizzadan ve ama en cok hareketsizlikten kilo aliyorum. Hatta bence hareketsizlik en onemli etken! Abarttigimi dusundugum seyleri mesela yaninda sporla yiyip icsem bence gayet rahat kilomu koruyabilirim. E peki neden hareket etmiyorum? Sporla yetismis buyumus biri degilim. Hayatimin icinde spor yok. Benim zamanimda spor filan yaz okullari pahali seylerdi, ozel seylerdi ve hic o toplara girmedik biz. Sonradan edinmeye calistigim bu aliskanlik bende hic oturmuyor. Yuruyus en sevdigim sey. O da hava sartlarindan surekli olabilen bir sey degil. Bu da aslinda bahane yani yagmur da yagsa, giy ustune yagmurluk cik degil mi? Kisin hareketsizim, havayi bahane ediyorum ve kislari kilolaniyorum. Ne guzel kilolar yerine oturmusken tatil ve bosluk derken yine aldim. Uyguladigim bir detoks var.Oooff kimseye tavsiye edemeyecegim. Yani beni sonduruyor, gozlerim daliyor boyle enerjim cekiliyor. Sadece sebze yemegi yiyorum! Hicbir seysiz! Ve detoks sonrasi verdigi hazzi seviyorum. Hafiflemis ve temizlenmis bagirsaklarim hosuma gidiyor, cildim bir parliyor. Beynimin calismasina ihtiyacim olmadigi bir bir kac gune denk getirdigim zaman sorunsuz atlatabiliyorum.

Yoga bu noktada bana cok iyiydi. Duzenli studyoya gittigim zamanlarda, hem hareket ettim hem de vucudumu sevdim. Yoga yaparken kendimi izledigimde kilolu da olsam begendim kendimi. Ama bir yandan da hicbir zaman iyi yoga yapamadigimi dusundum ve bundan hep vucudumu sorumlu tuttum. Kocaman insanim yani nereye headstand yapiyorum Allah askina dedim. Cok guzel yaptigimi dusundugum bir harekette sonra fotografimi gorunce mesela cok utandim. Headstand calisalim hocam diyemedim cunku asla yapamayacagimi dusundum. hahaha evet headstand’a takmis bu kiz kafayi!  Yani yogayla birlikte vucudumu severken ama bir yandan da bazi hareketleri yapamami da hep vucuduma bagladim. Istedigim kiloya indigim ve sabah 7’de flow derslerine gittigim zamanlarda hep utandim ama hep de gittim. Kollarim cok gucsuz diye hep soylendim. Guclendirmek icin de bir sey yapmadim!

Artik temelli bu kilo derdinden kurtulmak istegim var. Daha da ugrasmak istemiyorum ya hu! Yasla birlikte zorlastiginin da farkindayim. Ve boyle iskence detokslarla da ugrasmak istemiyorum. Biktim ya valla biktim!

Vucudumu sevmek, barismak ve oldugu gibi de kabul etmek istiyorum. Yapamadigim hareketlere de bahane etmek istemiyorum. Bu kesinlikle ogrenmem gereken bir sey.

3 gunlugune tatile gidiyorum ben. Gittigim yerde mat yok. Matimi goturecek yerim de yok. Seccade gibi keske kolay tasinan bir sey olsa, ya da seccade gibi herkesin evinde mesela bir mat olsa. Ben bir yoga yapacagim desek ve hop mat gelse onumuze. Ben bir namazimi kilayim derdi ananem, ben de hemen kosarak yesil seccadeyi ve tesbihi getirirdim. Ne guzel gunlerdi. 30 sene sonra oturup ozleyecegimi bilemeden yasadigim guzel gunler. Anane sevgisi muthis bir sey degil mi yaaa? Anne sutu kadar yararlidir bence kesin 🙂

Bugun aksam ve yarin sabah gitmeden yoga yapmaya niyet ettim. Hazir vucudumu temizlerken, yogadan da yardim almam cok guzel olabilir bence. Sali gunu de kaldigim yerden devam edebilirim diye umuyorum.

Optuuuum

 

 

Ayşe – Gün 11-12-13

Ben bugun yoga yaptim. Sabaha karsi 3:30’da uyumama ragmen, 7’ye dogru uyandim ve yaklasik bir 45 dakika yogami ve ardindan da meditasyonumu yaptim. Nasil mutlu oldum nasil hosuma gitti anlatamam diyecegim ama tabii ki anlatacagim. Bir kere suna karar verdim. 6:30 benim icin su anda cok erken bir saat. Benim boyle bir sorunum var. Cok uc hedefler koyup, basaramayinca hepten pes ediyorum. Tamam peki o saatte kalkamadin, elimizde 8’de kalkmis biri var hadi 8’de yapsin o zaman yogasini durumu olmuyor bende. 6:30’da kalkamadim, yapamadim ya onu telafi etme hakkini vermiyorum hic kendime. Bugun vermeye karar verdim. Yapabildiginin en iyisini yap, elinden gelenin de bu olduguna emin ol ki icin de rahat etsin. Ben elimden geleni yaptim de cekil kenara. Matin basina gecerken tedirgindim ama gercekten de zaman nasil gecti anlamadim. Neeee? Son hareket mi? Nasssssi yani??!! Kendime kizmamam gerekiyor ama kizdim, dedim ki bak nasil seviyorsun, nasil vakit geciyor anlamiyorsun e o zaman derdin ne senin? Galiba bu erken uyanma derdi beni cok gerdi arkadaslar. Erken kalkacagim dedikce normalden de gec kalktim. Pazar gunu 11’de uyandim. En son ne zaman 11’de uyandigimi hatirlayamadim bile. Simdi kendimi rahat birakacagim. Once gunluk evde yoga egzersizi aliskanligini kazanayim, gunun sabah saatlerine kaydirmayi da daha sonra yaparim. Olur mu canimlar?

Aldigim ozel yardim galiba cok isime yariyor. Hala kendimden emin olamasam da bugun yazip goturdugum bolum valla hatasiz, elestirisiz gecer not aldi. Olmus bu, artik bunun uzerinde calismaya gerek yok yani hadi bir diger bolume atlayalim dedi. Kalkip dans edesim geldi. Beni azicik motive et yaa yaparsin kocum, supersin bebegim de demek istiyorum cocuga. Aksina oyle zen bir adam ki… Motivasyonum dedikce oyle bakiyor suratima. Yaptigin seyden emin olmaya baslayinca, zevk de alacaksin iste o noktada motivasyonda beraberinde gelir diye umuyorum dedi. Ya ben gazla calisan biriyim! Ama evet dedigine de katiliyorum.

Turkce karakter kullanmadigim icin kac yazidir ozur dilemek istedim hep unuttum. Ilk bir kac yazi duzelttim ama soyle ki yazdiklarimi okumadan hop yayinlamayi seviyorum. Oturup okursam hep boyle bir utaniyorum, cekiniyorum oof ne dusunecekler hakkimda diyorum. Beni de turkce karaktersiz kabul edin nolur 🙂

Hicbirinizi tanimiyorum ama kocaman kocaman sarildim.

 

Ayse – Gun 7-8-9-10

Oh oh bolluga bak! 7-8-9-10! Yan gelip yatmisim resmen. Ya cok utaniyorum. Erken uyanacagim dedikce normalden de gec uyandim. Cok samimi soyluyorum; sabah 6’da uyanacagim diye niyet ettigim zamandan once ben zaten en gec 8’de uyaniyordum. Dun 9’da zor uyandim, bugun de 10’da. Pazar gunu de 10’da. Aaa-aaa uzerime iyilik saglik resmen yani! Ihtiyacim varmis demek ki demek istiyorum ve kendime de kizmak suclamak istemiyorum tabii ki. Ama ne bu boyle bu kadar uyumaklar? Dun oglenden beri basim da agriyor. Vucudum gergin ve kasilmis durumda. Aslinda belki de matin uzerine gecmek icin en iyi zaman. Bir is gorusmesi yaptim. Gorusme guzel gecti ve ben heyecanlandim. Ama gun icinde kendimi oyle bir doldurdum ki sanki bu is benim ilk ve son sansim, bu olmazsa baska bir sey olamaz ve bu olmazsa dunya basima yikilacak. Bugun haber gelmesi gerekiyor. Matin uzerine gecip kendimi rahatlatmak, meditasyon yapip soyle kendimce guzel guzel enerjiler yaymak istiyorum. Eger bana iyi gelecekse, hayirlisiysa olsun diye dualar etmek istiyorum. Benden cikti, evren karar versin demek istiyorum. Istiyorum da istemekle kaliyorum. Tamam bunu yazdiktan sonra yapacagim.

Arada bir suru gun atladigim icin cok utandim. Utancimdan girip baskalarinin yazdiklarini bile okuyamadim. Herhalde bir daha yazamam, bitti gitti diye dusundum. Ne guzel bir ayna oldu simdi bu bana. Bu tam tipik bir benim davranisim. Ya hep ya hic! Mukemmel yapamiyorsam, toparlama sansimin olmadigini dusunuyorum. Sadece yazmakla olmaz, matin uzerine gecmediysen yazmaya da hakkin yok diye dusunuyorum. Dengeyi bir turlu bulamiyorum. Kendimle daha anlayisli ve yumusak konusarak bunu basarmak istiyorum. Tamam guzelim bak sabah uyanamiyorsun ve yogani yapamadin diye bu gun icinde yapmana engel degil. Gayet de guzel yapabilirsin. Kontrol sende, istedigin zaman istedigin anda yapabilirsin. Canim benim sakin ol, dengeye gel.

 

 

Ayşe – Gün 6

Sevgili 28 gun,

Sabahtan beri bilgisayarin basina oturup iki satir yazmaya calisiyorum. Sana degil, yazmam gereken dosyaya. Yazabildim mi? Hayir! Kahveler, caylar, oglen yemekleri filan ay neler neler boyle hadi bu da olsun oturup calisacagim demeler filan. Sifir! Ama simdi oturup mutlaka bir sey yazmaliyim cunku yarin gorusmem var ve iki satir da olsa bir sey goturmeliyim. Ya ben neyime guveniyorum acaba? Hakikaten acaba neyime guveniyorum?

Bir kac kisinin yazisinda okudum burada. Sosyal medya detoksu yapanlar var. Nasil gidiyor sizinki? Bu gercekten cok uzun zamandir benim kafami kurcalayan bir sey. Bir tiksinme geldi dersem abartmis olmam. Son 2 yildir sanirim paylasimlarim cok limitli ki eskiden cok severdim. Abartmadan ama ayarinda boyle bir kac gunde bir bir sey paylasirdim. Simdi ayda yilda bir paylasim yapinca da insanlar bir sorun var saniyorlar. Ilk o geri geri adim attigim zamanlarda, o tuhaf komik soru geliyordu “nerelerdesin hic yoksun ortalikta, sesin cikmiyor!” hahahhaah ne demek bu ya? nasil cevap verebilecegimi hic bilemiyorum. Yooo burdayim hahaha ama burasi neresi orasi neresi? “aaaa gezinizden hic fotograf koymamissin, kotu mu gecti noldu?” diyebiliyor mesela birisi. Ama paylasinca da cekinmeden, o bana cok itici gelen lafi edebiliyor; hayat sana guzel valla yeeaaa! Evet yaaa, oyle guzel ki gel yasa o hayati cok isterdim canim arkadasim, canim sig kafali arkadasim. Peki niye paylasiyoruz? Ne istiyoruz? Bana tamamiyle gosteris gibi geliyor. Bana hayran olun, bana bakin, beni begenin, bana imrenin! Bunu niye koydum? Cunku; gostermek istiyorum. Bakin ne mutluyum. Aaa bakin ne kadar hassas ve duyarliyim, duygusalim yani icim cok temiz. Bakin ne kadar anda yasiyorum. Baksaniza ne guzel ve ozel zevklerim var, ne guzel markalar ve dizayn urunler kullaniyorum. Off suna bakin tatil yaparken siz pis turistler gibi degil burali insanlar gibi geziyorum. Bakin bakin hic evde oturmuyorum, cok aktif biriyim ve hep geziyorum haftasonlari hep partilerdeyim, ayrica muzik zevkim de superdir hep konserlerdeyimdir zaten. A tabii ki hep kitap okurum, her an ama her an ve yaninda mutlaka kahve icerim. A-aaa ve tabii ki cok seviyorum ve seviliyorum, hepinize benimki gibi bir ask diler ve masallahinizi alirim! Happy bilmem kacinci wedding anniversary bebiskom! (Adam o sirada uyuyor:) ). Bunun gibi bir suru sey. Sizce? Evet yani paylasiyoruz ama ozde bunun alt metni ne? Ben alt metin okuyamamadan o paylasimlara bakamiyorum artik. Sosyal medya paylasimlari yuzunden bir kac arkadasimdan sogudugumu da itiraf etmeliyim. Ben 1 hafta sildim telefondan. Elim alismis, elim gidip durdu ama oyle titremeye filan baslamadim. Hesabi sil git diye dusundugum de cok oluyor, kokunden hallet bu isi diyorum. Sonra kisisel mazeretim hep aklima geliyor. Uzakta yasiyorum ve bir bagim olsun, aman geri kalmayayim aman onlarin hayatlarinin icinde olayim istiyorum.  Cunku; tek bagim o! Geride biraktigim insanlarla tek iliski aracimin sosyal medya olmasi cok tuhaf. Artik kimse birak mektup yazmayi, mail bile yazmiyor. Ne yaptigini yayinliyor, sen de oylece goruyorsun. Siz nasil idare ediyorsunuz? Detoksunuz nasil gidiyor? Ya da yapmaya ihtiyac duyuyor musunuz? Eeee sizin sosyal medya aliskanliginizla hesaplasmaniz nasil?

Bu arada bu kiz yarin sabah matina geri doner!

Ayşe – Gün 5

Cok huysuz bir gundu. Dun ogleden sonra huysuzluk ve tartismalar vurdu, bugun ogleden sonra aglaya aglaya bitti. Oyle sacma sapan seylerden sorun cikariyorum ki gercekten sacmaladigimi da biliyorum. Ama dusunuyorum dusunuyorum yine de kendimi hakli buluyorum. Bir saniye icin bir aydinlanma oluyor; bak diyorum normalde bunu sorun yapacak insan degilsin sen ama o aydinlanma aninda karariyor, icimdeki o sinirli ve kirilmis cocuk cikiyor, dudagini buze buze; ama ama ama o bana boyle yapti, o beni anlamadi, beni kirdi diye yine soylenmeye aglamaya basliyor. Cocuk ben bu aralar boyle, kendiyle ve herkesle kavga halinde. Ciftlerin tartisip, kavga edip birbirleriyle konusmamalarini cok tuhaf bulurum. Yani konusmamak ne? Nereye kadar konusmayacaksin? Konusmadan neyi nasil nasil halledeceksin? Ayni evin icindeysen hele yani kime rol yapiyorsun, kac gun konusmadan duracaksin? Eger istegin ayrilmak, bitirmekse tamam konusma yuru git ama cok seviyorsan ve sinirlenip tartistiysan, konusmalisin da ve cozmelisin. Konusmayarak, anlasmayarak imkani yok bir sey duzelmez. Duzeldi sanirsin, 10 gun sonra yine patlar. Bak bunu diyen ben, 24 saat surat asarak, 2 kelime etmeyerek dunu gecirdim. Kendimle bile catisiyorum. Ama ya cidden kimsenin halimi anlamadigini dusunuyorum. Gercekten kimse anlamiyor! Ne hissettigimi hissedemiyor.

Regl olmus olmamla da alakali olabilir bu inis cikislarimdaki abartilik. Ne karin agrisindan olurum, ne memelerim acir ama ruhsal olarak cok dibe dusurebiliyor beni periyodum. Takvimde yakalayamazsam, modumdan anlayabiliyorum aslinda. Ve acilan istahim. Karnim agrisa daha iyi yani nerdeyse. Bugun de yoga yapmadim. Defne hocamiz yapmayin demis madem yapmayayim. Bizim studyoda niye hic soylenmedi peki acaba bu? Ya hatta bu donemdeyken yapmamamiz gereken hareketleri bile hic soylemediler. Burada yazan insanlarin bilgilerini okuyup, kendi bilgisizligimden utanip cekiniyorum biraz. Yoga hakkinda teorik hicbir sey bilmiyormus gibi hissediyorum kendimi ve bu da beni sanki 2 yil bosu bosuna gidip gelmisim gibi hissettirdi. Gece gunduz okuyup ogrenesim var. Ama aslinda ondan once gece gunduz okuyup ogrenip derdimden kurtulsam daha iyi olur. Bak denge yok iste ben de. Ikisini de yapsan nasil olur peki canim? Bir seyi ya abarta abarta yapiyorsun, hayatin oluyor ya da hic yapmiyorsun. Denge! Azicik denge!

Yarin yeni bir hafta. Bir seylerin degistigi bir hafta olur umarim. Ne bilmiyorum ama bir seyler iste. Gunes acsin mesela bari!

 

Ayşe – Gün 4

Biri bana “valla ne zaman regl oldugumu bilmiyorum hic” dese ya da “ya reglim gecikmis hamile kalmisim cok sonra farkettim”dese oyle bir guzel yargilarim ki! Koylu musun egitimsiz misin kardesim ne demek regl gununu bilmemek derim. Ama ben iste boyle hep kimi kinasam hepsi basima geliyor. Son bir 1 yildir filan galiba surekli acaba ilk gun neredeydim, hangi gundu diye dusunuyorum ve o tarihi bulmaya calisiyorum. Acaba gecikti mi? Geldi mi? Ne zaman gelecek! Bugun en sonunda takvime not aldim. Sabaha karsi gelen hafif bir karin agrisi ve karin bolgemin patlayacakmis hissinden anladim bu sabah da. Regl gunlerinde yoga yapilmadigini bilmiyordum ben. Belli hareketleri yapmanin iyi olmadigini biliyordum ama hepten yedege gecmemiz gerektigini bilmiyordum. Peki bugunleri de sayiyor muyum ben hala? Yalan yok, bu sabah bir hosuma gitti cunku erken uyanip yoga yapmama gerek yoktu. Aslnda bence hile de yaptim. Erken kalkip yogami yapip, hemen ardindan da reglim gelmis olacakti. Ama ben nasilda gelecek diyip kalkmadim. Bahane hazirdi. Peki ben niye bahane yaratmaya calisiyorum. Bu kadar cok sevdigim, bana bu kadar iyi gelen bir seyi yapmamak icin neden bahaneler ariyorum? Sabah erken kalkmak kismi mi sadece zorlayan? Yeter uyudun ama ya kalk yani ne olacak? Hareketle alakali seylerde neden hep zorluyorum kendimi? Neden hic kanima girmiyor?

Oglen disari cikip, lokal bir markete gittik. Cok kotu seyler vardi. Kucumsemek de istemedim, ilgili gozukmeye calisip her bir masadaki urune baktim ama cok kotuyduler ya! Sonra da orada bir yere oturup oglen yemegi yiyelim dedik. Ekmek yemek istemedigim icin corba istedim. Ben hic yemek secmeyen biriyken simdi biraz zor biri olmaya basladim galiba diyordum ki yagli corba geldi. Ya oyle yagliydi ki hani zorlayamadim da kendimi. Dudaklarim, damagin yag yag kaliyor icince. Icemedim. Evet zor biri oluyorum yemek konusunda. Asci soyle bir one dogru gelip, uzaktan bana bakti ve burun kivirdi, gozlerini soyle bir devirdi. Gordum. Ascinin sinir oldugu o musteri oldum ben bugun. Gicik kiz demistir belki. Belki onu derken de aklina corbayi yaparken “ay yagini cok kacirdim galiba” diye dusundugu an gelmistir. Bi tik fazla dondururuz ya yag sisesini, biliriz o tur cok oldu. hahahhaha bana da olur cok, bir tur az dondur sunu yaa derim kendime 🙂

Herkes havanin cok sicak oldugundan yakiniyor! Gercekten mi cok sicak? diyorum. Benim ayagimda corap var. Kot ceketsiz cikamiyorum. Boynumda salim da var! Yagmur da yagiyor. Biliyorum eger orada olsaydim, soylenecektim; bu ne yaaaa diyecektim. Evden disari cikamayacaktim. Ama iste yine de ic geciriyorum, keske orada olsaydim diyorum. Karpuz peynir yerdik, serinlerdik diyorum. Istedigi kadar yaz mevsimi olsun, 17 derecede karpuz hic tat vermiyor.

 

Ayşe – Gün 3

Yaptimmmmmm diye bagirir!!!!! 4’de uyandim ve uyudum. 5’de uyandim ve uyudum. 5:50’de uyandim ve uyudum. 6:15’de uyandim ve bir daha uyumadim. Nasil zorladiysam kendimi ve nasil kafaya taktiysam, sanki ise gec kalacakmisim korkusuyla her saat uyandim. Saat 5’de bi an “kalkayim da kurtulayim bari yeter” diye dusundum. Uyandigimda yataktan hemen mata yuvarlandim. Arada sadece bir bardak su icip, sutyenimi taktim. Ya arkadaslar! Boyle guzel bir sabah yoktu. Delirdim mutluluktan. 30 dk gunesi selamladim. Uzerine de 10 dk. meditasyon. Gecen sonbahar haftada 3 gun sabah 7’de flow derslerine gitmistim. Super guclu pille araliksiz calisan oyuncaklar gibiydim o aralar. Zip zip zipliyordum. Bu sabah bunu hatirladim. Niye devam etmiyorum? Bana bu kadar iyi gelen bir seye niye yine baslamiyorum. Kendimden bunu almaya hakkim ne? Tesekkurler 28gunyoga cunku bana bunu hatirlattin.
Gun icinde iyiydim. Kahvaltiya arkadasima gittim. Sabah rutini olan, ise giden insanlarin arasindan ben keyif yapmaya gittim. Tabii bundan da suclu hissettim kendimi. Ben niye calismiyorum? Bugun bunun uzerine cok konusmusken aksam ustu mail geldi. Is gorusmesine gelmek ister misiniz? dediler. Sevinmek yerine “kesin bes para etmez bir yerdir yoksa beni aramazlardi” dedim kendi kendime. Paylassam sevinecek kimselerle paylasmadim bile henuz. Cool mu olmaya calisiyorsun kizim napiyorsun sen ya ne ayaksin?
Ya bu sabahki yogam cok guzeldi. Iyi ki varsin canim blog, iyi ki on ayak oldun. Yoksa ben cidden asla evde boyle ciddi ciddi yoga yapmaya baslamazdim.
Bugun yazmak istedigim baska seyler de vardi ama baska gune kaldi. E daha burdayim! 20 kusur gun daha insallah.
Kocaman sarildim hepinize canimlar!

Ayşe – Gün 2 : I Create

Herkes bir niyet diyor… Niyet dediğim seye odaklandım ben son bir kaç yıldır. Matın uzerine her geçtiğimde, yürüyüşe çıkıp kendimle her konuşmamda, her pazartesi günü, her tatil dönüşü hep aynı şeye niyet ettim. Niyet ettiğim şey olmadı. Olmadığı gibi hayatımın ortasına kuruldu ve beni öyle üzdü, öyle sıkıntıya soktu ki… Sanki hayattan, kariyerden bi 3 yıl geriye düştüm, şu son yılların hiç hakkını veremedim. Nolur bana bir şans verin, ben bir kaç sene geriye gideyim, hakkini vereyim sizi yakalarım demek istiyorum. Bu geride kalmışlık hissi beni çok üzüyor. Bir türlü kabullenemiyorum kendimi, akılsızlığımı. Dün kabullendim demiştim ama bak bugün yine hortladı. Tamam tamam o zaman diyeyim ki; ben kabullenmeye niyet ettim. Kendimi kabullenmeye niyet ettim. Ya ben bazen kendimle öyle kötü konuşuyorum, öyle kötü şeyler söylüyorum ki hani o sesi bir bulsam, karşıma bir çıksa böyle kafa göz girişeceğim. Sen kimsin yaa? Kim veriyor sana bu hakkı? Hadi bir defol git, bir rahat bırak bu kızı!

Akşam yatarken sabah erken kalkmaya da niyet etmiştim. Erkenden kastım şöyle 6 gibi filan. 8 gibi ancak uyanabildim. 9:30’da yogaya gittim. Sondan ikinci dersti. Bu stüdyodan niye çok hoşlanmadığımı bir kere daha anladım. O küçücük odada 18 kişiydik. Ben de öyle sinir anları vardır. Eeeaaahhh ne be bu diyip çıkasım geldi o anda. A-a dedim dur ya sakin ol. Zaten kaçmaya bahane mi arıyorsun sen ne yapıyorsun? Tatlı tatlı yaptım yogamı. Elim kolum kime değmiş umursamamaya çalıştım. Başkalarının ayaklarına elimin değmesinden hoşlanmıyorum, bugun iyice anlamış oldum.

Aksam da yemekten sonra yoga yaptım. Ama yemekten hemen sonra yaptım, resmen sofradan kalktım ve mata yuvarlandım 🙂 Yok böyle bir saçmalık. Görev edindim ya, hemen yapayım bitsin. Kusuyordum valla! Yarım saatin sonunda bıraktım. Yatak odasında yapmak zorunda kalmıştım ki o da ayrı bir rahatsız etti çünkü ilk defa yoga yaparken kendimi gördüm, izledim. Yer de dar. Aynanın içine girmiş gibiydim. Hiç hayal ettiğim gibi değildim. Kocamandım. Karnım kocaman duruyor, bacaklarım hiç hayal ettiğim gibi dümdüz ya da ince durmuyor, asık suratlıyım sonra bir de. Ben hep böyle bi gülümseme halindeyim, dudağımın bir kenarı gülümseyerek yoga yapıyorum sanarken ya ben bildigin somurtkan böyle ciddi ciddi yoga yapıyormuşum. Bir daha asla ayna önünde yoga yapmam. Yapacaksam da aynanın o kadar dibine girmem. Dev bir insan yerde deviniyordu. Unutmak istiyorum o görüntüyü lütfen.

28 günlük niyetim; günlük hayatımı düzene sokmak, disipline girmek, nefsimi kontrol edebilmek ve sorumluluklarımın bilincinde olmak olsun! Mesela bence yarın erken uyanayım. Aksam yatarken nasıl olsa uyanmayacağımı bildiğim içn, sabah 6’da gözümü açtığımda kapatmak çok kolay oluyor. Hea hea kalkarsın diyorum. Tamam o zaman. Simdi diyorum ki; yapabilirsin canikom. Sabah 6’da kalkıp yumoş yumoş yoganı yapabilirsin. Üstüne de camin önünde kahveni içersin, kahvaltını edersin. Görev gibi, zorunluluk gibi değil de istediğim icin, keyif alacağım bildiğim için. Biliyorum çünkü; daha önce yaptım ve bence yine yapabilirim.

 

 

 

 

 

Ayşe – Gün 1 : I accept

Merhaba canım 28 günlük yoga maceram;

Ben böyle şeyleri çok ciddiye alırım. Hatta o kadar ciddiye alırım ki içinde kaybolurum, o böyle artık mükemmel yapmaya çalıştığım şeylerden biri olur ve ben altında ezilir, hiç iyi yapamadığımı, hakkını veremediğimi düşünürüm ve pes eder, tamamlayamam. İşte o kadar ciddiye alırım.
Bu sabah uyandığım andan itibaren aklımdaydı. Hangi saatte yoga yapsam? Kendi kendime yapamam, ben bir video bulayım. Peki hangi videodan yapsam? İnsanlar acaba nasıl yapıyorlar? Acaba herkesin izlediği, takip ettigi bir video var mı? Ki bunu söyle ustu kapalı bir şekilde sormuştum ama yoktu. Halbuki keşke olsaydı. Bana daya 28 günlük videoyu ben her gün yapayım. Şu dönemde içinde olduğum ruh hali ve kafa gidikliği dolayısıyla yaptığım hiçbir şeyden emin olamıyorum. Benim ama sadece benim yaptığım her şey yanlış. Hiçbir şeye yetim yok. Bulup yaptığım videolar da kesin yanlış yunluş seyler çıkacaktır diye düşünmeden duramıyorum. Elim Adrianne’ye gidiyor. Oh be 30 günlük challenge var. Ama yarım saatlik filanlar. Ay galiba her gün 1 saat demişlerdi diye stres yapıyorum. Kim onlar? Valla ben de tanımıyorum. Hatta sanki aralarında onları tanımayan da tek benmişim gibi geliyor. Yazdıkları yazılarda hep birbirlerinin isimleri geciyor. Ve galiba sanki en amatör de benim. Hocalık filan diyorlar. Ben 2 yıllık serüvenimde hala head stand yapamamış biriyim. Hadi bir de şimdi bunun icin döveyim kendimi.
Video başlıyor. Günün mantrası; I Accept! Bir hoşuma gidiyor ki görme… Ya tamam çok reklamcı oldu, çok her yerde bu kız ama ya fena da değil diyorum sonra hemen ooommmm! Oha evde tek başıma yoga yapıyorum ve sanki 10 dakikayı geçti derken yine hemen oooommmmm! Ya acaba düzgün bir video mu bu? Kesin bu kızdan daha iyileri vardır ben gittim bunu yapıyorum şimdi derken yine ooooommmmm! Ya tamam yapıyorsun işte sus da yap derken shavasana ve bitti! İlk defa evde kendi başıma yarım bırakmadan yoga yaptım. Sarıldım kendime öptüm hemen. Aferin kız dedim. Düşünsene bir de 28 günün sonundaki gururunu.
Gün içinde mantram hep aklımdaydı, kendi kendimle konuştum bunu. Evet son 3 yıldır yokuş aşağı giden hayatım beni çok üzüyor. Bunlar nasıl olur da benim başıma geliyor diyorum. Nasıl olur da beceremedim ben bu işi diyorum. Beceremediğim yetmedi, maddi zararım da yetmedi bir de son bir ümit hala üste para verip, inatla bu yarım bıraktığım işi bitirmeye karar veriyorum. Canim sen umutsuz vakasın demekle canim bak gor 3-4 aya nasıl rahatlayacaksın, ferahlayacaksın ama nolur pes etme kendine inan yardımı kabul et arası gidip geliyorum. Sonra bugun dedim ki; Ne yaptımsa ben kendim yaptım. Evet dış etkenler de oldu ama ben zorlandım, ben hassaslaştım ve ben altından kalkamadım. Evet kabul ediyorum. Her zaman mükemmel olamayacağımı, benim de toslayabileceğimi kabul ediyorum ve anlayışla da karşılıyorum. Daha fazla ah vah demenin de gerekmediğini, toparlanmak gerektiğini düşünüyorum. Ve yarının mantrası I Create! Öyle de güzel denk geldi ki… Yarın ilk dersim var.
Ve saat 23:43. 28 günün ilk yogası bu sabah yapıldı, yazısı da ilk günün bitmesine dakikalar kala yazıldı. Aferin sana!