Aziz – Gün 29: maNga Robert Kolej

Sevgili sangha size mahallemizin (Gayrettepe) hesaplı biracısı Tabi’den (Tabi = tavuk + bira 🤦‍♂️) yazıyorum. 28 yoga gününün ilk günü başlayan Mayıs turnem, 29. gündeki 21. konserle tamamlandı… 🎊

29. yani son gün Robert Kolej’de idik, yani 24 sene önce mezun olduğum okulumda. Bir anlamda burası benim başlangıcım diye düşündüm, her şeyin çıkış noktası… Ama hayata bir tık daha az romantik ve sakin bakabildiğimde aslında bir sürü başlangıç noktası olduğunu kolayca farkedebiliyorum; ilk aklıma gelenler peşinden İtalya’ya ses mühendisliği okumaya gittiğim ilk gerçek aşkım D’nin Nevizade’de arkamdaki tabureye oturduğu an, Londra’da bir konserde sevgili karıcığım Zita’ya kısaca merhaba dediğim an, ve mesela bir Yalın konseri sonrası Serol’a “abi kendimle alakalı hızla bir şey yapmam gerek” dediğimde “dur hemen seni @defnesuman ‘ın yoga sınıfına yazdıralım” dediği an. Ve işte buradayım… Antropinin gerçekliğinden kaçmak için ister istemez devamlı determinizme sığındığım(ız?) kaosda bu anları farketmek, hayatta aslında gözümün önünde ve kafamın içinde olandan daha fazlası olduğunu hatırlatıyor. Belki de Bukowski’nin dediği gibi (bazı geceler intahar etmeyi seçerek) her sabah yeniden doğuyoruz, ve devamlı yeniden başlıyoruz.

Nice yeni başlangıçlara sangha 🙏❤️

Reklam

Aziz – Gün 24: maNga Yıldız Teknik

Dün artık ilk kez yoruldum sangha. 24 saatte 3 uçuş yapınca (İst – Bakü git gel, dün sabah Sertab konseri için İst – Kıbrıs) pestilim çıktı. Bir de klasik, çok uçunca bende ortaya çıkan aşırı gaz (@kedori bu standart bşr şey mi?) sonucu yorgun bir balon gibi – tabi ki bulduğum her yerde uyuyarak – ordan oraya savruldum.

Bugün soundcheck’e 2 saat geç gelen çok kilit noktadaki – ve benim işe aldığım – bir elemanı fena haşladım. Yılda maks 1-2 kere böyle çok sinirlendiğim olay olur… Arka çıktığım ve destek olduğum genç meslektaşlara çok fazla mı kol kanat geriyorum acaba diyorum bazen. Zaten Aziz eksiklerimizi hallediyor ve bize arka çıkıyor diye iyice tembelliğe vuruyor ve kendilerini geliştirmeyi hepten sallıyorlar gibi geliyor. Hepsi de kardeşim gibi sevdiğim çocuklar… Amerika’lılar gibi profesyonel ve kişisel ilişkiyi net bir şekilde ayırmak gerekiyor belki de, ama bizim sosyo kültürel ortamımızda iş ortamında samimi olmadan çalışmak çok zor… @kedori amirim yardım…

Sonuçta o kadar sinirlendim ki, bayağı bayağı azarladım çocuğu. Şimdi 3 buçuk saat sonra baktığımda yine aynı şekilde kayar mıydım diye düşünüyorum da, evet kayardım, aklıma başka bir opsiyon gelmiyor. Neyse, bugün de böyle bir gün oldu sangha, ne olursa olsun “show must go on”

Kıbrıs dönüşü İstanbul’da gün doğumu

Aziz – Gün 22: Murat Boz Bakü – İstanbul

Sangha’ya, hocalara selamlar. Dün yaklaşık 14 saatlik mini bir Bakü ziyaretimiz oldu. 15 yıldır konser için sıkça buraya geliriz, özellikle son 10 yolda modern mimari ve peyzaja yapılan yatırım inanılmaz. Dün de Zaha Hadid tarafından yapılmış olan ve etrafındaki yeşillik bana hep Bulutsuzluk Özlemi’nin “Tepedeki Çimenlik” şarkısını hatırlatan Kongre Merkezi’ndeydik.

Öncesinde oteldeki öğle yemeğinde menüden seçim yapmak yerine garsona standart “ne iyidir?” ve “sen neyi beğeniyorsun?” soruları ile masanın en nokta atışı siparişini vermeyi başardım. Turnede hayatta kalmanın yollarından biri de yiyecekler konusında uyanık olmak. Yazın köfte ve özellikle tavuktan kesinlikle uzak duruluyor, salatalar zaten yıkanmıyor, en garantisi çorba ve kaşarlı / peynirli pide. Restorana gidildiğinde ise benim yaptığım gibi menü es geçilerek doğrudan çalışanların yönlendirilmesi ile hareket ediliyor. Bunların dışında çantada her zaman bir bisküvi, muz ya da kuru yemiş bulundurmak önemli. En kötüsü hiç bir şey yoksa McDonald’s, zehirlemeyeceği herhalde dünyanın her yerinde geçerli. Günün birinde sangha’dan biri etkinlik / eğlence sektörüne bulaşırsa aklında bulunsun…

Konserimiz iyi geçti fakat akşam yemeği için otele döndüğümüzde restoranın o akşam için tango gecesine rezerve edildiğini gördük 🤣 Kötü ses sisteminden gelen bangır bangır Latin müziğinden hızla kaçarak havalimanına doğru yola çıktık. Uçağımız gece 2:30, hızlı (ama aslında yavaş) bir McDonalds kaçamağı sonrası kendimizi cip lounge’a attık. Bakü cip lounge’da çok iyi bir açık bar var, stok oldukça yerinde ve barın arkasına geçip kendi içkinizi yapabiliyorsunuz. Ben yorgunluktan sadece iki bira ile yetindim gerçi. Yoga namına sadece 1 çöküş kalkış yaptığım bu gün sabah 7’de eve varmamla sonuçlandı. Maceralarım devam edecek…

Aziz – Gün 19: Murat Boz Maltepe

Bütün gün kedi gibi bulduğum her yerde uyudum, şöyle: dün sabah 6 uçağıyla vardığımız Fethiye’den yine ertesi gün sabah 6 uçağı ile döndük. Bu arada, Fethiye’yi bayağı seviyorum ben… Neyse, sabah 7:30 da Sabiha Gökçen’e inip Maltepe’ye geçtim. Bugünkü 19 Mayıs konseri için kurulan ses sisteminin dizaynını ben yapmıştım ve sabah 9’da gelip provalar başlamadan tune etmem gerekti (tune etmek: tüm sistemin beraber doğru çalıştığından emin olup, optimize etmek). Ama tabi benim bilmediğim şey dün gece İstanbul’daki ciddi fırtına nedeniyle dev sahne ile ses sisteminin sabah kullanılamayacak halde olduğuydu… Toparlanacak ama tuning için büyük ihtimalle zaman kalmayacak. Ben de zaten uykusuzum, turnedeki en büyük yardımcılarım olan kulak tıkaçlarım ve göz bandımla 8:30 civarı birleştirdiğim 3 sandalyeye kıvrıldım 🙂

Gün aynen bu şekilde devam etti; sahne kurulumu sonrası küçük bir kestirme, soundcheck sonrası karavanda 3 saatlik güzel bir uyku ve sonrasında iyi geçen bir konser.

Yoga namına üçüncü uykum sonrası ufak çöküş kalkışlar, belime inanılmaz iyi geliyor. Belin en büyük düşmanı yumuşak ve göçük transfer aracı (sprinter) koltuğu ise, en büyük yardımcısı da çök kalklar…

Şimdi eve geldim, salonun sessizliğinde ufak bir viski ve yatış. Yarın yine konser var… Sağlığınıza sangha 🥃

Aziz – Gün 17: Gizli projeler

İyi akşamlar sevgili sangha. Size -şaşıracaksınız ama- İstanbul’daki evimdeki kanapemden, krismıs’da kayınvalidelerin komşusunun hediyesi Macar kırmızı şarabını yudumlarken yazıyorum. Bu arada kanape de kırmızı ama bunun konumuzla alakası yok. Merak edenler için şarabın markası Bikavér, bull’s blood anlamına geliyor. Macar kültüründeki bir çok öğe gibi işgalci Osmanlı ile mücadele dönemi ile ilgili bir hikayesi var…

Dün ve bugün yine mini yogalarımı yapmayı başardım. Ayrıca, hiç evden çıkmayı istemesem de iki “çok gizli” proje için toplantıya gitmem gerekti. Özellikle dünkü toplantıdan sonra (ki kendisi Fenerbahçe stadında gerçekleşti ve stadın tepesine kadar tırmanmamızı da kapsadı) o kadar yorgundum ki, akşamüstü online Macarca dersinde artık sonlara doğru beynim yandı gibi hissettim… İki proje de çok büyük ama birbirinden oldukça farklı, bakalım neler olacak. Şimdi şarabımı bitirip yarın sabahki uçağım öncesi uyuyacağım (uyumaya çalışacağım) . İstikamet Fethiye, hey ho here we go!

Aziz – Gün 15: Adana Milyon Fest Sertab Erener

Değerli sangha’ya Adana Hilton’daki odamdan selamlar. Şaka maka bu hafta arka arkaya 5 konser yaptım. Bursa’dan sonra maNga ile Vadi İstanbul, dün Sertab ile Ankara, bugün de Adana. Sabah 11:00 de kurulum + soundcheck’imiz olduğu için (festivalcilik) Ankara’dan Adana’ya çift katlı turne otobüsünde gece yolculuğu ile geldik. Göz bandı ve kulak tıkaçları sağolsun iyi uyudum. Otobüste 15 yatak var, resmini çekecektim unuttum, zaman zaman yakın şehirler arası turne yapılıyorsa bu otobüslerle gezeriz. Kendilerine has küçük kuralları vardır: sadece şöför civarında (alt katta) sigara içilir, tuvalet sadece 1 numara için kullanılır, vs… 💩

Bugün ayrıca Adana Milyon Fest’de foh teknisyenliği yaptım, yani tüm gün boyunca dışarıdaki sesten sorumlu ses mühendisiydim. Tüm grupların tonmeister’leri ile birebir çalışma fırsatı buldum ve özellikle yeni nesil meslektaşlarıma tanışıp onlara yardımcı olabilmek çok hoşuma gitti. Zehir gibi çocuklar, acaba ben onların yaşındayken nasıl görünüyordum? Kesin ukala ukala konuşuyorumdur 😁

Bu arada seferi yogam çöküş kalkışlara dönüştü, hiç yoktan iyi diyerek devam… Birazdan gece 3:30 uçağı ile eve dönmek için otelden çıkacağız. Bildiğiniz gibi “asıl yolculuk eve dönüştür” (ULG) sangha’cım, sevgiler 🙏❤️

Aziz – Gün 12: Sertab Erener Bursa

Dün Sertab’la Harbiye Açıkhava’daydık. İstanbul’daki en meşhur ama yine en sorunlu konser mekanı, Robert Plant burası için “sanki bi küvetin dibinden şarkı söylüyor gibiyim” demişti. Metal tavan akustik olarak çok sıkıntı yaratıyor, sahneye inanılmaz ses dönüyor. Deneyimsiz bir sanatçı için büyük sorun ama Sertab son 30 yılda burada sayısız kez sahne almış. Savaşlarımızı doğru seçip, gerçekçi yaklaşarak çok iyi bir konser veriyoruz.

Bugün Bursa’dayız. Sabah hafif yogaya dururken önceki gün bir şekilde sakatladığım bileğimin geçtiğini farkettim, dün mikrofon sehpası bile sıkamıyordum… Bursa iskender demek, en azından her şehri yemek ile eşleştiren turne insanları için. Bilenler var; Shandor İskender’in Macarcası (Alexander). Şu anda bu blog’u okuyan ve yazan herkesin temel ortak paydası, insanların yolunun Defne ve Shadow Yoga ile kesişmesinin sorumlusu. Her şey olması gerektiği gibi oluyor. Çağlayan bir yerde, tüm olanların zaten yaşandığını, bizim yazılmış olanı tekrar ettiğimizden bahsetmişti (Mavi Orman?). Ya da belki evrenin hafızasıyız, her birimiz hard disk’deki bir bit (8 bit = 1 byte); evren tüm yaşanmışlıkların depolama alanı, biz kanıtı.

Yani tüm sangha’ya benden 1.5 iskender!

Aziz – Gün 9: İstanbul

Dün Manisa’daydık, Ankara’dan gece yolculuğu ile vardık. Turne araçlarında şöyle standart bir sorun vardır: aracın içi ya buz gibi, ya da cehennem gibi olur, ortası yoktur. Biz de yana dona sabah Manisa’ya vardık. Batıya bahar gelmiş bu arada, otelimiz de küçük, hoş yeşillikler içinde bir yer. Hemen bir kahvaltı ve doğrudan yatak. Öğleden sonra uyanıp yoga adına mini çöküş kalkışlar sonrası soundcheck için hareket. Bu konser de sold out, pandemi sonrası insanlar çıldırmış, tüm etkinlikler ağzına kadar dolu…

Gece konser sonrası yola çıkıp sabahın ilk ışıkları ile İstanbul’a vardık. Zita Macaristan’dan dönmüş, birazdan işe gitmek için uyanacak. Herkes eninde sonunda eve dönüyor sevgili sangha…

Aziz – Gün 7: maNga Bilkent Odeon

Türkiye’nin en havalı görünüp en berbat sesine sahip konser salonundan selamlar sangha… Her yer taş, mermer, herhangi bir sesin sönümlenmesi (rt60) uzuuun saniyeler alıyor. Yüksek volümlü müzikte büyük sorun, miks yaparken önceliklerin iyi belirlenmesi gerekiyor. En önemli öğeleri duyurmak ilk görev: ritim için kick, melodi için vokal, müzik için altyapı. Bunlar duyulabildiği sürece dinleyici şarkıyı takip edebiliyor. Kazanamayacağımızı bildiğimiz savaşlara kafadan dalmanın bir anlamı yok…

Dün 24 saat İstanbul’daydım. Zita (eşim) Macaristan’da olduğu için Fred ile (kedimiz) sakin bir gün geçirdik. Ufak tefek işler, yorgun bir yoga, kardeşimle bir yemek, iki bira ve sabah yine yol. Rock’n Roll terimi yuvarlanan taşın yosun tutmamasından geliyor. Biz de yosun tutmamaya çalışarak yuvarlanıp gidiyoruz…

Aziz – Gün 5: Sertab Erener Kapadokya

Her gün daha soğuk. Ursula Le Guin’in Karanlığın Sol Eli kitabında gibiyiz. Yine iki uçak bir karayolu yolculuğu sonunda sabah otelimize vardık. Güzel bir prova, kötü bir öğle yemeği ve 16:00 – 20:30 arası günün asıl uykusu. Yatağın yanında mini yoga seansı, bu bile çok iyi geliyor, hocalara şükür olsun 🙏❤️

Festival ful, yağmur soğuk demeden alanı doldurmuşlar. Hızlı bir line check ve hemen ardından 22:15’de başlayan çok iyi bir konser. Sertab heralde tr’de çalışılabilecek en iyi sanatçı & ekip… Yıllar ve yollar beni buraya getirdi, müteşekkirim. Şimdi ufak bir dinlenme ve 4:05 uçağı için yola çıkış.

Keep on rockin’ in the free world sangha’cım 👊❤️