Başak_2_Gün 2-3-4-5 Haklı mı, mutlu mu olmak istiyorsun? Cevap veriyorum: MUTLU:)

IMG_3969

 

Hello Sangha,

bak kaç gün yazmamışım ama bugünler için de yogamı aksatmadım. Sabah erkenden kalktım ve yaptım; bugün hariç. Bugün seferiyim. Sabah erken Bodrumdan İstanbul’a uçtum bavulumu eve bırakıp toplantıma gittim, sonra sevdiğim bir arkadaşımla Bebek’te denize karşı tatlı bir sohbet. Bugün 10 dakikalık bir meditasyonla günü kapayacağım.

yarın sabah kısmetse dostlarla birlikte sabah pratiği var:)

Bugün kısa tutacağım kendi kısmımı. Geçtiğimiz hafta içinde beni üzen ve geliştirmem gereken bazı noktalarla yeniden yüzleştim. Kırılmaktan dolayı cevap yerine tepki verdiğim durumlar oldu ve bu beni üzdü. Tepkilerim eskiye göre çok daha yumuşak ama hala istediğim gibi değil. Bugün, Elif’in sarkaç yazısını , okurken istediğim, bana yakışan cevabı veremememin üzüntüsünü hissettim. Ne kadar yol alsam da hayat hep yeni bi aşamalı sınav koyuyor önüme.

Bazılarınıza çok klişe gelebilir ama bugün aşağıdaki hikayeye rastladım. Ez cümle Diyor ki;

*Hayatımdaki kargaşayı yaratan şey, problemin kendisinden çok benim ona verdiğim tepkiydi.

Kargaşayı yaratanın haklılığı, haksızlığı değil benim ne tavır sergilediğimin faturası bana çıkıyor. Yani haklı mı, mutlu mu olmak istiyorsun sorusunun cevabı önemli. Sanırım ben mutlu olmak isteyen gruptanım, o yüzden foto happy face me:)

 

*Hamamböceği teorisi

Restoranın birinde bir gün aniden bir hamamböceği belirdi ve orada bulunan bir kadının üzerine çıktı.

Kadın korkudan çığlık atmaya başladı.

Paniklemiş yüzü ve titreyen sesiyle, can havliyle hamam böceğini üzerinden elleriyle atmaya çalışırken zıplamaya başladı.

Onun bu tepkisi bulaşıcı olmuştu, bulunduğu gruptaki diğer insanlar da paniklemişti.

Kadın sonunda hamam böceğini üzerinden atmayı başardı derken… başka bir kadının üzerine düştü hamam böceği.

Şimdi aynı şeyleri yaşamak için sıra gruptaki diğer bir kadındaydı.

Garson hemen imdatlarına koştu.

Bu nöbet değişiminde, bu sefer de hamam böceği garsonun üzerine düştü.

Garson dimdik durdu, kendini toparladı ve gömleğindeki hamamböceğinin davranışlarını gözlemledi.

Kendine yeterince güvendiğini hissettiğinde, hamam böceğini parmaklarıyla tutarak, restorandan dışarı attı.

Kahvemi yudumlayıp, curcunayı izlerken, beynimdeki anten birkaç fikir yakaladı ve merak etmeye başladı, kadınların bu tiyatral, abartılı hareketlerinden hamamböceği mi sorumluydu?

Eğer öyleyse, neden garson rahatsız olmadı?

Durumu mükemmel yakın bir şekilde, hiçbir kargaşa çıkarmadan halletti.

Buna neden olan hamamböceği değildi, hamamböceğinin sebep olduğu rahatsızlığı o kadınların giderebilecek kabiliyette olmamasıydı, onları bu denli rahatsız eden buydu.

Farkettim ki, babamın, karımın veya patronumun bağırması değildi beni rahatsız eden, bana bağırmalarıyla hissettiğim rahatsızlıkla başa çıkamamamdı.

Yoldaki trafik değildi beni rahatsız eden, trafik sıkışıklığıyla oluşan sıkıntılı durumu halledemeyecek olmamdı.

Hayatımdaki kargaşayı yaratan şey, problemin kendisinden çok benim ona verdiğim tepkiydi.

Hikayeden çıkarılan dersler:

Anladım ki, hayatta olaylara tepki vermemeliyim.

Onun yerine, olaylara cevap vermeliyim.

Kadınlar hamam böceğine tepki verirken, garson ise cevap verdi.

Tepkiler içgüdüsel olarak gösterilen şeylerken, cevaplar etraflıca düşünülerek oluşturulmuş şeylerdir.

HAYATI anlamanın güzel bir yolu.

MUTLU olan biri, hayatındaki her şey yolunda olduğu için mutlu değildir.

MUTLU olmasının sebebi, hayatındaki olaylara karşı tutumunun doğru olmasıdır.

Başak_ 2_1 Bugün denge koordinatların ne?

IMG_6720

Bugün gün ortası yazmaya karar verdim. Niyeyse akşam yazmak zorunda hissediyordum kendimi (rapor veriyorum ya hani:)).

Bu sabah 5:50 de kalktım.(wuhhuuuuuuuuu)

Yeni yoga eğitimi alan kuzenimle birlikte gölge bi yer bulup yogaya başladık. Tabi herkes kendi yogasına durdu. Kuzenim Elvan Yogauni ile birlikte yoga yapıyor. Dersini seçip, internete bağlanıp, Wifi kulaklığı ile yogasını yapıyor. Ben de kendi angahara serimi yapıyorum. 7 gibi yogamı tamamladım.

Sonra kahvaltı süreci, filtre kahve yap çay demle sohbet vs. Aile de bir nevi sangha ve insanın yaşı ilerledikçe ailenin kıymetini daha da iyi anlıyor.

Tek çocuk olduğum için çocukluğumdan beri yalnızlığa, kendimle kalmaya çok alışığım. sabahları kendime ait bir alanım olsun istiyorum: bir süre sessizlik birşey okuma vs sonrasında dış dünyaya yavaş yavaş açılmak. Kalabalık ortamlarda bunu sağlamak çok zor tabi. Bazen etrafıma bakıyorum ve ortamda gereğinden fazla konuşma var gibi geliyor, yani bazı şeyleri dillendirmek vs gereksiz gelmeye başladı özellikle yogadan sonra. Haklı olabilirim tabi ama sonra bunun da beni çevremden uzaklaştıran birşey olduğunu fark ettim: yani kendi istediğim dünyayı aradığım ve önüme gelen realiteyi ‘tu kaka’ diye nitelediğim zihinsel bir halden bahsediyorum.

Bir dağ başı veya manastırda kalmadığıma göre bu koşulları çok da hayatımın merkezine koymadan, etrafımı da incitmeden ama kendimden de vaz geçmeden bir çözüm bulmam gerekiyor. Hepsi bir denge bulma sanatı. Her gün ayrı koordinatlarda gelen iç dengeyi duyumsama, mevcut koşullarla uyumlaştırma, ayar verme sanatı:)

Her zaman yürekten inandığım şey ise ‘there is always a kinder way-her zaman daha nazik bir yolu vardır.’

Başak_2_Gün_0

IMG_6715

 

Selam sangha,

Bugün Bodrum’dan bildiriyorum. Bodrum sıcak, sakin ve huzurlu (şehir merkezlerini bilemem tabi, duyduğum kadarıyla 3milyon homosapiens gelmiş bayram vesilesiyle).

Sabah 5:30 da kalkıp yataktan başımı 30 derece kadar kaldırıp karşımdan duran deniz ve gün doğumuna göz kırptım. Tek kelime ile muhteşemdi. Sonra yeniden uyumuşum:)

7.00 de kalktım, tabi ki hava ısınmıştı bile 1 saat kadar yogamı yaptım. Sonra kahvaltı, sohbet, bayram aramaları vs saat 11 civarı salonda şöyle bir uzandım. Bugün Bodrum feci sıcaktı. Gündüz asla eve girmeyen ben, öğlen civarı salonda şöyle bir uzanarak saat 4 e kadar uyudum. Böyle uzun uyuyunca çok sinir oluyorum kendime, ama oldu işte!

Denize inmem akşam 6 yı buldu, sezonu bugün açtım.

Gelelim önümüzdeki 28 günün niyetlerine.

Öncelikli olarak yogaya devam etmek. Her gün ve cidden üzerine çalışarak, yoğunlaşarak ve derinleşerek.

İkinci niyetimse işimle ilgili okumak istediğim ve okumam gereken yazılar var onlara her gün düzenli olarak en az 1 saat ayırmak istiyorum. Okuyacak çoook fazla şey var bakalım nası olacak.

Üçüncü niyetim ise sevdiklerime, dostlarıma daha çok zaman ayırmak. Bu kış bir şekilde çok fazla kendime döndüm ve uzaklaştım. Hiç bi zaman insanlarla her gün sosyalleşecek bir insan olmamakla birlikte yalnızlıktan da yoruldum ve sıkıldım. O yüzden daha çok dost buluşması ve daha çok yeni insan diyorum sangha!.

Yazıyı bitirmeden pratiğimde kendim için sıkça niyet ettiğim kısa bir mantra paylaşacağım sizinle:

Zihnin berrak olsun,

       Sözlerin niyetini yansıtsın.

Yüreğin zihnine ışık tutsun,

Herşey özünde, kaynağından(kanda) gelsin,

Her niyetinde harekete geçebil, adım atabil!

İyi Bayramlar!

 

 

Başak_15.gün beklenmedik bir gün

IMG_4730

Bugün sabah lineer yapacağım hevesiyle yataktan kaldırdım kendimi ama Defne Hocam’dan aldığım mail ile sirküler ile başladım. (bu ayrı bir mail konusu olsun)

Bugün toplantım İstanbul içinde ama epey uzaklarındaydı. genelde uzaklaşmak bana zor geliyor ama bir şekilde akışa bıraktım kendimi, çıktık yola…Yeni yerler, yeni insanlar öğrenilen yeni şeyler vs ilginç bir gün oldu. Sonra akşam 6 gibi arkadaşımla yola çıktık ve bir an dikkat kayması ile arabamız kaldırım GÜMMM ledi. Saçma bi yerde çok gereksiz saçma bir kaza. Ama oldu işte!

Saçma olmayan bir kaza var mıdır, ve bunun ölçütü nedir:) İnsan zihni durumları ne ilginç etiketliyor değil mi:)

Çok şükür bize bişey olmadı ama arabanın aksı yamuldu ve kenara çekip, çekici sigorta vs konuşmaları yapıldı. Basit ama son derece gürültülü olan kazamızda erkekler hemen başımıza üşüştü:)) hemen yorumlar, atıp tutmalar ve yardımcı olmayan çalışan sağduyulu sesler birbirine karıştı. İnsanlar heyecan verici olaylara ne kadar aç, bir anda ufak kazamız hayatlarına renk kattı, cidden çok ilginç. Neyse bu kısmı atlattık, Çekiciyi beklemeye koyulduk.

Biz de o arada ne yapalım, semti turlamaya başladık. Bu arada semt Esenyurt, gittiniz mi bilmiyorum ama bambaşka bir İstanbul. Yoğun bir Suriye nüfusu var, Doğu ve Güney illerinden göç alıyor. Bir yandan Maslak vari kocaman beton blok evler, işyerleri ve bi yandan tipik bir anadolu kasabası yaşamı, tavuklar, yün döven kadınlar vs. Kaotik bir ortam, hatta yer yer zorlanan bir istanbul var. Hepsi kökünden koparılıp betonda yetiştirilmeye çalışılan çiçek gibi. Oysa betonda köklenmek olmaz. Bu da İstanbul’un acımasız yüzü işte. İstanbul’un bedeli bazen çok ağır.

neyse bir taksiye atladık sevimli doğma büyüme esenyurtlu taksici bey ile evlere yollandık. saat 21 de evdeydim. Nerdeeeen nereye. Boşuna demiyorlar: hayat biz plan yaparken başımıza gelenlermiş diye.

Neyse sağlıcakla tek parça evimdeyim, buna da şükür.

 

 

Başak_14.gün ‘Bu bir yoga yazısı değildiiiir’

Andy-Matinog

Bugün yogayla konuyu açmıycam biraz işimden bahsedicem. Sonra yogaya bağlayacağım merak etmeyin:)

Bilenler bilir yaklaşık 16 senedir filan bilfiil reklamcıyım. Uluslararası ajanslarda çalışıp 4 sene önce de kendi işimi kurdum. Bu mesleği yapmaya 13 yaşımda karar vermiştim. Sanırım doğru karar vermişim:) hala burdayım.

Neyse son 4 senem inişler çıkışlar her girişimcinin yaşadığı zorluk ve hazlarla geçti. Ama özellikle son 2 senem sürekli yeni birşeyler öğrenmekle geçiyor. Customer Journey Design, Design Thinking, Digital Marketing, Digital transformation ve son olarak da Agile Marketing konusunda eğitim alıp bir müşterim için bu öğrendiklerimi çok iyi bir ekiple pratik ediyorum.

Neyse bunu, özellikle de agile marketing ile ilgili yazma sebebim bir yaklaşım olan agile’ın yoga ile epey benzemesi.

Nasıl mı? Şöyle:

Öncelikle Agile, büyük bir hedefe giderken yolu akıllıca bölen, her adımında deneyselliğe açık olup öğrendiklerinle gerekirse yolu revize etmene yarayan bir yaklaşım. özellikle hızla değişen, belirsizliğin bol olduğu iş dünyasının ihtiyaçlarına cevap veren(react) değil, onunla şekillenen bir yaklaşım. Geleneksel pazarlamadan farkı Büyük Düşün ama küçük küçük ve aşamalı uygula, yolda öğren-deneyselliğe açık ol, işe yaramayanı çöpe at, değer katanla ilerle demesi. Hızla değişen dünyada 3 aylık, 1 senelik planların işlevsiz kalması sebebiyle doğmuş muhteşem bir yaklaşım. Tıpkı yoga gibi seni geliştirene, çoğaltana odaklanıp amaçtan sapmadan yola farkındalıkla bakıp, araçları değiştirerek ilerlemeye odaklı bir yaklaşım. Ve yine yoga gibi eforsuz ama efektif bir akışa ulaşmayı istiyor. Agile buna ulaşmak için takımlara sprint ismini verdiği minik minik pek çok projeler yaptırtıyor. Nihayetinde her proje, bütüne bizi bir adım daha yaklaştıran, yaşayan ve deneysel bir süreç; tıpkı yoga gibi:)

Yogada debelendiğimiz zor pozlarda (bknz: mayurasana tüm uçamayan peacock lara selam olsun eyy shadow cemaati:))) David hocamızın pozu projelere bölerek aşamalı çalıştırması, böylece pozu zihinsel ve bedensel olarak hazmetmemiz için bize alan yaratması yogadan çok alışık olduğum birşey.  Belki de Agile’ın yoga ile en benzer ve güzel yanı, bizi zayıf yanlarımızla yüzleştirip inkar yerine kabule yönlendirmesi ve böylece yeni bir yol deneyerek bu sorunu aşmak için bize adım attırması: Çünkü başarısızlık yok, öğrenme var.

Ne kadar basit ama kolay değil tabi, tıpkı yoga gibi. Şirket kültürü duvarına toslayan agile’ın benzerini, yogada da kendimize toslayarak sıkça yaşarız:))

Değil mi:)

Neyse velhasıl kelam benim bugün yogam yine iş oldu biraz, sabah lineer seri ile devam etme niyetiyle yatağıma doğru yollanıyorum.

 

 

 

 

 

 

 

Başak_13.gün

IMG_6611

Yine hareketli başlayan bir pazartesi.

Pazar akşamüstü uyuyakalmam neticesinde gece uykusuna epey geç geçtim haliyle sabah 5 te kalkmak nasip olamadı:). Birkaç plank esneme ile açılıp 7 de yola çıktım. Gün tahminimden daha sakin geçse de ıvır zıvır işleri toparlayarak öğleden sonrayı buldum. Akşam 19:30 gibi de yoga zamanı geldi. Ay günü olmasına rağmen lineer serimi yaptım. Vücudum lineer istiyor bu aralar, nedenini bilmiyorum ama rutini bozup lineer yapmaya karar verdim. Öyle hissetim işte.

Bu nefes gerçekten nasıl güzel bişey, ona baktıkça kendini buluyorsun. Bu dingin halimi çok seviyorum. Biraz yaşam neşesi, biraz kabulün hüznü ve ama huzuru. Ve kendinle kalma hali çok güzel.

 

Başak_9 10 11 12.günler

Dört gündür yazmıyorum. O yüzden tam kombo oldu bu yazı. Ama şu an burdayım, önemli olan da bu.

Yazmadığım 4 gün sanırım yazamamamın suçluluğu ile bana bir hafta gibi gelmişti. Bazı şeyleri kafamızda ne kadar da büyüttüğümüzün gerçek bir kanıtı. Suçluluk çoğu zaman gerçeği ikiye katlıyor. Yazmadığım süre boyunca yoga yaptığım ve yapamadığım günler oldu. Özellikle sabah 6:45 de evden çıkmak zorunda oluşum bazı gün yogamı yedi. Bazen ise yüzeysel olmasına sebep oldu. Ama neticede şunu fark ettim: devamlılığa olan sadakati koruduğun sürece yapmadığın gün de aslında yoga var. Bazı gün bir dostumla keyifli bir akşam sohbeti için yogayı yedim veya bazı gün gerçekten ihtiyacım olan uyku için. Ancak sabahları aksattığım yoga günlerinde bile gördüm ki yoga gün içinde hep benimle: bazen aşırı gergin bir ortamda sakin ve dingin kalan zihnimle. Bazen işler ters gittiğinde nefesle devam etme gücümde. Ve bazen bir dost ile sabahı sabote edecek uzun bir gecede yoga hep var. Çünkü sevgili Defne Hocamın dediği gibi yoganın gelişimini ilişkilerimizde görürüz; iş, dostluk, aşk ve kendinle kurduğun ilişkin hepsi pakete dahil. Sabahları yaptığın yoga ise gün içinde kendin olarak aklınla, yüreğinle orda olmak için yardımcı bir araç.

Kastım tabiki fiziksel yönü hafife almak değil, zihinsel ve ruhsal olana açılan kapıyı bedendeki çalışma ile aralıyoruz her zaman. Ama hayatın akşını da samimiyetle ve doğru okumayı gözden kaçırmamalı. Bu aralar sıkça hissettiğim şey; bazı şeylerin gönlümden geçtiği gibi olamadığı ve olmayacağı; işte böyle zamanlarda ben kendimle nasıl kalıyorum sorusu sanırım yaşamımın seyrini belirleyecek.

Velhasıl kelam cumartesi gayet boş günümde katı bir bedenle yoga yaptım (yani debelendim). Zihnim ‘bu bedende da ne kadar nankör bak kapamış 2 günde kendini’ dedi bol bol hem de çok bol:). Ama bugün devamlılığa sadakat ile 8’lerde de olsa uyandım ve güzel bir seriyi tamamladım. Bugün daha iyi gitti herşey. Yarın ve tüm hafta boyunca yine çok erken yollarda olacağım yoğun bir hafta var, olabildiğince yogamı aksatmayıp en olmadı nefesimle kalarak yogama devam edeceğim. Bakalım neler olacak:)

Ve kapanış bana devam gücü veren bir şarkıyla olsun. Arada siz de dinleyin iyi geliyor:)

…..

And we’ll all float on alright
Already we’ll all float on alright
Don’t worry even if things end up a bit too heavy
We’ll all float on alright
Already we’ll all float on alright
Already we’ll all float on OK
Don’t worry we’ll all float on
Even if things get heavy we’ll all float on alright
Already we’ll all float on alright
Don’t you worry we’ll all float on alright

Başak-8.gün/erken kalkma üzerine

Bu sabah yine çok evden çıkmalıydım. Yoga için 6 da kalktım. ama zaman stresi biraz hevesimi kursağımda koydu. Yogaya ucu ucuna değil daha geniş zaman yaratmak lazım. Koşturma hissi olunca etkisi azalıyor.

Bugün anladım ki 5:30 da kalkmalı ki  tadına vara vara yapılsın yoga. Keza önümüzdeki 10 gün tempo bu, her sabah 10 da karşıda toplantıda olmam gerekiyor.

neyse, güne yeniden erken başlayabildiğime çok mutluyum. Erken kalkmanın hafifliği ve hayata o gün ‘bir adım önde başlıyorum’ hissi çok güzel.

zamanı esnetirken insan kendine alan açıyor:)

 

 

 

 

 

 

Başak-7.gün

Bugün sabah bir dosya hazırlamam gerekiyordu, erken kalktım ama yoga yapamadan evden çıktım. Bir de sabah sabah kedimin kum torbasını delerek ortalığa saçtığı gerçeğine uyandım ve fakat kum ve kediyi ‘ignore’ ederek işimi yaptım. (her zaman böyle sakin olamıyorum tabi)

E Tabi yoga kalınca akşama yaparım diyerekten çıktım evden.

İş güç toplantı bitti ordan YogaŞala 18:30 vinyasa dersimi verip eve geldiğimde ziyadesiyle yorgundum. Ama ay serisini az önce tamamladım. Ritmi bozmadan sabah güneş serimi yaparak devam edeceğim.

Bu arada, araya reklam alayım: matara şeklinde bir smoothie makinası aldım; pek güzel. herşey için doldurup vuuuuuvt yapıyosun, bıçaklı kapağı çıkarıp klasik matara kapağını takıp çıkıp gidiyorsun evden, müthiş. kesinlikle tavsiye ederim.

Başak-6.gün

Workshop’un son günüydü bugün. Yine ne çok şey öğrendik, bildik sandıklarımıza yeniden baktık. 5 cümle ile damga vuranları burdan da yazayım.

  1. Hareket: hareketlerimizde ne kadar gerçekten varız? (presence in movement)
  2. Hareket şekli yaratır, ama şekle takılma ve şekil pahasına hareketi(akış) kesme, aslolan harekette kalmak. Şeklin içindeki hareketi gözden kaçırma.
  3. Nefes: Nefesin nezaketini ve sessizliğini koru.
  4. Meditasyon oturması: Günde 10 dakika oturmayı alışkanlık haline getir. Zihinde akan sesleri, çevrende olanların geçiciliğini izlemeyi alışkanlık haline getir. Çünkü sen düşüncelerin değilsin. (you are not your thoughts)
  5. Kasları neler olduğunu/geldiğini gözlemleyerek aşamalı eğit.

DO NOT GET REDUCED: SENİ AZALTAN HERŞEYİ HAYATINDAN ÇIKAR, YERİNE KENDİNİ SENİ ÇOĞALTAN AKTİVİTE, İNSAN VB KOY.