Yeni ay, yeni başlangıçlar.

Merhaba,

Bu benim yeni meditasyonum. Yeni ayın verdiği ilham ile çizdim bugün, sizlerle de paylaşmak ve iyi niyetlerimi sunmak isterim.

Yazı yazıp her gün paylaşmak mümkün olmuyor ama iyiyim ve kağıda dökülüyor hislerim.

Sevgilerimle,

U. Pinar

Yine.

Merhaba,

İnsan yine ve yeniden başlayabiliyor, bu muhteşem bir şey. Yolumu kaybettiğim 3 aydan sonra tekrar sizinle buluşmaya karar verdim. Sadece bir küçük kıvılcıma bakıyormuş tekrar tutkumla buluşmak. Aylardır bu yaşadığım kayboluşun ızdırabıyla cebelleşiyordum. Yaptığım kaçış planı suya düşünce (normalde acıtması gereken şey mutsuz edememişti beni garip bir şekilde), bedenim biraz sıkışmış hissetse de zihnimde bir parıltı oldu. Ve aslında tutkuyla sürdürebildiğim nadir şeylerden birinden ne kadar uzaklaştığımı ve bedenime ne kadar iyi geleceğini hatırladım belki de. Ya da sadece o workshop’a kaydımı yaptırdım. Bitti.

Bayram çocukları gibi şendim Cumartesi Şenol Topuz ve ashtangaya dair yeni bir şeylerle tanışmaya giderken. Uzun zamandır hareketsiz olmama rağmen 3 saatlik bir pratikte kondisyonum iyiydi, yeniden mat üzerinde olmanın heyecanıyla da biraz abarttım sanırım. Haftanın yorgunluğuyla da tüm günü evde geçirdim. İyi de oldu, kışlıklar kalktı, odam toplandı, kirliler yıkandı, hafta içine yemekler hazırlandı. Ve işte Pazartesi’ne yeniden sabah pratiğime geri dönmeye hazırdım.
Sabah 05.30’da kalktım, limonlu ılık suyun ardından duş, ardından işe geldim ve mesaiden önce 1 saate yakın hazırladığım seriye başladım. Benimle beraber yeni başlayan arkadaşım da matında hazırdı, o bana ben ona destek ❤

Ve ne güzel ki bugün Yeni ay, tesadüf diyemeyeceğim kadar harika bir başlangıç.

Devam etmesi dileğiyle…

Güzel bir ay dilerim hepimize.

 

Sevgilerimle,

 

 

U. Pınar – Yeni aya selam olsun.

Merhaba,

Bir kaç gündür alerjimin yoğun etkisi ve sevgili öğrencilerimin sevecenliği sayesinde ve belki de yeterince dinlenememekten şifayı kaptım yatıyorum.

Yatıyorum derken günlük tüm işlerime devam ediyorum, işe geliyorum ama sabah öksürüğümün yoğun olması sebebiyle yoga yapmaya çıkamıyorum. Bu sabah yine yapamadım diye hayıflanırken mail geldi Juno’dan, ah dedim yeni ay yakın herhalde. Bir de ne göreyim, tarih bugün; kendimi daha az suçlu hissediyorum 🙂

Yeni yılla birlikte birkaç yeni niyetimi yazmıştım, ancak daha dün en yakın arkadaşımla paylaştım: artık kariyerimde bazı şeylerin bana yetmediğini ilk kez hissettiğimi ve bu şekilde devam etmek istemediğimi. Günlük astroloji mesajımda (Kullandığım ve memnun olduğum bir app – astral coach) dün Fulya’ya yazdıklarım karşıma çıkınca içim açıldı.

Kendime not olarak buraya da ekliyorum, yeni ay yeni niyetlere gebe olsun. Niyetim hayatımda artık ihtiyacıma karşılık vermeyen her kim ve her ne var ise benden ayrılsın; ve hayırlısıysa bunlara yer açılsın:

  • Yüksek lisans (Lisanstan mezun olduğumdan beri ilk kez bir konuya merak saldım.
  • 28GünYoga’ya her gun yaz, her gun pratiğini uygula.
  • Tangoda ilerle.
  • Daha fazla su iç, hareket et; daha az ye – farkında olarak beslen.
  • Müzik yapabileceğin alanlar aç.
  • Aldığın yoga ve mindfulness eğitimlerini kullanabileceğin alanlar bul.

Kesinlikle rahatlıkla hayatımda olabilecek şeyler, hatta çoğu olan şeyler. Sadece otomatiğe bağlanmasına ihtiyacım var.

Umarım hepimiz için tertemiz bir yeni ay olur.

Sevgilerimle,

U. Pınar

U.Pınar – İşimiz gücümüz bahane üretmek.

Günaydınlar 🙂

Yazmak aşırı iyi geliyor size, iyi ki varsınız.

Ayrıca yapmaya niyetli olduğumuz birşeyi çevremizdekilere bildirince, kendimizi daha fazla sorumlu hissedip başladığımız işi bitirme oranımız artıyormuş, hem bilimsel kanıtları var hem tecrübelerle sabit 🙂

Zaman bulamamaktan şikayet edip, yoga yaparsam meditasyonu boşluyordum ya da tam tersi. Zaten 3 aydır yoga pratiğimi oturttum biliyorsunuz, sabah işe 1 saat erken gelişimi fırsata çevirerek.

Bu sabah buna meditasyonu da ekledim. 25 dakikalık servis yolculuğuma 15 dakikalık nefes farkındalık meditasyonu ekledim. Oldu mu oldu 🙂

Bahaneleri kenara bırak ve zamanı iyi değerlendir.

Gülümse, yaşıyorsun!

Sevgilerimle,

U. Pınar

U. Pınar – Günler günlerin ardından.

Günaydın arkadaşlarım,

Dün sabah hastane işlerimi halletmek için okula öğlen geldim. Pratiğimi aksatmış oldum, hem zamansızlıktan hem de başıma saplanan ağrılar yüzünden.

Bugün ise şiddetli bir mide ağrısıyla uyandım, evden çıkmadan evvel de istifra ettim. Hemen termosa bir nane limon kaynatıp okula doğru yola koyuldum. İlk aşağı bakan köpekte midemin yer çekimine yenik düşeceğini varsayarak rahatsız edilmeyeceğimi düşündüğüm bir alan bulup 25 dakika meditasyona oturdum. Pek tahmin ettiğim gibi olmadı, gelip kendince komik olduğunu düşündüğü için türlü şakalarla odanın içinde konuştu adam. Bu adam bir öğretmen. Ve komik değildi, sinirlendim. Nefes al ver 1, nefes al ver 2. Cevap vermeyince geldiği gibi gitti. Buraya yazana kadar da aklıma gelmemiş bunu anladım şimdi 🙂

Peki ya hayatımızın içinde mecburen olan ve arkadaş olarak tuttuğunuz insanların yarattığı streslere nasıl dayanacağız? Dayanmalı mıyız? Biraz önce iş yerindeki arkadaşımla yaşadığım bir olay üzerinden aşırı yükselmiş durumdayım. Kontrollü bir şekilde kendimi ifade ettim. O konuda iyi hissediyorum, içime atmadım ya da aşırı sert çıkışmadım içim rahat ama duyduklarım? Ne kolay değil mi insanın ağzına geleni söyleyebilmesi? Mideme kramplar sokacak kadar etkinlenmem normal mi? Peki hangi noktada bunlar geldikleri gibi gidiyorlar, tıpkı meditasyondayken gelen düşünceleri takip edebileceğimiz kadar dingin olabiliyoruz?

Yalnızlıktan ara sıra çok sıkılıyorum ama bu benim tercih ettiğim birşey, bana iyi gelmeyen ya da iyi gelmediğim insanları farkettiğimde sığındığım bir yer yalnızlık. Bu sebeple başka yerlerde çalışabilecekken, kütüphanede sessizce çalışıyorum herhalde.

Size yazmak biraz sakinleştirdi, bir sonraki adım ne olur bilemiyorum ama kendimi işe vermek en hayırlısı olacak bugün için.

Teşekkür ederim.

Sevgilerimle,

U. Pınar

 

U. Pınar – Niyetimiz pratik.

Merhaba arkadaşlarım,

Herşey gelip geçici. İyisi de kötüsü de. Yeter ki takılıp kalmayalım, kapılıp gitmeyelim.

Her yeni şey gibi, yeni yılın başlaması bir takım yeni niyetlere vesile oldu. Yeni başlangıçlara ya da tamamlanmasını istediğim yarım kalmışlara niyet…

Bunlardan en önem verdiğim müzikle ilgili, bu sene her ay en az 1 klasik müzik konserine gitmeye ve bunun benim geçmiş müzik çalışmalarımı yeniden başlatmama olanak sağlaması.
4 yaşında falandım, ablam için evimize bir piyano öğretmeni geliyordu, orgumuz vardı. Ablamın pek ilgilisi yoktu, ben uzaktan tüm dikkatimle onları izliyordum. 8 yaşımdayken koroda şarkı söylemeye başladım. Benim ilk piyano dersim ise 12 yaşındayken annemin radyodan özel bir sanat okulunda 1 aylık kurs kazanmasıyla başladı. 1 ay değil 2 senelik aralıklarla 6 sene eğitim aldım. Tüm okul hayatım boyunca koroda şarkı söylemeye devam ettim, lisedeyken koronun piyano eşlikçisi oldum ve orkestrada da klavyeciydim. Hayatım o yönde şekillenmeye devam etseydi şimdi daha mı huzurlu olurdum bilemiyorum, kimse bilemez ama önüme konulan engeller ya da hocamın beni nasıl etkileyeceğini bilmeden kurduğu cümleler önce kalbimi dağladı – unutmadığım bir andır hala sızlar içim – daha sonra da bu hisler devam edebileceğim tüm gücü elimden aldı. Artık o anda hangi nöronlar aynı anda ateşlendi bilmiyorum ama bunu çözmenin bir yolu olduğunu, bu “yeterince iyi değilim” kalıbını bu sene yıkabilmeye niyet ediyorum.  Dün akşam ilk konsere gittim, her anıyla çok iyiydi. Bugün bende bir değişiklik olduğunu gören tüm çalışma arkadaşlarım söylediler.

Araştırmalar gösteriyor 21 gün boyunca yapılan pratik bir süre sonra otomatikleşiyor ve nerdeyse ihtiyaca dönüyor. Ama sevgili arkadaşım araştırma asıl kendimde gizli, kendimizi tecrübe ettiğimiz araştırmamız olan YOGA’da gizli. Bunun öylesine yogaya bağlanmış gibi olmasını istemiyorum. Her gün yoga pratiği yapamadığım için kendimi iki yüzlü, maymun iştahlı hissederken, bir anda, doğru bir anda her gün pratik yapmaya başladıysam, kesintisiz de devam edebiliyorsam, bunun piyano çalmakla hiç bir farkının olmadığını bilecek kadar hayat tecrübem de var. Yeter ki başlayabileyim…

Yeni yıllar adım adım.

Sevgilerimle,

U. Pınar

UçU

 

U. Pınar – Gün 6 – Sene 4: Yogaya nasıl başladım? Asana’dan Hayat’a…

Merhaba,

Ben yogaya bundan tam 4 sene önce resmen yanlışlıkla başladım. Yeni yıl kararlarımdan biri olarak kendimi spor salonuna kayıt olurken bulmuştum 2014’ün ilk günü. İşten çıkıp spor yapmak için klübe gittiğimde, program yazabilmek için ölçüm yapılmalı, en son ne zaman yemek yedin, kahve içtin mi vs. sorular sordular. Ben o gün dünyayı yemiş, en az 5 kahve ve yanında bir sürü sigara içmiştim. Ölçüm yapamadılar, ama madem gitmiştim ve az sonra başlayacak grup yoga dersi vardı, girip dinlenebilirsin dediler. Hiç ikiletmedim, merakla girdim derse.

Yani öyle yanlışlıkla başlamıştım ki o kadar olur! Ama daha o ilk gün bana olanlar olmuştu, benim için adeta milat diyebilirim: 4 Ocak 2014 saat 20:00. 1 ay sonra kullandığım anti-depresanları, 1 hafta sonra sigarayı, sonraki hafta da kendime şiddet uygulatacak kadar kederlendiren erkek arkadaşımı bıraktım. Sonra da aynı iş yerinden 3 kez istifa ettim. Öyle iyi gelmişti ki bunu birileriyle paylaşma aşkıyla kendimi 8 ay sonra Zeynep Aksoy ve David Cornwell ile Hocalık eğitiminde buldum. Tabi hemen “hoca” olmak ne mümkün, hâşâ. Ama gel zaman git zaman, ben o yanlışlıkla yogaya başladığım spor salonunda hocamın bana bıraktığı dersi vermeye başladım.

Sanırım benim yogada bulduğum şey öğrenmeye olan merakım oldu. Yeni eğitimler, farklı disiplinler, sürekli takip edilmesi gereken okumalar… Yeni bir şey keşfetmiştim bunlarla beraber: KENDİMİ! Ve her saniye değişen, sürekli sağda solda, geçmişte ya da gelecekte dolaşan zihnim; her gün yaptığım pratikte, aynı ya da başka pozda değişen esnekliği ve gücüyle bedenim; duygularım… Ben.

Ve matın dışına çıkmaya başlayınca pratik, daha nerelerde neler yapacağımı matta asanadan ötesi olduğunu keşfettiğimde, yüzebileceğim koca bir okyanus olduğunu her farkettiğimde şükür ki hayata o derse yanlışlıkla girdim.

Teşekkür ederim.

Sevgilerimle,

U. Pınar

 

 

U. Pınar – Gün 2-3 Pratiksiz Pratik

Merhaba!

13 gün.

Menstural döngümün 13 gün geç başlaması. Gün be gün şişmek, abuk sabuk beslenmek, fiziksel ve duygusal hassasiyet… Bir problem olduğu belliydi ve dün nihayet başladı gece 01.00’de derin bir krampla… İşe geldim, mesai öncesinde 1 saat, ashtanga olmada da free flow-yin yoga pratiği yapma umuduyla. Ama mümkün olmadı, kendimi kütüphanedeki koltukta iki büklüm yatar buldum. Ağrı kesici almamış olman bu pratik kaçamağını bir pratiğe dönüştürdü. Kendimi ağrıya teslim ettim ve nefesimin peşinden gittim ve bir rüyaya daldım, uyandığımda hatırlamadığım… Söyleyebileceğim tek şey ağrıyla uyanmış da olsam çok keyifli zaman geçirmiştim.

Bu sabah ise yine aynı niyetle yoga yapmak için matıma geçtim ama içimdeki çılgın ses beni meditasyona oturttu. 30 dakika nefes farkındalık meditasyonuyla başladım güne.

Hey nefes, yaşa ve varol!

Sevgilerimle,

Pınar

U. Pınar Gün 0-1 //What’s victory? – Zafer nedir?

Merhaba, yeniden aranızdayım.
Blogta yazmaya ilk başladığımda, maalesef düzenli bir pratiği oturtamadığım için yarım kaldı. Zaten bir süre sonra önce size, sonra kendime karşı kendimi suçlu hissettiğim için yazmaya çalışma çabasını da bıraktım.
Ben bir süredir para kazanmak için bir kolejde kütüphaneci olarak çalışıyorum ve okul açıldığından servis kullandığım için beri mesaimin başlamasına 1 saat kala, saat 07:00’de okulda oluyorum. Bu çok erken saatte uyanmam, hazırlanmam ve evden çıkmamı gerektiriyor. Ama bundan 2 ay kadar önce bu 1 saati laklak yaparak geçirmenin bana hiçbir faydası olmadığını farkederek, okula matımı getirdim ve nerdeyse o günden beri her sabah kendi Ashtanga listemi oluşturarak yoga yapmaya başladım.

Dün akşam e-posta kutuma düşen “Gün 0″lı muhteşem yazıları görünce ve hali hazırda zaten pratiğimi oturtmaya başladığım bu günlere de güvenerek, tekrar yazmanın iyi geleceğini hissettim.

Saat 07:00’de okulun kapkaranlık ve sessiz spor salonunda, fotoğraftaki yazının bulunduğu duvarın önünde kendimle kendi kendime pratiğimi yapıyorum.

Zafer, burada tekrar yazabilmek mi, dün meditasyon bugün yoga pratiğimi yapmış olmam mı, yoksa self pratiğimi düzene sokabilmiş olmam mı?

Yoksa zafer, günün sonunda mutlu hissediyor olmam mı… 🙂

Sevgiler,

U. Pınar

İş yerinde Yoga: Dün 1, bugün 2.

Uzun zamandır yazmıyorum, herkese merhaba.

Yoğun ve stresli zamanlardı benim için geçen 2 ay. Diyet ile 10 kilo verdim, çok şikayetçiyim bu konudan. Kopuk olduğum, haftada en az 3 akşam bolca alkol tükettiğim, kısacası iyi hissetmediğim zamanlar.

Bu noktada benim için bir soru çıkıyor. “İyi hissetmek için mi yoga/meditasyon, yoksa iyi hissettiğimde mi?”

Şu an gördüğüm self-practice konu olunca, iyi hissettiğimde…

Motivasyonum iyi, çalıştığım okula mesaiden 1 saat önce geliyorum, bunu okula matımı getirerek, her sabah kendimce ashtanga yaparak geçirmeye niyetliyim.

Peki bakalım, sadece niyetle oluyor mu?

Göreceğiz…

Herkesin yogası kendine, hissi kendine, yargılamalar ne diye 🙂