Döngüsel Hadiseler

download

Merhaba Sevgili Sangha,

Yazı yazmak benim için birkaç şiir ve akademik bir aktivite olmaktan öteye geçemedi maalesef. Güzel yazılarınızla bana ilham verdiniz. Umarım ben de yavaş yavaş kendimi akademik yazı yazma döngüsünden kurtaracağım.

Bugün yogamın ana teması adımı unutana kadar yaptığım dairesel güneşe selamlardan oluşuyordu.Suçi de uzun uzun oturarak başlayan pratiğimi, kaç defa yaptığımı düşünmeden, herhangi bir zaman hedefi koymadan yapmaya niyet ettim. Bakalım nereye kadar, nasıl gidecek, tamamiyle o anda ne oluyor gözlemleyerek. Durmadan yaptığım selamlar içinde kendimi ve zamanı unutmak tek hedefimdi. Herhangi bir zaman kısıtlaması koymadığım için zihnim her zamankinden daha hızlı ve tedirgindi yogamın başında. Kaç tane daha selam yapacağımı öğrenmek için aklıma getirmediği şey kalmadı. Ne kadar zaman geçmişti? Kaç tane daha yapacaksın, söyle! Ter içinde bitirdim, son olarak iki tane asana ekledim. Yaptıklarımı sindirmek için padmasanada sessizce oturdum. Bu sessizlik içinde içimi kemiren zamanı öğrenme isteği de yavaşca kayboldu.  Zaman algısı hep bir merak meselesi oldu benim için. Hayatta ve doğada deneyimlediğimiz herşey birer dairesel döngüden ibaret. Güneş hergün doğuyor ve batıyor. Mevsimler alışkın(?) olduğumuz koşullar içinde birbirini izliyor. Ay’da doğuyor ve batıyor sağolsun . Doğa her baharın gelmesi ile canlanıyor ve her sonbaharda ise tekrar doğmak için ölmeye başlıyor. Bu dairesel zaman algısı evrenin varoluş biçiminin ta kendisi işte. Avrupa kültürünün egemenliğini yaşadığımız şu çağda, zihinlerimiz doğrusal algı üzerine şartlandırılmış durumda. Bir hedefe ulaşmak için koşullandırılmış hayatlar, ideal hayatlara ulaşmak için yarış atı gibi koşturulduğumuz, hep daha “iyiyi” aradığımız, hep bir yere varmak üzerine kurulu bir hayat anlayışı. Bu sentetik doğrusal anlayış evrenin varoluş biçimiyle pek uyuşmuyor. Döngüsel ve doğrusal kavramları çeşitli mzüik kültürlerinin de zaman ve form anlayışını şekillendiriyor. Uzun yıllar klasik müzik çalışıp, etnomüzikoloji ile farklı kültürlerin müziklerini tanıma fırsatı yakaladığımda, beni en çok heyecanlandıran şey zaman ve form anlayışının dairesel haraketler üzerine kurulu olan kültürle tanışmak oldu. Hedef odaklı bir felsefeyi benimsemiş olan Avrupa kültürünün bu yansıması sanatta da gözlemlenebiliyor pek tabi. Avrupa müziğinin en temel form anlayışı ( bugün dinleyeceğiniz birçok türde de var olan) doğrusal ve sonuç odaklı bir yapılanmadan ibaret. Öte yandan, Asya kültürlerinde, özellikle de Hindistan’da, zamanın döngüsel eğilimi form anlayışının merkezinde. Tabiki de bunun kaynağı binlerce yıldır Asya kıtasında hüküm süren Hindu dinleri ve farklı Budizm kollarından geliyor. Velhasıl gelelim yoga pratiğimize. Yaşadığımız hayat ve pratiğimiz de doğrusal bir süreçten oluşmuyor. Biz de evrenle birlikte bu döngüsel zaman içinde yuvarlanıp gidiyoruz işte. Yoga pratiğimizde bu döngüsellik içinde sürekli bir değişim halinde. Şu kısacık hayatta karşılaşacağımız durumlar, problemler, hisler, duygular  üç aşağı beş yukarı benzer şeyler olacak hep. Tekrar eden durumlara karşı  vereceğimiz farklı tepkiler ise yoganın meyvelerinden biri  bana göre. Çünkü bu pratik ile beraber, evrenin getirdiği döngüsellik içinde her gün farklı olan bedenler ve zihinler ile buluşuyoruz matın üstünde. Uzun yıllar çalıştığımız aynı seriler içinde farklı bedenleri ve zihinleri tecrübe ediyoruz. Bu sebeple aynı serileri uzun yıllar çalışmayı ve bol tekrara dayanan pratikleri önemli buluyorum. Yuvarlanıp giderken unutmayalım ki zaman da bir ilüzyondan ibaret. Zamanı unuttuğunuz günler dilerim Sangha.

” The vision of time varies according to whether time is regarded as power, the Self, or divinity. In a state of ignorance (time) is the first thing to manifest itself, but in the state of wisdom, it disappears.”

Bhartrhari Vakyapadiya 3.9.62

Cansu

Reklamlar