Sevgi- Gün 4-5: Soruların cevaplarından kaçmalara devam

Merhaba sangha,

Neye niyet ettim diye açıp ilk günüme baktım o kadar kaçıyorum kendi kendimin nasıl olduğuyla ilgilenmekten. Gayet basit ve keyifli aslında neden bu kadar kaçıyorum kendime bunu sormaktan inan ben de anlayamıyorum sangha. Bu döngümün niyeti Sevgi'ye an neler anlatıyor olabilir onu anlamaya çalışmak bu bağlamda kendi ihtiyaçlarımla ilgilenmek de diyebiliriz. Biraz daha netleştireyim bari soruyu her gün kendime sorular sorayım.
Soru 1: Nasılsın, nasıl hissediyorsun anlat biraz.
Günün cevabı: Yol yorgunluğu günü bugün. Gece yolculuğu yaparak döndüm evime. Ama çok zordu. Klimadan mı nedense nefesim tıkandı ve bir hayli horlamışım 🙂 Eve gelince de uyuklayarak geçti zamanımın çoğu. TV izlemeyi özlemişim. İzleyemediğim GOT bölümlerini ipe dizdim sonuna Leyla ile Mecnun ekledim. Sen bana nasıl hissettiğimi sordun Sevgi tabi ne yaptığımı değil pardon 🙂 Yorgun hissediyorum uykusuzluktan. Biraz hantal hissediyorum. Biraz sıkılıyorum biraz da iyi hissediyorum. Evime döndüm sonunda 🙂 Özlemişim.. En çok da kedim Lokum'u. Kuzum o kadar sevindi ki biz eve dönünce anlata anlata bitiremedi. Bağıra bağıra miyavlıyor ama bir o kadar da neşeli koşturuyor evin içinde oraya buraya sürekli kendini sevdiriyor ve gözlerinin içi gülüyor nasıl tatlı.. Kediler çok iyi hissettiriyor gerçekten. Her eve en az üç kedi! :)) Bir de yeni bişi keşfettim yolculuktan sonra ayak ağrısı boyun ağrısı filan olabiliyor ya zeytinyağı ile ovalamak biraz masaj yapmak çok iyi geliyor. Bir zeytinyağım var okaliptüslü ooh mis!

Soru 2: Bir ihtiyacın var mı? Nedir?

Erken kalkacağım erken yatmam lazım.

Soru 3: Bugün ya da dün bir şey farkettin mi?

Pek hatırlayamıyorum aslında ara ara aklıma geldi yazayım bunu dedim ama şu an hatırlayamıyorum.

Çok basit sorulara cevap veremeyişim bana çok enteresan geliyor. Saklanmaya çok alışmışım. Aslında bir çok şey var içimde. Destrudo deniyormuş bizde bizi yok edenlere. Yok edici destrudoyu yok etmek onu kabul etmekten geçiyormuş onu deneyimledim. Yaşanıp bitti artık destrudo yok gibi olmuyor tabi çünkü destrudo hep var. Ben yine ona bakmamaya başladım gibi mesele bu. Mevzu derinleşiyor bense kaçıyorum erken kalkacağım :)) neyse ki makul bir nedenim var :)))

Sevgiler,
Sevgi

Sevgi-3. Gün-Dikkat! Bu yazı biraz sıkıcıdır

Günaydın, tünaydın, iyi akşamlar ve iyi geceler Sevgi'li sangha, (Truman Show filmine atfen-lütfen izlemeyenler varsa izlesin)

Anın getirdikleri neler, konumuz bu. Bu sabaha bakıyorum. Dün kendi kendime demiştim ki erken yatayım erken kalkayım yogamı yapayım geniş geniş ders de çalışırım vs. Yatağa gittim şimdi yatsam bu saatte kalkarım diye planlarken yeni bir blog açmak geldi içimden. sevgisozugecer.wordpress.com Sevgi olma yolculuğumu anlatayım dedim orada. Sevgi nedir anlamaya çalıştım hep, anladım ki yazarken çok netleşiyor bu bloğumda onları sorgulayayım dedim. Freeasacat bloğumda derlemelerim, gezilerim yine böyle yazılarım var tek tük ama bu bloğumun özünde samimiyetle sorgulayıp anlatmak olsun. Gün içinde kafamda konuşmalar oluyor. Onları yazmak istiyorum mesela. Yeri o blog olsun. Bütün bunlar sangha, kendimden kaçma yollarımı kapıyor aslında. Kendimi böyle ifade etmek bunca zaman kaçarak kaybettiğim zamanlarımı geri getirmez ama bari bana zaman kazandırır, o iyi olur. Yoksa insana en çok zarar veren kendi zihni. Kendi koyduğumuz kurallarla kendi zindanlarımızı yaratıyoruz. Ergen yaşlarda şöyle bişi yazmıştım:

Hepimiz kendi kişiliklerimizin esiriyiz.

Kişilik dediğimiz kendi koyduğumuz sınırlar. Elbet sınırsız da değiliz öyle bir detayı da var. Hem esnek ol hem de kendini koru ki sınırların da genişlesin. Belki gün gelecek şöyle diyeceğiz:

Kaybedecek neyimiz var ki zincirlerimizden başka?!

O zincirleri yaratan biziz aslında. Zihnimiz neden ve sonuç ister. Olayları bir birine bağlar. Kendini garantiye almaya çalışır ama bu imkansızı gerçek yapmaktır. Öte yandan da zihin bizi derleyip toplar ve harekete geçmemizi sağlar. Ne onsuz olur ne onunla da demek ayıp olur. Çünkü temel mesele onu kullanmayı öğrenmek bence. Kullanabildiğinde süper bir araç, kullanmayı bilmediğinde seni bunalıma sokan bir zorba. Yoga bu noktada iyi ki var. Her geçen gün yeni şeyler öğreniyorum yogayı öğrendikçe kendi zihnime dair.

Bir de çalışmam gerekiyor sangha ben yine büyüüük bir ara verdim. Ama şükürler olsun stresim azaldı çalıştıkça.

Çok boş konuşuyorum sanki bugün. Belki yine dirençli bir gün bugün. Ama kendi planlarıma uymayıp yaramazlık yaptığımda kendime saygım azalıyor biraz daha kaçıyorum içime. Kendime saygım artınca da çiçek gibi açılıyorum:) Ama o yaramazlıkları da yapmasam olmuyor. En azından daha sıkı bir rutin ara sıra rutin bozmaca modunu yapsam şahane olur da bende genelde ara sıra rutin daha sık bozmalar. Bir yandan da aslında bozmadığım genelde uyguladığım bir rutin var ama zihnimde tasarladığım gibi olmayınca gıcık oluyorum. Gıcık olmaya hacet yok o durumlarda zamanın ruhu var uymayınca hiç olmuyor. Ama herşeyin de bedeli var. Her şeyi istersen elde edemezsin, bazı şeyler için bazı şeylerden feragat edeceksin. Bu böyle..

Bugünlük bu kadar olsun. Çünkü çok kapalıyım. Açamadım bir türlü 🙂

Yazımı okuyup da sıkıldıysanız kusura bakmayın sangha, başlığı sizi uyarmak için koydum dikkat sıkıcı yazı diye :))) Neyse, can sıkılıyorsa eğer anlattıklarını dinlemek lazım. Belli ki şu an gem dinleyip hem yazamıyorum. Olsun be sangha 🙂

Sevgiler,
Sevgi

Sevgi-2. Gün: Aynalara küsmüşsün kıl oldum abi

Merhaba sevgili okur,

Anın bana anlattıkları neler konsepti buraya yazmak için de zor bir konuymuş onu fark ettim şimdi gazam mübarek olsun 🙂

Şimdi uyandım sayılır, dün gece çok geç yattım. Rutinlerden sonra rutin kırmak çok güzel geldi. Üstelik kaç gündür çalışma modundayken.. An bana neler anlatıyor? Sorusuna gelelim.

1) Ailen, yakın akrabalarını da içine alıyor. Çocukluktan beri tanıdığın, seni tanıyan insanların olması sana bir güven veriyor. Bu her kültürde olan bir şey değil ama bizim kültürümüze ait. Hadi bizim kültürümüze ait olmasa bile bana ait bişi. Eh zaten çok da kalabalık bir aile değiliz. Ve bütün fertlerini de ayrı ayrı seviyorum, özlüyorum. Bir arada olduğumuz zamanlar hoşuma gidiyor. İşin ilginci tek başına çalışırken derse oturmakta zorlanıyorum, evde bir sürü insan var ben çalışmaya oturuyorum. Herkesin kendi halinde, bir arada ama özgür olmasını seviyorum. Hem destekleniyorsun, hem de kendin için önemli olanı yapıyorsun. Eskiden, küçükken aileyle olmayı küçümserdim. Sadece yaşıtlarım önemliydi bana. Şimdi bakıyorum da hepimiz ne tatlıyız. Ebeveynleri yeni anlamaya başladım belki de 🙂 o zaman ergen kafamla nasıl göründüğüm dışardan pek önemliydi.

2) Dışarıdan nasıl göründüğümü önemsemeye ihtiyacım var. Nasıl hissettiğim önemli diye düşünerek belki biraz da aynalara küserek kendime aynada gerçekten dolu dolu bakmayı bıraktım. Nasıl göründüğümü önemsemeye ihtiyacım var. Bana ne ya serseriliğim aslında kendimden umudu kesmek gibi bişi oluyor. Sen napsan olmaz ya bence bırak diyor aslında içimde bi tarafım, o kendini güzel bulmayan yanım. Dün facete sana hangi saç rengi gider testlerini filan yaptım denk geldi de. Güzel göründüm mesela gözüme. Ve sonra anladım ki güzel görünmek aslında senin tamamen halinden hoşnutluğunda alakalı. Eh bunun için de aynalara alışık olmak lazım. Bir yerlerde duydum ya da okudum bir tür meditasyon türüymüş de. Belki kendini tanımanın, kendinle konuşmanın bir yolu. Bir süredir aynalarla konuşuyorum, kendimle yüz yüze olmayı sevdim ne yalan diyim 🙂 ve bu ara daha iyi anlıyorum ben kendi düşüncelerimin hayatımı nasıl kontrol ettiğini ve aklımın iplerini iyice pazara sunduğunu.

3) Kendi doğrularımıza o kadar tutunuyoruz ki o doğruların gerçeklerle ilgisi alakası olmayabiliyor ve bu doğruları da üstelik cansiperhane koruyabiliyoruz. Cesaretsizlik bu.

4) Başkalarını bir şeye ikna etmek konusunda inatçı olabiliyorum. Onu azalttım ama şu dikkatimi çekti oradaki mesele aslında kendimi çok da iyi ifade edememekmiş. Neyi nereden bağlayacağımı bilemiyorum bazen. Bunun için daha çok okumak ve yazmak lazım.

5) Kendimi kötü hissettiğimde şiir okumak çok iyi geliyor. Ağlayıncaya kadar okumak hatta Turgut Uyar'ı, Nazım Hikmet'i, Birhan Keskin'i, Ah Muhsin Ünlü'yü .. Daha çok şiir okuyabilirim. Şiirler beni canlı hissettiriyor. Öyle güzel anlatıyorlar ki birkaç dizede. Can evinden vuruluyorsun, güldürünce de seni yürekten kocaman gülüyorsun. Hayatım çok ağır geldiğinde, hayallerimden umudu kestiğimde şiir okuyup aşkın gerçekten ne olduğunu hatırlayabilir ve sonradan ayağa kalkıp o düşlerin peşine aşkı hatırlamış olarak düşebilirim. Sevdim bu fikri..

Sevgiler,
Sevgi 🙂

Sevgi-1. Gün Şu an bana ne anlatıyor anlayayım diliyorum döngüsü

Merhaba sevgili okur,

28 gün boyunca bir sabah rutini oluşturmaya niyet ettim. Meğerse dün 29. Gün olmuş 🙂 saymamışım :p saatler konusunda pek aşama kaydedemesem de rutinlerim oluştu pek de güzel oldu 🙂 Bugün 9 saat uyudum uzun zamandan beri ilk defa. Yeni döngüyü kendimi anlamak üzere mi yapsam acaba kendimle ilgilenmek neye ihtiyacı varmış onun için iyi olan neymiş daha dikkatli ve özenli olmak adına. Tamam anlaştık o zaman.

Bugün gündemimde ders çalışmak var. Ders çalışmak için güzel bir ortam hazırlamaya, stresi azaltmaya ve odaklanmaya ihtiyacım var.

Başka neler oluyor içimde? Mızmızlayıp tembellik etmeye çok meyilli bir yanım var. Onun da sevgiye ihtiyacı var sanırım. Hep bişiler yapmaya çalışıyorsun benimle ilgilenmiyorsun diyor bana. Başarılı olmak için çalış, onun için çalış, oraya git, bilmemneyi öğren. Ne yapacaksın bunca bilgiyi 🙂 kendinle ilgilenmedikten sonra..

Hepsiyle birden ilgilenmek de ne zor. Hayat denge istiyor. Bir ileri bir geri bir hareket et bir bırak. Sevdiğin şeyleri bile bırakmaya razı olmak gerekiyor bazen. Sevsen de tutunma, zamanı değil diyor.

Her an bir şey anlatıyor. Şu an ama okumakta zorlanıyorum. Buna direnç diyoruz. Bu direncimin kırılmasını diliyorum bu döngümde 🙂

Sevgiler sangha
Sevgi

Sevgi- iyi hissetmek ve sorumluluklar

Merhaba sevgili sangha,

Sevgi'li sangha, ben Sevgi 🙂 Pek bi benlisiniz.

Bu sabah rutinimden sonra ders çalıştım ve kısacık süre epey yol kazandırdı bana. Tabi ki sabah işimle ilgili yaptığım bir konuşmanın etkisi çoğunlukla bu. Gazla çalıştığım doğrudur.

Odaklanmakta zorlanıyorum. Bir tür odaklanma çalışması mı yapsam acaba diye düşünüyordum. Odağım buldu beni.

Hayatımdaki heveslerimi heyecanlarımı tutkularımı tek bir zeminde toplayamıyorum. Bu benim odağımı kaydıran flulaştıran bir durum. Aynı zamanda hayatın gerçeği. Her birimiz bambaşkayız. Benzer özelliklerin bambaşka kombinasyonlarına benzetiyorum bazen. Bu bir gerçeklik olduğu için kabullenmek önemli. Bunu kabullenip olması mümkün olmayacak bir şeyi oldurmaya çalışmamak lazım tek bir zeminde beni mutlu eden her eylemi buluşturmaya çalışmak gibi. Biriyle ilgilenirken ötekinden uzaklaşmanın vicdan azabı geliyor. Oysa her biri ayrı zenginlik ve sen o zenginlikte ortak bir paydasın. Kafam karışıyor böyle çok yönlü olunca ama esasında şükür ki çok yönlüyüm. İllaki bir şeyi yapıp o şeyde mükemmel olmak zorunda değiliz. Bu dünyaya iyi hissetmeye gelmişiz, kasmayalım hiç boşuna.

Gelelim sorumluluklar, yapmam gerekenler, meli malılar kısmına. Hayatın sıkıcı tarafına yani. Biri olmadan diğeri olmuyor. Sıkılacaksın ki emeklerinin faydasını göresin. İyi hissetmek, kendin ve çevren için iyi şeyleri yapmakla oluyor. Bu da sorumlu olmayı gerektiriyor. Kitledi sana işi sayın tembel. Kaldır bir tarafını ve çalış, güzel günler görmeye gidelim sorumluluklarımızı elimize alıp 🙂

Hayat çok acayip sangha

Sevgiler
Sevgi

Sevgi-Tesadüfler nasıl açıklansın

İçim bir hoş..

Bir ton çalışmam gereken konunun tam ortasındayım. Sınav yakında. Çalış Sevgi durma durumu var. Canım çokça sıkılıyor bu duruma ama içim çok hoş 🙂

Nasıl oluyor anlamıyorum ama bağını da sormayacağım üzüm güzel, hatta daha da kıymetlendirip şaraba mı çevirsem napsam, sonra yıllandırsam çok daha katmerli olur o keyif, olsun 🙂

Yoga pratiğim ve günlük rutinler tamam merkez ama uyandığım saat çok saçmaydı. Sabah uyandığımda çok serseri oluyorum bir de ne istersem onu yapıcam sus karışma diyorum kendi kendime söz geçiremiyorum. Çok sevdiğim bir şeyle uğraşma ihtimalim varsa ve rutini aynı zamanda yapmam gerekiyorsa ki akan zaman rutini o saatte yapmamanın çok da iyi bir fikir olmadığını gösteriyor hep. Bana da benden önemli değil ya, yine yaparım ama o saatte değil önemli olan yapmaya çabalamaya devam etmek. Papağan gibi bunu söylüyorum sangha farkındayım. Olmuyor çünkü ne yapsam, ama kabullenmekten başka da ne gelebilir ki elimden 🙂 Hiç bir şey dört dörtlük olmuyor. Olur da bir gün bu sabah rutinlerini dört dörtlük yaparsam kendimi süpermen ilan edicem zaten 🙂 Süpermen olmak lazımsa bazen bir Mazhar şarkısındaki gibi onun için çabalara değer. Amma goy goy yaptım be sangha 🙂

Girizgahı on saat süren bu yazımda anlatmak istediklerime gelelim. Geçen sene ekim ayında bir yoga etkinliğine gittim. Orada yoga eğitmeni bir arkadaş ve sevgilisinin yaptıklarını görmek bana çok ilham vermişti. Onları izleyerek bile heyecanlanmıştım. Vay arkadaş dedim ne güzel işler yapan insanlar var bu dünyada helal olsun. Sonra anlattım biraz bunu telefonda yazışırken yoga eğitmeni arkadaşa. Dedim siz ikiniz bana ilham oldunuz. İlham aldığın her şey sende de var, bunu bi düşün dedi 🙂 Ne tatlı 🙂 Bu konuşmayı hatırladım bugün sosyal medyada gezinirken, bu yoga eğitmeni arkadaşın fotoğrafını gördüm. Yaptığı bir yoga pozunun yanında "Sevdiğin şeyleri yaparsan, başkalarına ilham verir kalplerini uyandırırsın" yazıyor fotoğrafın üstünde.

Hayatta bazı şeyler şaka gibi değil mi? İlham aldığımda bana ilham aldıklarımın içimde olduğunu söyleyen kişinin bu fotoğrafını neredeyse bir sene sonra görüyorum. Ve kendisine ait olmayan bir yoga hesabında. Belki de onun halinden esinlenip başkasının eklediği ve kendi hazırlamadığı bir paylaşımda, bir yoga pozunun yanında yazan bir yazıda bana yine aynı şeyi anlatıyor.

Anladıklarımı anlatamıyorum gibi geliyor ama uğraşayım az daha 🙂 Sevdiği şeyi yapanlar ilham verir kalbi uyandırır. İnsanlar da, ve o uyanan kalp de artık sevdiği şeyleri yapmaya başlar. Buna vesile olur.

Her neyse, tesadüfler nasıl açıklansın bilemedim sangha 🙂 Ama çok tatlı bir tesadüftü içimdeki ilhamı canlandıran. Yapmayı sevdiğim şeyi yapıyorum ben de işte, yazıyorum 🙂 İki gündür de zaten bu bahsettiğim yoga eğitmeni arkadaşın videolarıyla yoga yapıyordum çok sevdiğim sabah akışını. İsmini vermek istemediğim yoga eğitmeni arkadaş gibi oldu ama Ateş Bağdaş'a ve Sinem Akat'a buradan sevgiler 🙂

Namaste ✨🙏🏼✨
Sevgiler sangha,
Sevgi

Sevgi- Sıfırdan aşkla doğmak

Günaydın sangha,

Düzensiz yatma kalkmalar, kafama göre takılmacalar yıllık iznimin zenginlikleri oldu. Zenginlik mi kötülük mü oldu henüz karar veremedim. İş nedeniyle hep aynı saatte kalkmak can sıkıcı gelmiştir bana. Ona karşı savaş ilanımdı gün doğarken kalkıcam ulan kendime bol bol zamanım kalacak deyişim. Tatilde uygulamadım tabi. İlk gün uyguladım da ertesi günü. Ay geç yattım, ay alkol aldım vs uğraşmadım. İyi de oldu sangha valla, hiç pişman değilim 🙂

Dün bir video izledim yoga yoluna girenler çevresini nasıl düzenlemeli, ne yapmalı ne yapmamalıyı anlatan. Yaşadığınız yerden sık sık ayrılmayın, pratiğinizi aynı saatte, aynı yerde ve aynı koşullarda yapın denmiş. Valla mantıklı geliyor da. Ben de mesela evde durmam pek. Otel odalarına yerleşmeyi çok severim. Gidip gezip görmeyi. İtiraf da edeyim eskisi kadar sevmiyorum gezmeyi. Yeni bir his arıyorsun, onu da pek bulamıyorsun. Bu yüzden de doğaya gitmek daha mutlu ediyor beni. Öyle yapıyorum.

Şimdi de gidiyorum evden. 🙂 Rutin oluşturamadan rutin bozmaca. Yok ya bu çok da doğru değil. Dönem çok yoğun bir rutindi zaten. Dolayısıyla hak ettim bunu ben sevgili yogiler. Hiç bu kadar mutlu hissetmemiştim bir hafta içi, bu kadar özgür olmamıştım 🙂 işe girdiğimden beri hep kopuk kopuk izinler alıp bol bol gezmişim. Bu kadar uzun süreli izin almamıştım. Müthişmiş. Son haftaya giriyorum. Yeni bir karar aldım; işim benden önemli değil ya hani, ben de o yüzden kendimi paralamayacağım. Önce can. Sevdiğim bir işi yapıyorum ve sevdiğimce yapmalıyım tatillerde bu denli ağır bir yük kalkmış gibi olmasın, bu kadar yük olmasın işim. Bunu kendi kendime yapıyorum çünkü kabul etmem gerek.

Hepsi bir yana aslında ben reset attım hayatıma. Eternal sunshine modu değil de şöyle anlatayım: geçmişe tutunmayı bıraktım, geleceğe telaşı bıraktım. İnanıyorum artık, benim için en güzeli beni buluyor, suyun yatağını bulması dediğimiz. Ben bu yolu yürürken hüzünle de yürüyebilirim, acıyla panikle de yürüyebilirim veya iyi hissetmeye çabalayarak da. Bu bir seçimmiş bunu çok net anladım.

Şimdi bir hayat yaratmak istiyorum, aşkla..
Coşku dolu, neşe dolu, ilham dolu bir hayat…
Sıfırdan yaratacağım ben bu hayatı elimde ne varsa ortaya koyup büyük bir şevkle kuracağım hayatımı..
Sıfırlar iyidir. Aşık olduğum şeylerle uğraşıp aşkla dolduracağım hayatımı.
Yoga yapacağım, okuyup yazacağım, gezip anlatacağım.
Bunu yapabileceğime öyle inanıyorum ki anlatamam..

Sevgi- atalete karşı kendimle omuz omuza :)

Merhaba sangha,

Bu sabah net gördüğüm bir rüyanın etkisiyle uyandım. Rüyam bana dedi ki yıllardır uğraştığın işlerin var, onları boşluyorsun. Kalk onlara gereken özeni göster. Ben de mesajı aldım. Dedim ki bugün bir oda temizliği yapayım. Sonra da güzel bir plan ve çalışayım bir güzel. Gayet keyifli duruyordu sabah tüm bu planlar. Dedim sabah rutinlerime yol alayım ve bacaklarımda dün yaptığım yoganın kas ağrıları da yerli yerindeyken bir kuvvetli çalışma daha yapayım. Çok iyi gelir. Matta daha önce yapamadıklarımı yaptığımı gördüm acaip keyif aldım ama biraz da mızıkçıydım, çok da disiplinli çalışmadım, zihnim sinir çok karıştırdı ortalığı. Öyleydi böyleydi. En sonunda olduğu kadar dedim. Zaten havanın serin olmasına rağmen epey terlediğime göre güzel çalışmıştım. Öte yandan bacaklarımın esnediğinin farkındalığıyla aşırının aşırısı sevinçliyim. Durduğum yerde esnetip sırıtıyorum 🙂 tütütütütü :))) Neyse sonra kahvaltımı ettim. Leyla ile Mecnun izledim ve çook fena bi ağırlık çöktü. Odama girdim. Bir çeşit bahar temizliği yapmayı planlıyorum. Senenin başından beri sanırım sürekli bişiler atıyorum odam bi oturmadı. Şimdi kitaplarıma geldi sıra. İleride kullanmayacağım kitaplarımı vereyim ya da satayım diyorum. Eski giysilerimi vs. Ne yapacağına sezgilerim karar versin. Şu anda yaşamayan nostalji barındıran her şeyle vedalaşacağım. Plan böyleydi de ben odama girdim yatağıma yatıp bu yazıyı yazıyorum. Çünkü beni eylemden atalete sürükleyen bir şey var hiç bir şey yapmamaktansa yazayım dedim. Neden bu kadar yokuşa sürdürüyor içim. Ne var yani eskiden kurtulacağız gelsin yenilikler  diye. Belki aslında en çok bilinmeyenden korkup da eskiye tutunuyor insan. Hayırlısı diyoruz ya hani, bilemiyorum ama hayırlısı olsun. Diyorum ki hayırsız da olsa ataletten iyidir ama benim dediğimle kendi yaptığım bir değil. Hadi kalk diyorum biraz da böyle uyuyayım biraz da burda modunda takılıyor kendi kendim 🙂 mecbur kabul etmek zorunda kalıyorum. Yine de yazınca bir şevk geldi sangha ne yalan diyim.

Geçmişimle yüzleşmek filan da değildir eminim beni ürküten o bilinmezliğe gittiğimin kabulü en çok bana engel olan. Peki öyle olsun Sevgi hanım, nasıl istersen 🙂

Küçük bir çocuğu kandırır gibi önce tamam senin dediğin olsun diyip inçe inçe kendim için iyi olanı yapmak için kendimi kandırıyorum. Vay arkadaş ne zormuş insanın kendisiyle uğraşması.

Sevgi-sevgi

Sevgi’li sangha,

Bu sanghada bir Sevgi var, o da benim; başka Sevgi de vardır belki bilmiyorum ama şunu da iyi bilirim: sevgisiz olmaz.

Sabah rutinlerinin ne kadar önemli olduğunu biliyorum, çok da iyi öğrenerek bunları paylaşmaya çalıştım burada ama ruhum çok serseri be sangha. Rutin mutin kalmadı :))

Epey dayandım ama sonra bir şeylere katlanmak olmasın yaşamak dedim. Bazı şeylere çok tutunduğumu ve bir türlü bırakamadığımı biliyorum ama bırakmaya çalıştığımda da acaip şefkatsizim. O da daha saçma geliyor kendime bu kadar sert ve sevgisiz olmak.

Sabahları yoga yapmak bence benim en temel ihtiyaçlarımdan biri. Hareket etmezsem uyuşuyorum, mallaşıyorum. Ama bunu zorunluluk gibi yapınca çok zor oluyor. Şimdi kendimi kendi halime bıraktım biraz, inanıyorum kendim için doğrusunu bulacağıma. O kararlılığım kaybolmaya başlayınca da buraya yazasım azaldı. Burası kararlı bir şekilde düzen getirmek için hayatıma olan biteni anlattığım bir yer olarak şekillenmiş kafamda. Bu arada her gün yapıyorum yoga, aksatmadım ama bu sabah yapmadım. Dün Kaş’tan geldim yoga tatilimden eve. Sürekli uyukluyorum. Yolculuk yaptığımda zor toparlanıyorum artık. Biraz serbest zamanı hak ettim bu tatil sonrasında, çok yoğun bir programdı çünkü.

Ne güzel ismim var dimi sangha, ne kadar bir araya getiriyor her şeyi. Sevgi olmak da zor zanaat, sadece ismime layık olmak belki sürecek bir ömür 🙂 Bana bu ismi verenlere sevgiler 🙂 Yeni konum sevgiyle yapmak, önce Sevgi’yi anlamak.. Sevgiyi hayatıma geçirmek, her an Sevgi olmak çok zor olacaktır ama çok şey öğretecektir eminim. Kendime giden yola kendimle giriyorum, yol bunu getirdi koydu önüme, Sevgi al bu malzemeyi yoğur sevgiyle.. Sizinle paylaşmak isterim sangha; ben de günsüz katılacağım 🙂

Sevgiler sangha,

Sevgi

Sevgi-Gün 16: I’m no good (yanlış yerde paylaştığım yazı;)

Merhaba sangha,

Üstüme gece çökünce anladım ki, gece döner gündüz döner. Ayrıca aynı anda hem gündüz hem de gece olabiliyormuş.

Ne diyorum ne diyemiyorum anlatayım acuk. Durum şu sangha, good ve bad aynı anda var olabiliyormuş. Ruh halim ya iyi ya da kötü değilmiş. Ruh halim kötüyken, birine kalbimi açıp ağlayabiliyorken aynı zamanda birinin elinden tutup halay çekebiliyor bir başkasıyla derin mevzulara dalıp haz bile alabiliyor ve aynı zamanda kahkahalarla gülebiliyormuşum. Yani eş zamanlı olarak acı çekerken acaip de güzel vakit geçirebiliyormuşum. Böyle bir deneyimim olmamıştı. Hayatım o kötü ruhu ötelemekle geçmiş. Ona rağmen harekete geçmeyi denememişim.

Yalanlamayıp kötülüğümü kimseye değil ama kendime ifade ettiğimde mız mızlığımı bırakıp dalgama bakabiliyormuşum. Ne var ulan hepimiz hem iyi hem kötüyüz neyi ne diye büyütelim yani?!

İçimizdeki canavarlar konuşsun biraz. Birşeyler ölsün ki doğabilsin yeniler. Sürsün yaşam. Zombi olacağıma kötüme izin veririm ki kalsın. Ben izin vermediğimi sansam da orada. O orada olmadığında ben çocuk kalıyorum kendi kendimin sorumluluğunu almayan bi tip. Yaşlansa bile ergen.

Ergeninizi tüm kötülüğünüzle öldürün. Ne kadar inkar etseniz de kıskanıyorsunuz, övünüyorsunuz, ağlanıyorsunuz, dediye koduya bağlanıyorsunuz, aç gözlü davranıyorsunuz, kibirleniyorsunuz; kulp bulmasın kimse bunlar var ve bize yol gösteriyorlar ayrıca onu öyle yaparsan düşündüğün gibi olmaz, seni başka yere savurur işin aslı özü o değil bu diye öğretiyorlar dinle o kötüyü, destrudo’mla tanıştım sangha. Zordu yüzleşmek ama pek de hoştu.

So, you know that I’m no good..