Fuldenden: Gün 29: Pişman olmam umarım🙈

Merhaba sevgili sanga, demek bu yolun sonu bugün, ya da yarın emin olamadım bugün hep bir son yazılarına denk geldim sanki, başlıklar da bi öyleli geldi…

Ben son yazdığımın ertesi günü çadır günlerine girdim, normalde çadırda mümkünse eğer yoga yapmıyorum, zaten regl olmadan önceki akşam regl serisi yapmıştım geleceğini hissederek. Uzun bir süre regl olduğuma üzüldüğüm aylar geçirdim, kaldığım günden ve yerden devam edebilirim sanki anlatmaya, öyle geldi bir anda şimdi yazarken, çünkü hamile kalmadığımın göstergesiydi o günler.. Son attığım başlığı “benden daha üst bir bilincin benim için benden daha iyi planları olduğuna inanmayı” benimseyeli daha farklı hissediyorum, oh diyorum teşekkürler, eminim benden daha iyi düşünülmüş bir planın parçasıdır bu, teşekkürler Tanrım, teşekkürler tüm evren, varoluş sebebim, bugünüm, kendim ve herkes, her şey…. sıralıyorum ne geliyorsa içimden gelenleri. Benim KAD (kuzey ay düğümüm) Balık, bu bakış açısı bana ordan gelen ve dallanıp budaklanıp köklenen bir gerçeğim oldu zamanla..

Yogam epey bir zamandır uddiyanasız, mayurasız. Kakilerin anlamı yoktu bir süre, sonra uddiyanasız, mayurasız olmak da koymamaya başladı. Bir vakit zoruma gitti evet. Sonra hamile kalma fikrinden özgürleşmeyi seçtim, olmayışındaki hayra getirdim dikkatimi, içim hep dedi ki tamam madem özgürleşiyorsun hadi dön uddiyanalara, sen de dene bir mayura geri kalma, uddiyanasız yoga mı? Kafamda deli sorular, kalbimde sıkışmalar. Özgürleşiyorum bunlardan da, her kalıptan, her fikirden, savunduklarımdan, doğrularımdan, tutunduklarımdan ve istediklerimin olmayışından, biraz biraz özgürleşmeye niyetliyim.

Madem buralara kadar geldik, itiraf etmeliyim her bir döngüde kalbim umut dolup sonra o umudu alıp kendi elimle söndürüyorum, ateşin içinden geçmeyi bil, derine en derine inebil Fulden diye diye.. Bunları yazdım çünkü az önce Defne hocanın yazısına, paylaşımında ki açıklığa kendimce desteğim olsun istedi bir yanım, ne yapabilirim ki eşlik etmekten başka olana diye kendimce mahremimi döktüm buralara işte.

Bazı derslerde o gün derse gelen arkadaşlarım neden uddiyana ve mayura yapmadığımı farkedip düşünüyorlar mı nedenini diye geçiyor aklımda, saklıyormuş gibi bir his geliyor, bazen de paylaşmak başka enerjileri büyütüyormuş gibi geliyordu, sanki ne yaparsam olana olmaya katkı sağladığım fikrinden yapmadığımda paylaşmadığımda katkı sağlamıyordum sanki, işte bunlar hep zanlar:)

Bu konuda böyle kalsın buralarda, sanki sadece burada ki shadow ailesi okuyacakmış gibi. Nereden çıkıyor bu cesaret diyorum kendime şuan, ateş elementimde düşüktür genelde:)

Ben bu 3 günün kazasını yarın yapmaya başlarım, aynı düzende olur mu bilmem ama düzenli bir şekilde devam etmek istiyorum.

Yazmak ve yazılanları okumak enteresan güzel geldi, paylaşmak çok anlamlıydı günleri, yogaları, hayatları.

Yine görüşmek üzere sangamu ve sevgili hocam 🥰 Sizleri yakından tanıdığım için çok mutluyum ve kendimi size açabildiğim için…

Fuldenden🤍

Fuldenden Gün:25 Rüyalar

Bu sabah çok mutsuz uyanmamı sağlayan bir rüya gördüm, tüm günüm nerdeyse rüya etkisiyle huysuz geçmiş ta ki rüyanın benzerini yaşayana kadar retro dan yada regl is coming etkisinden diye düşünüp kendimi olan bu huysuz halime teslim etmiştim.

Rüyamda kedilerimizden biri camdan düşüyor, gerisi yok flu o kadar etkilendim ki uyandığımda Berkay’a zikretmek bile istemedim bunu, huysuzum dedim.. Gün boyu devam etti işte. Akşam üzeri kedileri arkadaşımın kliniğine iç dış parazitleri için götürmeye gittim, rüyamı unutmuştum, klinik sakindi biz de kahve içiyorduk kapı çaldı genç bi kızın kucağında küçük siyah beyaz bir kedi baygın yatıyor kız konuşamıyor, yanında gelen kadın kedi camdan düşmüş 5. kattan diyor ben onlar kapıdan girdiklerinde ağzımdan eyvah diye korku sesi çıkıyor, sonra diyorum umarım kız beni duymamıştır onun endişesini artırmak istemem..

Hemen kediyi aldılar koşturmalar başladı, ben kalkmak istiyorum ama bir an da klinik hasta sahipleri bakıma gelen kedi köpeklerle dolu, ödememi yapıp çıkacağım kalmak ve şahit olmak istemiyorum ama malesef sistem beni orada buna şahitlik etmem üzerine ne varsa yapıyor, kaldım öyle ne oturabildim ne sorabildim. Sonra içeri çağırdılar kızı gelin isterseniz derken hala umudum var dı ama o bakışlar başka şey diyor du..

Diğer kadın da gitti yanında, gözü yaşlı dönerken bana baktı ve öldü dedi. Gözümden engel olamadığım yaş aktı, diğerleri ne olduğunun farkında değil tabii. Ben ödeme yapıp bir kedimi sırtıma diğerini kucağıma çantalarına aldım ve çıktım.

Berkay’ı aradım sana söylemedim ama sabahtan beri huysuzluğumun sebebi rüyamdı şimdi rüyamın bir versiyonunu yaşıyor gibiyim, paylaşmam gerek bunu, tek başıma olmaz dı dedim, tek başıma şuan bunu yaşayamayacağım.

Hayat…

Paylaştıkça çoğalmasın diye paylaşmadığım rüyamın ardından kısacık ömrünün sonuna şahit olduğum bir canla vedalaştım sanki bugün, bizimkinin ömrüne ömründen ömür veren o muydu, rüyayı gören benmiydim?

Rüyayı gören kim di?

Huysuzluğumun yerini hüzün aldı keyfim pek yok yogamı yapmadım, şu ana kadar da bugün yapmayacağım dedim hep kendime, birini ikna edermişçesine, ama sanırım bu yazının sonunda kısa da olsa yapacağım.

25. gün de böyle, yarın daha umut dolu bir güne uyanmak umuduyla🌞

Fulden

Fuldenden Gün 24: Benden daha üst bir bilincin benim için benden daha iyi bir planı vardır bence.

Kendimden bahsetmek çok korkunç geliyor. Bu sefer başlığı sonra atacağım, genelde önce başlık atanlardanım ben de.

Madem korkuyorsun ya bodoslama gireceksin o suya, ya da arkanı dön ve çık Fulden.

Ben kendimi, özüme duyduğum merakımı gidermeye çıktığım içsel bir yolculukla didiklemeye başlayalı sanırım tam 11, bilemedim 12 sene oldu. O vakitten beri ne yaptıysam, başıma ne geldiyse benden dolayı oluşuna iyice inanmıştım ve öyle yaşıyordum. Taa ki istediğim hem de çok istediğim bir şeyin gelmeyişine kadar. Cümle içinde kurmak yürek ister haldeyim şuan, kendimi bu kadar sıkıştırmayacağım keza sırtımda ki o his geri geliyor! 🙂 Sordum içime, öğretmenlerime, yolculuğumda ki diğer fikrine önem verdiklerime.. ama en çok özüme sordum. E çıkan cevap beni yerle bir etti tabii, kendimle ilgili öğrendiğim bu özellik hiç te çekici değildi, güzel hiç değildi, “bencil” tam olarak bencil olduğumu öğrendim bundan tam 7 ay önce!

En yakın arkadaşıma sordum iyice idrak edeyim diye, söyle ben dedim sence bencil miyim? Cevap verdi, hayatımda tanıdığım en fedakar, en düşünceli insansın.. Bana bencil değilsin dedi en sonunda. Evet ona değildim ama yavaş yavaş taşlar yerine oturdukça kalbime ağır gelmeye başladı bu duygu. Zamanla idrakım artması için her yeri geldiğinde kendime içimden ve dışımdan “bencil köpek” dedim! Evet bunu yaptım bazı zamanlar dalgayla, şakayla ama içimde canımı acıtan şekildeydi hepsi. İyice sindirmek istedim bu hali.

Evet eşime, Berkay’a itiraf etmem çok uzun sürmedi bunu, bana kibarca “evet” dedi. Bencilsin. Hop bir yumruk daha. Herkes tarafından düşünceli Fulden gitmişti ve sadece bencil halimle yoğun bir şekilde titreşiyor onu içime çekiyordum.

Ve evet sırtımda o uyuşma hissi devam ediyor, uzun zamandır yoktu kendisi:) Neyse buyurdu bir kere bir şeyler anlatmak istiyor herhalde yeniden. 🙂

Şimdi bu 7 ay da çok şey değişti tabii ama hala farkediyorum küçükte olsa bencilce davranışlarımı, bazı zamanlar da yakaladığım da değiştirebilir miyim diye bakıyorum, bazı zamanlar geç kalınmış bir davranış oluveriyor. Olsun.. varsın böylesi olsun.

Şimdi beni yanlış tanıyacağınız korkusuyla bu yazıyı sonlandırmak hiç istemiyorum, istiyorum ki kalbimi açayım görün içimdeki güzellikleri de… Ama işte o da öyle olmuyor. Sanırım bu yükümü hafifletecek yada yeni bir yük mü aldım üstüme bilmiyorum onu da:) …

Kovalasın beni tavşanlar o zaman:)

24. günün ve bu yükü buraya bırakmanın üstüne kendime şefkat niteliğinde bir yoga seansı ile sonlansın mı bugün sevgili sangha?

🤍

Fulden

Fuldenden Gün 23: “yaz kızım”

Bu aralar yazmak bana zor geliyor, sebebi belli çokta iyi değilim çünkü, işte bingo! Çokta iyi olmadığım şeylerden uzaklaşma hali, bu şuana kadar en çok yoga hayatımda böyle olmadı. Çokta iyi olmayı beklemeden devam ediyorum bu yola.. Azimle olmasa da, istikrarla:)

Bugün aklımdan hep Alican gibi yazılan yazıları gördükçe tüm gün yaptıklarım kelime kelime geçtiler:)

İstanbul’da bisikletle derslere gitme azmim oldukça iyi, bugün en çok içimden geçen kelime “azim” oldu😅 Çünkü bugün en çok zamanım bisikletle geçti.

Yogama gelecek olursam ki gelmek isterim, enteresan bi şekilde shadow yoga için upuzun zamanın yoksa yapma’dan nerelere geldim, bu iyi mi derseniz bana kalırsa iyi çünkü uzun uzun yapmaktan da vazgeçmiş değilim ama tadına farklı farklı bakmaya başladım ilk kez bu 28 günlük yolculukta, sanki 29 mu demişti Pınar hoca bi yazısında🤔 farketmez yola devam🤞🏻

Ve kitabıma kaldığım yerden devam ediyorum;

“Yaşamda esas amacımız, içimizdeki gücü keşfetmek, kendi gerçekliğimizi takip etmek ve her şeyimizle bütün olmayı başarmaktır.” demiş

Sevgiler🤍🍃

Fulden

Fuldenden Gün: 21/22 Verimli bir hafta sonu

Çoğunluğu evde geçen hafta sonlarını seviyorum özellikle keyfim ve hava yerindeyse. Daha önceleri hafta sonları mutlaka bir aktivite, birilerini veya bir yerleri görme sevdam daha fazlaydı. Şimdiler de ise kendime, eve, aileye ayırdığım vakit hele ki verimli geçiyorsa, vakti öldürmüyorsam daha da bi hoşuma gidiyor. Bu hafta sonu da öyleydi.

Cumartesi sabah yoga dersim vardı, bittikten sonra hazırlanmaya başlanan kahvaltıya yardım ve ardından eşlik ettim, sonra bakımlar ardından güzel, uzun bir duş, hemen peşine temiz pak kendi yogam:) uzun zamandır cumartesi beşiktaş pazarına çıkamıyordum, hep bir program olmasından dolayı, gidip dolaştım, yeşil yeşil sebzeler aldım, bunları dolaba, kavanozlara, saklama kaplarına yerleştirmek bile keyifliydi valla ne yalan söyleyeyim, her zaman sevmem mutfak işlerini. Güzel ve erken yenen bir akşam yemeği ve bir film ile biten gün..

Pazar sabahları shadow yoga dersimiz yoksa eğer biraz geç kalkmayı seviyorum 12’de salonda dersim oluyor öncesinde acele etmeden kahvaltı yapmanın keyfini çıkardım yine, biz de hafta içi yulaf, granola, hafta sonu baya türk işi kahvaltı sofrası kurulur:) Bisikletle gittim bugün de, o kadar tatlı bir hava vardı ki tam bisikletlik dedim, yavaş yavaş etrafa bakınarak gittim e tabi ucu ucuna yetiştim derse. Bir minik kalabalık vardı bugün sınıfta, güzelce terledik beraber:) Ders sonu arkadaşımla kahve içmelik güzel bir zaman ayırdım kendime, sonra eve geldim ve yine erken akşam yemeği için hazırlıklar.. Yemekler pişerken yapılan yoga, alarmı Berkay’a kurdurdum ocağı o kapayacak:) hızını alamamış ben fazladan olan semizotu bozulmasın şimdiden gerisini de yarın için hazırlayayım dedim, ama tabii böyle alışkanlıklarım olmadığından bir koku geldi bir süre sonra burnuma yanık yanık, Berkay’a diyorum ki bu kokunun bizden gelme olasılığı yok herhalde, yedik bitirdik çünkü biz yemeklerimizi, e git bak yine de diyor, ben gayet kendimden emin giderken, kapıya geldiğimde yanan tencere ve yanan semizotuyla göz göze geldim. E alışmadık… neyse benim neyime yarının yemeğini akşamdan hazırlamak sevgili Sangha, böylelikle muhteşem bir özelliğime daha tanıklık etmiş bulunuyorsunuz:) Yine de verimli diyebilir miyiz?

Sevgilerimle:)

Fulden

Fuldenden Gün: 18-19-20… Ve aradan sonra yeniden merhaba

Aslında yazmadığım günler de bırakmadım yogamı, ama yazasım gelmedi, arada okudum yazılanları, benim gibi ara verenler olunca rahatladım, insan aynı şeyi paylaşacak birilerini arıyor, hele ki kendini şuçlu hissettiği zamanlarda. Gerçi bu sefer pek de öyle hissetmedim yalan yok, içim rahat bir şekilde aktı günler. Çarşamba dersimden sonra salonda kendi pratiğimi yapmak çok iyi hissettirdi, parke falan bizim evinkiler gibi araları sert can yakan eski tiplerden değil, güzel yeni:) yine zeminde dikkatim, çünkü konforumu seviyorum bir boğa burcu olarak, ya da öyle olmasaydım da yine severdim kesin bence 🙂

Bugün prelüdlerden karma bir şeyler çıktı ortaya, bedenim ne isterse, tabii dizlerimin üstüne inmeyeyim bu sefer dediysem de kendimi yine orada buldum, dansın devamı için sanırım heyecanım büyük, şu kulağa yaklaşan “alo ayağı” tabii ki beni zorluyor, ama onu da olduğu gibi bıraktık şimdi, yolculuğa odaklanmak yoga da kendime edindiğim ilkelerden en birincisi:)

Selamlar sanga:)

Fulden

Fuldenden Gün:17 Motivasyon

Bazı günler, motivasyona fazlaca ihtiyacım oluyor. Bugün Berkay’ın dışarda ki uzun toplantısını fırsat bilip balkonu temizledim, fazlalıkları attım, atılmayacak şeyler için evin diğer odaların da yer bulmaya çalıştım, oldukça meşakkatli bir iş! Sonunda istediğim boşluğa ve sadeliğe ulaşmasa da çok yaklaştım:) Balkonu düzenlemek demek tüm evi temizlemek demek aslında ve öyle de oldu. Her şey bittiğinde gün içinde gelen pamuklu yoga tayt kargom motivasyonumu biraz daha artırdı, temizlediğim ve küçük değişiklikler yaptığım yoga odam da (böyle dediğimde havalı oluyor ama değil, kıyafet odasını pandemi de kendime yoga odası yaptım, yani biraz derme çatma, öyle havalı değil) başladım yogamı yapmaya ve çok şükür ki böyle bi alanım var yoksa ne yapardım köşe kapmaca halinde evde:) … Bugün bedenim açılmış, göğsüm ve boynum ferahlamış, allahım şükür! 🙂

Neyse günü 2 şükürle tamamlamaya da razıyım ben..

Yine günün kısa bir özeti halinde bu sefer balkonumdan sesleniyorum size ve arkadaşımın hediye aldığı kitabı okumaya koyulacağım az sonra, adı; Dışa bakan rüya görür, içe bakan uyanır. Carl Gustav Jung.

İçe bakmalarımız çok olsun sangamu:)

Sevgiler,

Fulden

Fuldenden: Gün 15/16 Beni dolunay mı çarptı?

Pazar ve Pazartesi çok zor geçti yogalarım, yapmamak için elinden geleni yaptı bedenim, e tabii ki zihnim. Dolunay beni çarptı diye işin içinden çıkabilir miyim? Makul gibi:)

Pazar sabah ders için uyandım fakat bir gün önce ki yiyip içtiklerim midemde ağrılara sebep verdi zannediyorum ki geri yattım, kayıttan izlerim diye, o gün salonda vereceğim bir yoga dersim de vardı döndüğümde söz yapacaktım sabah ki pratiği.. Öyle olmadı, Maçka’ya bisikletle gittim, Avrupa yakasında olduğumuzdan bisikletim elektrikli yokuşlar da destekçim.. Ve dönüşte bisikletten düştüm, bir şeyim yoktu aslında taa ki yoldan geçen adamın iyi niyetiyle söylediği sözlere kadar kalbimi ferahlatacaktım ki bana demesin mi “hayatınızla oynuyorsunuz” cevabım sorun yok ben iyiyim olsa da, içim öyle demiyor du, şaşkındım ve “bisiklet kullanarak mı hayatımla oynuyordum gerçekten” nasıl bir iyi niyetti bu?!

Böyle bir günün ardından bugün de 3 ders 1 seans ve yogam bu saatlere kaldı, kaydı açtım, içim, dışım hala almıyor pozları, kumbaka bile hak getire.. Ama yine de devam ettim, dura dura, pes edip yeniden başlayarak. Bugün de böyle, yarın ola hayrola Sangamu (sevdim bu söylemi Pınar hocam:) samimiyet kattı algıma)

Sevgiler benden herkese,

Fulden

Fuldenden: Gün 14: yolun yarısı mı o?

O gün veya en kötü ertesi gün yazacağını bilmek, o günü daha anlamlı kılmaya başladı. Daha çok ne yapıyorum, ne hissediyorum bakmaya başladım, size, buraya yazacağım ya, daha bi idrak halindeyim anlarımın. Yazmanın faydası, yoga ile birleşince 28 gün sonra içimden neler çıkacak acaba:))

Yogamın tadı damağımda şimdi bitirdim ve yazımı da yazıp günün çılgın bebek doğum günü aktivitesine doğru hazırlanmaya geçiyorum:)

Güzel haftasonları dilerim.

Fulden

Fuldenden: Gün 12/13: ✨

Dün akşam Pınar hocam ve sınıfla yogamızı beraber yaptık yine de tüm gün sanki yogamı aksatmışım gibi gelmesi normal mi, insan rutine çabuk alışıyor. Sanki yıllardır bu rutini kurmak için burayı bekliyordum. Dün derste konuşulanlardan kendime aldığım bir farkındalık var; demiştim ki başlarda kendi yogamı yaparken ısınmaları yapmasam ne olur? Çok uzun geliyor du, değinmeden geçmeyeceğim onayını da almamışım belli ki, onları yapasım yoksa hiç yapmamayı seçiyordum, sonralarda online derslere geçisimizle değişen şey, kendi derslerim de bile baş kısma ısınmalarımızın bazı hareketlerini yerleştirirken buldum, şifasını keşfetmiş olmalıydım.. Şimdi ben de eğer kısa bir yoga yapacaksam ısınmalardan sonra bir kaç poza girip, kaki ve mutlaka jade lady yaparak bitiriyorum. Bu değişen hal beni ne mutlu ne mutsuz ediyor, farkı yakalayabilmek beni iyi hissettiriyor. Jade lady’e tutkum neden henüz keşfedemedim ama seviyorum kendisini, bir leydi ile buluşmak gibi geliyor galiba..

Dün ders sonunda iyi geceler dedi Pınar hoca, ah dedim içimden tam yarım saat sonra eğitime giricem.. Bir yandan daha önce aldığım iki eğitimin koçluğunu yapıyorum, 2 haftada 1 buluşması olan ve Perşembe bizim dersimizin sonuna denk gelen Geomanti ve Rune eğitimi, Futhark alfabesini öğretiyoruz, uyumlanmalar oluyor, tesadüf olmayan buluşmalar gerçekleşiyor her defasında, dün ki rune Eihwaz, Porsuk ağacından bahsediyor metinler, dışı aşırı dayanıklı ve sert, içi bükülebilir ve esnek… Ne kadar da yoga hali diyorum içimden.. Gece uzun, hocam ve diğer koçlarla ders sonunda zoom’dan devam ediyoruz biraz daha sohbet ve sorularla.. Yatağa yattığımda dilim hep rune’yi çiziyor, içerden Rune omurga ile ilgili ve biraz insanın kafasını güzel yapan cinsten:) tüm gece yukarısı ile aşağısı birdir bilgisi ile uykuya dalıyorum, nerelere gittim kim bilir:) Sabah kalkabildim neyseki ama yogamı akşam üstüne bıraktım. Bir seansım var dı ona focus olmak için kendimi kahve ile topraklamayı seçtim, granolamı hazırladım Berkay evden çalıştığı ve sürekli online bir görüşme halinde olduğu için ve bu sabah da o sabahlardan biriydi.. kahvaltımı yatak odasına aldım, kucağıma netflix açtım bir süredir “Downtown Abbay” izliyorum, dönem dizilerini hem görsel anlamda çok seviyorum, hem de günümüze yargısız bakış açısı geliştirebilmek adına pratik olarak görüyorum 🙂 Yogamı yapmadan yazdım bu sefer, içimden böylesi geçti, tıpkı ısınmalara karşı geliştirdiğim bakış açım gibi oldu sanki ne dersiniz:) Bugün bi değişiklik yapıp saçıma biraz yaz ışıltısı yaptırmaya karar verdim, yogayla kutlarım güzel olursa dedim😅, güzel olmazsa da yoga mı yaparım, bağlılığı olan biriyim, ah nasılda etiketledim kendimi yine yeniden:)

Sevgiler, yogamla aramdaki bağa güçlülük katan Sangha🤍

Fulden