Burcu-Gün 16

FullSizeRender (7)

Bu şarkıyı dinlerken yazıyorum.Hindi Zahra-The Moon is Full.

Yazacak fırsatım mı olmadı?Oldu.Sadece yazmak istemedim.Bunda yogaya ara vermiş olmamın da etkisi var diye düşünüyorum.Meğerse belimin ihtiyacı olan en temel şey hiç bişey yapmamakmış.

İki gün dışarda arkadaşlarımla vakit geçirdim.Yiyip içtiklerimin hazımsızlığını yeni atıyorum diyebilirim.Evde taklımayıp dışarda bir yerlerde zaman geçirmek istediğin zaman illa bir şeyler yiyip içmek zorunda hissediyosun kendini.Öyle bir şey tüketmeden oturamazsın.Ama şiştim ,patlıycak midem?Olsun,sen yine de tüket.

Evde olduğum zamanlarda gün içinde bir bardak çay(kahvaltıda) ve su tüketiyorum.Onun dışında hiç bir sıvı tüketimim yok.Yemeği de abartmıyorum.Midemi rahatsız edecek tüketimlerden uzak duruyorum.Artık karpuz bile çok çok çok nadir ki her gün tüketirdim en az 4-5 dilim.Neyse.Diyeceğim şu ki dışarda geçirdiğim o iki gün en çok midem zarar gördü.Şimdi iyiyiz çok şükür.

Her zaman daha çok erkek arkadaşlarım oldu.Ama hep özenmiştim.Şöyle bi kız arkadaş grubum olsa.Acil durum için hemen bir toplanma tertip edilse.Erkekleri çekiştirsek birlikte.Bakıyorum da artık daha çok kız arkadaşım var:) Ve ben bu durumdan çok mutluyum.Bu kızlar,benim hayatımın dönüm noktalarından biri olan eğitmenlik eğitiminden.Hakkımda ,hayatımda bir çok kimsenin bilmediği hatta belki de kimsenin bilmediği şeyleri biliyolar.Onlara güvenmeyi seçtim.Kalbimi,özelimi açtım.Kırılganlıklarımı,zaaflarımı,hassaslığımı,heyecanımı paylaştım.Ve şundan eminim ki hiç biri bilerek,isteyerek beni kırmaz beni yaralamaz.Bu güven hissine o kadar hasretmişim ki..Ve onlar konusunda gerçekten çok hassasım.Onları incitmekten korkarım.Nasıl ki ben bu insanlara kalbimi açtıysam onlar da samimiyetle bana o güzel kalplerini açtılar.Tıpkı burda okuduğum ,sizlerin kendinizle ilgili paylaştıklarınız gibi onlar da öyle içten şeyler paylaşıyolar ki duyduğum saygı ve sevgi bir kez daha artıyor.Biz birlikteyken daha güzeliz,buna hiç şüphem yok.

Yazmayalı hayatımdaki önemli gelişmelerden biri ablamın evlilik teklifi almış olması.Bu zamana kadar ablamın üstüne çok titredim.Bunu ona hissettirmemeye çalıştım elbet.Ama biraz da hissettirdim.Uzakta duruyomuş gibi yapıp hep takip ettim.Çünkü o kadar saf,güzel bi kalbi var ki..Hep kendisi gibi sanıyo insanları ve sonra çok üzülüyo.Bundan önceki iki erkek arkadaşını hiç sevmedim.Ablamı mutlu edebilecek adamlar değildi.İşin kötüsü ablam birine kendini kaptırdığında geçmiş olsun,gözler kör.Neyse ki benimkiler fazla fazla açık.İlk ve tek buluşma anlamam için yeterli.Neyse.Bu adamları hiç gözüm tutmamıştı ve ikisine de “ablamla evlenmene izin vermem.” dedim açık açık.İlişkisine müdahale etmem doğru mu?Doğru değil gibi gözükebilir ama canımın parçası ablamı bile bile de ateşe atamazdım ya?Şimdiki erkek arkadaşı,onu seviyorum.Ve ilk defa içim rahat.Gönül rahatlığıyla ablamı emanet edebilirim ona.Ha evlendikten sonra da takibe devam,o ayrı:)Zaten ablam hiç duygularını saklamayı beceremez.Mutluysa yüzü güler,üzgünse yüzü asılır.Ses tonundan bile anlarsın zaten.Çok mutluyum tabii ki ablam evleneceği için ama ..Ama işte..Aman yine de kolay değil işte.Gözümü açmışım ablam.Oyun arkadaşım,sırdaşım,kıyafet paylaşımcım,destekçim ..Daha da bir sürü şey söylerim de sıfatlara sığmaz.Üst katta ikimiz kalıyoruz,o gidince şimdi tek başıma kötü hissedicem.Olsun olsun.Onun yüzü gülsün de.Bu arada bu muhabbetler olurken insanların beni atlayıp erkek kardeşime darısı senin başına demeleri de ayrıca çok hoş.Kimsenin benden umudu yok.Kendimi bildim bileli BEN EVLENMİYCEM dediğim için olsa gerek.Ama artık öyle şeyler demiyorum.Hiç belli olmaz bu işler.

Cumartesi güzel bi kahvaltıdan sonra Maçka Parkı’na gittim tek başıma.Biraz yazdım biraz kitap okudum.Kısa sürdü.Sonra sadece izlemek istedim.Önce gözlerim açıktı.Sonra gözlerimi kapadım.Dinledim.Düşüncelerimi izledim.İlkin biraz tedirgindim.Sonra güvende hissettim.Tehdit oluşturan bir şey olmadığını söyledim kendime.Gözlerimi bi ara açtığımda bir şeyler yazıp paylaştım İnstagram’da.


Bir yanım istiyor bir yanım istemiyor diye bir şey olabiliyor mu gerçekten?

Yoksa istemek ya da istememek kadar keskin mi?

İsteyen ya da istemeyen bir yanın korkak mı?Kaçak mı?

Bunlar mı belirliyor bu “bir yanım”ları?

*

Geçmişi şimdiden ayrı tuttuğumuz için mi kabul etmiyoruz yaşananları?

Niye ötekileştiriyoruz?

Şimdiye neden katmıyoruz geçmişi?

O kendini çoktan kattı bile.

Geçmiş şimdi gelecek birbirinin ardısıra devam etmiyo mu?

Sadece zaman kavramıyla ayırsak daha iyi değil mi bu üçünü?

*

Affetmek nasıl bişey?

Affettim deyince affoluyo mu?

Bence hayır.

Şimdiye,geleceğine iyice yedirmen gerekiyo geçmişi,ordan geliyo sanki affetmek.

Sen karar vermiyosun affedeceğin zamana.

Zaman buna kendisi karar veriyo.

O yüzden birini,bir şeyleri affetmek için çok da kendini hırpalama.

Şu an için öfkeliysen öfkelisin.

Affedemiyosan zorlama.

Hayata yaydığında onun da günü gelecek.

TAMAMLANDI gibi bir yazı belirecek:

AFFEDİLDİ.

Affedemediklerin için kendini kötü hissetmene de gerek yok.

Olduğu gibi de bırakma.

Olduğu gibi bırakırsan iki yöne de gidebilir.

Öfke ateşini harlama.

Dönüştür.

Küçük parçalara ayır.

Zamana yayılmasına kolaylık tanıyacaktır bu.

Kolaylaştır.


Böyle bir şeydi işte yazdığım.

Yazmaktan usanmam.

Usanmadan yazarım.

Yarın yine yazarım.

Güzel bir hafta dilerim sangha!

 

 

Reklamlar

Burcu-Gün 13:


Canım sangha!

Şu an yoldayım.Yolum uzun olduğu için bu süreyi yazarak değerlendirmek istedim.Yol uzun dedim ama şehirlerarası aslında.Büyükçekmece-Beşiktaş. Ama uzun işte.Totalde 2,5 saat sürüyo.

Dün akşam neden dikkatim bi anda dağıldı?Önce malum oldu.Sonra karşıma bir fotoğraf çıktı.Sonra da birinden doğruluğunu öğrendim.Çok esrarengiz oldu.Tamam söyliyim.

3,5 senelik bir ilişkim vardı.Biteli henüz bir sene olmadı.Eski erkek arkadaşımın hayatında biri olduğunu öğrendim.Öğrendim demek saçma aslında.Çünkü zaten biliyodum.Hislerimin kuvvetli olduğunu söylemiş miydim?Bir de rüyalarımın yol göstericim olduğunu?Bunu bildiğim halde yine de birinden duymak garip hissettirdi.Buruk demek daha doğru olabilir.Bi anda gözümde o üç buçuk sene canlandı.Ama olayı dramatikleştirmeye gerek yok.Birbirimizin hayatında olmamızın bir amacı var.Birbirimizin yoluma eşlik ediyoruz.Zamanımız dolunca birbirimizin hayatından çıkıyoruz.Bu kadar basit işte.Şu andaki bizi oluşturan şeyler bunlar.İyi kötü çok şey yaşadım.Çok şey öğrendim.Kendime çok şey kattım bu süreçte.Daha fazlasını da yazmak isterdim ama artık daha fazlasını hatırlamak hatırlatmak istemiyorum.Sadece bir yerlerde affedemediğim bir şeyler var.

Affetmek nasıl bişey sangha?

Seni affettim diyince affedebiliyo musun?

Bazen de diyorum ki “ben kimim ki affetmekten bahsedebiliyorum?”.

Merak ediyorum affetmek ile ilgili düşüncelerinizi.

Dün gece en belirgin olarak şu geçti içimden:

seni güvenle geçmişe teslim ediyorum.

———————-

Bugün sadece nefes egzersizleri yaptım.

Yoga pratiğim sırasında nefesime dikkat etsem de sadece nefes üzerine çalışmak başka bir durum.Şifası çok başkaymış.

Bol bol tekrar ettim.

SAT NAM

Bu akşam iki ayrı arkadaşımla buluşucam.Ecehan ve Ege.Yarın da eğitmenlik eğitiminde iki sevdiğim,Aslı ve Gülnur’la buluşucam.Yeter evde oturduğum.

Güzel insanlar.

Güzel sohbet.

Güzel müzik.

Güzel içecek.

Güzel eğlence.

Enerji ateşim harlandı.

İçim kıpır kıpır.

Güzel bir haftasonu dilerim💙

Burcu-Gün 12:Canım Sangha!

IMG_0411.JPG

CANIM SANGHA!

İlk defa bu kelimeyi kullanıyorum, biliyorum.Ama şu an koşturarak “SENİ ÇOK SEVİYORUM SHANGAAAAAA” diye bağırmak istiyorum.

Dün bahsettiğim bel ağrıma istinaden Damla benimle bir şeyler paylaştı.Belimin üstüne mi gitmeliyim yoksa doktora mı kısmını netleştirmeme yardımcı oldu ve doktora gitmemin daha doğru olduğuna karar verdim.Ve bugün yoga yapmak yerine hareketsiz kalmayı tercih ettim.Teşekkür ederim Damla!:)

Yazdıklarınızı okudum bu gün.Atladıklarım oldu sanırım.Bana biraz karmaşık geliyo blog .Günler de sürekli farklı olunca iyice birbirine geçiyo.Çok mu açık açık yazıyorum her şeyi acaba biraz elekten mi geçirsem diye düşünürken sizlerin yazdıklarınızı gördükten sonra o düşünce uçtu gitti.Paylaştıklarınız o kadar değerli,o kadar samimi ve içten ki gerçekten şu an kollarımı açmış size sarılıyo gibi hissediyorum.Belki aranızda sarılmayı sevmeyen vardır.Varsa lütfen söylesin.Ama yine de sarılmak isterim:)

Daha önce hiç görmediğim,sadece ismini bildiğim insanlarla sadece burda paylaştıklarıyla iletişim kurmak,onları anlamaya çalışmak,hissettiklerini kendinde bir yerde hissetmek ..Gözlerimi boncuk boncuk yaptı.

Hayatımızdaki insanlar hakkında belki de gereksiz çok fazla bilgiye sahibiz.İletişim kurmanın başka bir yolu olmalı belki de.Hatta fiziksel temas bir sonraki mertebe olmalı.Ki ben dokunmayı,dokunarak iletişim kurmayı çok seven biri olarak bunu söylüyorum.Yeni tanıştığım birinin kaç yaşında olduğunu hiç merak etmedim mesela.Bunlar istesen de istemesen de iletişimini yönlendiren şeyler.Ama şu an sizlerle garip bir iletişim kurduğumu gördükçe fiziksel olarak da daha az şeye ihtiyaç duyuyorum.

Dikkatim çok dağıldı.

Sanırım daha sonra yazmam gerek sangha.

Güzel rüyalar güzel uykular sangha.

 

Burcu-Gün 11: Katlan katlan katlan


Sakin,yüzünde her daim bir tebessüm olan,odasına çekilmeyip sohbete katılan,paylaşımcı Burcu’dan ben çok memnunum.

Sadece ben değil ailemin de çok mutlu olduğuna eminim.Ben iyiysem herkes iyi ben kötüysem herkes kötü gibi bi durum var.Hırçınlık insanı yoran bir şey.Bir daha kendimi bu kadar kaybedebilceğimi sanmıyorum.Yani istemediğimi biliyorum en azından.

Bu süreci yazarak,sizlerle geçirmek de çok tuhaf aslında.Ama iyi geliyo.Tek başıma daha farklı olurdu her şey.

Sabah kahvaltıdayken sipariş ettiğimiz portmanto geldi.Üst katta,ablamla benim kullanmamız için.Kuruldu,ben ayakkabıları yerleştiriyim derken bi anda odamda dip köşe temizliğe giriştim.Eskiden biriktirmeyi çok severdim.Yara bandı bile saklardım anısı var diye.Çöp.Artık çöp biriktirmek yok.Bugün gözden kaçanları da attım.Giymediğim yepyeni ayakkabılarım vardı,anneme verdim.Ivırzıvırları ortadan kaldırdım.Alan açtım.Bunu yapmak bile içimi açtı.İşleri bitirdikten sonraa yoga matıma gelmedim.

Çünküüü yoga pratiğime duvarda başladım:) Önce bacaklarımı esnettim.Sonra biraz kalçamı açmak için hareketler yaptım.Kollarımı duvara uzatıp yere 90 derece olacak şekilde eğilip sırtımı açtım.Sırtım açıldıkça açasım geliyo.

Peki Burcu o kapalı yerlerin ,az açık yerlerin nolucak?Bu konuda biraz tembel davranıyorum.Dışardan bir desteğe ihtiyacım var.Hamstringlerim kısa ve uzattıkça kapanıyolar gibi,beni deli edicikler😬 Öne katlanmalara ayaktayken BA YI LI YO RUM ! Ama oturarak öne katlan derseniiz o işi hiç beceremiyorum.Sırtıma biri kapansın istiyorum.Çünkü ben tek başıma öyle duramıyorum. 

Kasığımdaki ve belimdeki ağrıdan bahsetmiştim.Geçen gün yoğunlaştığım kalça açıcı pozlardan mıdır nedir kasığım daha iyi.Hatta bugün hiç ağrı hissetiğimi hatırlamıyorum.Ama belim çok canımı acıttı.Hemen hemen her pozda BEN BURDAYIM dedi sağolsun.Üstüne gidip gitmeme konusunda kararsızım.Üstüne gitmek yerine doktora gitsem belki de daha hayırlı olur benim için.

Belimdeki ağrıya rağmen yine de güzel bi pratik oldu bana.Duvarla çalışmak da çok keyifliydi.

Sonrasında yine bir Juitox patlattım.O kadar şişim ki..Patlıycak karnım sanki.Ama içmeyi bırakınca anlarım sanki etkisini.Şu an şişkinlikten başka bişey hissedemiyorum.

Şekeri tamamen bırakmak için de yapsak mı acaba bir challenge ? #şekersiz28gün mesela?Öyle daha eğlenceli oluyo.Varsa öyle bi niyeti olan birbirimize yoldaş olalım:)

Bugün kısaca bir kaç şeyden daha bahsetmek istiyorum.Yok vazgeçtim sadece birinden bahsedicem.

İnsanların gecenin bi körü mesaj atması mesela.Kendilerinde bu hakkı bulması.Uyuyo olabilirim.Yanımda bir bebekle uyuyo olabilirim.Yanımda bir adamla uyuyo olabilirim.Ve gecenin bir vakti gelen mesaj rahatsız edici!Tabii ki samimiyetine göre değişkenlik gösterebilir bu durum.Bu sefer kendimi sorguluyorum.İnsanlara bu hakkı ben mi verdim diye.Neyse.Sabah uyanıp gördüğümde mesajı güzel bir üslupla uyarıyorum.Sonra bi bakıyorum birileri küsmüş.Olur öyle.Bundan ibaretse kurulan ilişki, varsın olmasın.

Şu an sakinliğimle çok mutluyum be.

Ay resmen pamuk.

Bu günü güzel bitirelim,yarını güzelleştirelim🦋

Burcu-Gün 10: Dengeden 


Mektup noldu?

Annemle babam mektubu okuduklarında ben uyuyodum.Annem gelip beni öperek uykumdan uyandırdı.Sarıldık.Birbirimizi öptük.Biraz sohbet ettik.

Sabah babamla konuştuk.Sarıldık.Sonra birlikte önce teyzemi almaya sonra ekmek almaya gittik.Fazla uzun olmayan yolculuğumuzda sohbete devam ettik.Biz aslında konuşabiliyoruz.

Her ikisi de beni böyle görmek istemediklerini,eskisi gibi gülen Burcu’yu istediklerini söylediler.Onlara aslında mutlu olduğumdan,sadece bunu dışarı yansıtma konusunda sıkıntı yaşıyo olabileceğimden bahsettim.

Kahvaltı yaptık.Gülümseyerek.Bol sohbet.Kahveler içildi.Babam boya yaptı.Annem,teyzem ve ben de temizlik yaptık.Hep birlikte güzel zaman geçirdik.Babam ıslık çaldığı zaman hiçbişey demedim mesela,of bile demedim. Nolmuş yani?

Sabah Yogatime’ın #bahardayoga ‘sından kazandığım Juitox setim geldi.Daha önce 1 ya da 2 defa yogadan sonra içmiştim gözüme güzel gelenlerden.Ama bugün ilkini içerken elim ayağım titredi:)

Sexy Green diye geçiyo ama içindekilere bi bakalım:

Kara lahana

Ispanak 

Marul

Maydanoz

Salatalık 

Kereviz sapı

Elma

Limon 

Zencefil

Ne kadar da sexy değil mi?:)

Yalan değil hepsini bitiremedim ilk şişenin.

Ama ikincisi son derece minnoş Bahamas:Ananas/Elma/Limon/Nane 😋

Onu yogadan sonra güzelce hüplettim.

Gelelim yoga pratiğime.

Bugün bol bol kalça açıcı pozlarla çalıştım.Matı sümüklemek de yoktu bugün.Sanırım ilk defa bu kadar yoğun bi şekilde cinsel bölgemin uyarıldığını hissettim.Rahatsızlık verdi mi?Evet.Bunun psikolojik olarak da bende bir karşılığı var elbet.Neyse.Rahatsız etse de kaçmadım.

Kalça açıcılardan başka üzerine çalıştığım denge pozları oldu.Bu aralar dengeyi kaçırdığımı düşündüğümden olsa gerek üzerine gitmek istedim.Ben sevgide niye bu kadar dengeyi kaybediyorum ya?Zamanla orta yolu bulur muyum?Bulurum.Heyecana kapılıyorum.Bu arada sevgi deyince illa bir adama ya da kadına duyulan bi sevgiden bahsetmiyorum elbette.

3,5 senelik bir ilişkiden çıkalı 1 sene olucak.Ve ben henüz kendimi yeni bir tanışmaya hazır hissetmiyorum.Hissetmiyomuşum.Bu planlı programlı bir şey değil elbette.Ama şu an gönlümden geçen bu.

Nefesin hayatımdaki yeri ve önemini bugün yaptığım meditasyon sırasında çok daha iyi anladım.Kalbim pamuk sanki.Sarılcam.

Dün benim için bi kırılma noktasıydı.Bugün çok daha iyi hissediyorum.

Her şeyin başı denge. 

🦋

Burcu-Gün 8 & 9 : Tüy Koridor


Dingin.

Matın üstüne biraz gözyaşı serptim.

Biraz durdum biraz hareket ettim sonra biraz daha gözyaşı serptim.

Sümüklerim aktı.Banane aksın.Her yere bulaşsın.

Ama nefes alamıyorum.?

Alırsın.Almasan duramazsın zaten,ölürsün.Demek ki alıyosun.Kandırıkçılık yapma.Devam et.

—————————————————————

Dün başrolünde oynadığım kısa filmimiz Koridor’un galasına gittim.Evden çıkma enerjim bile yokken gitmem gerektiğini düşündüğüm için gittim.

Ama nasıl gittim?

Kafada nelerle gittim?

Aslında gidene kadar pek bişey yoktu.Hatta film başlayana kadar.Film başladığı an içimi bi heyecan kapladı.Bu heyecanla birlikte de acaba ne düşünüyo izleyenler diye kemiriyo kafamı yine dedeler.

Tanımadığın insanların olması çok güzel.Çünkü;

1-Sana herhangi bir yorumda bulunmak zorunda değil.

2-Yorumda bulunursa da sen üzülme diye güzel yorumlar yapmak zorunda değil.

O yüzden daha önemsiyorum.

Neyse.Film bitti.Bu arada sadece bizim filmimiz gösterilmiyo.Ardarda bir kaç film gösterimi daha oldu.Salonu boşaltıyoruz.Ben böyle hızlıca mı gitsem minik adımlarla mı diye düşünürken bi baktım tanımadığım insanlardan yorumlar almaya başladım.Hem de güzel yorumlar! 

Niye bu kadar şaşırıyorum ve inanamıyorum acaba?

Ben de beğenmedim mi zaten kendi performansımı?Daha iyi olamaz mıydı?Tabii ki olabilirdi.Ama bu hep böyle olmıycak mı zaten?Hep bi adım ileriye taşıma isteği.Bi sonraki projede yaptığın hataları iyileştirmek.Daha fazlasını katmak.

Oyunculuğu ne kadar çok sevdiğimi bir kez daha anladım.Seviyorum ve istiyorum.Daha fazlasını.Haznemdekileri kullanmak,paylaşmak istiyorum.

Daha önceden de bir kaç projem oldu.Ama bunu diğerlerinden farklı kılan çok önemli şeylerden biri nasıl göründüğümü önemsememekti.Sıfır makyaj oynadım.Sol profilden çekimler yapıldı.(Sol gözüm ameliyatlıdır o yüzden senelerce takıntım olmuştur.) Alttan çekim yaptılar,burun deliklerim kocaman çıktı.Ama bunların hiç biri umrumda değil.Çekimler sırasında da değildi.Sadece oyunuma konsantre olup, “Selin”de kalmaya çalıştım. Ve aldığım tepkilere de bakarsak sanırım güzel bişeyler yapmışım.

Ve hatta dün film gösteriminden sonra,uzun metraj bir filmin başrolü için teklif bile aldım:)

Bunlar benim için çok motive edici,umut vadeden gelişmeler oldu.

Gösterimden sonra bir şeyler içmeye gittik.Güzel insanlar,yeni insanlarla hoş sohbet derken güzel bitti benim için gün.

GÜN 9

İçimi kemiren beni yiyip bitiren bir şeyler vardı.Yoga matına alnımı koymamla birlikte Canım Annem Canım Babam.

Suçluluk duygusu hissediyorum.Onlara karşı tahammülsüz,sabırsız,anlayışsız olduğum için kendime kızıyorum.Vicdanım acı çekiyo.Acı çeken vicdanım sürekli bana “annem,babam” dedirtip gözyaşı döktürüyo.

Bir süre çocuk pozunda durduktan sonra kollarımı öne uzatıp başımı yerden hafifçe kaldırıp indirdim.Bu ulolayı devam ettirirken çok kıymetli gözyaşlarım bana eşlik etti.Sonra dört ayağa doğruldum .Cat-Cow yapıcam.Her boynumu yukarı uzatışımda ,boğazım iyice açıldıkça kelimeler akıyo akıyo içime içime .Bir yanım kalkıp yazmak istiyo bir yanım devam ediyo.

Bırak kelimeler içine aksın.Bilmediğin bir yere gitmiyolar.İstediğinde onları yeniden alıp kağıda dökebilirsin.Kalbinden akıyo.Bırak aksın.

Gözlerimi kapalı tutuyorum.Açarsam zaten önümü göremiycem.Sümüğüm akıyo burnumu kaşındırıyo.İstemiyorum silmek diyip ağlamaya devam ediyorum.Bir yandan annemden babamdan özür dilemeye,af dilemeye devam ediyorum.Onları ne kadar çok sevdiğimi düşünüp kalbimi onlara daha çok açıyorum.

Onlara ya da başkalarına olan hırçınlığımın tek sorumlusu benim biliyorum.Kendime tatlılıkla “sen artık bi kendine gel ” diyorum.

Bacaklarımın güçsüzleştiği hissine kapıldığımdan bir yandan bacaklarımı güçlendirici pozlar deniyorum.

En son savasana niyetine kendimi yıldız yapıp,kollarımı bacaklarımı iyice açıp öylece yattım.Öylece yattıkça sanki birileri dört bir kenarımdan çekip uzatıyomuş,nefes aldırıyomuş bana hissine kapıldım.Derin bir OH çektim.

Ve sonra yerimden doğrulup kalem kağıdı kaptım. Anneme ve babama ortak bi mektup yazdım.Üç sayfacık.Neler yazıcağımı düşünmeme gerek yoktu.Zaten hepsini akıtmıştım.

O sırada ablam içeri girdi.Çıkarken “kapını açık bırakıyım,çok sıcak olmuş içerisi ,nasıl duruyosun?”dedi.O an farkettim sıcak olduğunu.Gün boyu sıcak da sıcak aman da çok sıcak yanıyorum da çok sıcak diyen ben,hiç farketmemişim.

Demek ki yaptığın şeye odaklanıp,kendini verdiğinde o an dış etkenlerin hiç bir önemi kalmıyomuş.

Henüz mektubu vermedim.Okuduklarında ne düşünücekler,ne tepki vericekler merak etmiyo değilim.

Şu an tüy gibi hafifim.

Böyle güzel bir aileye sahip olduğum için şükürler olsun.

Seni seviyorum canım babam.

Seni seviyorum canım annem.

Seni seviyorum canım ablam.

Seni seviyorum canım kardeşim.

Sizi seviyorum burdaki herkes!:) 

Burcu-Gün 6 7

IMG_0065

Doğum kontrol hapını 2 gün kullanmasan kanaman gelir,dengen alt üst olur .Yazmadığımda da tam olarak böyle oluyo.

Bir ara sabah sayfalarım vardı.

Nedir bu sabah sayfaları ?

Sabah uyanır uyanmaz yazıyosun.Mümkünse kimseyle iletişime geçmeden.Her sabah en az 3 sayfa yazıyosun.3 sayfa yazacak bir şey bulamıyorsan “yazacak bir şey bulamıyorum” yazabilirsin ama yeter ki yaz.

Genelde sabah sayfalarını yazdıktan sonra hayret ederdim.Ben bunca düşünceyle güne nasıl başlıyomuşum diye.Güne yüzlerce düşünceyle başlıyosun,gün içinde bunlara daha da fazlasını ekliyosun ve akşam olduğunda kafa patlıycak gibi oluyo.Ve ertesi sabah uyandığında bunlar yine seninle birlikte.Belki birazını uykuya teslim edip erteleyebiliyoruz.Ama sadece erteliyoruz.

Sonuç olarak şu yazamadığım 2 gün bana ders oldu.Yazmazsam neler olabileceğini gördüm.Ne olursa olsun yazmaya zaman ayırmam gerekiyo işte.Çok net.

Dün akşam Silivri’ye gittim.Güzel insanlarla.Rakı içtik.Olabildiğince masamızın dışına çıkmamaya çalıştım.İnanılmaz kalabalık.İnsanlar bi tuhaf.Ellerinde çekirdekler,çöplerini oraya buraya savurarak yürüyolar.10’arlı erkek grupları.Ona buna laf atıp,rahatsız edici şekilde bakıyolar.O kadar tedirgin oluyorum ki artık..Hepimiz bir’iz,O’nun parçasıyız diye düşünsem de yok olmuyo.Herkesi de bir tutamıyorum.Bir de metrobüsteki vahşiler var tabii.Onları da gördükçe bunlar insan olamaz diye bile düşünüyorum.Çok sert ,kaba ifadeler olabilir bunlar.Ama içimden geçen cümleler bunlar ne yazık ki.Bazen bu kadar kötü gözükmüyo gözüne ama bazen de kafalarına odunla vurasın geliyo.O toplu taşımada bir de ter kokusu hakimse yemin ediyorum başımın tepesinden parmak ucuma kadar uyarılıyorum.Ateşe vermek istiyorum.

Evet ,biraz gerginim.Anlaşılıyo sanırım.İstanbul,ev,sıcaklar beni bunalttı da bunalttı.Heyecanla ay sonunda gideceğim kampı bekliyorum.Yeni insanlar tanımak,güzel şeyler paylaşmak,denize girmek,yoga yapmak eminim çok iyi gelicek bana.

Bugün “KORİDOR” kısa filmimizin galası var Kadıköy’de.Dışarı adımımı atmak istemiyorum.Ama gidicem tabii ki.

Yazımı bitirdikten sonra matımı serip yoga pratiğime başlıycam.Ve akşam da 8.gün yazısı.

Buharlaşıp yok olmak istediğim bir gün.

Gün içinde bu enerjiyi dönüştürebileceğime inanıyorum.

Sevgiler,öpücükler.

Burcu-Gün 5:Mavi Savaşçı

IMG_0014.JPG

Dün gece yazımı yazdıktan sonra uyumak için yatağa gitmeye niyetlendim ki aniden kusmaya başladım.Hiç tuhaf karşılaşamadım.Dün bahsetmiştim zor bir gün geçirdiğimden.Sadece beklenmedik oldu.Bir anda üzerimden ter boşaldı,başım döndü ve öğürüp kusmaya başladım.Dün geceki ağırlıkla ,kusmasam sanki beyin kanaması geçirirmişim gibi geldi.Bedenim böyle bir reaksiyon gösterdiği için şanslıyım demek istiyorum.Kustuktan sonra kendimi inanılmaz hafiflemiş ve rahatlamış hissettim.Sabah da bunun etkisiyle olsa gerek üzerimde bir sakinlikle uyandım.Bu sakinliğe hasret kalmışım.Günün bir kısmını bu sakinlikte,uykudan yeni uyanmış gibi geçirdim.

Sonra.

Uzun zamandır istediğim bir şey olan saçlarımı maviye boyamak eylemini gerçekleştirdim.Daha doğrusu anne yarıma gittim ,o boyadı.

Maviyi çok sevdiğimi söylemedim daha önce sanırım.Ama ben maviyi çok severim.Ve aynaya baktığımda saçlarımda maviyi görmek bana çok keyifli hissettirdi.Baktıkça sırıtıyorum.Günüme güzel bir renk kattıktan sonra eve geldim.

Yoga zamanı.

Günlerdir üzerimdeki isteksizliği bir kenara atmış ve daha güçlü bir şekilde matımın üzerine geldim.Bir süredir Aya Selam yapmadığımı ve çok özlediğimi farkederek ,sevgiyle ve özlemle selamladım onu.Bugünkü pratiğimde gökyüzüne doğru daha çok uzamak istedim.Hiç olmadığı kadar uzun hissettim boynumu.Hatta bu uzama hissini en çok Prasarita Padottanasana çeşitlemelerinde deneyimledim.Başım aşağı doğru sarkarken her boşalan nefeste boynumun biraz daha uzadığını hissettim.Hakikaten hissettim.

Ve sonra Virabhadrasana 1-2-3.

Savaşçı ruhum benimleydi.Kendini hatırlattı.Bir tarafım Çerkes.Anne tarafım.Bu pozlarda hep Çerkes müzikleri geldi kulağıma.Yolda da dinlediğim için olsa gerek.Bu sesler çok heyecanlandırdı yine beni.(Ben de ne çok heyecanlanıyorum.Ama böyle heyecanlı bi yapım var işte napıyım.Olsun heyecan güzel şey.Ben seviyorum.)İçimdeki gücü uyandırdı.Bu evrende yalnız olmadığımı hatırlattı.Ve sonra Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ndeki şu sözlerİ:

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET,DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR!

Sonra zaten beni tutabilene aşk olsun.Gözlerim doldu ufaktan ama hiç bozmadan devam ediyorum bu sırada yoga pratiğime.Savaşçı pozlarından duvarla bir takım geriye eğilmeler çalıştım.Bunu yaparken yine burun attım duvara ama olsun.

Ve sırtımın ne kadar açılmış olduğunu Uttana Shishosana(Puppy Pose)’yla hissettim.Önceden resmen sırtım yokmuş.Tahtaymış.Tahta taşımışım senelerce.Pozdayken nefes alıyorum ya böyle sırtıma sırtıma,oooh.Canım sırtım.Sen hiç ihmale gelir misin?

Kısacası,istekli,güçlü,farkındalıklı,yorucu bir yoga pratiğim oldu bugün.Surat pancar,enerji ateş olmuştu ve ben kendimi silkelenmiş hissediyodum.

Bir güzel duşumu aldım.Saçımın boyasını akıttım.Biramı alıp terasa oturdum.Ve keyifle yazdım.

Kitap okurken uyuyakalmak istiyorum.

Mavili rüyalar.

 

Burcu-Gün 4:kördüğüm-çember-dört duvar

IMG_9605.JPG

Deniz havası aldıktan sonra nefesimi sıktı dört duvar.Panik halleri,çarpıntılar.Kafada ikili konuşmalar.İkili kalsa yine iyi.Tam bir Burcu’lar çatışması.Dalgalar beynimi sulandırmış olsa gerek.Düşünceler misinanın kördüğüm hali.Çözülmelerine karşı direndikçe gerginleştim.Çözülmelerine niye direndim?Elime dökülüceklerle çalışmak istemedim.Bu istek hadi gel diyince de gelmiyo.Şöyle bi sıfırlamaya ihtiyacım var.

Evden uzaklaşmaya ihtiyacım var.Evet evet,şu an en kilit nokta bu.Evden uzaklaşmaya ihtiyacım var.Sadece dört duvarlığından değil elbette.Enerjimi bozan şeyler var.Ne kadar kendini bundan korumaya çalışırsan çalış cazırdamaya başlıyosun.

Sürekli zaman geçirdiğin enerji alanın ve bu enerji alanını oluşturan insanlar çok önemli.Belli bir zamandan sonra konfor alanını terkedip,sorumluluk alıp kendi alanını oluşturman ve o alanda olacak olan insanları kendin seçmen gerekiyor.Yoksa şikayet etmekten öteye geçemiyosun.Ben şikayetten çok sıkıldığım için şikayet etmiyorum.Şikayet ettiğimi duyarsam bi kendime suratımı ekşitiyorum.Süreç olarak yaşamam gereken bir zaman dilimi.Bu zamanı olabildiğince keyifli geçirmek istiyorum.Yaklaşık 5 senedir kullandığım doğum kontrol hapları da hormonlarımın dengesini alt üst etmiş durumda.Daha kaba bir tabir kullanmak geldi içimden ama hanımefendi çizgimden çıkmak istemiyorum şu an.Neden bırakamıyorum?Ağrıdan hastanelik oluyorum.Acı eşiği yüksek bi insanımdır normalde ama gel gör ki o dönemlerde eşik meşik kalmıyo.Bi ara bırakmayı denedim,baktım duvarları yumrukluyorum.Duvarlara yazık olmasın diye başladım tekrar.Mesela bence bu ilaçlar yüzünden ,ne kadar bedenimle zihnimle çalışırsam çalışıyım bir şeyler eksik kalıcak.Belki işleri daha da zorlaştırıyorum bu ilaçlar yüzünden.Ama gündemimde yeniden bu ilaçları bırakma düşüncesi var.Bununla ilgili önerilere de açığım.Resmen bağımlı oldum çıktım.Ve bağımlılığın her türlüsüne karşıyım.Buna sevgi bağımlılığı da dahil.Konuyu saptırabilirim her an.Bi konu da yok aslında tam.

Üzerime sinen bebek kokusu,uzaklardan bana birini getiren rakı kokusu sanki bir.

ikisi de hasretlik.

ikisi de yuva.

ikisi de uykusuzluk.

ikisi de huzur.

Bişey itiraf ediyim mi?

Ediyim.

Ben anne olmadan ölmekten çok korkuyorum.Anne olmadan ölmek.Çocuklar konusunda neden bu kadar hassasım bilmiyorum.Sanki önceki hayatımda üç çocuk annesiymişim,şu an çocuklarıma özlem duyuyomuşum Ve sanki ölsem o hasretlik biticekmiş gibi.

Burcu-Gün 3:Uzaktaki Yakınlık

IMG_9839.JPEG

Dün sabah bir doğum günü stresiyle uyandım.Neyin stresi?Ablama sürpriz doğum günü organize ediyorum ve istiyorum ki her şey eksiksiz olsun.İstediğim gibi olsun.Ablam aşırı mutlu olsun.Ve doğum gününden herkes mutlu ayrılsın.

Tekne kiralandı.Evde mezeler hazırlandı.Tabağıydı,çatalıydı,bardağıydı kondu sepete.Rakı için şarkı listesi yapıldı zor koşullarda.Derken vakit geldi çattı.Biz teknede saklandık.Annem ablamı sahile getirdi.Muhtemelen bi restaurantta yemek yiyeceğimizi falan düşündü.Sonra tekneyi farkedince kısa süreli bir şok yaşadı.

Ve benim en dikkat ettiğim ve merak ettiğim ablamın o farkettiği andaki ilk tepkisiydi.O ilk tepkide saklanamaz çünkü hiç bir şey.Hediye açmak gibi.Ki ben hediyeleri hep sonra açmayı tercih ederim:)Neyse çok şükür beni mutlu edicek bir tepkiyle karşılaştım.

Çok şükür dedim diğmi?Sıkıntı var.

Sonucunu düşünmeden bir eylemde bulunabilmeyi hala öğrenemedim.

Bu pat diye olabilecek bir şey değil elbet.Ama düşünüyorum.Kötü bir tepkiyle karşılaşsaydım,ordan birileri mutsuz ayrılsaydı onca emeğimi çöpe atıp mutsuz mu olucaktım?Neden herkesi memnun etmek gibi bir derdim var ki?Ben sadece oyun alanı yaratabilirim.Kimi huysuz olur,kimi mızıkçı olur,kimi dibine kadar oynamak ister.Ben boşuna kendimi strese sokuyorum.Hiç öyle mızıkçı falan yoktu aramızda ayrıca.Çok keyifli zaman geçirdik birlikte.Ki herkes birbirini tanımıyodu.Ama hemencecik güzel bir enerji yakaladık.

Rakımızı yudumlarken uzaklaştık kıyıdan.Sonra dönüp baktığımda,Büyükçekmece hiç bu kadar güzel görünmemişti.Dışardan bakabilmenin güzelliğini hatırladım o an.Deniz arada bir dalgalanıyo.Ama sonra yine duruluyo.Ve o sırada sen sadece izliyosun.Paniğe gerek yok.Dalgalar büyür.Dalgalar küçülür.Dalgalar birikir.Bazen dalgalar devirir.Sonra durulur.Toparlarsın.Yine denizdesindir.Hep orda kalıcaksındır.Boğulana kadar ordasın.Ordaysan boğulmamışsındır.

Denizde olmak bana çok iyi geldi.

UZAKLAŞIP YAKINDAN BAKMANIN GÜZELLİĞİNİ GÖSTERDİ.

Sohbete ve rakıya dalıp kıyıdan ne kadar uzaklaştığını farketmemek de iyi mi  kötü mü emin olamadım.

Temmuz sonu Tuğçe ve Yiğit’in Bir’likte Tatil etkinliğine katılıyorum.Şimdiden heyecanlıyım.23 Eylül’de de Till Heeg’le Basic Thai Yoga Masaj Eğitimi’ne katılmak istiyorum.Masaj yapmayı çok seven biri olarak bu eğitim için de fazlasıyla heyecanlıyım.İş durumlarıyla alakalı bir aksilik çıkmazsa ordayım.

Yaz nasıl biticek sonbahar nasıl gelicek,meraktayım.