Meltem-Gün 6_7- Dürtü

Dün Neo&Morpheus’un veteriner günüydü. Böyle günler onların kutuya girmesinde zorlandığım süreçler. Savunmasız ve yetersiz hissediyorum. Bilmediğim bir yaşantı ve onların daha huzurda olabilmeleri için ne yapabilirim. Sadece yüreğimi koydum ortaya.. Kalpten hissettiğim her an bir açılım geliyor ve bu hisse güveniyorum. Sonra bir dürtü geliyor, hamle başlıyor. Dalga beni sahile yumuşakça bırakıyor..

Önceki seferde ikinci kutunun kapağı nasıl olduysa kırıldı. Morpheus’un kutuya girdikten sonraki zorlanmalarında çıkmak için patilemesi sonucu kapak çatladı ve aradan nasıl olduysa sıvıştı. O yüzden veterinere diğer kutu ile tek tek götürmek durumunda kaldım. Leblebiyi sevmelerini keşfettim bir gün. Kutunun içine birkaç leblebi atışım ile Morphe içeriye yöneldi. Hızlı bir manevram ile kutunun kapağını kapatmam bir oldu. Hemen veterinere gittik. İki aşıyı birden oldular, veteriner tekrar aynı süreçlerden geçmesinler diye böyle uygun gördü. Sonra eve geliş 15 sn içinde Neo’nun kutuya girmesi ve evden tekrar çıkış. Tekrar eve geliş. Gece koltukta yattım. Kusma olabileceği söylendi. Gözüm üzerinde.. Biri dizimde diğer karnımda kımıldamadan geçirdiğim bir geceydi ve onlarla birlikte ilk uyuduğum gece de aynı zamanda. Gecemiz sakin, huzurlu ve şükrederek geçti.

Bugün sabah Acıbadem ve akşam iki Beykoz seansı derken son buluşmamız bir önceki hafta aracıma çarpan beyle oldu. Oralarda bir yerde kafede buluştuk ve tutanakları hazırladık. Anlayışın ışığı ile..Sakin, güzel bir karşılaşmaydı.

Farklı dinamiklerde geçen iki gün.. Geliyor, geçiyor. Bir seri gibi. Yağışlı hava, yavaştan sis çöküyor buralara. İçim sessizliğe büründü..

Huzurda olun Sangam..

Meltem

27.01.2023, İstanbul

Reklam

Meltem-Gün 5- Sakura

Sakura ile başladı seansım, bir önceki hafta Sakurayı çizmek istedi. Yardım eder misin, dedi. İki seans sakura çalıştık.. Önce ağacın kökleri gibi kökleneyim, dedi.. Ona yardım ettim, nasıl yapabileceğini gösterdim.. Ve başladı çizmeye, boyamaya boyadıkça iki kaşının arasındaki çizgi gevşedi.. Yüzü gülmeye başladı. O haftayı Sakura ile geçirmiş.. Ve tekrar Sakura çizelim mi? diyerek sesli mesaj attığında boyalarımı çantaya hazırladım..Evdeki boş tuvali de koydum bu sefer.. Kendine çizmek için güzel bir Sakura resmi de bulmuş. Pembe gökyüzülü, uzaklarda dağlar, sis, sabanın dinginliğini düşündüren tazelik, japon evleri önüne yakından çekilmiş kiraz çiçekleri.. O Güney Kore evleri diyor. Gittiğimde yüzü asıktı, ses tonu donuk. Sinir sisteminde neler oluyor baktık.. Üşüyordu, babaannesi üzerine bir şey giy dediğinde öfkesi burnundan çıkan havada dilleniyordu. Kullandığı ilaçların yan etkileri, sabah onu zor uyanyor. İştahsız oluyor. Bir önceki hafta kahvaltı yapmamıştı. Bu haftada öyle.. ona sabah kitap okuduğum kafeden simit almıştım. Babaannesi çayı, o da güzel bir kahvaltı hazırladı, Üzerine bedenin üşüyor, ne yapmak istersin dediğimde, en sevdiği ğoşarımı giymek istiyorum dedi ve gitti giydi. Ayağına çorabını geçirdi.. Boyaları olduğu masayı koltuğa çektim,güzelce oturdu. Dizlerine battaniye örttüm. Hazırladığı kahvaltısını yedi özenle, bana da bir tabak hazırladı. Isınmaya başlamıştı.. Önce battaniyeyi kenara koydu.. Sonra sinir sistemine neler oluyor masaya yatırdık.. Sistem kendini rahat hissettiğinde açıldıkça, açıldı.. Uzak Doğu müziği açtı.. Sakuraya geri döndük.. Çizdik, boyadık, o Güney Kore’den bahsetti. Ben dinledim. Hep gitmek istediği ülke.. Umut etmesi güzeldi.. Yüz ifadesi daha iyiye döndü. Pempe gökyüzünü boyamaya başladı, dağlara dokunuş yaptık. Sisler dokundukça yüreğini ağırlaştıran konulardan bahsetti. Fırça ile dokundukça yeni hikayeler anlatmaya, gülmeye, kahkaha atmaya başladı.. Sistemi güzel bir yerde tamamladık.. Sakura resmi bitmişti, benlik kanalı anlam, duyum, duygu, boyaların içindeki karışımlarda kaldı, yaptığına oryanteydi. Bir de sakuraya.. Neyin onu zorlandığını ayrıştırmıştı.. Şu an böyle iyi, dedi.. İşteki annesini aradı, sevincini paylaştı.. Abla haftaya da boyar mıyız? Bu sefer kır çiçekleri olsun..

Ben ise gölgemi orada bırakarak eve döndüm. Akşamki grup çalışmama hazırlık vardı.. Neo ve Morpheus o saatte hareketli. Önceden yedirdim. Hareket ettik birlikte. Onlar sakinliği geçince, bilgisayarımı açtım, son toparlanmalarımı yaptım. Eş kolaylaştırıcımla ön toplantı derken bir buçuk saat süren çalışmamızı tamamladık. Neo ve Morpheus uykudaydı.. Çalışma bitti uyandılar.. Bu sakinliği yogamı yaparken de diliyorum..

Köşeme geçtim Sangam. Neo kucağımda, pencere önündeyiz. Gece dingin,sessiz. Selam olsun, kalbiniz huzurda olsun..

Meltem

25.01.23, İstanbul

Meltem-Gün 4- Örüntü

Sabahın karanlığında kalktım ‘stop’ Kedilerim kapımda odama daldılar. Mama kaselerine yönelince koşarak arkamdan geldiler. Bilgisayar başına geçtim, raporumu yazdım. Ben yazmıyorum sanki parmaklarım yazıyordu. Psikiyatr’a gönderdim. Bittiğinde gün ağarmıştı.

Seansım Yeşilköy’deydi, yol uzundu, trafik yoğundu. İki saatin nasıl geçirebileceğimi seçebilirim. Yönlendirmeli bir meditasyon açmaktan yana oldu hislerim. 10sn de zihin tekrar kayıyor.. Tünel semtler derken Yeşilköy sahile geldim şükürle. Tam da seansa vaktinde yetiştim diye sevinirken danışanım aradı. Çocuk ateşlenmiş ‘stop’ Gittim bir kafeye oturdum üzerine çay içilir, sorun değil, sorun değil diyerek.. İnsanlık hali.. Çocuk ateşlenince unutmuştur erken aramayı.. Zor bu dönemde zor, anlayışın ışığı aramızda olsun.

Aynı trafikten uzun uzun geçtim, yeşil ışıklara denk geldim, mavi ışıklı tünelden geçtim. Bir sürü paralı yoldan geçtim. Kendimi eve attım. Dünkü koltuğa yavaşça uzandım. Morphe de üşüyen ayaklarımın üstüne ohhh şükranla ve bugünde ikinci koltuğa yatış denemem, iyi gidiyorum.. Polar battaniyeye sarıldım.

Şekerleme sonrası meditasyona oturdum. Uzun bir süre..

Akşam kendime yemek hazırladım, yeterince vaktim vardı. Ancak markete uğramayınca var olanla çeşitlilik oluşturdum. Maydanoz ve mor lahana bol zeytinyağı, limon yeterince lezzetliydi. Pazara gitmek istiyorum.. Fatma Hocamın don pazarına..

Ne zaman yemek, salata yapayım tezgahın üstü böyle zamanlarda popüler. Neo ve Morpheus’u aşağı indiriyorum. Hayır kelimesinden henüz anlamıyorlar.. İlk başta yüksek sesle söylemem konusunda kural koymamı önermişlerdi.. Hayır tonları üzerine bayağı çalıştım.. Karın bölgem çok yoruluyor hayırlarda.. Sanki çığlık çığlığa bağırmışımda sesim artık çıkmıyor o kelime lügatımda yok gibi. Kedilerimin hareket örüntüsü ise sonsuzluk gibi.. Tezgahtan indiriyorum, tezgaha çıkıyorlar, tekrar indiriyorum, tekrar… Sonu yok gibi.. Bu durum gün içinde alışkın olduğum hareket örüntülerine benziyor.. aynı yaptığım şeyleri tekrar tekrar unuturcasına yapmak gibi.. Benim de onlardan bir farkım yok.. Hatırlamak ne olduğumu, ne olmadığımı, unuttuğumu tekrar tekrar hatırlamak, unuttuğumun ne olduğunu hatırlamak..

Öyle böyle yemek pişti..kolayından makarna yaptım. Yeme faslım da örüntülerden oluşuyor.. masada yiyemiyorum, sonsuz hareket örüntüsü başlıyor o zaman. Hayat matematik.

Onlara yediklerimden veremeyeceğim konusunda veterinerden talimat aldım.. Sistemlerini araştırdığımda ilerde karaciğer ve böbrek fonksiyonlarının zarar görebileceğinden bahsediliyorlar..

Odamda piknik yapar gibi yiyorum.. Şimdilik böyle.. bu konuyu da ileride aşabilirim.. Şimdilik çözümüm olanın içinden geçmek

Kalp köşemdeyim. Kedilerim dinlenmedeler.. Mumlarım yanıyor. Dualarımdasınız, kalbiniz huzurda olsun, bedenleriniz şifada, işleriniz kolayından aksın. Ne tür yardıma ihtiyacınız varsa hızır gibi önünüzde belirsin.

Sevgiyle

Meltem, 24.01.23

Meltem-Gün 3- Azıcık Daha Temas

Sessizdim gün boyu.. Birkaç günün hızı, hızım ne söylüyor bana? Olmasına izin verdiğim olan mı? Olanın gerçeği nedir ki.. Sakinlikle bakmak mı bu hıza? Tamamlamam gereken bir rapor var, sabahın dinginliğine bıraktım..

Seanstan gelince koltuğa uzandım. Azıcık bir başımı koydum. Kedilerim geldi geleli ilk oluyor bu uzanışım. Morpheus koltuğun altından çıktı üstüme oturdu. Neo baş ucumda saçlarımla meşgül. 3 ay öncesi ilişkim koltukta oturduğumda kucağıma geliyorlardı ve bir tık sadece başlarını okşayıp elimi geri çekiyor, çekiniyordum. Bunun öncesi zamanlarda elime alamazdım bile sangam. Kedi sahiplenmek isteyip hep geri dururdum. Parklarda, gittiğim evlerde aynı mekanda durmaya, onlarla ilgilenmeye başlamıştım oysaki. Bu bile bir aşamaydı. Duygunun kendisiyle ne kadar çok bütünleşmişim. Kedi korkum aslında ben değilim.. Yıllardır bunu nasıl taşımışım.. Ayrıştığım noktada bir katmanım daha açılıyor. Kimbilir daha ne çok gölgelediğim şey bana görünmek istiyor.. Azıcık daha temas, yaklaşmak, içinde kalmak, kazımak, ta ki anlam üretmeyene kadar..

Neo oyuncu, Morpheus ise o da benim gibi süreci yavaş ve ürkek oldu. İlk iki hafta koltuğun altında çıkmadı.. İlk zaman Veteriner eve geldi.. Henüz kucağa alıp kutularına koyamıyordum çünkü. Veteriner gelince içinden bir ejderha çıkıyordu sanki. Ya içindeki ejderhayı bana da gösterirse, o an ne yaparım. Kalp dostum Naz ona sevgi sözcükleri söyle, kedisini anlattı, onun ilk zamanları neler yaşadığına, hislerine dair, bana ilham oldu. Koltuğun altından, kalp köşeme oturduğunda, yanımdan geçerken, mama yerken, su içerken sevgi sözcüklerimi fısıldadım. Ona yanındayım, yanındayım dedim, geçer dedim, geçiyor.. Üçüncü hafta dokunmaya, koltuğun altından çıkmaya başladı.. Ufak temaslar, göz göze gelmeler.. Burnuyla dokunmalar, yanımda oturmalar ve bir günde geldi kucağımda öylece oturdu, bağ kurmaya başlamıştı. Yavaş yavaş, sıcacık oldu kucaklaşmamız. Evimi onlar için en güvenilir hale getirdim. Bırakmam gereken çok şey oldu. Onlar içinde ayrı bir ritüel yaptım sangam. Evren kocaman, herşeyi alıyor, sınırlı bir odadan, duvardan ibaret değiliz. Böyle düşündüğümde çok genişledi herşey ve kolayından oldu, sevgiyle oldu. Teşekkür ettim vedalaşmam gereken bitkilerime öncesinde başlamıştı vedalarım..iki difenbahyamla vedalaşmıştım. Meğer iki güzellik yerini iki güzelliğe bırakıyormuş, bilememişim..

Difenbahyalar gittikten iki hafta sonra eğitimim başladı. 10 günlük bir inziva alanında.. Neo inzivaya gittiğim ilk gün salıncakta sallanırken kucağıma oturdu.. Minikti o zaman..

Eğitimin dördüncü günü Didem bu kediyi sahiplenmek ister misin, dedi.. O anda hıçkırarak ağlamaya başladım. O gece geç saate kadar dışarıda onu izledim. Neo hepimizin yanındaydı, uyukluyor, oynuyor temasta.. O gece kararımı verdim, kalbim pır pır,içim dışıma çıkacak sanki. Herkese açıkladım. Çok mutlu oldular ve senin yanındayız dediler..Gece yatağa uzandım, isim bul, demişlerdi.. Oda arkadaşım bulduğum isimleri seslenmemi ve yönerge vermemi istedi. Bir türlü karar veremiyordum.. Ertesi sabah Mehbare isme karar veremedim dediğimde o da Neo olabilir.. Matrix sevdiğim film ve ben inzivada gerçeklik niyetiyle başlamıştım. Neo’nun isim annesi Mehbare.. Bu arada bir sabah Mehbare’ yi çayırda ısınmaları yaparken gördüm. Aaa shadow yapıyor.. Ve birlikte sabah erkenden şapelde buluşup Balakrama serisini birlikte yaptık, be henüz Balakramadayım, o anki hislerim tarifsiz.. Online’dan sonra birlikte yapmak, başlamak ayrı bir ruh hali..

Neo mevzusuna döneyim, Naz her konuda yanındayım, dedi. Bak bu da kardeşi onu da sahiplenmek ister misin? Bir kediden daha iyi ne var iki kedi derler. Bir gecede iki kedi nasıl olur diye düşünerek sessizlik yaptım. O gece sessizliğimde kardeşini düşündüm.. Kalbim sıcacık, burada kalırsa işlek yol yaşamaz, dediler.. Ertesi sabah kararımı verdim.. Didem o zaman, adı Morpheus olsun dedi.. Kararım netleşince herkesin kedileri ile yaşantıları dinlemeye başladım. Sonrasını yarın anlatmak isterim Sangam.. Geceniz rahat, ferah geçsin.

Sevgiyle

Meltem

23.01.23, İstanbul

Meltem-Gün 2-Heista

Merhaba Sangam,

Sabah miyav sesleri ile uyandım. Neo ve Morpheus kapımda.. Henüz odama almıyorum. Meleklerim geldiği günden bu yana her saksı devrilişinden sonra botanik bahçem, minnak odamda teker teker yerini aldı. Ve ıvır zıvır birçok şeyde öyle.. Odam oldu botanik bahçe ve iğne atsan yere düşmeyen dolulukta. Salonum ise bal dök yala.. Kedilerim evimizde yaptığı değişimler hem kalp dolu hem de vedalaştığım önceki yaşamımla şimdiye açılan yeni dünya..

Sesleri inceden miyav, ben nereye onlar oraya gerinmeler dizlerimde.. Mamalarını pencere önünde yiyorlar.. Aynı anda yöneliyorlar kaselerine miyav sesleri eşliğinde. Ben ise henüz gün ağarmamış İstanbul sabahında, pencere önündeki koltuğumda mum yakarak sessizlikte oturuyorum onların mama saati bitene kadar.. Sonrada bir süre üçümüz bahçeye bakıyoruz.

Onlar sularına yönelirken odama geçtim. Yatağa uzandım. Göz yastığım gözümde, Somatik İç Uyumlanma meditasyonunu yaptım. Zihnim, bedenim, içte olan duyumlar, hisler, algılar yumuşamaya davet sunarak.. Hafiflemiş olarak kalkıp giyindim.. Okuduğumuz bir kitabın çember kapanışı ve kutlamasını yapmak üzere kahvaltıdan akşama kadar sürecek dostlarla buluşmamız vardı..

Karşıya geçmeden Acıbadem de çok sevdiğim bir fırıncı var.. Çeşit çeşit ekmekler, poğaçalar yapan bir yer. Sıraya girdim. Oradan gulutensiz poğaça ve fırından yeni çıkmış sıcacık mis kokulu simitlerden aldım..

Ve Heista’nın yolunu tuttum. Heista Cihangirde bir mimarlık atölyesi aynı zamanda birçok etkinlikliğe kucak açmış sıcacık bir yuva. Ve orada masal geceleri, eğlenceler, danslar, çemberler yapılan kültür, sanattan herşeye dair birçok etkinlik düzenlenen bir yer. Sahibi dostumuz, bugün kapılar bize açıldı. Sıcacık kucaklaşmalar. Mutfak sohbetleri.. Birlikte hazırlanan kahvaltılar. Büyük, geniş masada sohbetler, lezzetler eşliğinde, yudumlanan çaylar..

Hani böyle hiçbirşey yapman gerekmeyen dostluklar vardır ya.. Öyle güzel sakinlikte dinlendiğim, dinlediğim güzel bir gündü. Tablolar, sunaklar, masallar.. Çekilen kartlar.. Arketipler, hayvalar.. Herşey bir şeyin içinde fraktal fraktal.. Ve birlikte akşam yemeği, sosyal bağlantı..

Eve döndüm şükürle, sizlere ‘mektuba’ oturdum Sangam,

Sevgilerimle

22.01.23,İstanbul

Meltem-Gün 1- Semtler Diyarı

Merhaba Sangam,

Geç geldim semtler diyarından. Yoğun bir gündü. Yorgun hissediyorum. Size yazmak soluklanmak, dinlemek, sessizliğinizde dinlenmek..

Sabah uzun bir yoga nidra ile başladım güne.. Sessiz bir oturuştan sonra hareket başladı..

Sabahki seansım iptal olunca servise götürdüm aracımı. Servistekilerden bilgi alınca dünkü beyi aradım. Hafta içi ortak bir zamanda buluşup tutanak tutacağız. Ona güvenebileceğimi söyledi. Araç beş günden fazla serviste kalması beni düşündürdü. İşlerim arabasız nasıl olacaktı.. O düşünceyi şimdilik erteledim.. Ve doğru Acıbadem’deki seansıma geçtim.

Cumartesi kalabalığı her semtte ayrı bir şenlikti. Gülümseyerek geçtim aralarından. Boğaziçi’nden geçerken aracımın pencerelerini açmak bir kutsama, rüzgar bir doldu, bir boşaldı.. Pırıltılı denize, bulutların arasındaki güneşe oryante oldum. Deniz, gökyüzü…Kısa bir an’ın öylecene hali, cisimlerin varlığı.. Uzun binalardaki 5.Levent seansı derken son seans Yeşilköy orada biraz soluklandım seans öncesi.. Cadde çok yoğundu. Aracımı park edecek yer bulamadım.. Gideceğim evden çok uzak ara bir sokakta bir yer buldum.. Yavaş adımlarla sadece yürüyüşün tadını çıkardım. Uzun ağaçlara bakarak, martıların süzülüşlerini seyrederek kendime bir kafe buldum. Karşımdaki duvarda Charlie Chaplin posterleri bana eşlik ediyordu. Beni derin etkiler.. Durmak, duraklamak, sadece çayın keyfini sürdüm Charlie ile.

Eve geldiğimde kapıda bekleyen Neo’m ve Morphe’m.. Okşamalar, mamalar, pinpon topu oyunları, izin istedim odama geçmek için, bedenim yorgun..

İşte böyle Sangam.. Bir gölge yandan sıyrılış, eve dönüş, sessizliğe bürünüş, şükür.

Güzel rüyalar, kalbiniz huzurda olsun.

Sevgiyle

Meltem, 21.01.23

Meltem-Gün 0- Trans

Sangam Merhaba,

Yetiştim Sangam. ‘Başlıyoruz’. Dört hocalı günlerimize özlemle..

Sonbahar, kış benim aktif çalıştığım zamanlar.. Farklı semtlerde seanslarıma devam ediyorum. Bugün son seans Beykoz’daydı.. Günlerdir güneşli olan İstanbul bu akşam yağmurlu. Mis gibi kokusunu içime çekerek aracıma bindim. Bir İstanbul klasiği, attım kendimi yollara, eve dönüş yolu.. Trafik yavaş seyirde.

Işıkları seyrettim yol boyu, yağmurda harika oluyorlar. Mor, kırmızı, sarı, mavi.. Ve saniyelerin içine sığan seslerde kulağımda. Silecekler, radyodan gelen sesle dansta..Ben de transta.. Birden bir es, trafik durdu arkasından bir güm sesi.. Sesin şiddeti eyvah oldum, arabanın sarsıntısı, o an transımdan uyandım. Arkadaki araçla temastayız… Kımıldayamadım.. Donma tepkisindeyim.. Sonra bir oryantasyon dar alanda.. içimde beni izleyen bir başka ben vardı sanki ve yavaş çekimde her şey.. Ön dikiz aynasından arkadaki araca baktım, sessiz, karanlık, çalışan silecekler…. Arkadaki araçtan inen yok.. Derin bir nefes alarak, dörtlüleri yaktım, kapıyı açtım, inemiyorum, ahh emniyet kemeri. Trink.. Diğer araçtaki bey inerek yaklaştı..Sessizdim..bir 10sn konuşamadım bile.. Zihnindeki seslerde korku vardı.. O sesliliğe girmek istemiyordum bile. Yağmuru hissettim tenimde, saçlarımda, ohh bir nefes daha geldi. Yavaş yavaş açılıyorum. Ancak beyefendiyle temasa geçebildim.. Gülümsedik birbirimize. Yok bir şey, gidebiliriz, dedi.. Aracın arkasına yöneldim. Ama çatlamış ve göçmüş, diyebildim sadece.. Sistemim yavaştı o an

Beyefendi numarasını, isim ve soyadını verdi. O an telefonunu çaldırdım Allah’tan.. gereken neyse yapacağını da söyledi. Araçlara bindik.. Yola koyulduk.. Sistemim ancak kendine geliyor, e fotoğraf çekmedik, tutanak tutmadık.. Zihnim karışmaya başladı.. Tam o sırada çarpan araçtaki bey aradı: ‘Aracınızın dörtlüleri yanıyor…’ Teşekkür ederek kapattım.. Yarın sabah servisin yolları..

Evime geldiğimde, kendime gelmiştim. Hatta kucakladım adeta.. Gün içinde denk geldikçe blok yazılarınızı okudum.. Bana çok iyi geldi, Sangam.

Süper novalar ateşleniyor.. Ben de varım ve varız diyorum.. Çünkü Neo ve Morpheus isminde iki kedim de var artık aramızda. Üç aydır hayatımdalar, çok şey değişti. Yüreğimi titretiyor güzel meleklerim. Ben, evim, kendimdeki dönüşümler.. İlerleyen günlerde hikayemizi anlatmak isterim.

Sanga, başlıyor muyuz?

Sevgiyle kucaklıyorum.

Meltem, 20.01.23

Neo&Morpheus, İstanbul, 2023

Meltem-Gün 29 ‘Şifre Sarkacın İçinde’

Sanga dün sabah erkenciydim her günün sabahı gibi. Seansım Erenköy’deydi, trafik akışta, tam da söz verdiğim saatte kontağı kapattım:) Sürprizler devir teslim töreni gibi ayna nöronların azizliği. Minik dostum sürprizlerle karşıladı. Gözümü kapattım şifre ile odaya alındım, şifreyi buluna kadar tahmin süreçlerinden geçtim. Gözlerim kapalı odaya geldiğimde oturacağım sandalyede, gözlüklü pembe, sarı tüylü ve üzerinde parlak yıldızları olan, öğretmen bir flamingo oturuyordu. Sarıldık birbirimize.. Şifre derinleri de açıverdi o an… Döktü flamingoya içini. Babasından bahsetti, onu çok özlediğinden, en son geldiğinde babasıyla uyuduğundan, uyandığında annesinin sürprizli bir şekilde ona flamingo aldığından özlem hikayesi derindi çok derin. Bunları anlatırken sakin, cümleler o kadar yavaştı ki Türkçesi anlaşılabilirdi. Anne Rus. Kökeni Ukrayna’ya dayanıyor, çok göç var hikayelerinde, derinler çok derin, anne ile Rusça, baba ile Türkçe konuşuyor. Uzun süredir görmüyor babayı. Rusya’nın doğusunda, Çin’e çok yakın bir bölgesinde çalışıyor. Aktarmalı iki buçuk günde ancak ulaşabiliyor. Epey konuştuk. Kırılgan bir taraftan hazır hissettiğinde özel çalışmalardan dokunuş, alabildiğinde keyifli dramalara geçiş, her geçişte bir boşluk ne kadarına hazır o kadarıyla kucaklıyor. Bir sarkacın içinde sallanır gibi. Tamamlandığında neşesi yerine gelmişti, onun sürprizleri ise bitmemişti, bana minik bir kağıda çizdiği resim ve üzerinde sarmal şekilleri olan iyi ki doğdun yazan balonumla evimin yolunu tutmuştum.. Sarmalın içinde sarkaç işaretli yolu takip et. Salın ve dans et Gir boşluğun içine otur. Nokta kadar his içimden fısıldıyor.

Sabahın akan trafiği birkaç saat sonra yoğunlaşan bir trafiğe dönüşürken Pınar Hocamla olan buluşmamıza yetişmeye çalıştım. Kapıdan girerken parolayı söyle: Shadow 108. Kurulu düzeneğimi hemen açtım, Pınar Hocam konuşuyordu, tamda yeni aydan bahsediyorken bir hoş geldinimi de eksik etmedi, hoş buldum da yüreğimle. Mesaj kutusuna bir gecikme özür yazımı yazdım. Bundan pek hoşlanmıyor ve fakat akanı bölmek istemedim. Ekranı kapatıp, gölgemden sıyrılırcasına odama geçip yoga kıyafetlerimi giydim, kulağım hocamda. Bir jet hızıyla, mumlar, biraz tütsü, odayı havalandırma. Yerimi aldığımda bir gölge yan bitmiş diğeri içe dönmeye hazırlanan bir gölge yan görevi devralmıştı. Pınar Hocamın sesli orkestrası da hazırdı, eşsiz sesleri bize kadar ulaşıyordu, sahi Pınar Hocam ötücü kuşların ismi neydi? Çok şey aldım sadhanama dair. Deneyimledikçe hissiyatına gireceğim. bittiğinde kan ter içinde kalmıştım. E kolay değil inşaat alanı. Doğruca ayaklar tavana, sessizlikte yumuşacık bir yatakta yatıyor gibiydim yüzeye çıktığımda. İçeride bir şeyler oldu, ha dediğim. Kayıt gelince geciktiğim kısmı tekrar dinledim. Ayşıl’a sorduğunuz o soru benim de içimde canlıydı:).

Dün dinlendim, birkaç gündür yazdığım yazının üzerinden geçtim. İzlemekten keyif aldığım Şifre belgesi gözümde canlıydı. Belgeselde Matematikçi, bir kavanoz dolusu şekerin kaç tane olduğunu 160 kişiden tahmin etmesini istiyordu. İçlerinden dört kişi gerçek sayıya yaklaşıyor, diğerleri çok ya da az oranda uzağında cevaplar veriyordu. Matematikçi uyguladığı deneydeki tüm cevapların ortalamasını aldığında gerçek sonuca oldukça yakın bir sonuç çıkmıştı. Sonuç, az da söylesen çokta söylesen kollektif bilgelikte buluşuyordu.

Aynı fraktal yapının içindeki eşsizliğimize. 28 gün yogasındaki 29.gün durdum boşluğun içinde sabah erkenden, yeni açan tazecik pembe gülle, oturdum sessizce kalp köşemde, çemberimize sevgiyle sangam, şifre hep aynı

Meltem, 29/30. 05.22, İstanbul

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: img_20220530_061816.jpg
Penceremin önündeki Pembe Gül

Meltem-Gün 28: ‘Bir Molada Buluşma Anları’

Sabahın erken saati, gün ağarmak üzereyken, mavi bezimi dilimle buluşturduğum o dakika, on kereli dokunuşlarla ellerimdeydi içimdeki organlarımla katıldığım dil Sadhanam. Sirkeli suyum zeminle, tütsülerim havayla, açtığım pencereden giren rüzgarın enerjisi tütsülerle yakınlaşırken, ılık bir duşa girdim. Mumlarımı yaktım başladım suçi, samapada.. Perşembe dersinde Defne Hocam dizler bacaklar üzerinde durmamı söylemişti.. Bacaklar, iç bacak kasları kırmızı sinyalde ağrısız son sınıra kadar aşama aşama yaklaştım. Nefes eğer kontrolsüz girerse o vakit, hava yutmuş kasın bükülmeye çalışırken yan duvarlara uğrattığı basıncın derinlerdeki sesi acı bir bağırıştı. Her nefesin içindeki düzenli alış-verişlerde ise sessizdi, seslenene nefesimi düzenleyerek karşılık verdiğimde yaralı bölgeye sanki merhemini sürmüşümde okşamışım gibi bir şefkatteydi. Yine ve yeniden bu yol uzun. Elbet bir yolu vardır kaslarımı gevşetmenin..

Bittiğinde arkasından gene yoga nidra 70 dakika hareketsiz, derin dinlenme…

Sonrasında sessizliğimi korudum. Düşünce geldiğinde nefese döndüm..

Storları çektim kabuğunun altına saklanmış kaplumbağa gibi algıyı içe daha içe çevirdim. Doğruca çalışma masama geçtim. Birkaç gündür devam ettiğim yazımın başına oturdum. O sırada danışanım, ailecek hastalandıklarını yazdı ve sonraki saatlerde iptal olunca evimin içinde saklanmaya devam ettim. Şimdi bir mola vererek, bahçeye çıkmış sanki yandaki kafede, sizlerle bağ kuruyorum şimdi ve şu anda.

28.gün ve kalbim her birinizle hala konuşuyor. Mavi balonum odanın içinde dolanıyor. Mor menekşelerim açarken, kaktüsümde sarı sarı çiçekler açmış. Barış çiçeğim bir çiçek daha açarak varoluşa ben de varım derken yakında açacak olan penceremin önündeki güller tomurcuk tomurcuklar. Bugün evde dinleniyorum.

Bu iyi geldi.

Biten bir şey yok, sonsuzluğun içinde yol var, ırmak var, dağ var, yürek var ve var olduğumuz sürece, evrilerek akıyor, sadece zamanın bir bölümüne karşılaşmamızı onurlandırdığımız, yüreğimizle bir molamızda buluşma anlarımıza isim vermiş olduğumuz ’28 Gün Yogası’ var.

Teşekkür etmek istiyorum her birinizin varlığına,

Sevgiyle sangam

Meltem, 28.05.22, İstanbul

Meltem-Gün 26-27 ‘Küçük Dostum’

Dün sabah Defne Hocamızla sadhanımız sabah yedideydi. O yüzden uzun uyumuş gibi hissettim kendimi. Sabahları erken kalkıp sadhanamın başına geçmek bir alışkanlık oldu. O saatte geçemeyince boşluk hissettim, sizde durum nasıl? Defne Hocam, bize adadan seslendi. Yalnız Defne Hocam beton zemin üzerinde gösterdiğiniz her harekette bedeninizi düşündüm. Dilerim rahat geçmiştir. Dizlerim, bir gece önce sürdüğüm susam yağından biraz rahatlamıştı.

Sadhanam sonrası bilgisayarda biraz yazı yazdım. Ve evden jet hızıyla çıktım. Aklım babamdaydı.

Halkalıya geçtiğimde gittiğim siteye yakın bir yerde yol kenarında bir lokantada çorba içtim. Havanın sıcağı kavurucu, ona rağmen sıcacık çorba o kadar iyi geldi ki, gözlerim açıldı. Sonra danışanın sitesinde park ettiğim yerde bir psikolog arkadaşla konsültasyon yaparken aracımın yakınına yaklaşan bir araç üstüme üstüme geliyordu ve yakınıma park etti. İçinden uykulu ama neşeli bir bayan çıktı tam da Fatma hocanın bize tarif ettiği üniformasıyla.. Özür diledi, kabul ettim. uçuştan geldiği ve yorgun olduğu her halinden belliydi bu rağmen neşeli ve güleryüzlüydü. Seansım sonrası bir başka danışanıma geçtim hiç ara vermeden. Neler yaptığımı sordu -uzun süredir gittiğim bir danışanım ve birbirimizden haberdarız, tüm yolculuklarımı biliyorlar- Shadow yogaya başladığımı söyleyince hocalarımdan birisi de amir dedim ve Fatma Hocam bu pilot danışanımın size selamı var.. Sizi tanıyor.

Dün gece eve çok geç geldim.. Doğruca yatağa geçtim.. Yazamadım. Bu halimi de gördüm. Uzun saatler trafikte kalınca dizler bükülü, kollar gergin, bedenim yorgun.. Uzun bir yatışa, gerilmeye, esnemeye ihtiyaç duyuyorum.

Bugün Kanlıca’ya geçtim, üstün zekalı, üç yaşında olan bir danışanımla çalıştım. Gözlerinin içi gülüyor, mizah anlayışı yüksek. Neşe ve keyfin içinden geçmek işimiz. Okuyor, işlem yapıyor, dünyayı tanıyor, tüm ülkeleri, başkentleri, özelliklerine kadar kendi kendine araştırarak öğreniyor, her gün onun için bir keşif, ve her defasında yenileri ekleniyor, kendi doğasında var, olanla… Özellikle hiçbir şey öğretilmemesi yönünde bir yaklaşımı aileye sunduğumda, Allah’tan ailede bunun önemini anlayışlarına yerleştirdiler ya, içim rahat. Her şeyi akışına bıraktık, ona sormadan, sistemini zorlamadan, onu yormadan, sadece ruh sağlığını korumak ve çocukluğunu yaşaması için özen göstermek ve ilişkisel olmasını sağlamak. Eğlenerek, paylaşarak, sevgi ve nezaket üzerine bir anlayış geliştirmek. Sosyal olgunluk hızla ilerlerken çocuk olduğunu unutturmadan tadını çıkartmayı öncelik haline getirmek. Şu anın içinden geçerken kibirle değil de var olanı bütünle paylaşarak geçirmesi, toplumdan kopmadan, yaşama karışması, oyunla tadını çıkarma üzerinde duruyoruz. “Ben bildim” yerine, “kendimle gurur duyuyorum” fark ettirmek.. Birlikte eğleniyoruz, bilmenin değil de deneyimin ve hislerin peşindeyiz.. Anda kalmayı birlikte deneyimliyoruz. Bir ara balkona çıktı, “Çatı katındayım, ne harika diyerek oryantasyona başladı, yüzündeki tarifsiz sevinç, görülmeye değerdi. Küçük dostumun keşfettiği kıymetli küçük anları var. keşif halinde ve bunun tadını çıkartıyor. Kısa ama bir o kadar hoş geniş anları yakalıyor. Genellikle üstünlerde bir alan önde giderken Psikomotor beceriler geriden gidebiliyor.. Hızlı düşünürken düşünce trafiği o kadar kalabalık olabiliyor ki bununla ne yapacağını bilemeyebiliyor ve organizasyon sorunları doğabiliyor ve regülasyona ihtiyaç duyabiliyorlar. Sistemi dinlenmek nediri bilemediği için bu onlar için bir hayli yorucu olabiliyor. Sessizlik anlarına ihtiyaçları var regüle olabilmeleri için. Aileler bu durumu fark edemedikleri için daha fazla soru sorarak buradaki enerjiyi, aktivasyonu daha da artırabiliyorlar. O sebeple bazen agresyon, kızgınlık belirebiliyor ya da iletişim sorunları doğabiliyor, hareketlilik artabiliyor. Bunların farkında olarak ona özen gösteriyoruz küçük dostuma.

Diğer seansım iptal oldu, anne eczacı ve nöbette. Çocukları annesine bırakmış o yüzden İstanbul’un diğer, güzel ucuna yolculuğum bugün yoktu, eve döndüm. Tamamlamam gereken bir yazı var, başına oturmak için fırsat doğdu. Az evvel babamla görüştüm ateşi düşmüş, şeker normale dönmüş. Takipte. Tüm dualarınız ulaşıyor. Şükran doluyum. Kalbimdesiniz.

Sangam geceniz rahat ve huzurda geçsin. 27.günümüzdeki birlikteliğimizi kutluyorum, yazan, okuyan, yaşayan gönlünüze sağlık.

Meltem, 27.05.22,İstanbul