Pelin Burcu – Gün 29 : Teşekkürler ve Gidemiyordu

Bu çember açılışının haberi ilk geldiğinde çok heyecanlanmıştım. Heyecanım günden güne artarak katlandı. Buraya yazma ve sizlerle buluşma heyecanı. Yoksa her gün kendi içsel atlasımda heyacan neşe keyif coşku içinde değildi. Düştüm kalktım geçirlerden geçtim, ağladım çokça, çokça da güldüm sayenizde. İnsanlık halleri işte. Ortak insanlık deniyor şefkat eğitimlerinde. Yani yalnız değiliz biz arada öyle düşünsek de. Mesafeler olsa da , birbirimizi hiç görmesek de biliyoruz ki bi yerlerde birileri bizim için bi mektup ötede❤️

Kaçırdığım isim varsa şimdiden affola. Hepiniz muhteşemsiniz. Hepiniz iyi ki sanga.

Felek, Umut, Berrin,Gülhan,Zeliş,Ebru, Şenay, Melek,Tuba K. ,Tansel, Ayşıl ,Aynur, Büşra,Eda,Meltem,Derya,Gizem,Pınarline,Selen,Merve,Alican,Doğa,Yasemin,Nilüfer,Fulden, Özgür

Ve canım hocalarımız ; Pınar, Defne, Ayça ve Fatma.

Ve oralarda bir yerlerde hayalet okuyucu olarak bizi takip edenlere ❤️

Kocamandan yürekten bir teşekkür hepinize. 🙏🏼❤️🌸 Yine yeniden başladığımız günlere dönme niyetiyle. Bu çember döner mi yine? Döner bence 🙂

Sevgimle

Pelin Burcu

Pelin Burcu – Gün 29 : Görüşmek Üzere

Günün aydın olsun Sangamu,

Sabah 05.30 da sol ayak tabanımın kaşınması ile gözlerimi daha açamadan sağ ayağımla kaşınan sol ayağımın işini görmeye çalıştım. Bir iki kaşırım geçer diyorum içimden. Yok ama namümkün. Ben kaşıdıkça daha çok kaşınıyor. Alla alla diyorum bu neyin hikmeti ola ki? Sol ayak tabanı kaşınması ne anlama geliyordu? Bir yere mi gidecektim biri mi gelecekti? Hani sağ ve sol avuç içinin kaşınması para gelecek para gidecek ‘e bağlıyorlar ya. Dedim bu ayaksa kesin bir gitmek gelmekle ilgili. Bu düşünceler geçerken ben kaşıma eylemine devam ediyorum. Sonra bi anda dedim ki acaba Tanrı’ların bi işareti mi bu? Kalk Pelo yogaya dur çağrısı mı? Böyle düşünmek daha iyi geldiği için yeminlen kalktım yataktan. Kaşı kaşı geçmiyor gerçekten. El yüz dil diş temizliğinden sonra araya hiç bir şey koymadan geçtim yoga odasına ışığı ve panjuru dahi açmadan yaktım bir mum oturdum suçiye.

Başladım saymaya. Siz de benim gibi sayanlardan mısınız? Nefes al ver 1 uddhiyana, al ver 2 uddhiyana… Hop ordan mandukasana hop ordan mayura, hamsa mayura( çok seviyorum kendisini) derken başladım. Sayıyorum hep içimden. Dansa başlamadan yeterince ateşle hemhal olmuştum. Bir tur danstan sonra, jyotisha haritamda Güneş düşük bir enerjide olduğundan, Berrin pazar günkü yoga çalışmanda güneşe selamların sayısını arttır diye bir tavsiye vermişti. Arttırdım. Normalde 3 tur yaptığım güneşi selamlamaları 6 tur döndüm. Kan ter gözyaşı bıraktım yoga halıma. Güneş bu adağımı görsün emi? Terler şıp şıp. Hava da sıcak tabii onun da etkisi var. Burası İzmir valla sıcak.

Yere indikten sonra bi ferahlık ve serinlik. Sanki kızgın kumlardan serin sulara atlamışım gibi. Yine sayıyorum tabii nefesleri. Arada da Defne hoca aklıma düşüyor, merak ediyorum. Ne yaptılar nasıllar acaba? Hoop tekrar nefese ve saymaya. Bu bugün o kadar çok tekrarladı ki. Kalk bir mail at hocaya. Yok kalkmicam bitsin sonra mailimizi atarız sorarız ararız tamam mı diyorum. Daha jade lady var, hasta karanalar var. Ortasında bırakamam şimdi. Yok o hala diyor ki Defne ve Kokia ne yaptı acaba? Onun arka fonda konuşmasına izin vererek kaldım. Om ram yam’dan sonra odadan bi çıkışım vardı ki görmeliydiniz. Koşarak elime telefonu aldım. Ve maili attım. Rahatladık mı evet.

Böyle güne başladım işte sangamu.

Öğlen stüdyoda fotoğraf çekimi var.

Sonrasında minik bir toplantı.

Günün özeti.

Şimdi bir kahve demleyip okumadığım yazılarınızı okuyacağım.

Hepinizi çok özleyeceğim.

Varlığınız çok şey kattı bana.

Hepinizi öpüyor ve sarılıyorum.

En önemlisi de bu kadar samimi, yalın, filtresiz yazabildiğime yüreğini açtığın için çok teşekkürler. Sen de aynısını yaptın ve yüreğinden öperim.

Tabii ki görüşcez yine yeni 28günlerde.

Muah

Pelin Burcu ❤️

Buraya bir dua bırakayım;

Bugün, Evreni Yaratan, bize kendimizi yargılamaksızın olduğumuz gibi kabul etmemize yardım etmeni diliyoruz. Zihnimizi bütün duygularımız, düşlerimiz, kişiliğimiz, eşsiz varlığımızla olduğu gibi kabul etmemize yardım et. Bedenimizi bütün güzelliği ve kusursuzluğuyla olduğu gibi kabul etmemize yardım et. Kendimize duyduğumuz sevgiyi öylesine güçlendir ki bir daha hiç dışlamayalım varlığımızı, mutluluk, özgürlük ve sevgimizi baltalamayalım.

Pelin Burcu – Gün 26-27-28 : Çember

Merhaba Canım Sanga,

Seni ihmal ettim sanma. Fırsat buldukça yetişmeye çalıştım yazdıklarınıza. Ben ara ara susup, yazdıklarınızla demlenip yine ara sıra yazan oldum buraya. Bu halimi de sevdim. Sürekli bir yazma baskısı hiç hissetmedim sayenizde.

Az önce Zoom ekranını kapattım ve tahmin ettiğiniz gibi mutfak masasına konuşlandım. Kasım ayında başlayan Mindfulness ve Şefkat eğitiminin asistanı olarak az önce kapanış buluşmasını da gerçekleştirdik. Eğitimde 40 kadındık. Eğitmenlerden David’i saymazsak 🙂 katıldığım ya da asistanlığını yaptığım tüm eğitimlerde bu kural hiç bozulmadı şimdiye kadar. Lakin bu şadov yoga okulu bunu kırdı. Şükür aramızda erkek arkadaşlarımız da var. Ve bu çemberin enerjisini nasıl güzel değiştiriyor aslında.

Kasım’dan bu yana süren ve neredeyse her hafta sonu sabah 10.00-18.00 arası süren eğitimin bitmesi içimde yine bi boşluk duygusu yarattı. İnsan insanın boşluğudur diyordu Hüsnü Arkan bir şarkısında.

Sabah erken bir saatte uyandım. Dün gece kabuslar gördüm. Korkmadım sıcaktan zaar deyip uyumaya çalıştım. Uyandığımda uykusuz değildim. Stüdyonun yolunu tuttum. Öğrencimle buluştum. Bir saat yoga çalışmasından sonra eve döndüm kendime bir kahve yapıp ekran başına geçtim. Derken eğitimin kapanışı. 4 saat su gibi geçti.

Sanga’mızın Jyotish uzmanı Berrin’in sayesinde başladığım Satürn günlerine adak adama ritüeli devam ediyor. Sade Sati boyunca da devam ettirmeliymişim geçen hafta onu öğrendim Berrin’den. Yaklaşık 2 sene yaptıktan sonra şöyle bir ara vermiştim kendimce. Yeniden başladım geçtiğimiz hafta düzenlediğimiz inzivada. Gün onun için sevgili Satürn’e adanmış bir şekilde geçecek.

Dünden beri çember olabilmenin kıymeti üzerinde düşünüp duruyorum. Ve içimden Yeni Türkü’nün Çember’ini söylüyorum. Burada da hocalarımız sayesinde bir çember açtık ve çemberi kapatacağız. Açılır ve kapanır çemberler. Ya içinde yer alcaktım ya da dışında. İçinde yer almayı seçmek beni çok besledi. Teşekkürler Sanga. Gerçi şimdi buraya seçtim diye yazdım ya, 3 günden beri Tansel’in Fularlısını :)) ( aslı Fularsız) dinliyorum. Özgür irade serisini. Yeminlen beynim yandı. 😂 anlayanlar anlamayanlara anlatsınlar lütfen.

Cümlelerime burada son verirken, ne kadar kıymetli olduğunu yine yeniden söylemek istedim.

İyi ki varsın Sanga

Daim ol❤️

Hepinize kolaylıkla akan güzel bir Cumartesi dilerim.🙏🏼

Sevgimle

Pelin Burcu

Pelin Burcu- Gün 25 : Günün Özeti

Canım Sanga,

Yine bi gidip geldim yazmakla yazmamak arasında. Oturduğum muftak masasında güneşi batırdım. 19.30 daki dersim iptal olunca en sevdiğim saatleri değerlendireyim dedim. Güneşin batışını izledim. Hüzünlendim ara ara lakin bugün şükran duygusu çokça.

Sabah hummalı bir güne uyandım. Bahruşka(matruşka gibi:) ve Remzoş geldiler. Pandemide bana gelen ablalar. Onbeş günde bir evi bakıma alıyorlar ve gerçekten iyi ki varlar. Onlar olmayaydı niceydi halim. Evde temizlik başlayınca ben de evden kaçtım resmen. Öğlen dersim vardı zaten. Stüdyoya gittim. Dersten sonra da Ingo diye bir kafeye oturup okumaya yetişemediğim tüm yazılarınızı okudum. Kimi zaman hüzünle kimi zaman yüzümde kocaman bir tebessümle. Yorumları da es geçemiyorum. Onları da okuyacağım elbette ve hatta yorum da yazacağım.

Kafeden kalkınca bir kaç iş hallettim. Daskların süresi gelmişti, trafik sigortası vs derken acentedan çıkarken bir sürü para bayılıp çıktım. Gidenin yeri dolardı elbette çünkü evren boşlukları sevmezdi değil mi? Yani inşallah öyledir:)

Instegram’a fotoğraf yükledim altına bir kaç satır bir şey yazdım. Yok aslında baya uzun bir yazı yazdım yalan olmasın. Pek kimse okumuyor zaten ondan döktürüyorum ara da. Fotoğrafı beğen geç’cileri tespit edebiliyorum artık.

Yine oldu mu sana günce. Şiyirli nesirli entellektüel bilgi paylaşımlı bir yazıdan eser yok şimdi.

Merhaba günlük diye başlasam tam olacak değil mi? 🙈

Yoga’ya durmadım. Çadır halleri devam. Cuma sabahı anca dönerim gibi. Kazaları kılarım Defne hocanınki misali. Ben tembel öğrenci . Pelin Burcu , evet hocam , yoga çalışması yaptın mı? Yok hocam yapmadım. Niye? Çadırım hocam. Oturarak da olsa çadır yogası üstüne jade lady üstüne hasta karanları yapabilirdin. Otur sıfır.

Sıfırı yedim bugün sanga. Sözlüden çaktım iyi mi? Kanaat notu diye bir şey vardı benim zamanımda hala var mı? Geçer miyiz sence sınıfı?

Cumartesi Kalben geliyormuş İzmir’e? Kalkıp gitsek mi ? Ne güzel olur aslında hadi hep beraber gidelim ayy hayali bile heyecanlı.

İzmir’in sıcağına dem vuran canım sanga ben de katılayım kervana. İzmir çok sıcakladı. Şikayet etmiyorum ne münasebet. Biz ne sıcaklar gördük değil mi? Çok şükür bi saatte denizin dibi. Kızgın kumlardan deniz sulara salarız kendimizi.

Öperim hepinizi.

Bu 28günyoga devam eder mi? Etsek ya.

Mis geceler dilerim.

Bu aralar bir ninni dinlemekteyim.

Pelin Burcu

Ninni

Pelin Burcu- Gün 23 : Filtresiz

gün devrilmek üzereyken yettim yetiştim demek istedim, selamlar olsun hepinize…

dün zaten inzivadan kalanları toparlamakla geçti. bugün de devam etti. madem çadıra girmiştim dün hakkını vermeliydim. dinlenmeli ve içimi dinlemeli ‘kendime dön’ meliydim. -meli -malı ‘lardan hiç haz etmiyorum. geç uyandım. her pazartesi günü olduğu gibi 10.00 daki terapistime gidecektim. lakin bu sabah listemi sıralayacaktım. sizi bırakmaya karar vermiştim aslında ile başlayıp alt alta dizecektim gerekçelerimi. gittim ve yaptım da. sonuç devam ediyorum haftaya pazartesi 10.00 da yine gideceğim. şema terapisi çalışıyoruz. ilk gittiğimde bu yaklaşım benim için yeni olduğu için tüm kitapları sipariş edip didik didik okumuştum. bağlanma teorilerine dair okuduğum onca kitabın üstüne bir de şema terapisi eklendi. ( terapi yazmaya çalışırken telefonun bana önerdiği trapez kelimesi daha cazip geldi aslında) duygusal yoksunluk şeması vardı. anam ve babamla bağlanma şekli kaygılıydı. fedakarlık şeması da vardı. terk edilme şemasını da üstüne ekle muhteşem üçlü. ağlamaktan içimin şiştiği ve neden hep ilişkilerle sınandığımın büyük resmi. insan olmak gerçekten zor. yorgunum. bugün de alıp başımı gidesim geldi yine. güçlüyüm de çok. doğum travması var. erkek bebek beklenirken kız olarak dünyaya gelmemden mütevellit. erkeklerin yapabildiği her şeyi yaparım. yeter ki anam babam beni sevsin , kabul etsin. evet kız doğdum ama bakın ben güçlüyüm her şeyi yapabilirim. mevzu uzun içinizi boğmayayım.

uzun derinlikli şeyler yazma endişesi bende de var. bi bakıyorum bildiğin benimki günce gibi. onca yaratıcı yazarlık atölyesi boşa mı yani? edebiyat parçalamam gerekiyor. sanga nasıl da güzel yazıyor oysa ben ? hadi burdan yak kusurluluk şeması. bu da cepte.

fularsız entellik’i dinledim bugün çokça. Tansel’e teşekkürlerimi sundum dinlerken. bir de sıla’nın yeni albümü çıkmış. iyice melankoliğe bağladım. derken Berrinkom’un instegram gönderisini gördüm. çok duygulandım. okudukça ağladım. halbuki ne yapıyorduk duygularla savrulmuyor duyusal olmayı araştıyorduk. gözyaşları şelale. minnetle şükranla teşekkürle.

bugünü es geçecektim gerçekten. halim de yoktu enerjim de.

sonra dedim ki yaz pelo belki iyi gelir kalbe. Geldi de…, oradaki varlığınızı bilmek iyi geliyor yüreğe.

Acımız ortak, görünürde hikayeler farklı görünse de.,

Yaran yaramdır sanga

Acın acımdır

Lakin küçük emrah a da bağlamayalım.

Biz üfleriz birbirimizin yaralarına. İyileşiriz hep birlikte.

Sevgimle

Pelin Burcu

Pelin Burcu- Gün 22 : İnsan olmak zor

Selamlar olsun Sanga,

En son yazacağım diye bıraktığım yazıdan sonra yazamamak…, gün kaç oldu? ben hangi günde en son yazı bıraktım hepsi uçtu gitti çünkü unutmak düş gibi.

Az önce eve girdim. Sessizlik inzivası bitti. Ve ben de biraz telefondan uzaklaşıp doğanın göbeğindeyken sessizleşeyim istedim. Evet ben aracılık eden olarak sessiz değildim lakin telefonu kapatma sözü verdim. O kadar iyi geldi ki sanga anlatamam sana. Bu sebeple ne yazı yazdım ne yazılanları okudum. Affola.

Yazıya durmadan önce kaçıncı gü olduğuna bakıp okuyabildiğim kadarını okudum lakin çok da inemedim aşağılara.

Yorgunluk var illa . Keyif, huzur, şükür, hüzün de yanında.

Duygusal olmayalım ve duyusal olalım araştırmada.

Bu süre zarfında yazmadım ama yoga yapmadım sanma. Berrinkom’la ( sizler onu Berrin Boyar olarak tanıyorsunuz) inzivada verdiğimiz dersler sonrası ikimiz de aynı anda koyulduk. Yan yana. Nefes nefese aktık. O 3.prelüde bağladı ben dansa. Oturduk sonunda aynı anda. Şükrettik aynı okulun öğrencileri olduğumuza. Ne kadar da özlemişiz yoga yapmayı yan yana. Çok iyi geldi hem bana hem ona.

İnziva kısmı uzun, derin, yoğun. doğa ana, gök baba. Jyotish ve Ayurveda da yoganın yanında rehberlik ettiler yolculuğa. Berrinle hep konuştuk. ‘İnsan olmak ne zor’ la başlayan derin sohbetlere daldık. Aynı odayı paylaşıp hatta aynı yatakta da yattığımız için yattığımız yerden unutamayacağımız kahkahalara da imzamızı attık.

Berrin & Ben

Bu şimdi kısacık seni unutmadım, kalbimdeydin yazısı olsun.

Seni seviyorum Sangamu,

İyi olalım,

Mutlu olalım,

Huzurlu olalım,

Acı ve ızdıraptan özgür olalım..,

Sevgimle

Pelin Burcu

Pelin Burcu – Gün 17&18 : Rüya

Günün aydın olsun Canım Sanga,

Dün yazamadım size lakin uyuyana kadar tüm yazdıklarınızı okudum. Az önce de ben uyuduktan sonra yazılanların hepsini. Nedense garip bir his oluştu içimde. Yazılanları okumasam çemberden çıkacakmışım hissi. İçten gelen bir sorumluluk bilinci ile. Hayatımın her alanında keşke böyle olabilsem. Belki zamanla olur. Ne dersin? Dün sabah meditasyon dersimden sonra Berrin’e yardıma gittim. Ev taşıyor. Ben de bir ucundan tutarım diye destek teklif etmiştim. Berrin de sabah destek çağrısında bulununca giyinip çıktım. Oradan stüdyodaki dersime gittim. Dersten sonra bir kaç iş halledip eve döndüm. Bir şeyler ye, evi topla sonra yine stüdyoya. Arka arkaya iki dersten sonra akşam 10.00 da evdeydim. Yazılanları okuyup uyudum. Olağan bir gündü.

Bu sabah da 05.45’te uyandım. Sabah 06.30 daki dersimden önce minik rutinlerimi yapıp stüdyoya gittim. Öğrencim benden önce gelip yerine kurulmuştu. Güzel bir ders yaptık birlikte. Bu öğrencimle ayrı bir bağ var aramızda. Yogaya ilk başladığım yıllardaki bana çok benziyor. Kendimi görüyorum bir nevi onda ve çok fazla eşzamanlılık yaşıyoruz. ‘Hocam inanamıyorum’ diyor bazen bana 🙂 Öğrenci hazır olunca hocasını bulurmuş diyorlar ya, gerçekten de öyle. Herkesin hocası geliyor, benim hocalarımın bana geldiği gibi. Kendiliğinden… Şükürler olsun.

Pazartesi gününden beri psikoloğun söyledikleri ve yaşadığım süreç zihnimin arka tarafında dönüp duruyor. Hani ben bunu yıllar önce çalışmıştım. Hani hallolmuştu. Hani hani hani.. Yoga’ya düştüğümden beri yaklaşık 8 yıl oldu sanırım, ben kimim üzerinde fazlaca çalışmaya başladım. Yıllar yılı bir sürü sessizlik inzivası, aile dizimleri, kolektif alan terapileri, teta healing seansları, kranyosakral terapi, şaman yolculukları vs vs…, hepsi de zamanında çok işe yaradılar ve o andaki ihtiyaçlarımı karşılayıp bana yepyeni bir vizyon ve bakış açısı da kazandırdılar. Bazı şeyler yerli yerine oturdu zihnimin odalarında, kalbimin derinlerinde. Geçtiğimiz Aralık ayında da psikoloğa gitmeye karar verdim. Aralık ayından bu yana her hafta gidiyorum. Biraz yorgunum ve bıkkınım bu ara. O hani soruları son seansta patladı. Boşuna mıydı bunca yılın çalışması? Döndük yine başa. Yo yo yo … Böyle dediğime bakmayın ben yine seve seve devam edeceğim seanslara, kendimi biliyorum. Sonuna kadar 🙈 Bir ömür hatta başka hayatlarda da devam edecek kendimle bitmek bilmeyen derdim. Evet bazen yoruluyorum. Bazen ağır geliyor, bazen bırakıp her şeyi kaçmak istiyorum, böyle uzaklara gitmek. ( o uzak neresiyse ) sanki gitsem her şey değişecek ilüzyonu. Her şey bir illüzyon mu? Bu dünya bir rüya mı? Rüya diyorlar ya ondan yazdım böyle. Rüyadaysak uyanalım. Uyanmak için bunca çalışma. Kendini bilme, kendini araştırma. Sen sen ol uyuma, uyanık ol. Rüya içinde rüya mı yoksa?

Zihnim uçuş uçuş anlayacağın üzere. Bugün çok iş var yine. Yarın sessizlik inzivamız var. Onun hazırlıklarına koyulacağım bu yazıyı bıraktıktan sonra. 4 gün Selçuk’ta Emine diye bir arkadaşımın çiftliğinde. Heyecanlıyım. Ben hoca olarak sessizlikte olmayacağım için yazarım tabii ki size. Oradan da haberler veririm.

Şimdilik böyle sanga

Öperim seni

Tabii ki sarılırım da.

Muaaaa

Pelin Burcu

Not: Ben de sevgili Pınar gibi başlığı en son yazanlardanım 🙂 başlık bu satırlardan sonra yukarda .

Pelin Burcu – Gün 16 : Martı

Merhabalar Sanga 🙂 buraya Fatma’ya da selam çakıp öyle başlayayım. Bence de ‘h’ nin gitmesi güzel oldu. Ben de katılayım dedim ‘h’ sizler kervanına.

Gelelim mevzuya. Dün Omuz Omuz’a filmini izlerkenki salya sümük halim buraya yazarken sakinlemişti ve hatta dışarı çıkma niyetimden de bahsetmiştim. O ekran karşısında hüngür hüngür ağlayan ben değilmişim gibi size yazıyı gönderdikten sonra giyinip süslenip dışarı çıktım. Hatta madem dedim giyinip süslendim bir dans videosu çekeyim. Çünkü ben de dans etmeyi çok severim. Hemen enerjim değişir. Beden ne istiyorsa ona yol vermek, tepinmek, sallanmak, dışardan bakıldığında bir Yıldız Tilbe’yi anımsatmak. Neyse dışarı çıktım ve arabaya atlayıp Urla’ya gittim. Araba sürmeyi o kadar seviyorum ki. Araba alırken babam inatla otomatik vites al dese de içime kaçmış Şöför Nebahat’ın hakkını vermeliydim. Tabii ki düz vites araba aldım zamanında. Şu an piyasada düz vites araba yok sanırım. Tüplü televizyon misali benim araba da. 🙂 Yol o kadar keyifliydi ki, açtım sevdiğim müzikleri, deniz güneş eşliğinde Urla’ya vardım. Yol boyunca şükrettim. Nasıl güzel bir şehirde yaşıyorum dedim.

Akşam eve döndüğümde bu sabah 06.30 daki Defne hoca’mla yapacağımız dersi unutmuş günün keyfine bir bira açıp birlikte de bir sürü çerez yemiştim. Ayça hoca’mdan gelen mesajı gördüğümde artık çok geçti. Yarın sabah boyumun ölçüsünü alırım dedim. Erşan Kuneri’den bir bölüm izleyip uyudum.

Sabah 05.45 te gözlerimi açtım. Rutinlerden sonra ekran karşısına geçtim. Defne hoca’ya vaftiz törenini sordum zira merak içindeydim. çok güzel geçtiğini söyleyince bi mutlandım, buna şahit olmak ne güzeldi. Ömrünüz uzun ve sağlıklı olsun hocam. Derken tutulma saati ile ilgili bir karışıklık oldu. Defne hoca baktı yeniden meğersem o saatlerde kucağındaymışız. Sağolsun hocamız da tutulmaya göre bir çalışma yaptırdı. Bira ve çerezler açılışı Mayura ile yaptığımız için bana göz kırptı. Neyse ki çok zorlamadı. Esas mevzu uddhiyana larda başladı. Gece 09.00 da yediğim ve içtiğim şeyler (ki ben bunu çok nadir yaparım dün de o nadir günlerden biriydi işte) canıma okudu desem yeridir. Bir daha yaparsam deyip yine yapmam inşallah. Sen beni yola getir kudretli Ganesha.

Dersten sonra yatağa tekrar gidip uyumak istedim. Bir saat uyuduktan sonra apar topar uyanıp duş alıp, giyinip psikoloğa gittim. Bu sefer süslenmedim. Zaten tutulma zaten merkür retro al sana kocaman bir saatli bomba. Kucağımda. Gittik mi yine çocukluk anılarına. Gözlerimi kapattırıp bir çalışma yaptırdı. En güvenli yerini bul. Kendini ne kadar güvenli hissediyorsun? Yalnız mısın? Etrafta kimler var? Nasıl bir yer burası? Sesler kokular görüntüler vs. Sonra hooop beni bi kuş yaptı. Martı olmak istedim niyeyse. Kocamandan bir deneyimler okyanusunun üstünde uçuyorum. Şimdiye kadar yaşadığım tüm deneyimler bu okyanusta. Üstünde uçarken suya daldırıp bir anı bulmamı istedi. Dalmaz olaydım uçarken iyiydim. Hep bildiğim bir anı. Derinlerde. Anıyı sordu yine. Nerdeyim, kimleyim, kaç yaşındayım? Boğazımda kocaman bir yumruk, göz yaşlarım şelale. Konuşamıyorum. Psikolog soruyor ben gözyaşlarımın boğazımın içinden geçtiğini hissediyorum. Dile gelmiyor. Yutkunuyorum. Derin nefesler alıp veriyorum. Sonra konuşmaya başladım. Ağlaya ağlaya anlattım. Sahneyi bir durdurdu devam etmek isteyip istemediğimi sordu. Tabii ki edecektim. Bunca kuş uçuşu,okyanusları aşıp gelme boşuna gidemezdi. Afferim bana 🙂 Sonuna kadar gidilecek. Velhasıl kelam o anıya şimdiki beni dahil etti. Minik Pelo’ya kucaklama sarılma şefkat anlayışla anının şekli ve hissi biraz değişti. Derken seans bitti ve ben eve döndüm.

Gün devam ediyor. Yapılacak işler var. Şifalanmayı seçiyorum. Ve hepimizin bir şekilde şifalanmasına, özgürleşmesine niyet ve dualarımı ediyorum.

Nasıl bağlayacağımı bilemedim şimdi. Karmaşık duygular içindeyim.

Fonda Tansel’in önerdiği albümü dinliyorum. Ve hepinize paylaşımlarınızdan dolayı sonsuz teşekkür ediyorum. Sayenizde nasıl güzel şeyler öğreniyorum.

İyi ki varsın Sanga❤️

Şifa dolu bir hafta ve kolaylıkla akan bir tutulma dilerim🌸 Sana kocamandan sarılıp öperim.

Sevgimle

Pelin Burcu

Pelin Burcu – Gün 13&14&15 : Omuz Omuza

Canım Sangha’m,

Yoklama veriyorum burdayım yettim 🙂

Son üç günde yazamadım, zaman yoktu demeyeceğim sadece üç gün hayalet okuyucu tarafına geçtim. Yazmakla yazmamak arasında hep gidip geldim sizin yazılarınızı okudukça lakin zorlama da olsun istemedim.

Hem Merkür’ün etkisi hem tutulma derken çifte kavrulmuş gibiyim. Günler mi benim içimden geçiyor ben mi günlerin çözemedim.

Bu üç günde de yoga çalışmamı yaptım. Hatta dün Defne hoca’mla ekran karşısında tekrar buluştuk. Bayram araya girince özleşmişiz. Ders esnasında iki kere bilgisayarım arıza verdi. Durup dururken kapandı. Bu beni normal şartlarda çok gererdi germesine de dün sakinliğimi koruyabildim. Ve son artık hasta karana kısmında tekrar düşünce hattan oturduğum yerden kalkmadan ben kapanışı yaptım. Merkür ve teknoloji 😉 Merküre bir selam çakıp odadan çıktım.

Bu sabah kendime göre erken 🙂 bir saatte uyandım. Stüdyoda iki dersim vardı. Sonra bir toplantıya yetiştim. Eve gelip uzundur konuşmadığım bir arkadaşımla telefonda ilişkiler üzerine konuştuk. Ve tabii ki yine bizi kurtaramadan telefonu kapattık.

Bilin bakalım bu satırları nereden yazıyorum? evet doğru tahmin ettiniz. Mutfak 🙂 Az önce Netflix’te Omuz Omuza diye bir film izledim. Başrol oyuncuları ; Julia Roberts, Susan Sarandon ve Ed Haris. Sanki ağlamak için bu filmi izlemem gerekiyormuş. Ağlamaktan bir hal oldum. İçimdeki o çok sesli korodan başlar çıkmaya başladı. ‘ ne var bu kadar ağlayacak?’ ‘bu sadece film’. ‘aaaaa amma da sulugözsün.’ her kafadan bir ses çıkıyor ve kimin sesi pek yakalayamıyorum o an. Ben hırnik şorrik ( bizim oralarda salya sümüğün karşılığı) ağlarken isyan bayrağını çekip inatla böğüre böğüre ağladım. Ohh ağlıyorum siz konuşadurun dedim. Siz de ağlayanlardan mısınız benim gibi bir film, bir dizi, bir müzik vs vesilesiyle? Ben ağladıkça Lola da gözlerini dikti bana bakmaya başladı. Anladı zaar annem başladı dedi yine içinden :))

Şimdi daha sakin bir moda evrilince oturup yazayım dedim. Birazdan giyinip dışarı çıkmaya niyet ettim. Malum gün pazar o zaman pazar gibi pazar yaşayayım. Süslenirim de belki kim bilir.

Hepimiz aynı trendeyiz. Vagonlarımız ayrı olsa da, biliyorum ki bir vagon ötedeyiz. Omuz omuza biz her şeyin üstesinden geliriz🤍

Bu arada unuttum. Defne hocam 12.00 de mumumu yaktım ve size duamı da ettim. Yeni doğumunuz hepimiz için kutlu mutlu olsun. Daim olun.

Filmin müziğini de buraya bırakıyorum.

Hepinizi kocamandan sarılıp öperim.

İyi pazarlar Sanghamu 🌸

Pelin Burcu – Gün 11&12 : Merkür Retrosu

Merhaba Canım Sangha’m,

İzmir’de güneşli bir başka günün kucağındayım. Mutfaktayım. Mutfak masasından yazıyorum bu satırları. Evin en sevdiğim yeri mutfak ve neredeyse her şeyi burada yapıyorum yoga çalışmam hariç 🙂 gerçi arada onu da yapmışlığım var yalan olmasın.

Dün gün nasıl geçti ben bile anlamadım. Sabah 06.30 da özel dersim vardı. Beraber yogaya durduk sessizce. Hiç yönlendirmeden beraber yapmayı teklif edince ve öğrencim de kabul edince bana da iyi geldi. Sonrası koşuşturmacalı günden başımı yastığa koyduğumda bedenim sızlıyordu. Uyku beni içine çektikçe çekti. Bu arada sevgili Merkür’ün etkisinden midir nedir , bir tahammülsüzlük vardı dün üzerimde. Stüdyonun whatsapp hattına gelen mesajları ve telefonları yanıtlamak zul geldi resmen. Halbuki bu sorulara son yedi yıldan beri alışkınım. ‘ Merhabalar yoga hakkında bilgi almak istiyorum’ ‘ Merhabalar ben kiloluyum yoga yapabilir miyim?’ ‘Merhabalar yoga bana iyi gelir mi?’ ‘Merhabalar ben kilo vermek istiyorum yoga işe yarar mı?’ ‘Merhabalar ben hiç esnek değilim yoga yapabilir miyim?’ gibi gibi bir sürü soru. Ve tek tek cevap vermek zorundayım. Lakin dün sağdan soldan gelmişlerdi sanki bana. Sorular bir anlamsız gelmeye başladı dilimi zor tuttup derin nefesler alıp verdiğim anlar oldu. Çok şükür bir kazaya kurban gitmedim. Yoga sen ne kadirsin. Dilimiz sözümüz temiz olsun buydu işte 🙂

Bu sabah da uyanmak bilemedim. Uyku uyku daha fazla uyku derken birden yataktan zıpladım. Gün kaçıyor dedim. Kalk kalk kalk. Rap rap rap sabah rutinleri ve yoga odasının kapısını açtım. Halının üzerinde sadece durdum. Suçi ile başladım ve hiç ayağa kalkmadan yerde oturarak kapanışı yaptım. Daha önce bahsettiğim içimdeki sesler ben hiç ayağı kalkmayınca şahlanmaya başladı. ‘Tembellik ettin, bugün olmadı’ vır vır vır. Bende bir suçluluk olduysa bir an için, ödevini yapmamış çocuk suçluluğu ve utanması.. derken dedim kusura bakmayın bugün de böyle. Tembelim bugün evet ve bugün böyle. İhtiyacım olanı yaptım. Dedim demesine de kendim dahi ikna olmamışken canım sesli koro hiç ikna olmadı tabii ki 🙂 tetikte bekliyorlar sanki…

Dün yazamadım ve Pınar’ın dediği gibi akşama kalınca bu yazma işi bende de olmuyor. Onun için bugün yazayım dedim. Tembellik etmeyeyim 🙂

Bakalım gün bugün hepimize neler sunacak?

Umarım her şey olması gerektiği gibi yolunda akar. Hayırlı retrolar olsun 😌

Hepinizi sımsıkı öper kucaklarım.

Aşağıya da Merkür’ün şerefine bir şarkı bırakıyorum❤️

Sevgimle

Pelin Burcu