Umut – Gün 29 – Manipura / YapBOZ

Yazmakla yazmamak arasında gidip geldim 2-3 saattir . Saat akşam 9 yapmadan yazmaya karar verdim . Kokia’nın rahatsızlığından dolayı bayağı etkilendim sanırım . Başkalarının negatif duyguları ,acıları , sıkıntıları onları tanıyıp görmesem bile içime girer dolaşır . Ya gözyaşı olur ya da ilgili ilgili Çakramı şişirir de şişirir. Çünkü dışarı atamadığımız her şey vücutta kalıcı ya da geçici enerji izleri bırakır. Şifa ile ilgili eğitim aldıkça bunu daha iyi algılıyorum . Yazacağım çünkü buraya hiç yazmasam içimde kalacak , yazsam en azından pozitif ya da negatif sangha ya gidecek , birileri tarafından okunacak . Hisler Paylaşılacak.. Tutukluğumu atıp bu inisiyatifi almaya karar verdim .

Şifa eğitimi 2. gün . İleri şifa tekrar eğitimin’deydim. Bir adet meditasyonumuz var . Bu eğitimde öğreniliyor . Bayağı kuvvetli bir versiyonunu yapıyoruz. Devamlı yapılırsa aurayı büyütüp daha hızlı şifa yapmamızı sağlıyor. Dün zoom’da meditasyon sırasında kameraları kapattırmışlardı . Nedenini bilmemekle birlikte herkes meditasyon sırasında farklı tepkiler ve yüz ifadeleri yansıttığından belki de mahremiyet’tendir ? Ben bu meditasyonda şakır şakır ağlarım . Bugün herkesin kamerası açık olduğundan ben de kapatmadım . Ama hoca da dahil herkesin enerjisi meditasyonun etkisini 10’a katladığından , ben şöyle yarım kg salya , yarım kg gözyaşı ve hıçkırık atmışımdır . Tabi ne kadar sorun olmaz, herkes bizden desem de meditasyon bittiği anda aniden eğdim ekranı . Tuvalalet kağıdı sümkür , gözyaşı sil tekrar ekranı kaldır . Neymiş kimse görmesin . Neyse sonra kendime bir güldüm 🙂 Bir şefkat ile sarıldım . Sonra baktım bizim hoca da gözyaşlarını siliyor kimin hocası aslan parçasııı.. 🙂

Eğitimde ”kalp hastalıkları neden olur”? mevzusu . Menipura (solar plexus) duygulardan o kadar şişer ki enerji seviyesi olarak kalp çakrasını sıkıştırır ve işlev yapmasını önler . Aşağıya öğretmenimin çok haşin çizim yaptığı şaheseri de yapıştırayım . Şifa hocamla bir ortak noktamız daha 🙂 Bok gibi çiziyoruz ikimiz de :p Neyse sulandırmayım konuyu . O iki kırmızı huni ön solar ve arka solar çakramız. Kahramanımız öndeki kalp çakrayı ‘i arkadaki Mein Meng çakranın façasını bozuyor . Sözüm ona atamadığımız negatif duygular ve işte hayatımız!!!… Bu durumlarda 30.000 bakımı yapıp acıları-kederleri temizle , enerji ver , sabitle prosedürü ile sağlığına kavuştursan da nafile . Neden olan negatif düşünce stres devam ederse tekrar yemeği ısıtıp servise çıkartabiliyor. Mesela işteki patronuz , mesela sorunlu aile büyükleri …

Dersin sonuna doğru büyüleyici bir gösteri . Hoca 15 kişinin solar çakrasını hiçbir eylem olmadan dua edip , komut vererek temizledi . Mucizelere inanırım ama bu kadar hızlısı beni de şaşırttı. Bir anda solarımda bir karıncalanma ve gülmeye başladım . O kadar üst üste binen şeyler var ki duygularda , ben çakralarımı sağlam zannederdim (Her gün şifa meditasyonu yaptığımdan) Nope . O çakra meğerse OtTan BOktAN devamlı tıkanıyormuş .

O yüzden sevgili Manipura çakramızı el üstünde tutmamız lazım demedi demeyin . Sürtüşmeler , kavgalar , kırgınlıklar , acılar, pişmanlıklar tabiki hayatın içinde … Bunlara karşın şifa almak olur , biriyle paylaşmak olur , gerektiğinde utanmayıp yardım istemek olur (ben yapamam) , dua etmek olur .Onları temizlemek lazım . İşte sangha ya da böyle toplandığımız neresiyse, bunları paylaşma ve dönüştürme yerleri bence. Hocanın Manipuraları cillop gibi yapması gibi, biz de geniş kalple birbirimizle paylaştığımızda , dokunduğumuzda o zaman iyileşiriz.

Ben 41 yaşında kadar pandemide yazdığım günlüğüm ve 4-5 kız arkadaşıma yazdığım aşk mektubu dışında bir şeyler karalayamadığımı düşünürdüm . Ta ki bu blok bir tepside 29 gün önce bana hocalarım tarafından sunulana kadar . Bana bu cümleleri yazdıracak cesaret enerjisini veren sizleri kalbimle kucaklıyorum . Yanlışım saçmaladığım yerler varsa affola şu an kalbim temizdir bunu biliniz . Yaptığım bir yamuk varsa sapşallıktandır.

Dünkü yazdığım Karma Yoga ile ilgili olarak da samimiyim . Geri kalan günlerimde EN ufak bir şey beklemeden hizmet etmektir amacım .. Eğer yapabileceğim bir yardım olursa bana mail ile ulaşabilirsiniz her zaman . Doğum saatinizi biliyorsanız (tarih ve doğum yeri ile) ve haritanızı bir kahve falı kıvamında baktırmak isterseniz bana yazın . Az kalabalığım bu günlerde eğitimlerden dolayı hemen dönemem mail olarak (Ama unutmam) . Artı şifa ihtiyacınız olursa yapabileceğim kadar yardımcı olurum . Ara vermiştim sanırım Temmuz başından sonra dönerim sahalara . (Şu an kendime bakım-onarım işine girdim) Bulduğumdan daha iyi bir bir hasta bırakacağımdan emin olabilirsiniz . Bir vesikalık ve sıkıntı duyduğunuz sağlık sorununuzu maile yazmanız yeter . Dünyanın neresinde olursanız farketmez uzaktan paket servisi. İki konuda da iyi ya da kötü geri bildiriminiz bana yeter de artar.

Sevgi ile kalın sizler seviyorum .

Umut

Adresim

ucakan@gmail.com

UMut – XXVIII – Karma yoga

Nasılız 28’ciler ,

Bugün erkenden bir yürüyüş ve yoga ile güne başladım günüme . Hediye gibi gelen şifa eğitiminin ilk günüydü . Eğitimde konu anlatım sırasında kıdemli hocamız denek olarak ”20 kişi arasından seni seçtim” dedi . Ve ekledi ”Sen çok düşünüyordun”. Hayda !! Oysa ki dersteki bir konuya odaklanıp bir şeyi kafamda netleştiriyordum sadece 🙂 Neyse vitrinde olmayı olmayı da sevmem ama kalktık . Arkanı dön … Çocuklar siz hastayı aurasını tarayın, ben bir çakraları ölçeyim . ”Usta şifa tekniği” . Kök çakrayı kalp çakrasına eşitle . Meng Mein çakrayı da 1/2 oranına getir . Kök çakramda bir karıncalanma , enerji ve zindelik … Kamu yararına model oldum en azından A..mir hocanın da şifasını aldım . Bazen verme-alma şeklinde hayat.

Sizi biraz Katmandu’ya götürüp konuyu dağıtıp geri getireceğim . Eski şirketimden ayrıldım iki hafta tatilim var. 3 sene önce uzaktan çalışma durumları daha çıkmamış piyasaya. Yeni şirketime geçmeden ben bir dolaşayım dedim . Aldım pilot kardeşimin kontenjanından ucuz THY biletini yola çıktım. Üç dört gün şehri gezdikten sonra -taze yogaya da başlamışım zaten -, doğru dağ başındaki bir Aşram’a. Evet daha önceki yazımda örümceği öldürüp saatlerce ağladığım yere. Karma yoga ile tanıştığım yere …

Beton yığını bir 4 katlı binanın ikinci katındayım . Buranın bir gurusu vardı 10 numara bir adam . Çok fazla Nepal’de durmuyor. Amerika ve Avrupa ülkelerinde öğretmek için seyahat ediyor. Aşram’da en ilgi çekici şey 5-6-10-14 yaş gruplarında pırlanta gibi çocuklar . Gurularının gözlerinin içine bakıyorlar . Bir gün bunları terasa çıkartıp tango dersi verdim . Sanırım 20 kişi vardı sınıfım . O kadar meraklı gözlerle bana bakıyorlardı ki anlatamam . Bu bakışları kelimelere dökmek imkansız. Yarım saat kadar dans ettik. Güldük , eğlendik ve paylaştık . Bazı günler İngilizce bazı günler İspanyolca öğrettim onlara çok eğlendik.

Aşram’a para vermeme rağmen günlük olarak belli bir saatte karma yoga olarak karşılıksız bir şeyler yapılıyordu. Benim için bir şey beklemeden yardım her zaman rahatlatıcı olmuştur. Nedenini o zaman bilmemekle birlikte sonradan Astroloji / Numeroloji konularına derinlemesine girince nedenini bayağı bir anladım . İlk olarak gezegenlerimin konumlarından dolayı bu hayat döngümde (Doğum-Ölüm arası) karmamı temizlemek için bolca şans elde edecekmişim. Ek olarak biraz Ezoterik Astrolojiye eğilince, ne kadar çok gezegeniniz su burcunda ise o kadar hayatınızda sizi test edecek olaylarla karşılaşıyormuşsunuz. Haritamda su burçlarında sokak çetesi kurmuşlar vicdansızlar . Ya çok daha negatif karma yaparsınız ya da eritirsiniz diyor . Eyvallah dedim bakalım neler yapabiliriz ?

Çok yerde anlatamam ama siz yabancı değilsiniz . Şifa için en yakın arkadaşlarımdan birinin yeğenine pandemi zamanında yardım etmek istedim. 6 yaşında bir kız beyninde tümör var ve ben sadece başlangıç şifa öğrencisiyim o zaman . Bana temel şifa eğitimini veren yakın arkadaşıma sordum bana reçetesini söyledi . Birde ”ne yaparsan yap kesin şu anki durumundan iyi olacaktır. İstersen dene” dedi. Acemi halimle sanırım bir 45 seans yapmışımdır. Zaten doktorlar ”çok yaşamaz ,milyonda bir görülen bir tümör” dediklerinde belki biraz acısını azaltabilirim diye bu işe giriştim . Sanırım Defne hoca bir online derste ya da buradaki bir yazısında söylemişti. ”Eğer başkasının acısı ile uğraşıyorsanız kendinizinki aklınızdan gidiverir” gibi bir cümleydi . Pandemi zamanı kendi bunalımımı unuttum bir şeyler denedim denedim denedim… Olmadı ,’bazen ne yaparsan yap karmiktir konu” dedim bir avuntu mu bilmem. Kızımızı kaybettik.

Beni tanıyan yakınlarım bilir. Hiçbir anımı boş geçirmek istemeyen bir yapım var . 6-7 saatten fazla uyumam . TV yada bilgisayar oyunları gibi şeyleri vakit kaybı olarak görürüm . Bilgisayar ekranımda her zaman aynı anda 3-4 sekme vardır . Astroloji , şifa , iş , ruhsal arayış sayfaları vb. Kibir gibi algılamayın ama her anım bana çok değerli gelir. Neye vakit harcadığıma takıntılarım var. Ama o ufak kıza verdiğim hayatımdan 60 saat değil 1600 saat olsa acımazdım . Hizmet etmek zaten sevdiğim bir şeyken bu hayat amaçlarımı araştırdığımda otomatik olarak yaptığım şeylerin de bir dayanağı olduğunu ve birbiri ile bağdaştığını keşfettim sevgili sangamu…

Eskiden beri bilinçsiz olarak bazen Karma yoga yapıyor olsam da şu yıllar daha bilinçliyim . Hatta bir kaç seremonide de aydınlatıcı düşünceler geldi . Kötü alışkanlıklarıma da bu yolda daha fazla kötü karma yakmak adına veda ediyorum bu günlerde .Aramızda kalsın ama büyük planlarım var . Merkür abinin geri hareketinde biraz daha oturmaya başladı kafamda .

Bu vucudun hem benim olup ,hem de benim olmadığının farkına vardım . Ben ona iyi baktıkça başkalarına şifa yapabilirim. Ben stres içinde kestiğim iş faturaları tahsil ettikçe gelirimin en az %10’ile başkalarına yardım edebilirim ve çalıştıkça bunun miktarı artar . Ben çalışmayayım , gezeyim tozayım, içeyim ,sarhoş olayım gibi bir lüksüm yok gibi görüyorum son senelerde . Bana hayat için verilen nefes sayısının görünenden daha büyük nedenleri olabilir … Bakalım daha neler göreceğiz ve kesfedeceğiz …

Sevgi ile , şifa ile

Umut

UMut – Gün 27 – İlahi olana açılan kapılar

Evetttt. Sona bir kala …. Bu kadar çok sayıda yazı yazacağımı ve paylaşacağımı bana söyleseler şaşırırdım . ”İnsan herkes’den fazla kendini kısıtlarmış ” sanırım buraya yakışacak cümle olacak . En azından kendi deneyimlerime göre bu açık .

Kendi adıma ilahi olan‘ la zaman zaman temas edebilsem de bunu hayata daha çok yakalamak isterim. Bu çeşitli yollarla olabiliyor. Benim bulabildiklerim başta Yoga , Astroloji – İnsan dizaynı , Numeroloji ,Şaman ilaçları ve Meditasyon gibi öğretiler. Bunların her biri beni kendimle tanıştıran ve ilahi olana da köprü ile bağlayan şeyler.

Yamultucu bir Defne hoca 2.5 saatlik dersi , çok güçlü bir dolunayda kurulan çemberde alınmış bir kupa ayahuasca , oldurmak için yapmadığım ama güzel bir yoğurt gibi kıvamlı bir meditasyon ya da bir astroloji haritasını inceleyince ohaanss !! dedirtip şaşırtan ayrıntılar .. Bunlar zaten genelde büyülenmiş olarak anlamaya çalıştığım evrenle ruhumu çift dikiş birbirine bağlıyorlar. Nasıl bir illüzyon içinde olup oradan oraya savrulduğumuzu , ön yargılarla nasıl kendimizi kafeslere tıktığımızı açıkça yüzümüze vuruyorlar.

Gizli kalan her şey hayatta ilgili çekmiştir. Küçük yaşımda Hurriyet-Kelebek’in fasülye burç yorumlarından başlayan astroloji hikayesine yoğun güncellemelerle devam ettim . Astrolojiye eğildim , sonra vay be olduktan sonra Vedik Astroloji de neymiş dedim . İkisinden de uzun soluklu eğitimler alıyorum hala ama uçsuz bucaksız bir bilgi seli . Bunlarla boğuşurken bir inzivada bir arkadaş”Human Design” (İnsan Dizaynı) dedi 1 sene önce. O da nedir ? Ona da girdik çok şükür girmeden yana sıkıntı yok . Venüs İkizler 9.ev … Girdiğimiz labirentlerden çıkana kadar anamız ağlıyor sevgili sangha .

Astrolojide herkesin bildiği bir doğum haritası durumu var . Bazılarımız sıkılmıştır ama biraz bahsetmek istiyorum . Yazı başlığının hakkını vermek lazım . Doğduğumuz an insan müsveddesi halde oluyoruz ya… Oramız buramız kanlı , ağlatmaya çalışıyorlar popoya şaplak . İşte o an hastane kayıtlarına kaydedilsin ve ya kaydedilmesin bizim kafada programlı halde duruyor. Venüs , Merkür , Jüpiter nerede ? Hangi evde hangi burçta ? Biz doğduğumuzda ufukta hangi burç var ? Bunlar her zaman cepte . Uzun uzadıya kendi haritamı ve ya süreci anlatıp bayıltmayım ama tamamen ilahi bir bilim . Her şey mi tutar arkadaş 🙂 Gezegenler , evler , açıları, transit olarak haritadaki gezegenlerin güncel zamanda yolculuk yaptıkları yere etkileri. ”MAGIC”

En fazla da insanın kendi ”SWAT” analizini yapabilmesi hoşuma gidiyor. Zayıf noktalar ve güçlü noktalar… Gezegenlere ve harita göstergelerine yürü ya kulum diyip maximum hızı verebilmek için ,ya da yerlerde sürünüyorlarsa ayağa kaldırabilmek için bir hediye . Hayata önceki hayattan getirdiğimiz ağır karmalarımız ve bunlarla başa çıkarken yararlanabileceğimiz alet edevatlar . İlahi destek değil mi ? Yoksa ben mi çıldırdım :))

Bazen çok hevesle birilerinin haritasına bakarken ya da ilgili bir muhabbet dönerken dışarıdan şu soru sorulur. ”Eğer harita ne diyorsa onu yaşayacaksak ne diye takılıyoruz bu dünyada’ ben buna çok katılmıyorum . Niye mi ? Çünkü olayları az çok tahmin etmemiz eğer hayatın gizemini bozuyor diye düşünürseniz minik bir ölçüde katılabilirim minik-cecik 🙂 Ama yönlenebileceğimiz , potansiyeliniz olan yarar verebileceğimiz şeyleri bildiğimizde, bu zaten biz istesek de istemesek de gelecek. Farkında olmak önümüze hayata bakışı ve yaşayış kalitemizi yükseltmez mi ? Bir de dip not olarak eklemek isterim %95 olarak verilmiş bir kaderimiz (dokunamadıklarımız) varsa en az yüzde 5 de yaşananların kalitesini arttırabileceğimiz bir hareket alanımız olduğu söyleniyor eski araştırmalar ışığında. Bir de sadece ermiş ve guruların , bir de bazı şamanların haritayı (kaderlerini) istedikleri gibi yontup değiştirebilecekleri. Şu an araştırma durumundayım ama paylaşasım geldi.

Tabi haritalar zamanla yerlerine oturuyorlar o da bir gerçek . Şu an her gün kendim ,sevdiğim sevmediğim ve insanlar için dua ediyorum . 20 sene önce haritamı görsem yorumlarını okusam , ya da deseler ki ”seni çelik gibi bir inancın var ve dindar bir insansın” hadi oradan şapşalak derdim . Ne alaka ben din & şifa & astroloji ahahha (nanik) . Ama 9.ev – spritül bir evde- merkür retroda venüs oralarda destek modunda . Retro ilerleyen yaşlara kadar üzerinde çalışmak ilerletmek sonra bom diye patlama potansiyeli olası demek . Aaa ”yazık retroda gezegenin var” derlerse gülüp geçebilirsiniz . Her zaman felaket habercisi olmaz ”Geri hareket” neye göre kime göre :p

Yazımı kapatmadan son paragrafı okumadan”bu çocuk deli” demeyin dahası var . Dokuzuncu ev venus-merkür dedim ya seyahatler , spritüel hayat vs… Geçen gün merkür de retro ya, (planlamak projelendirmek) Google’da bir arama yaptım .Otomatik olarak ne aradığımı da tam bilmeden . ”Mexica shaman lands” & ” shaman brujo lugares” Bir şehir buldum ”Catemaco” Antik bir şehir . Eski büyücülerin yaşadığı. Bingo ….Merkür retro iken düşündüklerinize dikkat edin derim. Karmik bir takım tamamlanmamış şeylere yönlendirebilir 🙂 4-5 ay sonraya planlıyorum . Niyet ya dolar 35 olmazsa . Bakalım şansım iyidir kalp’den dilersem ilahi olan kapıları açar mı ?

Öpüldünüz yürekleriniz’den

Sevgiler

Umut

Hedef

https://www.cntraveler.com/story/in-catemaco-mexicos-land-of-the-sorcerers

Umut – Gün 26 – Şefk@T – SeVgi – ŞiFa

Selam ahali nasılızzzz ?

Bir iki gün önce Mecidiyeköy’de kardeşimin doğum gününe yetişmek için yürüyorum . Yürümek benim için kritik bir bir eylem . Metro durağının yanından geçerken çok da çalmayan telefonum çaldı. Arayan Pranic şifada eğitimleri planlayan bir ablamız . Bu güne kadar görmüşlüğüm yoktur. Aramayı görünce birden kan beynime sıçradı. Çünkü genelde bu şifa organizasyonu planlamada pek de iyi değillerdir . Eğitim tarihleri değişir ve ya iptal olur . Neyse …

”Alo Umut bey müsait misiniz ? Sesim muhtemelen döver gibi çıkmış olabilir . ”Buyrun S.. Hanım” Ne yazık ki duygularımı ve hislerimi saklamakta çok iyi değilim 🙂 . İleri şifa eğitimini almışsınız ama A…mir bey tekrar bu hafta sonu ders verecek . Ücret alınmayacak !! İçeriden bir oh geldi . Sesimde de hemen o değişim anlaşılabilir sanırım . Eğitimler dolar üzerinden ve isteseniz de açılmıyor zaten çünkü hocalar çok yoğun . Teşekkür ettim tabi katılacağım . Sonra kendime söylendim . ”Neden bu kadar ön yargılısın Umut önce iptal olsun sonra saydır .”

Bu şekilde öfke , korku , vicdan azabı gibi duygular devamlı tekrarlandıkları zaman vücudun enerji bedenine renk değişimi olarak yansıyorlar. Özellikle negatif duygular ön ve arka solar plexus çakralarının işleyişini bozuyor . O da kalp çakrasını ”dur bende bir sıkıntı var sana da bulaştırıyım eksik kalma” diye etkiliyor. Bu en ufak olarak birkaç kötü duygunun enerji bedenine etkisi. Bu kalp rahatsızlıkları ve farklı tür ağır kronik bir çok hastalıklara da neden olabiliyor. Düşünce ve duyguların bedende yarattığı tahribatın zamanla fiziksel bedenimizde kaçınılmaz şekilde bozulmalara yol açıp doktora gitmeye kadar götürdüğünü söyleyebilirim . Ama uzun donemde ilk olarak enerji bedeni sonra fiziksel – dokunulabilen- katman zedeleniyor.

Enerji bedeni genelde gözle görülemeyen elle dokunduğumuz derimizin üzerini örten birkaç katmandan oluşuyor. İnsanın çevresini saran parlak bir yumurta gibi … Duru görücüler (gözleri ile enerji bedenini ve renklerini gören özel insanlar) ve bizim şifa ekolünün kurucusu ustamız ile yıllarca yapılan çalışmalardan sonra yüzlerce sağlık reçetesi çıkarmışlar. Modern tıbba destekleyici olarak benim şu anda öğrendiğim sistem kullanılabiliyor.

Kısaca işleyişi şu şekilde . 1-1.5 lt suya 1 koca avuç tuz atılıyor. O hastalıklı enerjilerin içinde yok olduğu bir araç . Seansın öncesinde ve sonrasında dua ediliyor . Hasta ile ne rahatsızlığı olduğu görüşüldükten sonra çakraları kontrol edilip alıcı olması rica ediliyor. En önemli mevzu parmak uçlarında olan miniş çakraların aktifleştirilmesi . Onlar aktifleştirildikten sonra hastalıklı enerjinin olduğu bölge bu ellerin yardımı ile temizlenip tuzlu suda yok ediliyor. Göz ve niyet nereyi takip ederse eylem ve çalışma orada gerçekleşiyor.

Fiziksel ya da zihinsel her bir hastalığın bir reçetesi var . Nasıl doktorların yan etkilerin de belirtildiği bir ilaç veritabanı var bu şifa ekolünde de her şey güvenli ve sıra ile yapılıyor. İleri seviyede renkleri ve renk karışımlarını kullanılarak şifa verme işi daha etkili olarak yapılabiliyor. Herhangi bir seviye şifada dokunmaya gerek yok . Aynı odada , yan odada ya da farklı kıtadaki insanların enerji bedenine ulaşıp yardım edebiliyorsunuz. Yardım etmek derken yaptığınız eylemler aslında hastanın enerji bedenindeki tıkanıklıkları açmaktan ve dua etmekten öte değil. Sonrasında insan bedeni o kadar maharetli ki kendi kendini tamir ediyor.

Şifa yapan insanın enerji bedeninin aracı olduğu, topraktan, havadan vb.den alınan prana hastaya gönderilip ellerle temizlenen yerlere dolduruluyor. O yüzden insanların şifa yapmak için enerji bedenlerini temiz tutmaları gerekir. Birkaç meditasyonu var bu iş için en önemlisi ”Sevgi ve Şefkat” hem kendinize hem de her varlığa. Hatta en çok da düşmanlarınıza olmak üzere ,her yapılan kötü eyleme şefkatle yaklaşmak ve eylemi yapan insanı bağışlamak gibi…

Bendeniz de bu konu üzerinde 2.5 senedir uzun araştırmalar yapıyorum. Nasıl ne şekilde bu işi hayatıma monte edebilirim ? Mesela alkol aldığım dönemlerde şifa yapmıyorum . O yüzden kötü alışkanlıkları otomatik olarak bırakmam gerekiyor . Ama şefkat & sevgi ve zaman ile . Sindire sindire ..

Bakalım bir hafta sonra pranik psikoterapi eğitimlerini de alıp bitireceğim . Sonra terapiye gidenlerinize de yardım etmekten mutluluk duyarım. Genelde kas ağrıları , baş ağrısı , çadır ağrısı, yorgunluk vb . daha kolay ama bazen tekrarlamak gerekebiliyor. Yanınızda olmama hiç gerek yok . Sadece ne derdiniz var yazmanız ve imgelemek için bir yüz fotoğrafınızı yollamanız bana yeterli . Kanada’da, Jamaika’da bile olsanız size yardım etmeyi deneyebilirim .Tabi para ödeme olmadan ama geri bildirimleriniz önemli . Hocalarımın da izini olursa son yazımda mail adresimi sizlerle paylaşabilirim.

Unutmadan değinmeden edemeyeceğim :)) Yoga meditasyon her şeye son hız devam ..

Yarın Defne hocamın dersini dört gözle beklemedeyim 🙂

Sevgi ile herkese sarılıyorum

uMuT

Enerji bedeni ve katmanları

Umut – Gün 25 – Mamacita Ayahuasc-ita

Bir gün daha … İbadetler , kahvaltı ve iş … Arada da buraya karalıyım kaçak kaçak:p. Zamanı etkin kullanma konusunda fena değilimdir. Zen bakışına saygı duyarım ama bir anda bir iş yapma durumuna daha hazır değilim 🙂 İnşallah bir gün o pratiğe de girerim .

Bazen tabaktaki farklı yemeklerden en kötülerinin yiyip , sırasıyla en güzellerine doğru geçen tipler vardır. Ya da en son kalan lokmayı başkalarına bağışlayan asil-ruhlardan görmek olası . Her yiğidin farklı bir yoğurt yiyişi olayı var ya.. Ben de yazmakla burada tanışan bir acemi olarak son 2-3 güne ağır topları bırakayım dedim . Şimdi bohçadan yavaş yavaş çıkarmaya başlayayım .

Teyzem ailenin zayıf halkasıdır . Çevirmendir , gezgindir , aykırı takılır. Aile onu çok da benimseyemese de benim karakterimin yüzde 60’ı ondandır . Bir sene kadar önce yüzüne de söyledim . ”Teşekkürler teyze ne yaptıysam büyük kısmının ilhamı senden” . Şaşırmış olabilir yüz yüze de duyunca ama yapacak bir şey yok artık eskisinden farklı olarak kendimi ifade etmek üzerine çalışıyorum 🙂 Hayat kısa tamamlanmamış, ifade edilmemiş bir şey kalsın istemem. Bazı insanlar dan-dun halleder işlerini, açıktır direktir .Ben bazı şeylerde öyle takılamıyorum . ”Acaba” , ”sanırım” fazlaca kullandığım kelimeler . Utangaç ama fırtınalar kopan bir tipim galiba .

Teyzemden kitap okumasını, gezmesini , değişik müzik türlerini ve spritüel yolda ivme kazandıran bilgiler aldım . Mesela Peru’ya gitmemde o esin kaynağım oldu . Keza, Şamanizm araştırmalarımı ve Psychedelic denemelerimi ona borçluyum. Bazen vicdan yapıyorum ondan kopya alıp sınavdan yüksek almışım gibi 🙂

Aklımın bir köşesinde Güney Amerika’daki şamanları ziyaret etmek ve sanrılandırıcı ilaçlardan denemek vardı. Uruguay’a göç etme denememin başından 1.5 sene geçmişken hayatımın aşkından ayrılıp , depresyonun sınırlarında dolanıp ve sabahlardan içmeye başlayınca hop dedim bir silkelenme geldi . Sadece bir hayatım vardı ve ben onu boşa geçiriyordum . Acım be ne olursa olsun yüzleşmeliydim .

İnternetten Calca’da (Peru-Cusco da bir kasaba) yaşayan bir Türk buldum . Adı Arda … Arkadaşımın arkadaşıydı . Facebook’dan yazdım ”abi ben geliyorum” dedim . Tamam dedi neredesin ? Sen geldiğinde burada olmam. Ama gel burada seni yerleştirip bir yatak veririz . Ben Montevideo’dayım yarın yola çıkacağım dedim . ”Bende oraya geliyordum yarın yanına uğrarım” dedi . ŞOK.. Kader ağlarını mı ördü ? Ona evin anahtarını verdim. Parasını peşin ödemiştim .Ben de binlerce kilometre ötedeki onun eve süzüldüm .

Yapmam gerekenler vardı . Dağlara yakın bir yerde olan eve yerleştim . Ayahuasca ve San Pedro seremonileri planlarda… Param azdı çünkü uzun süredir ufak tefek mutfak işleri yapıp eski sevgilimin evinde kalıyordum . Kolları sıvadım ve diyete başladım . İlaçları almadan önce ve sonra tuzu , eti , seksi , stresi ve birçok şeyi bırakıp diyete girmeniz gerekir. Ne kadar diyet ,o kadar gelişim . Seremoni yapacağım yeri Arda önerdi . Hemde yarı yarıya da indirimle. Allah yürü kulum derse kimse tutamaz 🙂 Evdeki bir kaç kişiyle birlikte giriyoruz ilk seremoniye. OMG. Heyecannn!!!

**İlaç banisteriopsis caapi sarmaşığı (asma yaprağı olarak da adlandırılır ama sarmaşık daha doğrudur) ile psychotria viridis çalısının yapraklarından oluşur ** . 48 saat kadar odun ateşinde karıştırılır . Ve içilecek şekilde saklanır . Ben genelde ”cielo ayahuasca” ile çalıştım . Madre ayahuasca serttir itiraz kabul etmez . En az Defne Hocamın derslerdeki otoritesi kadar sağlamdır 🙂 İlacımız direnirseniz sert yapar , kabullenirseniz okşar yol gösterir, öğretir , anlatır .

Alacağımız mabede gittik . Dolunay seremonisi. Dolunay bizi nasıl sallar dimi ? O devede kulak . 105 kişi civarı bir katılım . Tarihi denebilecek kadar çok sayı mekan için. Salonda 3 kat var yuvarlak . En alt kat deneyimliler , 2 orta deneyim , 3 yeni yetmelere . Herkesin bir şiltesi , battaniyesi ve küçük kovası var kusmak için . Kusmak deyince mideniz kalmasın .Öğretici kusmuk bu :p Tüm dertlerinizi travma ve acılarınızı kusuyorsunuz . Bir nevi kutsama . Tabi şeytanlarla dans sonrası 🙂

Bazı bünyelerde halüsinasyon bol olarak görülür . Ben onlardan değilim . Yaşayan annenizin , kendinizin cenazesine katılmanız ya da bir böcek ile saklandığı ininde pişti oynamanız mümkündür. Süreç şamana gidip ilacı almanızla başlar . Kalbinizin önüne ve taç çakranıza götürebilirsiniz ve niyetinizi içinizden fısıldarsınız . Bu şifa merkezinde ”kausaypa” denir (aileye gibi bir anlamı vardı) ilacı dikmeden kafaya. İlk aldığınızda nefes borunuzdan midenize hızla inmesi için dua edersiniz . Tadı berbat gelebilir sizi suçlayamam. 🙂 Mumlar söner ışıklar kapanır. Karanlık sizi yutar . Yarım saate ya da 1 saate kusma garantili.

Herkese farklı dersler veriyor . Bana daha çok birlik , kendine güven ve benzeri şeyler vermişti o seremonide . Cengaver iseniz 2 yada 3. bardağı alabilirsiniz . Dışarıda ateş yanar kenarına gidersiniz . Gökyüzünden bahsetmiyorum bile . Şifa merkez medeniyetten uzak bir yer olduğundan , 10 bin milyon yıldız örtü gibidir yıldızlar . Seremonide canlı müzik de vardır. En zor anında elinden tutmasa karanlıklara gömülebileceğin bir ortam nihayetinde . Seremoni biter artık sen de aileden’sindir . Ayahuasca ailesi bir kere girdin mi çıkış yoktur . Hiçbir zaman aynı sen olamazsınız … Çünkü doğumla gelen yazılım satırlarına ek yapılmıştır .

Değinmeden geçemeyeceğim . Osman abim . Kutsal vadide bir Türk şaman. Ayaklarını kullanamaz . Koltuk değnekleri ile yaşayan bir gezgin . Hindistanda 10 sene yaşayıp kokain bağımlılığından bu ilaç sayesinde yırtmış. Nehir kenarına bir kulübe yapmış. Pasaportsuz ve kimliksiz 12 senedir orada yaşıyor. Arada ilaç pişirip servis eder . 10 numara 5 yıldız adamdır. Bu satırlarda ona da sevgilerimi gönderiyorum beni duyduğuna eminim .

Evet anlatsam sayfalar sürecek bolca hikayelerim var ilaçlarla ilgili. Ama bana verilen sürenin sonuna geldim 🙂 İki müşteri kafaya alıp , 3 bilet daha haklayıp günü bitireyim . Ruhani olana girmek için dünyevi ile barışık olmak lazım birazda 🙂 Değil mi ? :p

Çok sevgiler aile 🙂 #kausaypa#

umut

**************************—-***********************

https://youtu.be/eAoKSxvNSlk

Ruhu Şad olsun Diego ve Rape’lerimin kaynağı Nacho ya gelsin 🙂

Temple …

** Kaynak .: https://seyler.eksisozluk.com/saman-ayinlerinde-kullanilan-ve-insana-cok-farkli-deneyimler-yasatan-icecek-ayahuasca . Bir cümlenin geldiği yer 🙂

Umut – Gün 24 – Bağım-Lı-lık…

Bugün sabah yürüyüşümde … Bir düşünce geldi . Eskiden bir hatuna yazdığım bir aşk mektubuyla bağlantılı bir şey . Detay vermeyeceğim bununla ilgili ama biraz obsesif ve rahatsız enerji aldı götürdü. Spritüel uygulamalarım gereği bu şekilde gelen bulutların altından kaçmayıp , yağmur bırakması için duaya başlıyorum . Her tür böyle yüreğimi sıkan şeyin, bana iyileştirmeden kapattığım bir yarama tekrar baktırmaya yardım edeceğini hissediyorum derinden.

Ardından ritüeller geldi . Yoga , meditasyon ama hala zihnim konuşuyordu . İçerlemedim dinledim , anlamaya çözmeye çalıştım . Neyse hareketler arasında akarken azaldı azaldı azaldı . Rape’den sonra bir şefkat geldi . İçimdeki çocuğun sesini duydum . Evet bir acı var , bir şeyler var ama bunu üzerime almadım . Ama reddetmedim de kişisel bir şey değil yahu acı . Seninle dünyaya gelen bedendeki bir duygu . Bir nevi uzaktan incelersen kendisini bağımlılık olarak görebilirsin.

Ğuuuuu-huuuu . Sonra bir kısa aydınlanma geldi . Düşüncelerimi sevdim . Acımı sevdim , Tüm ailemi defalarca sevdim . Sevmediğim insanları da defolarımı sevdim . Olanı kabul edemeyişimizdeki körlüğü bile sevdim . Ağladım ve zaten yogadan sonra kalan son sert kaslarımı da ücretli izne gönderdim . Hayattaki her kabullenemeyiş bizi rahatsızlıklara itmiyor mu ? . ”Olmuş işte be kabul et be adam” Su gibi aziz ol demişler buraya uydu mu bilemedim ama aklıma düştü. Su hiçbir yerde durmaz hep gidecek bir yer bulur

Ilımlı yaklaşmaya çalışsam da bazen kendime ohaa olum derim . Çok uçlara gidip geldiğim için denge bulmak için radikal kararlar alırım . İki paket sigara içerdim ben 15 sene önce 19. denememde bıraktım . İçkiyi her gün içerken uzun aralar vermeye başladım . Evet günün sonunda rahatlatırdı ama artık Yogam var . Yoga-meditastyon ve alışkanlıklar çok tezat şeyler. İyi bir yoga saati , 2 şişe şarap’dan daha rahatlatıcı ise ne gerek içmeye diyorum birkaç senedir . Hedeflerim var ve ben her zaman hedeflerime ulaşmak için fedakarlıklar yapmışımdır . Bağımlılıklarımı hedeflerime değişmem kusura baksmasınlar onlar 🙂

Mutluluk ve aşk gibi güzel şeylere de bağımlılıklar var. Ama adı üzerinde bağ kuruyorsun ve beklenti veriyor. Olsa keyif olmasa yokluk kıtlık hissi. Bu hayattaki amacımı buldum hizmet etmek , şifa yapmak vb şeyler ama ondan başka bir şeye daha karar verdim . Ölmeden önce tüm bağımlılıklarımla barışmak , sarılmak ve vedalaşmak . Zaten yanımızda birşey götüremiyorsak, öte yana kargo da çalışmıyorsa neden sıkı sıkıya sarılalım ?

Leventte bir aile evimiz var . İçinde kardeşim ve eşi yaşar. Evi alırken içinde de dev gibi bir piyano bırakmışlar . Bugünlerde konumuz piyano . Babam Oğlak burcu olarak biriktirmeyi sever . Piyano eşek ölüsü kadar ağır. Efendim nasıl taşıyacağız Suadiyedeki eve . Asansör boyları ölçülür , taşımacı ayarlanır, hesaplar yapılır. Eski eşya sevgilisi anlarım da bunu satsak daha mı iyi ? Hadi piyanoyu anladım diyelim babam en saçma şeyleri bile biriktirir . Sonra evde konuşma geçer biz öldükten sonra bunlara iyi bakın 🙂 BAĞIMLILIK hemde en kralından eşya bağımlılığı . Sen öldükten sonra ben ne yapayım piyanoyu . Bana sen lazımsın …

Izdıraptır bağımlılıklar . Kendimden biliyorum sigara içtiğim zamanlar stok yapardık . Aman biterse ne olacak ? Alkol içeceğimiz zamanlarda cila yapmak için bira ayarlardık. Ya kafayı bulamazsak ? Her şeyi güvenceye al para , iş , aşk .. Güvenceye alamazsan korku , tedirginlik , endişe …

Litre litre alkol alırsam da ertesi günü kurtarmadığını 4-5 sene önce anlamışımdır . Bukowski’nin bir sözünü hep hatırlarım . ”İçmek her gün tekrarlanan bir intihar şeklidir” Dertler içsen de kıta da değiştirsen de sen yüzleşmedikten sonra cengaver kesiliyor .

Işığı görmek için karanlıklardan geçmek gerek. Ben genelde tüm karanlıkları sonuna kadar yaşamak isterim . Doğduğum an ufuk çizgimde Pluto varmış geçmiştir bahsi . Ölüm – Doğum , aşk nefret gibi zıt kutupları test ettiren gezegen . Laf aramızda paylaşayım . Bende biraz sadizm var . Söyle ki hey şeyi dibine kadar yaşamak anlamak isterim . Sigaranın dibine vur sonra bırak 5-6 sene . Sonra bağımlığa elveda dedikten sonra dalga geçer gibi canın istediğinde iç . Alkol değil Umut yön versin . Yada alkol dibine kadar tüket sonra onun efendisi gibi dalga geç . Biraz rahatsız bir ruhum galiba .. Haaa bu da bir bağımlılık kontrol & güç bağımlılığı. O da vedalaşılacaklar listesinde.

Kapatayım artık yazımı işten atacaklar yoksa . Bir mail at bir satır yaz bir telefon et 2 satır devam . 2 saatte anca bitti azıcık yazı 🙂

Sevgilerimle canlarım .

Bağımlılıklar aydınlanmamız için vesile olsunlar .

Umut

Umut – Gün 22-23 – İlişki balıkçısı..

Heloooo canlarım ,

Umarım keyifler yerindedir . Ben bomba gibiyim 🙂 Zannetmeyin dün bloğa yazmadı bu çocuk ve yogasını , sadhanası’nı , blog yazısını unuttu . Nope . Hepisinin hakkından geldim . Sadece buraya yazmadım . Çok derinlere dalan , yazım ve imla yanlışlarından geçilmeyen yazılarımın yıkıcı etkisini 1 günde olsa üzerinizden alayım dedim . Çevreye verdiğim rahatsızlıktan dolayı özürler :p HAhaha .

Şaka şaka gerçekten yoğundum . Hakkını vermek için sonraki güne bıraktım .Normalde yazımı yazmadan tüm yazılarınızı okurdum . Su an mail kutumda okunmamış 20 tane yazınız var . Bugün okumadan yazıyorum affola … Ama iş sonu hepsinin hakkından geleceğim .

10 numara hissediyorum 2022 genelinde ama son 10 gündür sevgili jupiter 7. eve girdiğinden beri ikili ilişkilerim maximum coşkunlukta . Nazar değmesin . Herkes bana yardımcı , herkes CAN . Yada ben CAN-danım diye herkes öyle geliyor hayatımın içine içine . İşlerim fazlasıyla yolunda şükürler yukarıya …

Dün iş yerinden aynı işi yaptığımız bir ağabeyimin teknesine bindik. Ben tabi yengeç yengeç sabahın köründe hazırlıklarımı yaptım . Yogam , meditasyonum ve yürüyüşümden sonra sıcak sıcak zerdeçallı , zeytinli bir ekmek . Öğlen tekneye bindik . Tüm gerekli şeyleri toplayıp açıldık . Muhabbet sohbet , havanın güzelliği ile adalara kadar gittik . Arkasında demir attık . Ben bilmiyordum vallaha cahillik …Ama kocaman bir ada’nın bir sahibi varmış . Yanından geçerken bu ada şuna ait dediler. Nasıl yani ada bir kişiye mi ait ? Baktım ağaçlar her yerinden fışkırmış, çiçeklerin renkleri muhteşem . Bir evi ve bir iskelesi bile varmış . Vay anasını sayın seyirciler . Ben mülkiyet ile ilgili şeylere bile soru işareti ile bakarken cennet gibi bir ada tek bir bireye ait . Biraz üzüntü verici biraz aydınlatıcı bir andı o beş dakika benim adıma…

Öğlen birkaç olta atma denememizde bir şey yakalayamadık . Aslında ara ara et yemeyi bırakmama karşın bu aralar biraz tüketiyorum . Hayvan öldürmek zaten aşırı saçma şey . Akşam güneşim batışını ağzım açık hayranlıkla izlerken balık sürüsünün üzerinden geçtik . 1 kg kadar tutabildik . Ben tam olarak tüm balıkçılar aleminin yüz karası olabilirim . Gözlerim yaşlı , ”tamam acımayacak canım olta ucunu en hızlı şekilde çıkaracağım” diyerekten balıklarla konuşa konuşa onları ölüme hazırladım . Yada kendi içimi rahatlattım . Ya da ikisi birden .

Ne diyordum ilişkiler . Öncelikle kendimle olan ilişkimden başlıyor. Sonra başka nefes alan her canlı ile . Uzun süre önce son kız arkadaşımdan ayrıldıktan sonra ufak bir aydınlanma geldi kendi çapımda . Ben acaba kendim ile ilişkimde tam mıyım , başarılı mıyım , samimi miyim ?Cevap olumsuz . O zaman sevgili ilişkilerini kesmeye karar verdim . Ta ki kendim ile olan bağımı tekrar kurana kadar . O zaman karşı tarafa da iyi şeyler verebilirim kendi gelişimimde de bu ilişkiyi kullanabilirim. Aksi takdirde gene saçma döngüler.

Bu ilişkileri nadasa bırakma işi bende hiç düşünmediğim kadar faydalı oldu . Spritüel olarak fazlaca derinleşebildim . Kendime çıkan tüm yolları benden akan tüm kanalları temizleyebildiğim kadar temizledim . Neredeyse kendimde olan tüm yaraları sardım . Daha iyi beslendim , kendime daha açık oldum , yogamı , meditasyonuma daha derin girebildim . Anahtarın şu olduğunu kalpten biliyorum . Kendimi hatalarımla , yanlışlarımla sonuna kabul edip sarılabilirsem , olanla mutlu kalabilirsem , o zaman herhangi bir ilişkide de karşı tarafa bağımlı olarak kalmam. Sonuçta her insan , her olay bizim hayat aynasında yansımalarımız . Biz iyiysek iyidir insanlar, bir korkak isek ona göre lokmalar gelir, mücadeleci isek … Hayat nabza göre şerbet veriyor bence .

Bu sabah hayatımda olan her şey için dua ettim . Sevdiğim şeylere 1 ölçek , en sevmediğim , korkutan , acımasız , ya da en beni sıkıştıran şeylere ise X2 doz aşk gönderdim . Dünyada savaş çıkaranların , katillerin veya en kötü şeyleri yapanların bile bir astroloji haritası , bir geçmişi , ve bir karması var . Gerçekleştirmek herkesin hakkı. İyi ya da kötü .Kimseyi eleştiremeyeceğimi düşündüm .

2 gün önce yaptığım konuşmada 50’lerinde bir kadın konuşmanın sonunda peki bu başımızdakiler ne zaman gidecek dedi .Hafif umutsuz ve öfkeli . Anlık şamanizmdeki tekrarlanan döngüler aklıma geldi . Şaşırtıcı değil bence100 sene önce de iman-siyaset vs çatışmasında yaşananlar , asılanlar, savaşlar vardı şimdi de .. ”Her şey aynı şekilde tekrarlanıyorsa hayat bize bir şey anlatmaya çalışıyor. Anlamadıkça a değil b kişisi başa gelir, c değil d derdiyle karşılaşılır ”dedim kadına. DEĞİŞMEZ.” O cepten al diğer cebe koy olayı. Kendi kendimizi yerden yere vurmaktansa o kötü politikacılar , insanlar , olaylar bize ne fısıldıyor ? Ona odaklansak neler olabilir acaba ? Sızlanmak bir çeşit mastürbasyon . Biz yapıcı çözümlerden konuşalım.

Sanırım ilişkilerdeki kısır döngümü anlamaya ve çözmeye çok yakınım . Kendimle ilişkim şu an süper ise 3. kişilerle, iş ve aşkla olanları tekrar bir tartalım . Bu sefer terazinin kefelerine müdahale etmeden . Gölgelerden ikincisi‘ne , o istemese dahi sarılıyorum . Öpücük mü alacağım tokat mı yiyeceğim göreceğiz :p

Sevgilerimle

Umut

——————————–***———————–

Balıkları ölüme hazırlayan duygusal balıkçı adlı tablodan:p

Göbekleri tereyağla şişiren vijdansız sıcak ekmek 🙂

Umut – Gün 21 – Sürmeli Göz 👀

Dün gece , 2 gün uğraşıp hazırladığım rakı masasını tarihe gömdük . Muhabbetler yapıldı içkiler içildi gece 2.00 Bulaşıkları makina’ya tıkıp kafayı vurdum . Sabah 10’daki toplantı için avcılar istikametine ateşlendim . Normalde uzun süre alkolü bırakıp , buna tam bir tezat olarak her gün devamlı içebilen biri olarak git-gel’lerimde kendimi paylardım. Neden ? Alkol ve yogam ters orantılı … Alkol ve dans , alkol ve şifa yapma eylemi de aynı şekilde. Bu gün kendime sevgi ile yaklaştım . Şefkat ile dokundum

Bu sabah ilklerin günü de denebilir. Ne sabah yogam vardı , ne yürüyüş ve meditasyon. İstikamet çocuklarla yapacağım söyleşi için Avcılar ÇYDD .. Kafam iyi kalktım . Duş almak dışında sabah ibadetlerimin hiçbirini yapmadım . Normalde o alkollü kafa ile rape de almam ama içimden bir şey yap dedi.

Kapıyı çek .. Yetişmeye çalışmak için motor tak . Marmaray’a bin gözleri kapat . İçimden bir mutluluk aktı tarifi zor. Şükran duydum hayatıma . İçindekilere , yaşayabildiklerime ve yaşayamadıklarıma … 5 saatlik uyku ile toplu taşima koltuğunda mayışırken telefonuma mesaj geldi. Düşüncelerden sıyrılıp irkildim . Mentim olan öğrenci .”Abi sana bir şey söylemeyi unuttum . Toplantı 11.00 ya alındı”. Normalde 1 saat uyku daha uyusam daha dinç olabilirdim ama o kadar kabul günümdeyim ki . Pozitiflik ve bulunduğum ana şartsız teslim var havada …

Olması gereken zamandan önce vardım . Hatta zaman öldürmek için bir pastane’de oturdum . Kafamdaki güzel düşünce akışı devam ediyor. Buraya geldim ve bir kez daha şeytanlarımla yüzleşebilmem için 25 civarı öğrenciye karşı hiç de detaylı olarak tasarlamadığım 1.5 saatlik konuşmamı yapacağım . İş hayatı , hobiler ve spritual olumlamalar . Doğaçlama olsun dedim . kalbimi açacağım için ne söyleceyeceğim zaten otomatik gelir mi ? İnşallah 🙂

Derneğin o şubesine ilk defa girdim . Hoş enerjili iki 50 üstü kadın yönetici ile muhabbete daldık . Öğrenciler gelmeye başladı . 1-2-3-5-15 … Doğaçlama yapacağım konuşmam için iddialı sayılar . Benim limit 3-5 kişiden fazla olduğunda konuşma-kürsü fobim başlar ya hani , ”çok da sayıyı abarmayın gençler” 🙂 Bugün o fobimden eser yok gibi hissediyordum . Çok pozitif ve yaşayacağım ana güvenim vardı .

Mentim olan öğrenci diz üstü bilgisayarı getirdi ”USB” dedi. ”Yok” dedim ben tahtayla haşır neşir olurum varsa . Kalem verin tahtayı çevirin bana yeterli . Zaten tüm insanlardan yüksek olan platform ve kürsüyü görünce canım fobim hortlar. ”Oraya çıkmama gerek yok”’ dedim. İzleyici ile aynı seviyede yürüyüp konuşmak daha rahatlatıcı.. Hazırlıklar tamam verin coşkuyu …

25 belki daha fazla birbirinden pırlanta gözleri paylayan çocuğun bakışları arasında konuşmaya başladım . İlk cümle ve durdum . Bir cümle daha ve uzun bir duruş. Evet 🙂 Gene gölgeler iş başında gözlerimi kapattım belki 2 sn’dir ama bana 10 dk gibi geldi. Nefesimi verdim kumbakada tut .Zaman durdu. Düşünceler söndü . Açtım kalbimi .. Kalp kapakçıklarının birbirine görüşürüz dediklerini kulağımla duydum . Gözlerimi de açtım önce güzel bir çift sürmeli göz gördüm o kalabalıkta . Taa içine baktım . Kalbim , gözüm, ruhum tutunduğu o genç kızı kucakladı . Nefes al kumbaka … Nefes ver tüm sınıfı kucakla .. O benden akan enerjiyi hissettiklerine dair kalıbımı basarım.. Gülümsedim ama kesinlikle bir pratikte vücudu rahatlatan gibi değil .. Kocaman . Dudaklarım gülümsedi ama asıl eylem sahibi kalbimdi. Onlar da anladılar eşikten atladığımı . Uçurum dipsiz ama bende ben olmayan hiç bir şey kalmadı .

İş hayatım , cesur hamlelerim, yaratıcılık , stres ve yoga ile strese başkaldırım . Tango , seyahat ve utangaç Umut’un 10-15 farklı ülkede bu araçla sosyalliğe sıkı tutunması . Kariyeri bırakıp yaptığı aşçılık . Bilişime geri dönme . Astroloji , Şaman ayinleri , Meditasyon , Şifa ile ilgili hikayeler. Onlarla ilgili işlerine yarayabilecek ufak dokunuşlar. Ağızları açık dinlediler . 1.5 saat sonra kendimi ”Umutut yeter cılkını çıkarma” diye sahneden indirdim . Çok samimi olmak ve zihnimin değil kalbimin konuşması söyleşinin mükemmele yakın olup bitmesini sağladı bence . Alkışlar ve son .

Sonra sorular, öğrencilerin astroloji haritalarını merakla göstermeleri , şube başkanı ile konuşmamız. Umut ”bu çocuklardan istediğin varsa seneye mentin olarak alabilirsin ” . Ben ”herhengi biri olur siz zaten en iyisini seçip bizi eşleştiriyorsunuz” dedim . Ama sonra konuşma sonrası yanıma gelen bir çocuk aklıma geldi . Astroloji haritasının bu tahminlerinin neye dayanarak yapıldığını heyecanlı heyacanlı soran .. Anlatmamı dinlemeden devamlı bir şeyler daha ekleyen .. Tek taraflı iletişim yapan bir can çocuk .

Yönetici kadın çocuk sahnedeyken onunla ilgili bir şeyler anlattı . ”Burs verdik ama dersleri kötü diye kesileceğini bildirdik ” Çocuk buna cevap olarak ”ben burada sizinle birlikte olayım burs çok da sorun değil demiş ” Gene benim kalbim seçti . ”Bana eşleştireceğiniz bir menti ve bir de bu canavarı istiyorum hocam . Ona kanım ısındı”

Aaaa unuttum .Bugün yoga yok , sadece blog yazım var . 28 değil 280 günde olsa her gün yazar, her gün pratik yaparım asla aksatmam . Fakat bazen çok mükemmel , düzenli (tekdüze) olduğu zaman hayatta Obsesif’liğe kaydığımı hissediyorum 🙂 O yüzden affola bugün benden pas . Yarına devam …

Aşk ile..

Umut

Umut – Gün 20 – Present(ır)s-yon.

Kocaman bir enerji topu göndererek söze başlamak isterim . Sanırım sangha’da genel bir enerji düşmesi var. Yazıyı okuyanlarla hemen benim bugünkü enerjimin yarısını bırakayım buraya . Geç okuyanlar için zaten evrene gönderdim sabahtan 🙂 . Peder beyin bin bir tane marifeti olmasına rağmen genlerden sadece bitmeyen enerjisini ve disiplini alabilmişim . Ona da şükür .

Sabah vazgeçemediğim sahil yürüyüşünden sonra koştur koştur yetiştiğim Defne hocamın her zamanki gibi süper dersiyle başladım . Beste hocamızın şahin gözlerinden kaçmayan düzeltmeleri için ayrıca şükran. Derste eksiklerimizi gördükten sonra bir kahvaltı patlattım güne sığdırmam gereken şeyleri sıkıştırıyorum .

Biraz müşteri bileti çözme , saç kesimi öğle arasına .. Bir ölçek daha bilet çöz .Müşteriler de mızmızlanmasın .Ortaya da bir 28 gün yazısı yerleştir . Ekmek hamurunu yoğur, çılgın paçangaları hazırla , karidesleri buzluktan çıkar, balığı temizle , rakıya buz … Akşama ağır misafirim var bu arada koşturmamın yarısı bundan. Gene mükemmeliyetçi yanım ”hadi olum en iyisi olsun” diyor . Bakıcaz canım bakacaz yiğidim…

Dün hazırlıklara başladım . Geceleri mutfak mesaisini özlemişim . Amerika nın bilinmeyen bir adasın mutfakta çalışırken 3000 kişiye yemek hazırladığımız mesailer aklıma geldi . Neyse bugün 7 kişi için hazırlık . Devede kulak . Hazırladığım mezeler dolapta infaz gecesini bekliyorlar. Meze olsam sanırım bir Yeni Rakı ile infaz edilmek isterdim . Bugünkü kalan işleri de akşama kadar yapma umuduyla yardırmaya devam . Bu karmaşada Normalde kurduğum 10 da yat 6 dan once kalk , alkol & kötü yemek yasak rutinine 24 saat ara veriyorum. Yüce güçler affeylesin. Tamamen duygusal .

Bu arada yarın sabaha bir söyleşiye gideceğim. Destek olmaya çalıştığım bir dernek üniversite öğrencilerine bir buluşma yap dedi. Okay demişim geçen aradılar tarih saat verdiler sağ olsunlar bu karmaşada Suadiye’den Avcılara yetişme maratonuna çıkacağım. Hemde saat sabah 10 da . Rakı gecesinden sonraki akşamda kalmalıkla. En kötü bağırırım ” façanızı bozarım yiğidolar daha ayılamadım kesin sesinizi diye ” :p

Konuşmanın konusu İş hayatı , hobiler ve spritüel olumlamalar 🙂 Ne konuşcam bir de onu kafamda tartmam lazım . Beş kişiden fazla gruplarda konuşmada özellikle ”kürsü” varsa utanma sıkıntı yaşıyorum. .Sanırım gözüme görünen ve tam olarak egale demediğim 3 gölgemden sonuncusu . Neyse bunlar pırlanta gibi üniversite öğrencileri bende kredileri çok. Konu ya da spritüel bağlama yapacağımdan 9. evdeki venüsüme sözü bırakıp aradan çekileceğimdir 🙂

Topluluk karşısından konuşma fobisi değişik bir şey . Zamanında bir iki istekli denemem , birkaç tanede iş zorumluluğu olmuştu . Zamanında kursuna bile gitmiştim . Diyalog kursunun mezuniyet konuşmasında komikti . Çıktım kürsüye karından nefes al , nefes ver falan yemedi . Kürsüde hafif çaplı saçmaladıktan sonra indim. İki dk ya geri çıktım ama konuşma nihayete ermiş miydi onu hatırlamıyorum . O okuma metni ilk cümleden sonra İstanbul-Ağrı şehirlerası yolu kadar uzun gelmişti . Yazılım donanım bu şekilde yazımış Umut Çakan yazılımı 1980 versiyonunda . Değiştirmek kolay olmuyor .

Bir kere de kendi işimde şirketin tüm yönetimi de dahil bir sunum yaptım . O da ıkınma ile geçmişti . Sunum kalemine basarken ki el titrememi hatırlıyorum . Tabi onda sahneden inme gibi lüksün yok . Seve seve yapacaksın genel müdür falan filan odaktasın kariyer işleri 🙂

Yarınki bir sunum olmayacak . Zaten eskisi gibi bir ben de yokum. Köprünün altından tonlarca su akmış . Sıkıntı korku hissetmiyorum fazla. Ama o yazılım defosunun orda ömrüm boyunca ara ara test edileceğini biliyorum . Varsın edilsin ya bizi en çok test eden mevzuların bizim en hızlı zıplayacağımız taşlar olacağı aşikar .

Bugünlük de bunları tuşladım klavyemden . Hepinize bolca hayat enerjisi ve neşe gönderiyorum . Korkularımıza gülücük atıp nanik diyeceğimiz günler yakın demedi demeyim . Uttanasanaya devam . Bu arada bana şans dileyin . En kötü 1.5 saate konuşacak şey kalmazsa iki üç öğrencinin astroloji falına bakarım , yada iki üç tango hareketi öğretirim diyorum :p

Çok çok çok güzel bir gün olsun canlarım

Umut

Umut – Gün 19 – Kalp kalbe …

Rutin… Gözleri (şükrederek) ,pencereleri (kalb) , perdeleri (üst iki çakra) ve kapıyı aç >>Adımla, sahil, canlılık, nefes, asansör , dili temizle , tütsü , palo santo , mum , ısınma hareketleri , >>meditasyon , kutsamalar, bitirme enerji hareketleri, değiştir , >yoga ,samapada , nefes, dirişti, hafif sırıtma, daşa çalana, vaişaka ,… sarpastana ,…, yere in , jade lady , mudra , om-ram-yam, gözyaşları , nefes , kutsamalar , rape , dualar , kutsamaya dönüş, mumları söndür . Huzur …Aşk..

Başlığı henüz atmadım . Bende genelde önce başlık atılır . Düzeni severim ama sıradanlığı pek değil … Samimi olarak konu başlığımı ne yazacağımı bilmiyordum ilk paragrafın sonuna kadar . Konu ne olsun ? Tamam canım o olsun . Konu Tango ve dans ile ilgili olsun olsun canlarım . Başlığı da yukarı bırakayım iki saniye izin veriniz .

Daha gençken hoppidi hoppidi sallanıp dansettiğiz zamanlar vardı . 9-5 işinden çıkmışssındır . Alırsın alkolü , arkadaşlar , rahatla ,stress dışarı .. Ritim ve danz . Sonra daha sistematik çalışmalar . Biraz rumba biraz salsa biraz çaça kursları . Toplan , bira , muhabbet … Dans güzeldir ama müziksiz bir anlamı yoktur . Müziği dinlemeden dans ise bir katliamdır .

2009 da -Yonca da olabilir- bir sosyal kaynaşma sitesinden bir tiyatrocu hatunla tanıştım . Sanal yazışmalar muhabbet ,sohbet , makara kukara … Sonra ne yapalım ne edelim dans edelim . İyi de ne dansı ? Tango !?. Hmmm . O yaşlı dansı değilmiydi ? Neyse bakalım muhabbet de iyi hatun da iyidir yürür giderim . Gençlik sevgili dostlarım kan damarda durmuyordu.

Gün geldi derse gittik Beşiktaş’da bir okul. Aslında salsa okuluymuş. 12 cengaver yani 6 çift başladı ders . Kendine güvenli bir erkek hoca ve güzeller güzeli sevgilisi ve partneri bir hatun . Başladık bebek adımlarıyla . Efendim erkek yönetirmiş . Adımları ve yönlendirmeyi erkek yaparmış . Sağa dön sola dön, ocho , 8li falan filan . Bir enayilik var sayın blok-daşlarım . Ortam savaş alanı çiftler ilk dersten papaz . Erkek sağ der partnerlerin yarısı kendi bildiğini okur . Müzik biter çiftlerin bazısı durmaz . Saat yününde döner dans pisti normalde ama olamayınca çiftler kaza yapar . İlk ders izlenimleri bunlardı bende . Bunların hepsi zamanla düzelir ama düzelmeyecek bir şeyler varsa ,dans eden insanın dansı kendi karakteri gibidir . Saygılıysa pist yönünden şaşmaz , afedersiniz haytaysa üstünüze çıkabilir. Bu cepte bir dursun devamı var .

Üç ay olmuş başlayalı . Ben tabi karakter gereği ürkek . Bir dans gecesi – Milonga– ya gittik . Utana sıkıla birini kaldırdım . Dansa başladık benim el ayak ayrı titrek . Neyse kaldırdığım partnerim anladı . ”Ne kadar zamandır dans ediyorsun ”. 3 ay ! zortladık . İlk parça bitmeden oturdu . Adet şudur dans ederken biri çok kötü itip kakıyorsa sizi veya sapık ise (eli oralarda buralarda dolaşırsa) partneri bırakır oturursunuz . Onun dışında saygıdan idare edersin . Ben sapık değilim çok şükür ,eh nazik de bir tipim itip kalkmam. Neyse o gün başka dans edemedim duygusalım ey sangha 🙂 Gurur denilen saçma şeye o günkü yaklaşımım bugünkü gibi değildi . Sözün kısası ben bu işin en kralını yaparım, en iyi de ben dans ederim dedim kalbime yazdım bu anı.

Gel zaman git zaman ben ,sevdiği hobilerde hırslı kişilik ya ,ver elini Arjantin , Uruguay , Rusya , Avrupa dans pistlerinin tozunu attım . Bayağı da parladım kendimce . Karakteri gereği duygusal dans ederim .Dünyanın her yerinden çevrem oldu . Her yaşadığım ülkede hızla sosyalleşebildim . Bu benim için önemli. Çünkü hem topluluklar benim için zor , hem de bir o kadar kolay yerlerdir . Girişken bir tip değilim özümde . Festivaller , geziler , dostluklar . . Tango ve dans etme aşkı büyük bir nimet .

Türkiyeye döndüm . Aktım dans pistlerine hızlıca. 3. ayda bana madik atan abla beni 3-5 kere dansa kaldırdı. Bendeniz Aydede Akrep’de tabi gururlu ,dans etmedim . Sırtım ağrıyor belim ağrıyor ayakları reddettim . Şu eski türk filmlerindeki fakir ama gururlu köy çocuğu ayağı . Son 5 senedir hatunu görmüyorum pistlerde ama , o zamanki ben gidip yeni bir ben geldiği için ilk gördüğüm yerde sarılıp dans edelim mi derim . Neden mi ? O taşıdığım gurur ve içerleme ağırlığının vücuttaki etkilerini yoga ve şaman ilaçlarıyla yeterince anladım … Gurur OUT sevgi İN

Ya kalp ne kadar narin bir organ değil mi ? Hem üzerindeki biriktirilince yükler ağırlık verebilir hem de açıldığında kuş gibi uçabiliriz umursamazca.

Yakın dans ederken sarılısınız . Kapler birleşir. (partneriniz 150 santim siz 2 metre ise tam birleşemez belki ama 🙂 Bizim Türk memleketinde bu sarılma, duyguları gösterme durumları genetiğimizden dolayı sıkıntılı .Ama ben , babam başta herkesin iç ceplerinde bırakınca havaya uçabilecek aşk ve sarılma baloncukları sakladığından eminim.. Sizi çakallar bırakın onları gökyüzüne .

Son olarak unutmadan bir tane daha inci . Bazen o kadar duygulu biriyle dansederim ki festivallerde. 8 parça 12 parça müzik , aşk ve anlayış… O an konuşma yoktur , o an kendini ifade gerekmez .. O anda iki insan da yoktur . Yabancı bir dansçı da olsa , bildiğim herhangi bir dilde de anlaşabilsek cümleleri sarf etmeme gerek yoktur . Dansın kendi dili vardır kelimeleri su gibi akar içinizde .. Teşekkür eder adını bile sormadan döner giderim .

Değinmeden geçemeyeceğim yazarken arka planda bir tango müziği değil ama Schubert çalıyor. Cuk diye oturdu yaşadığım yazı enerjisinin içine .

Aşk ile , kalp kalbe olsun birlikte olsun .

Umut

———————-****————————–

Bir Carlitos bırakayım . Müzik de güzel çift de 🙂