Umut – Gün 18 – King & İyiciller altıncı evde :)

Helöööö nasılsınız canlar ,

Sabah erkenden sahilde yürüyerek bünyeye enerji bastım . Hava müthişti , güneş yeni doğmuş ağaçlarda çiçekler açmış .En önemlisi yürüyen insan enflasyonu sayısı saat körpe olduğundan çok azdı. Müdavimleri var sahilin tanırım sima olarak . 35-40 tane geçti yanımdan.Gülümseme umuduyla baktım ama bir tanesinde başarılı olabildim . Ona da şükür 🙂

İnsanları izlemek hoşuma gider . İzlediğim karakter yaşlı da olunca iyice radarlarım açılıyor. Aşığım yaşlılara birde gülüyorsa yada masumca gözünün içine bakıyorlarsa sessiz 10 numaradır onlar . Bir tane motorlu amca var . Motora üç dört tane beş litrelik su , bolca kemik , mama ve ekmek ile her sabah hayvanları besliyor . Ayırt etmiyor herhangi bir hayvan çeşidini . ”Helal ya”dedirtecek kadar güzel bir enerji adamda . Köpeklere tek tek adlarıyla , kedilere ayrı ilgi , kuşlara ekmek … Motoru her istasyonda durur ve gıda yardımı başlar. Bugün ne kral amca U7 içimden bir de ne göreyim kırmızı motor plakasında bir yazı. ”KİNG” vay arkadaş plaka zihnimle pişti oldu . Mr King

Aynı güzergahta bir de benim yaşlarda bir hatun var . O da sağlam hayvan sever . Her sabah o da dolaşır . Onda taşıt yok .Çanta ve kas gücü ile servis yapıyor. Uzaktan güzel bir enerjisi var . O genelde köpeklere servis halinde . Kendi tasmalı köpeği de yanında .Hem geziyor hem anasına yardım ediyor . Kemikler isimleri söylenen köpeklere gidiyor . Köpeklerden bazıları Mr.King den ve bu abladan kemik yemekten muzdarip hafif balık etliler . Bazı köpekleri izliyorum dikkatlice . Kargaların hava saldırısı ve kurduğu pusudan kemiklerini saklıyorlar diğer bir kaç miskin kemikleri bırakıyor . Uğraşmıyorlar. Bıkmışlar çakal kargalardan . Köpek olsam hangisi tipleme olurdum vallahi kestiremedim .

İki yardımsever’in eminim birbirinden haberi vardır . Nasıl bir görev paylaşımı yapmışlar merak ettim . Ya da yapmışlar mıdır ? Başka bir merak konum da bir astroloji araştırmacısı olarak bunların 6.evlerinde hangi iyiciller var . Venüs , Jüpiter , Neptün ? Hayatta ilgimi çekmeyen konularda çok umursamazım . Mesela politika , mesela kavga&dövüş.. Ama ilgi alanımda var o mevzuya.. Ellenmedik , girilmedik yeri kalmaz .

Bugün gene yeltendim birinden birine sormaya .. ”6 evde kim ikamet eder’‘. Tabi gönül istese de yaşlı King e soru saçmak olacaktır . İlaveten yaşlı haliyle doğum saatini nereden bilsin. Ben kendiminkini iki gün savaştan sonra Zeynep Kamilden aldım . Kıza mı sorsam dedim . Bir ihtimal astrolojiye ilgisi vardır ama o da bu bana sulanıyor mu diyebilir . Ya da haklı olarak kendi hakkında bolca bilgi sahibi olabilmem canını sıkabilir . Isırdım dilimi , yendim merakımı ve yürüdüm sevgili sangha . Ben böyle bir manyak değilimdir ama okult konularda bilgi edinme güdüm kırkından sonra azdı .

Çoğu insanın bir hayat amacı var . Bazısı aile kurmaya ve TV başında takılmaya gelir , bazısı Everest’e tırmanırken donar , bazısı çiftçi olur, bazısı kiralık katil… Bu insanlarda kendilerinkini kesinlikle keşfetmişler gibi görünüyor. Bukowski’nin bir sözü aklıma geldi bu yazıyı yazınca ”Neyi sevdiğini bul ve onun seni öldürmesine izin ver”. Ben ucundan yakaladım ve izini de verdim gitti …

Çenem düştü valla. Yürüyüşten sonra ibadetlerimi de yerine getirdim . Yogamdayım , meditasyonumdayım . Özellikle kurmastanada kafamı yere koyduğum anda titriyorum göbek deliğim başta olmak üzere tüm bünyem. Hayırlara vesile olsun . Nasıl bir enerji boşalıyorsa gönderemedik eve . Sizlere çok selamlar . Sevildiniz

Umut


Bunu da buraya bırakıyım. Klasik sevenleriniz varsa gençten bir countertenor . Yetenekli alternatif bir çocuk breakdance bile yapıyor 🙂

Reklam

Umut – 17 – Denge ve muz kabuğu !

Güzel bir gün 🙂 Yogaya durdum gene . Hareketler daha derin daha keskin . Özellikle öne katlanmalarda ve burgularda o eski titremeler 2-3 gündür geri döndü . Üç sene falan önce , günde çift dikiş girdiğim stüdyo derslerindeki ani titremeler . Tam yeri 2. ve 3. çakralar arasında. Daha çok yin yoga derslerinde uzun pozlarının içinde ya da aynı gece uykudan uyandıranlar’dan…

Bir gün üzerimizi değiştirirken, çok sevdiğim bir hocama sormuştum . ”Hocam böyle böyle bir durum var. ”Titrek bir kuğu gibiyim? caiz midir” . Üzerinde durma, önemli bir şey değil , bekleme yapma 34 UMU 80 devam et dedi . O zaman bana içinde bulunduğum şaşkınlık ”kedidir kedi’‘ tarzı görünmüştü.

Bugün Vaişaka’da daha bir ateş topu tuttum. İçinde mini mini atan kalbi var . Hoşuma gitti. Beni zorlayan yerlerden sakin sakin geçtim . Yere iniş gene öne eğilmeler titrek kuğu zangır zangır. Yıldızlardan mıdır , günlük toplu meditasyonlardan mı, her gün yogadan mı çakamadım mevzuyu ama … Bakalım altından neler çıkacak takipteyim .

Kendimi bildim bileli dengesiz olmuşumdur . Kendime sert giriştim biraz açıklayayım . Bazı durumlarda çok otoriter ve dediğim dedik (iş yerinde-bildiğim konularda) , bazen çok yumuşacık izleyici modunda (topluluk içinde) olabiliyorum. Bazı dönemlerde çok eli açık bazı dönemlerde sıkıcı bir cimri olabilirim (marketlerde etiketleri ölçüp biçen türden) … Bazen çok içki içerim aralıksız .. Bazen 1 seneden fazla ağzımı sürmem. Kantarın ayarı yok sanırım .

Gençlikte bazen kasabanın en güzel kızının peşinde koşardım , bazen en narin ve olağan olana kalbim giderdi. Alakasız bir istatistiğim olmuştur her zaman ve her konuda .

Bana eksantrik gelen, durumlara ve objelere bağladığımız kukla iplerini ne şekilde oynattığımız ,tuttuğumuz ve serbest bıraktığımız . Gerçi hayat büyük bir illüzyon diyorlar ama oyun oynamak da mı yasak 🙂 Benimki biraz radikal kutuplar arası git-gel görünür gözüme ama . Ne güzeldir karşıtlıklar içinde yaşam .

İpin iki ucunda farklı zıtlıklar koyulunca sıcak – soğuk , sert – yumuşak , iyi-kötü , sevgi – nefret onları aynı kefelere harmanlayarak ,eşitlik durumunu yakalamak. Sadece ben mi aşığım dengeye ? Korkulu titrek bir denge değil . Gümbür gümbür bir denge . Yüreğini koyduğun bir denge . Masaya yumruğunu vurup yönettiğin , inisiyatif aldığın bir denge … Hayatın sonunda ”vay be iyi becerdim” diyeceğin cinsten 🙂

Bu dengeyi bana deneysel ve burnumu yere sürttürerek öğreten bir yaşamım oldu . Ama hakkını vermeliyim hep şans meleklerim yanımydı. Ne bileyim örneğin 15 sene önce ikili ilişkilerde üzen bencil bir insandım , cimriydim, kendimi ve başkalarını gerçek dışı yönlendirirdim . Sonra Sevgili ”KARMA” ile tanıştım. Ne ekersen onu biçersin durumları . İkili ilişkilerimde aynıları bana dönüp farklı biçimlerde beni salladı , yere vurdu, çarmıha gerdi . Diğer konularda da keza aynı.

Sonra bir şeyler dank etti bir denge sıkıntısı var . Sahnede çok kötü karakterler vardı. İyiler nerede ? Daha çok verdim , daha samimi oldum insanlara , çok cömert oldum . Ama olması gerekenden çok daha fazla ki aradaki eskinin açığını kapatalım . Zayiat büyükmüş 🙂 Geriye baktığımda dengemi 40 yaşında sağladığımı gördüm .Bu dengesizlik kalbime duvar örmüş . Yıkıldılar bende ben olmayanlar .

Kafamda şöyle bir animasyon döndü başlığı atarken . Doğduğunda kocaman bir bohçayı birden kucağına bırakıyorlar yukarıdan ve aniden… Zeminde üzerinde neden sağa sola kaydığını bilmeden yalpalıyorsun. Düşürmemen lazım gelen bir YÜK Sahibi belli değil gideceği adres zaten soru işareti. Zeminde dengede durmak zor . Arada düşüp kalkıyorsun . Gereken kalkmak ve devam etmek .Anlamak biraz zaman alıyor ama biri ya da sen muzu yemiş kabuklarını yere atmışsınız . O kabuklarını zeminden alıp temizleyip çöpe atmak lazım . Sanırım o kabuklar benim eski ..x>KARMA>x..’larım olabilir . Bakalım ne kadarını temizleyebileceğim.

Güzel bir gün olsun . Sevgiler

Umut

Umut – Gün 16 – Kariyer ,kaktüs ve @şk :)

Nabersiniz ? Nasıl gidiyor tutulma 🙂

Sabah erkenciydim .Tutulma amacına uygun 300 kişilik bir Wesak meditasyonu . Bomba etkisiydi . Ülke ülke kutsama sevgi , şefkat , şifa göndermece… Geçmişte üzerinde yaşadığım 7-8 ülkeye iltimas geçtim . Ne yapalım güneşimiz yengeç. Aile , ülke, sangha gibi olgular ilk sırada gelir. Asla objektif olduğumu düşünüyorum bazı konularda 🙂 Korurum, kollarım …

Sabah o enerjiyle yogaya girişmeye popişim yemedi . Biraz yürüdüm Suadiye sahilde. Ve çalış köle modu.. Öğle arası verdim coşkuyu. Tutturdum bir seri . Fena değildi akışım . Yüklenmeden , zora gelmeden ,sakin.

Sahil yürüyüşünde tanıdık yüzler . Teşvikiye’de 7.5 yıl çalıştığım eski şirketimdeki tipler. Yirmi senelik iş hayatım rüzgar gibi geçti . Sigortacılık, Reasürans, İnsan kaynakları , Muhasebe, Bilgi işlem , Profesyonel aşçılık, tekrar bilişim Biraz Uranüs-vari bir iniş çıkışlıdır kendisi . Para kazanma evimde Uranüs var, sağolsun 🙂 Detaya girmiyorum yazımız uzun dönemeçli :p

2014′ te danışmanlık yapıyorum . Potansiyel var , para gelecek yani iyi yoldayım . Ama bir şeyler eksik . Hissiyatım bu benim yolum değil. Babam suç kanıtı bile olmayan siyasi davadan içeride o günlerde. Kafam atmış. Ülkesini de memleketini de … Velhasıl aklıma bir fikir geldi . Çok da yetenekliyim elim lezzetli . Aşçılık kursu o zamanlar moda . Gittim MSA’ya babam hale içeride . Bitirdim diploma alırken bir broşür . Parma-İtalya ileri seviye aşçılık. Eyvallah gideriz ama baba hala mapushanede. Anam güçlüdür o da yengeç. Bıraktım her şeyi İtalya. Okul&Staj da bitti . Neyse peder çıktı ben rahatladım. Beni kimse tutamaz.

Uruguay’ a göçeyim dedim sayın sagha. Evraklar doldur . Ayarlamaları çek Uruguay . Hayatımda gittiğim en güzel insanları olan ülke . Bir gün Tango pistlerinin tozunu atıyorum hayatımın aşkını buldum . Çok feci sevdim ismi Carolina…Dünyanın en güzel kadını. Yaşandı bitti. Ne yazık ki ayrıldık. Depresyona girmek üzereyken göçmenlik falan dinlemem tabi ..Gidiyorum ben dedim , Peru beni çağırdı. Şaman ilaçlarına sormalıydım kalp acısı nasıl geçer ve artı kariyer işinde ne yapacağım ? Yolum nedir bir el atın

Bunlardan biri , San Pedro – Büyük-baba 🙂 Masculin maddesinden bir kaktüs . Şaman ilaçlar serttir sarsar sallar ve ne tür parazit, depresyon , yol kaybetmişlik varsa döver ve sonra sımsıkı kucaklar . Tüm maskeler düşer ve kral çıplak …

Yapılışı ise ,kaktüsün dış yüzeyindeki yeşil kısım alınır . Mum yakar , suyla kazana atar ve dualar eşliğinde pişirirsiniz 12 saat . Sonra buharlaşır ve midenin çok da kabul aşk yaşayamayacağı bir sıvı haline gelir .

Aldık yedi kafadar gezgin , Peru dağlarında sabah 6 . İlk kullanışım ve tedirginim . Ama kalbimdeki aşk acısı ve ne yola sapacağım şu hayatta merakı ile girdik bir yola. Boş mideye bir tiksinti ile indi. İlk dalgada kusmadan geçersen ne ala diye duymuştum .Ben değil ama bir kısım kustu .Kusmak etkiyi çok da azaltmıyor . Etkisi 14-16 saat . Çok enerji verdiğinden devamlı olarak dağ tepe gezilmeli . Öğleden sonraya kadar yemek yasak . Herkes ayrı dünyalarda. Terk edilmiş bir eve geldik kafalar duman:)

Süreç söyledir . İlaca soru sorarsın zihninden . Ben, bu hayatta neden 9-17 çalışmalıyım ? Nedir benim yolum ? Bu acı yaşamakla biter mi ? Neden insanların bazıları çok acı yaşar bazıları çok tatlı ? Canım çok yanmış yolumu kaybetmiştim . Sizde de olmuştur ya tıkanırsın , susarsın , ağlarsın … Susuzken deniz suyu içip daha beter susamak gibi.

Sonrası tasvir etmem çok güç ama deneyeyim . Yüksek dağlardayız . Taşların arasından suyu çok soğuk bir dere akıyor .Kuş cıvıltıları , ağaçlar arasındayız ve ilaç etkisi ile normalden hızlı olarak yaprakların büyümesini görüyorsun … Su damlaları normalden yavaş düşüyor . Ama sanki dünyadaki en önemli şeyler bu olaylar . Ne iş , ne aşk ,ne acı. Saf farkındalık-saf doğa-saf sadelik. Midemde gurultular , susamışım ve şaşkınım. Kaktüsün sesini duyuyorum. çevreden . ”Bak su var tepeden akan YETERİNCE iç susuzluğunu gider, kayısı ağacı var ya YETERİNCE ye beslen” Doğadaki her şey yeterince cömert . Senin yolunu zorlaştıran sade sensin . Mükemmel iş ?! nedir ? ya da kutsal aşk nedir? Arama. Cevaplar senin içinde zaten

O günden sonra sadece yeterince yemeye , yeterince çalışmaya ve yeterince sevmeye (Delice bir illüzyon aşkı değilde)karar verdim . Özellikle kendimi çok ama çok sevmeye ve kırılgan kalbimi yatıştırmaya.

Önce kendi kalbimi hafifçe sonra sizinkini şefkat ile okşuyorum

Umut

———————————————————————————-

Dipnot : Konudan bağımsız bir astoloji sitesi ücretsiz video ile okuma yapıyorlar .

Numeroloji ve geneli öneririm 🙂

https://linktr.ee/astraltruth

(Uzun yıllar araştırdığım seyleri 10 dk da soyledi vijdansızlar 🙂

Umut – Gün 15 – Ölüm ve Ego LTD.

Selam herkese 🙂

Evime dönmenin dayanılmaz hafifliği… Sabah ilk olarak canım sahilimde yürüyüş ,meditasyon , dil temizliği (uzun süredir rutine oturtamadığım :), ve bugünkü doğaçlama oluşturduğum yogam akışım. Biraz rape bolca dua . Bugün her zamankinden daha mutluyum, şükran doluyum. Umarım başlık konusu modunuzu düşürmez . Güzel şeyler paylaşacağım başlığa inat …

Felek’in 2 gün önce paylaştığı ölüm temalı yazıyı hissederek okudum . Kelimelerim elverdiğince bir şeyler yazmak isterim . Son yazısında bu konuyu paylaşması konusunda biraz ikileme düşmüş. Kendi adıma ben çok mutlu oldum . İyi ki paylaşmışsın. Pozitif ya da negatif, korkutucu yada rahatlatıcı konuşulan ve paylaşılan her konu ortak farkındalığımızın ışığında okunuyor , düşünülüyor ve bazen yorumla destekleniyor . Sangha olmanın gereklerinden en büyüğü değil mi bu ?

Bende korku ile bakardım ölüme. Hala da bazen tereddüt ederim acabalar ile . Annem , babam , sevdiklerim ve hayatıma iyi kötü girmiş çıkmış her kez için gecinden ve kolayından olsun . Çok okudum kitaplarda. Haliyle gizemli bir konu duramadım. Biz ölünce yeniden doğuş, aslında enerji ölmez olaylarına girmeyeceğim ki inanırım ama ..

Şu soruyu soruyorum korkular ağır basar da yürek sıkışırsa . ” Acaba her gün öleceğiz , kaybedeceğiz , boşanacağız , evdeki hayvan dostumuzu yitireceğiz diye düşünüp gün be gün ölmek mi daha acı verici , yoksa ölünen gün o acıyla direk karşılaşmak mı ?

Şöyle de bir ikilem var gözlemlediğim . Tüm insanlıkta ölüm korkusu vardır . Her güne gereken önemi verip , kaybedeceğimizden korktuğumuz insana, nesneye , objeye daha sıkı sarılsak ve seni seviyorum desek ölümü dahil her korkumuzu KORKUTAMAZ mıyız? Her günü yarına sağ çıkmayacak gibi yaşasak . Hayatı köküne kadar yaşamadıktan sonra ölümden neden korkalım ?

90 sene yaşasak ölüp arkaya baktığımızda WOWW!! Hakkını verdim demek mi rahatlatır yoksa ben zaten her gün ”öldüm – öleceğim” diyerek hayatı es geçtim mi ?

Aslında korkumuzun bir kısmı hayatı yaşayamadan, paylaşamadan ölmek olmasın . Ya da en söylemeye korktuğumuz insana (bende peder beyler:) , en soğuk olduğumuza ama içimizden kaybetmekten korktuğumuza versek o şansı . Dibine kadar sürsek arabayı son viteste ?

Bazı öğretiler , benim özellikle araştırdığım Budizm , egomuzun yarattığı hayattaki tüm korkuların ölüm korkusundan geldiğini anlatır. Ölüme hazırlık bir seremonidir tüm hayatları boyunda budistler buna plan yapar ve ya ölenlere rahat ölmeleri için destek olurlar . Ölüme hazırlık aşamaları vardır .

Hem fiziksel yokoluş hem ego ölümü terazide tam dengede değil midir ? Mesela kendi adıma düşünüyorum içimden buraya da yazıyım . Neden korkarım ? 50 kişi önünde konuşup kendimi şapşal gibi hissetmekten. Sonra 20-30 lu yaşlarımda en kuvvetli olarak hissettiğim ,karşımdakine ilanı aşk ederken ki korku , yazılarımın bazılarının daha az beğenilmesi gibi bir saçma korku da dahildir ? Yada aramızda büyük mesafe olan birine sana değer veriyorum demek . Bunların hepsi değerli egomun bana anlattığı öyküler . Özünde ölüm de bunların çıban başı . Egomun ölüm korkusu..

Egoma huzurunuzda sarılıyorum . Farkındayım ve seni anlıyorum ama bu hayatta dümen bende sende arada anca bir kaç tur binebilirsin . Kaç gün yaşayacağım belli değil bırak yakamı oyun bozan 🙂

Konudan bağımsız da olmak üzere aşağıya birkaç link bırakıyorum . Özellikle ölüm konusunda olan kitap yazı ile ilgili . Belki ilgilenenleriniz olur .

Çok sevildiniz ve çok öpüldünüz

Görüşürüz sangham


**”Tibet’in yaşam ve ölüm kitabı ” Sogyal Rinpoche

**Bu bügünlerde devam eden self-care summit . Değişik tipler var bazıları hoşuma gitti.

2-3 gün daha devam..

Self-Care Summit – May 10-16 2022 Free and Online (selfcaresummit.life)

**Tarot . Aşığım bu ablaya ilgilenenler için . O kadar pozitif o kadar içten .. Öncelikle yükselen burç ile gelecek yorumları dinlenir dipnot 🙂

https://www.youtube.com/channel/UC-FlpQKjI8EWEJ58hoGZUsA

**İspanyolca dinleyen olursa Pablo adamım bu da batı astolojisi çok sempatik çocuk

https://www.youtube.com/c/PabloFloresLaymuns

UmUt – GüN 14 – Y@r@-tı-cı-lıK – 03:47

Selam canlar ,

Normal 0 false false false EN-US X-NONE X-NONE

 

/* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:”Table Normal”; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-parent:””; mso-padding-alt:0in 5.4pt 0in 5.4pt; mso-para-margin-top:0in; mso-para-margin-right:0in; mso-para-margin-bottom:8.0pt; mso-para-margin-left:0in; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:”Calibri”,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:”Times New Roman”; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;}

03:47 … Dolunay ve tutulma temalı bilindik bir uyanma . Umut için uyanma
literatüründe genelde sert gökyüzü hareketlerinin semptomlarını barındırıyor.
Gecenin köründe ayaklanma , enerji patlaması , durdurulamaz yaratıcı bir zihin
🙂 Doğum haritası : Ay 1. ev Akrep tutulma Akrep olallaa !!

İlk düşünceler saat kaç , aydınlanmış mı gün , dolunay bugün müydü yarın
mıydı ?. Saatler telefonda dörde 13 dk . Eyvallah !

Bir iki dön ama imkansız. Zihin aktive edilmiş bir savaş makinesi . Kalkıp
yogaya mı dursam, 28 gün bloğu’na mı yazsam . Bir şekilde bu enerji atılmalı .
Kelimeler mi daha kendimi ifade ettirir hareketler mi . Bir panzehir olması
gerekiyor. Ya da gereklilik isteği gerekmiyor olabilir mi şu anıma ?

Evet yoga da yapmadım . Bloga da yazmadım kalktığımda . Sadece yaratıcılığıma
izin verdim . Merkür Retro bulunmaz nimet . Bir şeyleri planla , yaratıcılık
için en iyisinden kendi burcunda hemde.

O kalkış dakikasından üç saat sonra yürüdüm . Sokak köpekleriyle dans ettim
sahilde . Yuvarlanarak oynadık . Üst baş rezil pati izleri . Neyse kirli kirli
sırt çantamdaki yerini aldı. Annem görmesin 🙂

Ardından bol göz yaşı çeşnili meditasyon ve hafif bulutlu bir yoga pratikten
sonra tuz banyosu ve 0 Km güne başlangıç . Yolun yarısına gelmişiz 14… Kaza
bela yok 28 gün tam gaz devam.

Saat 12:52 öğlen Havas’a bindim Bodrum havalimanın’dan İstanbul’a
çufçuf-luyorum .

Ne diyorduk ”YaRaTıCıLık” . Yatakta dönerken ,başka bir
gün paylaşmak istediğim en büyük gölgemle yaratıcılığı
bağlayacağım bir yazı planladım . Havas otobüsünün 22 no’lu koltuğundan ,
delimisin neden uyumadın da bu yazıyı mı düşündün ? sesleri duyulabiliyor.

Tanıştırayım en büyük gölgem … Alkol .. Bu insanlar da,
28 gün yoga bloğundaki yogi arkidişlerim. Alkol ile aile köklerimden gelen bir
bağım var . Anne , teyze , dede say say bitmez . Akşamcı belki ama alkolik
değilim Ama uzatmalı bir sevgililik durumumuz var.

Aşkımız ben lisedeyken başladı . Üniversite , iş hayatı derken 40’ıma kadar
devam etti. 40 yaşımda canım aşkım alkol ile 1 sene ayrı yaşama kararı aldım .
Satürn için bağışlanmış adak denebilir anlaşmaya :p Defne hocanın kahve ile
aldığı benzer bir karardan esinlendim .

Mitahara ile birlikte flört edip sağlıklı yaşamla
da kırıştırırken ne olup bittiğini anlamadan 1 sene geçti . Başarmıştım .
Alkolsüz ve Ayurvedik-vari bir yaşam.

O bir senelik süre zarfında okuduğum birkaç Numeroloji & Vedik bilgiler
veren kitaplarda ve internet sayfalarında doğduğum güne göre sayılarımın
1-2-8-9-0 olduğunu öğrendim . Anlamlarına girmeyeceğim ama alkol yaratıcılık ve
ben hakkında vurucu 2 şey kaldı aklımda . …

İlki doğum tarihi ile sayılar ilişkili olan. Der ki ”Canım dostum sen
bağımlığı yüksek olan bir adamsın” ve nedeni ise bu sıkıntıdan
çıldıran yaratıcılığını hayata yeterince yansıtama
man” . Bam !!
Verilen komut : Hayat amacını bul hayat boyunca evlilik bağıyla mutsuz bir
hayat paylaştığın alkolü boşa . Peki hayat amacım ne . Hmmm. Araştırdım.
LOADİNG …

İkincisi de sen bundan önceki yaşam döngülerinde bir büyücü yada şifacı
olarak yaşamış olabilirsin. Bu yanından çekiniyorsun çünkü muhtemelen direğe
bağlanıp yakıldın ya da bir zindanda zincirlenip çürümeye bırakıldın. Ellerin
bunun için sihirli bir güce sahip. Hayda . Düşün bakalım ? Tüm arkadaşlarıma
bilinçsiz olarak amatör yaptığım masajlar ile ilişkili mi bu ya da okult
şeylere bitmeyen merakın 🙂

Bunları okudum sevgili sanga. Bir şifa çemberinde Ayahuasca’lı kafa ile bunu
teyit ettim . Bu Şaman ilacının etkisi çok kuvvetlidir (Başka bir gün paylaşırım
buralara sığmaz heybeti) . 52. bedenimde olduğum tarzı bir şeyler anlattı . .
Bu hayat amacımın insanlara yardım etmek ve şifa yapmak olduğunu kalbimle de
hissettim.

Alkol ile evliliğime gelecek olursak . Boşanma evrakları tastamam son aşkım
<”kılıcıt@raY’‘< ile evleneceğim. Şu günlerde son kadehlerimi atıyorum .
Alkol hala bana hasta ama bendeniz cennet kuşu ayrı heyecanlar peşinde. Yoga,
dans , astroloji, şifa , ney, ..

Yaratıcılıktan nerelere geldik . Havas’ta başlayan ve havalimanında son bulan
yazımı noktalamak istiyorum .

İnşallah uçuşumu Merkür Retrosu vurmaz . Rötar vs. yok görünüyor ama dua
edin :p .

Sağlıcakla sangha-mu görüşürüz

Umut

Umut – Gün 13 – Spontane :)

Selamlar gençlik !! Umarım iyiyiz ?

Herkesin de yazılarında bahsettiği gibi grup buluşmalarımızı hocalarımızla kucaklaşıp yaptık . Eksik kalmayım ve kısaca bende değineyim.

Sert ve enerjik bir ders olacağını hissetmiştim. Defne hocam bir silkeler demiştim 🙂 Kemerleri bağlayıp Zoom’u açtım . Öngörülerimin üzerinde bir çalışma oldu . Vaişaka biraz sarstı açıkçası . Gel vrittiler git vrittiler . Nefes al nefes ver bırak . Aslında ham da değildim ama Uranüs-Saturn etkisinde bir ders diyebilirim. Kendi başına yoga da enerji başka , birlikte yaptığımız hocalarımla olan tabiatıyla daha başka .

Ne kadar ateş o kadar meyve toplamaca … Çok şükür harladık ateşi, tüy gibiyim. Yumruk atana sevgi ile sarılınacak düğmesine bastım .

Affınıza sığınarak bugünkü lakırdılarım 🙂

Hayatım boyunca seyahat ettim . Bir şeyleri öğrenmek, bir şeylerle kucaklaşmak ve ya olanlardan kaçmak için . Sanırım yaşamımın beş senesinde farklı kıtalar’da ve muhtelif ülkelerde kendimi arayarak geçirdim . Canım Venüs , aşkım Venüs uzak seyahatler evimde . Önceden gevezelik etmişimdir sanırım .

Hesaplanmış risklerde kendimi tek geçerim . Kimsenin girişemeyeceği işlere girişmişliğim vardır. Projeler , organizasyonlar vb. Fakat iş spontane karar ve eylemlere gelince zort-larım . Ama bilirim ki , en iyi ve en geliştirici olanlar da bu anlık iç sesimi takibim ile gelenler .Başlığa uygun iki anımı bırakayım buraya .

Geçen sene sonu Arjantin’e giderken bastım parayı kiraladım evi Airbnb’den. İyiydi garanti idi . Bir sıkıntı olsa cırlayabilirdin. Fakat içimden Peru’daki ev için ”bu kadar ödeme” sesi geldi. Facebook’da herkese açık bir sosyal grup’dan bir ilan buldum . Yazdım İngilizce-İspanyolca anlaştık ev sahibesi ile . Fakat içimde bir ses kaldı hafifçe fısıldayan . ”Oğlum emin misin” . Neyse sen sus kardeş dedim sese . Sonuçta evrene güvenip , çok mutlu bir beş hafta geçirdim . Bir sürü deneyim ,bir sürü yeni yol.

Diğeri ise bir Kambo seremonisi . Bir çok değişik Şaman ilacını denemiştim ama bunun yorumları google dan arattığımda bayağı korkutucuydu ama niyet ettim .Bir zehirli Amazon kurbağa’cığını ısıtıyorlar ve zehirini alıyorlar . Derini yakıp ilacı sürüyorlar .Kurbağa’cığı öldürmediklerinden emin olmasam bu işe girişmezdim. Neyse düşün taşın kim servis edecekti ilacı . Parasını geçtim . Bu bir ruh paylaşımı. İlaç ömür boyunca eylemlerine ve vücuduna etki edecek . Ufak bir riziko 🙂

İki seçenek var . İlk paylaştığım kendimce spontane başarıdan sonra gene Facebook’dan yürüyeyim dedim . Bulduklarım bir gençten İsrailli eleman, aynı yaşta bir de Kırgız hatun . İkisi de Pisaq-Cusco da yaşıyorlar . Kalbim iki seans yap dedi ilki anaç olabilecek enerjisi yüzünden kadın şifacı diğeri de Ortadoğu’dan rastalı müzisyen kardeş. Seansları yaptık . İkisinin de ilaçları farklı ikisinin de enerjileri taban tabana değişikti. Eski planlı halim olsa bir şifa merkezine gider 2 günlük bir buluşma ayarlayıp garanti bir Şamanla yürürdüm.

İkinci seremoni başında çocuk sordu ”diğer seremoniyi yaptığın Kırgız şifacı ile niye devam etmedin ” (İkisi birbirini tanıyorlarmış) Cevabım açıktı . ”Kalbim ilki anaç enerji diğeri eril enerji istedi” Bende evrene yok olmaz diyemedim . Çok da düşünmedim , planlamadım . Geldi kabul ve marş …

O günden bu güne daha spontane seçimler arayışındayım . Bir ses ,bir yönlendirme beklentisi… Anda dedektiflik, anda olma ve ilahi bir sesler duyma dualarıyla . Bilinmez bir yol şaşırtıcı biçimde öne açıldığında da bir çılgınlık hissi de beni kamçılamıyor değil hani:p

Hepimiz adına , kalbimizi dinleyip anlık kararlar alıp büyü-yebileceğimiz karşılaşmalar diliyorum .

13.cumadan sevgilerimle 🙂

!!bendiciónes a todo mi familia !!

Umut

Umut – Gün 12 – LetGo!!

Halo !!!

Elimde olmayan bir gecikme ile bu satırları yazabiliyorum . Nedeni beklemediğim bir anda Instagram’da Shandor hocanın canlı yayınına rastlamam Öğle arasından az önceydi. Ağzım açık gözlerimi kırpmadan izledim . Müşteriyi ,toplantıyı, işi gücü salladım ve katılayım dedim . Bu konuya son paragrafta döneceğim . Şimdi günün mevzusuna dönüyorum .

Sabah yürüşünde ben. Gene düşünceler şelale . Dün iş arkadaşım kurtarıcım olan bir ağabeyim Letgo ikinci el satış sitesinden bir kulaklık almış .Yeni satın aldığı aparatını test amaçlı bir görüşme yaptık . Sitenin adını düşündüm kim verdiyse bence tam oturmuş. Kullanmadıklarınızdan kurtulun karşılığında para kazanın . Hem maddi hem manevi olarak ne tutuyorsak zamanı geldiğinde bırakmak mantıklı değil mi ? Hemde para kazanarak..

Okuduğum bir kitaptan şöyle bir hikaye hatırlattı bana. İki rahip birlikte seyahat ediyorlar . Nehri geçmeye çalışan bir kadın görüyorlar . Rahiplerden biri düşünmeden kucaklayıp karşı kıyıya götürüyor . Uzun olan yürüyüşün sonuna doğru bakıyor arkadaşı bir şeyden rahatsız . Ne oldu diye soruyor. Arkadaşı rahip ”sen o kadını kucaklayıp karşıya geçirdin” diyor . Cevap olarak da aldığı yanıt ”ben o kadını orada taşıdım bıraktım . Sen hala taşımaya devam ediyorsun…

Bağlantılı olduğundan kısa bir süre önceki güne götüreceğim sizi . Babam , ben kardeşim elde şaraplar hararetli bir konuşmaktayız . Aile mevzuları. Efendim konu kısaca şu . Bizim 95 yaşlarında bir yaşlı akrabamız vardı .Annemin genetik değil ama kanuni annesi. Teyzeme ölmeden önce para ve bir ev vermiş. Kanuni olarak tartışılır şekilde. 15 sene önce olan bir olay … Babam bir hararetle konuya girdi. ”O apartmandaki ev Kartalın en iyi yerinde şimdi elimizde olsa 16 kat olurdu . Her katta 4 daire X 5 milyardan…” falan filan. Ölen ölmüş , giden gitmiş verilen verilmiş . Bu omuzlardaki yük neden artık yere koyun rahatlayın.

Bir letgo satışı ilanı verilse iyi olurdu. Acilen satılık. Kelepir . Hunharca kullanılmış bir aile yarası . Kargo benden dostum 🙂 Ailemin tüm yaraları, toplumun dünyanın tüm yaraları ertesi güne teslim hızlı kargo :p

Dümeni çeviriyorum. Sabah yogası müthişti sevgili sangha . Sanki hangi hareket yapılacak ? Seride kaç nefes olacak ? Sanki kendi bilgelikleri vardı. Vaişakha 30 nefes , kurmastana 20 kumbakalı diye mevzu pazarlık yoktu. Pürüzsüz ve akışkan. Hele o vaişakadaki ateş topu 🙂 Murat124 ten Ferrariye atlamışım konforu vardı. Vücudum beni dinledi ben onu.. Yargısızdık . Yeni sevgililer gibiydik . Sonra bir olduk ..

Ve Shandor hocam . Canım benim . 7-8 saat videosunu izlemişliğim kitabını 8-10 kere okumuşluğum var . Konuşurken bilgi , iletişim, ilham akıyor. Shadow’da sayfasında canlı yayınların bazı kısımlarına aşinayım ama daha çok yolum var . Allah’dan umutluyum ve azimliyim 🙂

Her meditasyonda bitirirken tüm hocalarınıza teşekkür ederken Defne hocayla ve onunla konuşurum . Onlara saygı, sevgimi ve tesekkurlerimi yollarım .Belki duyuluyor belki hissediyordur . Ömürleri uzun ve sağlıklı olsun. İlk buluşma (Shandor hoca ile) ve tekrar karşılıklı dersler (Defne hoca) ile .:) Niyet olarak bırakayım buraya .

Mesafeler sadece zihnin koyduğu kurallar ve tabular değil mi derinden hissedersek ? Aslında her birimiz ayrı kıtalarda bile olsak da kalp kalbeyiz ve bağlantıdayız .

Sevgilerimle

Umut

Sabah yürüyüşü yoga ve meditasyon üçlüsünde

Umut – Gün 11- AYLLU MASIKUNAPAQ !

Merhaba aile ,

Günlük tutturduğum ritmi devam ettirdim bugün de. Yogayı son yaptığımız dersteki seriyi neredeyse tamamına sadık kalarak bant’dan izlemeden yaptım . Hiç bir yoga serisi bir diğerini tutmuyor normal olarak . Her şeyi atlamadan aynı tekrarlarla yapsam da dünkü ben ben değilim . Nedeni bu olsa gerek . Bugün mayurasanama unuttuğum hamsa’yı da ekledim . Hamsa-mayura-asana yanlış yazdıysam affola . Soğuma ve Jade lady öncesine kaki’yi de yerleştirdim yerdeki seride . Tastamam kendine has bir yarım saat patlattım felekten.

Son iki günde yazmadığım iki olayı da aktarıyım kısaca. Farkettiğim bazı şeyler verdi Basit ama büyük bir adım kendi adıma 🙂

İlki sabah yürürken Küçükbük sahilimizin sakinleri ile karşılaşırız . Bazısı samimi bir gülümseme ile geçerler ve insanın içine işler verdikleri enerji . Bazısı utangaçtır aynı parkurda ikinci karşılaşmamızda kafalarını kaldırır görevlerini yerine getirirler . Bazıları ise engelleyici enerjilerinden kurtulamaz ve tepkisiz kalabilir iletişime geçmek istemezler. Onları anlıyorum . Herkesin savaşması gereken ayrı sorunlar ve çıkmazlar olabilir. Hepimizde de olabilecek tıkanıklık durumları .

Güney Amerika’da yaşadığım ülkelerin tersine ülkemde duyguları ifade etmek güzellikleri paylaşmak ve aşkı yaşamakta travmalarımız var kanımca . Günlük hayatta , metrobüste devlet dairelerinde görülebilir. Uzunca sarılmak bile biraz sorunsaldır , duygularımızı sıkıştırırız , paketleriz turşusunu kurarız 🙂

Bireysel olarak ise Saturn neredeyse ve ya hangi gezegenle sert açı aldığıysa doğum haritamızda bunu genelde hissedebiliriz. Hayatın hangi alanlarında test edileceğiz ve zorlanacağız. Benimki 11. ev ilişkiler , topluluklar , beklenmeyen kazançlar vb. ni ifade eden bir alan. Allahdan Jupiter abimiz aynı evde , yere düşen bardak , vazo kalıntılarını koltuk altına süpürmeye çalışıyor kendince. Örneğin beşten fazla kalabalığa konuşmakta utangacım . Fakat tezat bu ya tüm 15 kişiden fazla organizasyonların tamamını bana yaptırırlar . Ev 11 de hem ev sahibi hissederim hem kiracı 🙂

Kadına dönecek olursak ben fazlasıyla empati kurarım genelde. Bana karşı olan bir şey değildir derim. Hatta 2 gun onceki bu yanyana geçişte aslında onun gölgesinin sadece kendi üzerinden değil de yanından geçen her insanın üzerinde karanlık yarattığını hissederim . Dert onun değil hepimizindir , kolektiftir . Nasıl düzelir ? Şefkat , bir ölçek gülümseme bir günaydın . Her birimizin enerji alanı bilmesek de diğerimizi etkiliyor hemde metrelerce öteden . Bunu bir hediye ya da lanet olarak görmek kendi bakış açımızla ilgilidir değil mi sevgili aile?

Diğer olay bir köpek . Genelde ortalama on civarı sokakta yaşayan can bana uğrar sevdirir kendini . ”Ooo Umut beylerde gelmişler hoş gelmişler” Biraz sevgi biraz kucaklaşma ve ayrılırız. Köpek beslemiyorum ama onlar benim köpeğimdir hissi hep vardır bende ayırmam hiçbirini. Fakat yokuşu tırmanınca bir beyaza rastladım . Çok kirliydi , zor bir karma içindeydi muhtemelen. Çok zor yürüyordu . Ben zaten yürüyen duygu seli 🙂 Ota boka içlenir tip . O an bir şeyler aktı .Bir düşünce . O yürüyen ruh da beni korkutan bir şeyler vardı. Kendi gölgem. İçimdeki bir acı bana ait mi değilmi bilmiyorum ama ta orada önümdeydi. O gün yüzleşemedim . Fiziksel olarak sevemedim sevgili sanga. Sadece dua ettim . Aldım acısını nefesimde aldım ta derine ve sevgimi nefesimde verdim . Umarım bir sonraki perdede açılırsa onda kalmaya daha derin ne gölgemiz varmış kendisiyle konuşup anlamaya çalışacağımdır.

Bu iki olayı neden iki gündür yazmadım onu başlığa iliştirdiğim Quechua dilindeki cümle ile bağlamaya niyetlendim düşününce . Belki 11 gün için bize bir şey ifade eder .

Ayllu masikunapaqwe are all family

Hepinizin gönlünüzü kendimki ile kucaklıyorum .

Çok güzellikler ve çok aşk

Umut

Umut – Gün – 10 – Olanı sevmek :)

Merhaba canlar ,

Güzel bir rutine oturttuk dimi . Doğa’nın sağdan say komutuna 3 diye yanıt vererek başlamak isterim … Babam emekli bir general komut almada ve disiplinde iyiyimdir :p

Olağan gözleri açış , uyanma seremoni açılış duası . Güne uyanabildiğim için şükürler, yürüyüş , meditasyon ve sabah yogası , bilgisayarı aç SAP programını aç mailleri kontrol et.. Öğle arası …Ufak bir Rape seremonisi ve 20-25 kişi için (aralarında sizlerden bazıları da var) gün ortası duaları . Nefes al nefes ver… Kumbaka ve Udiyana 🙂

Harıl harıl çalışırken odamdaki kütüphanede bir kitap gözüme çarptı .Byron Katie den olanı sevmek . Başlığımı oradan aldığımı itiraf etmeliyim 🙂 Kitap ismi basit ama anlam olarak ve içerik olarak derin…

Şöyle bir 41 seneyi gözümün önünde canlandırdığımda çok da dinle ilgili olmayan bir karakterdim. Lakin her şeyi araştırıp inanç ve yaşam felsefesi olarak kafama yatanı bohçama atarım . Son 2-3 senedir yoga , astroloji ,şifa, şaman seremonileri derken birden kendimi o hoppa avare çocuktan , sonsuz şekilde şefkat ,inanç ve bir o kadar da herkesin inancına saygı duyan biri olarak dönüşüm geçirmiş buldum . Olana şükür…

Yazılarımızı okurken ve hayatın içinde insanları incelerken ,aslında benim sorunum denen şeylerin bizim sorunlarımız olduğunu ta kalbimin derinliklerinde bir kez daha hissediyorum. Bireysel savaşlarımızı verirken savaş alanlarımızda bazen bizi unutup canımızı kurtarma derdine düştüğümüz olur elbet . Ama biraz daha derin kazdığımızda hayatın katmanlarını… Bu bir illüzyon . Hayatta her şeyin bir sanrı olması gibi 🙂

Bir dua bırakıyorum bu gün de böyle olsun . Bugün az yazayım diye oturdum ama gene dökülmüş cümleler 🙂 Oysaki sadece olan-a aşığım deyip çıkacaktım

Her kötü ve zor görünen anın hepimiz için ışık getirmesini diliyorum .

Sevgilerimle ahali-cim .

Lord, make me an instrument of your peace,
Where there is hatred, let me sow love;
where there is injury, pardon;
where there is doubt, faith;
where there is despair, hope;
where there is darkness, light;
where there is sadness, joy;

O Divine Master, grant that I may not so much seek to be consoled as to console;
to be understood as to understand;
to be loved as to love.

For it is in giving that we receive;
it is in pardoning that we are pardoned;
and it is in dying that we are born to eternal life.

Peace Prayer of St. Francis of Assisi

Sacred Valley – Incaların diyarı. İkinci memleketim 🙂

Umut – Gün 9 – Tonglen .

Günaydın canım Sangham,

Bir rekat sabah yürüyüşü ve 2 rekat meditasyon , bando takımı ve yogadayım .

Suçi ye oturuyorum . Oradan bir ses . Oysaki odada yanlızım sanıyordum . Defne hoca ”Umut ! topuklarını birleştir” Hayda tamam . Az uğraş birleştirdim neyse oh …

Eğil kalk Uttanasana çalkalamalar ve ayaklar , baş , eller geç , ritim falan . Tam gaza geldim kendimce başka bir ses daha Fatma hocam oda-mekan değişiyor . İlk dersleri aldığımız devasa salona gidiyorum . Bana sabır ile başka bir şeyler anlatıyor . Onu da cebe attım .

Beste hoca ve Ayça da katılıyorlar hiza ile ilgili birkaç durumu hatırlatıyorlar bana . Onları da tamam hallettik. Vani , Yoga asana , İstiklal marşı ve saygı duruşu . Dualar , yakarmalar ve enerji topu , Mudralar , soğumalar kapanış .

Genelde düşüncelerle dost olmaya çalışıyorum bu günlerde . Tersi durumda zaten ters tepiyorlar denyolar.. Okyanus yüzeyine kılıç sallayıp şeklini değiştirmeye çalışmak kadar sonu aşikar . Meditasyonda da ve yogada da bu hissiyatı yerleştirmeye çalışıyorum . Bugün yoga çalışmamda biraz hocalarımın seslerini duysam da başımın üzerine . Biliyorum ki onlar da benim iyiliğim için sağımı solumu hizaya sokmak farkındalık vermek için silkeliyorlar. Normalde hafızam berbattır ama işime gelen şeyleri iyi hatırlarım . Özellikle bana bir şeyler öğreten kim ise kelimelerini unutmam zordur .

Olağan devam eden hayat akışını pek sevmem . Mesela aynı yoga hareket serilerini 40 gün ,aynı saatte ,en ufak bir değişiklik olmadan tekrarlamak, aynı eğlence mekanına haftada 4 gün gitmek , aynı yazarım 4 kitabını arka arkaya okumak . Bu bir bakıma yemek yaparken baharat konusunda inisiyatif almamaya benzer. Sözüm meclisten dışarı profesyonel pastacılığın mantığınız sevmem. Her şeyin gramajı vardır , risk almazsın yaratıcılık sınırlıdır 🙂

Bugün farkına vardım ilk 8 gün hep gevezelik ile yazıma başlamışım. 1-2 satır yoga dualar , niyetler ve perde kapanışı. Eh şu an beni darladı sıradanlık :p Sağdan sağdan geliyorlar 🙂 Bu yazımda yoga ile start alalım dimi sevgili sangha. Arada ufak dokunuşlar aslında hayattaki en güzel renkler ..

Dün öğleden sonra yazılarınızı okudum . Bilgisayar ekranı beni sıktı birden . Zaten iş gereği, kendime ayırdığım araştırma zamanları da dahil 16 saat ekran başındayım bazı günler . Açtım kitabımı 2-3 sayfa okudum. Bir paragraf diğerini kovaladı ritmimi tutturdum . Bastım gaza , sayfayı çevirdim ve Tonglen . Hop bir sallantı yaşadım … Gözlerimdeki yaşları tutamıyordum 10 sayfa okurken 15-20 dk ağladım.Meditasyonda şu anda kalmaya veremediğim dikkati kelimelere verdim .

Neyse odamın kapısı kapalı . Ağlarken görünmek istemem . ”Erkekler ağlamaz ”derler ya bitmeyen katı ataerkil toplumumuzun erkeklik sanrıları .

O-lalaaa !! Tuvalet kağıdı da var hemde yani açılmış ağla ağlayabildiğince . Bu arada ne şanslıyım ya 2 güne Jüpiter 7. evime de transit geçecek Tongleni okuyorum gözlerimde sevinç yaşları.

Aslında Tongleni biliyordum azıcık ama yazarın anlatımı aha bu benim ilacım dedirtti . Uzun uzun ağladıktan sonra birkaç nefes al ver rahatla . Tekrar gözden geçirdim aklımda soru : kendimdeki duygusallık , empati fazlası , enerjiyi nereye yönlendirip insanlara nasıl yardımcı olabilirim. Zaten hali hazırda uzman olmasam amatör ruhla başkalarına ve kendime şifa yapabilirim .İnsanların dertlerini yargılamadan dinlerim .Herkese yardım ederim o cepte zaten .. Maaşımın 10 da birini ihtiyacı olanlara veririm (o da maddi taraf). Ama bir parça eksikti yap-bozda sanırım bunu bulmanın göz yaşları.

Öğreti basit nefes al başkasının acısını içine çek . Nefes ver ona onları iyileştirmek için güzel duygularını gönder ..Tek bir insan değil toplumlara , gruplara , sanghaya nereye istersen . Tabi bundan önce bir şart var bence . Her şeyin başı kendine şefkat kendini anlama kendini iyileştirme sonrasında zaten sürece giriş kapısı ve aksiyonlar …

Bu tamamlanma şeklindeki anlayış ve yüksek ruh ile bir ufak flört dışında bir şey daha farkettim . Hani bazen yoga salonlarında ders başı ders sonu ufak öğretiler olur. Genelde havada kalır. Çünkü anlamaya hazır değilizdir, işteki kavgamızı düşünüyorsundur , hareketi neden yapamadığımızı kendine soruyorsundur, vb . Bilgi tabakta sunulur ama gözümüz pencereden dışarıda yan apartmanın yemek salonundaki rostodadır .

Mat üzerindeki her şey hayattaki’nin bir ufak prototipidir tarzında bir bakış açısı konuşulurdu. Kalbimin en derininde algıladığım konu ,matın üzerinde pozun içinde gevşemek ile hayatın içinde gevşeyebilip probleme ön yargı ve korkusuz bakabilmek aynı !

….O kurmastanada ve ya sarpastanada kendimizin , ve vücudumuzun bilgeliğine izin verince açılan yol ile, iş yerinde kavgada, eşimizle veya sevgilimizle yaşadığımız tıkanma anındaki davranış kalıplarını kırmanın denklemleri aynı olabilir mi ? Bunu biliyordum ama kitapdaki bir paragrafta açıkça gözüme sokuldu. Anahtar kanımca korkusuzca anda kal ,her şeyle yüzleş , savaş alanında matta olduğu gibi gevşe … İçindeki bilgeliğine güven.

Hepinize süper bir gün diliyorum . hayat bize neye inanıyorsak onun için sonuna kadar savaşma gücü , artık tıkandığımız en kritik noktada durup ipleri bırakabilmemiz için de sabır ve bilgelik versin 🙂

Gene öğlen arasından 25 dakika çaldım . Affolaaa 🙂

Sevgilerimle

Umut