Piraye – 3. GÜN – HAYAL KURMAK & ZİHNİ ESNETMEK

IMG_4524.JPG

Sevgili Sangha, geldik #28günyoga’da 3. güne. Bu sabah yataktan kalkmakta zorlandım. Benim için çok tatlı bir anın hayali gözlerimi kapadığımda tüm canlılığıyla oradaydı. Yüzümde tatlı bir tebessüm, gözümü hiç ama hiç açmak istemedim 🙂 Çocukluğumda da her gece -şu an anlatsam size çok anlamsız gelecek- hayaller kurardım. 33’üme geldim ama bu günlük alışkanlık değişmedi. Her gün kısa da olsa zaman ayırdığım aktiviteler… Sadece hayal kurmak değil, hayal dünyamı zenginleştirecek birkaç şiir okumak, resimlere bakmak gibi şeyler. Mesela güzel bir şiir keşfettiğimde çok mutlu olurum. Şiir, insan için ömürlük bir dost gibidir. Okuduğunuz güzel bir şiiri bir daha asla unutmazsınız. Yıllar geçse de artık hep sizinledir; her yaşınızda onda başka bir anlam keşfedersiniz. Bu yüzden okuduğum şiir kitaplarını ara sıra yeniden elime alırım. Her gün tanık olduğum fiziksel gerçeklik dışında daha büyük bir evren olduğunu hatırlamak için samanyolu, vahşi doğa ve hayvanlar alemi, gitmek istediğim ülkelerin fotoğraflarına bakarım. Günümü güzel bitirmek için her akşam duşta yüksek sesle müzikle dans ederim☺️ Bunu yaparken tüm hücrelerimin canlandığını, farkında olmadan kastığım yerleri bıraktığımı hissederim.

Peki, sizin hayal dünyanızı ve zihninizi esnetme yöntemleriniz neler? 🤗
_____________________________________
🎧: Echo & The Bunnymen – Lost And Found

PİRAYE – PEACE ON EARTH BEGINS WITH BIRTH

IMG_4508

#28günyoga’nın ikinci gününden merhaba. Bugün toplumsal ve tatsız bir konuyla ilgili yazacağım. Gündemimiz yine çocuk tecavüzlerinde yoğunlaştı. Burada farkındalık yaratmak, öfkemizi haykırmak en doğal tepki. Mesele keşke bu kadar basit olsa… Kadın, çocuk, hayvan fark etmeksizin tecavüz meselesinin çözümü; kadın bedenine saygı duyabilen, sevme yeteneği gelişmiş, psikolojik sağlığı yerinde erkek çocuklar yetiştirmekte. Kadın bedenine saygı duyabilen çocuğu yetiştirecek anne de kendi bedenini daha layığıyla tanımıyor ve yaşayamıyor ki… İstanbul malesef Türkiye’nin geneli değil. Tam bir kısır döngü. Cinselliğe dair tüm bilgilerini ‘kadın’, ‘çocuk’ ya da ‘hayvan’ı zevk objesi olarak gören pornolardan öğrenen çocuklar. Okullarda okutulan kitapların ne yönde değiştiği hepimizin malumu… Böyle bir eğitim sisteminden ileride nasıl bir jenerasyon çıkacak bilemiyoruz. Çok eğitimli olup kadına fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet uygulayan erkekler de var. Cinselliğin baskılandığı yerlerde ise susturabileceği kız/erkek çocuğa ya da hayvana yönelen adamlar. Kadın bedenine saygısızlık ve çocuğun ilk travması daha doğum anında başlıyor. Hangi birini sayayım, neresinden başlamak gerekir bilmem. Sizleri umutsuzluğa sürüklemek istemem ama gidecek yolumuz çok uzun.

1. Gün – Hayat/Ölüm/Hayat

IMG_4328

“Nrtta is that Sadhana through which the sadhaka (aspirant) rediscovers the rhythmic life currents hidden in the body’s folds and limbs by means of unimposed natural positioning.”

#28günyoga’da ilk günü bu sabah tamamladım. Kursta olduğu gibi aralarda durup, hareketleri geriye sardım ve bol tekrar yaptım. Karana geçişlerinin ve özellikle el mudralarının oturması için. Nrtta (dans)ın gerçekten farklı bir enerjisi var. Ellerin de işin içine girmesiyle hareketler ve geçişler daha ince bir hâl alıyor. Dolayısıyla zihin de… Beden müthiş esnek olabilir; ellerin kasılmadan canlı ve esnek olabilmesi ise ancak esnek ve ince bir zihinle mümkün 🙂

Zihin (manomaya koşa) inceldikçe, bir üst katman yani prana (can, nefes), bir alt katmanla vijnanamaya koşa (wisdom) ile kavuşuyor. İşte burası James Joyce’un epiphany dediği, the glimpse of God, Greater Wisdom. Bu anlar, yoganın doğru uygulandığında içsel bir pratik olmasına giden yol. Diğer türlü, yani sürekli zihin ve ego işin içerisinde olduğunda bedensel, external practice, kişi manomaya koşada takılıyor… (bu arada hocamız kursta ilginç bir bilgi paylaştı; ‘mecnun’ yani deli kelimesi ‘vjnana’dan’ geliyormuş. Aslında bu insanların tek farkı onların vjnana koşada takılmış olmaları, zihinlerini tamamen yitirmiş olmaları)

Ashta Matrikas’ın (8 Palms) farklı hissini uygulamamın sonunda sessiz ve hareketsiz oturduğum 10-15’da fark ediyorum. İçimde taşlar hem yerinden oynuyor, hem de yerli yerine oturuyor gibi. Hayatımda şu an bulunduğum nokta, bu ara gökyüzü olaylarının söyledikleri ve bizim tam bu dönemde Shiva’nın dansını öğrenmemiz…

Çok ilginç, önümüzdeki günlerde bunu daha detaylı yazacağım.
_________________________
🎧: Wild Nothing – Shadow

Piraye – Denge

IMG_4886
Eskiden, çok daha gençken ‘nasıl bir ilişkin olsun istersin?’ diye sorduklarında ‘huzurlu’ sıfatını kullanırdım. Sonra zaman geçti, yaş aldıkça ‘denge’yi keşfettim. Denge, sanıldığının aksine statik değil, bozulabilen de bir şeydi. Sarkaç, huzur ve huzursuzluk arasında gidip gelirken merkezi kaybetmemek, savrulmamaktı denge… Aynen doğada olduğu gibi; başlangıçlar, bitişler, baharın gelmesi, dalların yeşillenmesi, çiçeğin solması, yaprağın dökülmesi, kelebeğin ölmesi, fırtınalar, doğal afetler, dayanıksız olanın güçlüye yenilmesi… Huzur ve huzursuzluk hep iç içeydi ve aslında her huzursuzluk da kendi zamanı geldiğinde bir dengeye gebeydi. Bunun ayırdına varmamla ilişki tanımım da değişti. Doğanın düzeninde olduğu gibi ilişkide de ‘denge’nin esas olduğunu bilmek çok özgürleştirici. Dengeli bir ilişkide huzursuzluk da huzur kadar kabul görür. Eşler, birbirlerine o anda ‘tam da nasıl hissediyorlarsa’ öyle olmalarına izin verirler. Sarkaç huzursuzluk, devinim yönündeyken, eşinde, sevgilinde ‘düzeltilmesi’ gereken bir hâl, huy, davranış olmadığını anlayabilmek.. Bu çok önemli. Eşini değiştirmek, varoluşunun sadece iyi hallerini kabul edip olumsuzluklarını dışlamak, düzeltmeye çalışmak takıntısını bırakabilmek büyük bir adım. Diğer yandan; eşlerin kendilerine ya da ilişkiye zarar veren hâllerini görebilmesi, eğer ilişkinin içinde kalmak istiyorlarsa kendi rızalarıyla değişime talip olmaları… İlişkide ‘denge’ bence bu iki farkındalığın dansı…Fotoğraf olarak birbirine sarılan bu dişi ve erkek kurdu seçtim, çünkü özlerinde çok vahşiler, bu fotoğrafta ise birlikte dingin ve huzurlu görünüyorlar. Ancak yeri gelecek, birlikte ava çıkacaklar ve öldürecekler. Hayat hep toz pembe ve huzurlu değil. Bunu kalbinle anla.

Piraye – Mutlu Pazartesi

IMG_4848.JPGGünaydıın… Yorucu ama güzel, dolu dolu bir hafta sonu geçirdim. Pazar akşamı yatağa yorgun ama mutlu girdim, bugünün Pazartesi olduğunu unutarak uyandım. Kurumsal hayatın izlerinden, o sıkışık çerçeveden artık arınıyorum sanırım☺️ Burada sık sık paylaştığım, en sevdiğim şairlerden E.E Cummings’in şu dizelerini, bir gün o kapıdan geçme cesaretini dileyerek mırıldanmak bana iyi hissettirirdi… Size bu dizelerle iyi haftalar dilemek istedim: ‘Listen. There’s a hell of a good universe next door; let’s go’

Piraye – Guru Purnima

IMG_4696.JPGBu gece özel bir Dolunay var. Hindu ve Budistlerce yılda bir kez kutlanan Guru Purnima, yani Bilge Dolunay. Gurunun anlamı öğretmen ya da üstat, Purnima ise dolunay. Bir başka deyişle Guru Purnima hocaların dolunayı. Geleneğe ve inanışa göre Guru Purnima günü boyunca bize yol gösteren, üzerimizde emeği olan hocalarımıza teşekkür eder, saygımızı sunarız. Ben de bu vesileyle hayatımda önemli yer tutan tüm hocalarıma teşekkür etmek istedim. Öncelikle en büyük öğretmenlerim annem ve babam, ilkokul öğretmenim Ayşe Hocam, adlarını tek tek yazamadığım ortaokul, lise ve üniversite hocalarım, kendimi ve evreni anlama yolunu yürürken yanımda olan tüm yoga hocalarım… İlk başlarda “Bu kadın da amma sert” desem de vazgeçemediğim ve 6 yılda birlikte dönüştüğümüz Defne Hocam @defnesuman, David Hocam, büyük hocalarımız Zhander ve Emma… Köpeğim, kuyruklu öğretmenim, beni dönüştürmeye devam eden Richie… Bana köpeğimle aramızdaki ilişkinin ne kadar güçlü bir kişisel gelişim alanı olduğunu öğreten, bu süreçte yoluma ışık tutan, şaşırtan, sorgulatan Berker Hocam @berkerarslan8 …. Hepiniz iyi ki varsınız, iyi ki yollarımız kesişmiş. Jai Guru Deva Om!

Piraye – Çaba ve Tevekkül

IMG_4559.JPGNe zaman içimde bir şeye karşı aceleci davrandığımı hissetsem aklıma Shadow Yoga kitabımızdaki bu paragraf ve hocam @defnesuman‘ın iki yıl önce bir dersimizin bitiminde bu paragraf üzerine bize yaptığı konuşma gelir. Mavi tükenmez kalemli bölümü o derste işaretlemiştim. O dönemde sağ ayak bileğimde kısmi bağ kopması olmuştu. Daha sonra bunun aslında bedenimin zihnime bir çeşit “artık dur ve biraz kendinle ilgilen” deme şekli olduğunu anladım. Beden bazen bizi kendi hayrımız için böyle sabote ediyor. O ara zihnim bir konu ile ilgili biraz aceleci davranmıştı, bedenime de dikkatsizleşmiştim… Durum benim için önemliydi ve sonuçsuz kalmış, ben ise bir süre bilinmeyenle rahat edememiştim. Bir başka deyişle tevekkül edememiştim. Sanki kendimiz için her zaman her şeyin en iyisini, en doğrusunu bilirmişiz ve yapabilirmişiz gibi… Öncelikle doğru bir yol göstericin/öğretmenin varsa, bu paragrafta bahsettiği gibi doğru yönteme ve araçlara sahipsen, onları sabırla ve doğru bir şekilde kullanma yetini geliştirmişsen, zaman zaman içine düştüğün yanılgıların farkına varabiliyorsan ve yılmadan kendini yine doğru yola sokabiliyorsan geriye tek bir şey kalıyor: sonuçla ilgili tevekkül etmek…. Bizim yapabileceğimiz tek şey her zaman bulunduğumuz noktadan “bir sonraki adım” için çalışmak ve YOLU YÜRÜMEK. Sonucun nasıl ve ne zaman olacağına çok müdahil olamıyoruz; sonuç istediğimiz gibi olmasa da yolu yürürken üzerinde çalıştığımız her şey aslında esas kazanımlarımız belki de… Sevdiğim bir arkadaşımın bir lafı var, bazen içimden mırıldanırım… “Sabır bekleme becerisi değil, beklerken gösterilen davranış biçimidir.”

Piraye – 21. Gün

IMG_3468.JPG
#28günyoga’da üçüncü çeyreğe girdik. Bugün Shadow Yoga’nın birinci prelüdü olan Balakrama’yı yaptım. Balakrama (Stepping Into Strength) Shadow Yoga’ya başladığınız ilk yıllarda kan, ter, gözyaşı içinde yapmaya çalıştığınız bir seri. Zorlugu, bacaklari gunluk hayatta kullanmadigimiz sekilde calistirmasinda ve güçlendirmesinde, yoğun bir koordinasyon talep etmesinde. Zaman içerisinde hareketlerin iç dinamiklerini daha yakından tanıdıkça ilk serilere, başlangıç zihnine ara sira dönmek iyi geliyor. Bugün bu serinin aslında ne kadar sade(ikinci ve ucuncu preludler ve angaharalarda isin icine el koordinasyonu da giriyor) ve ne kadar güçlü olduğunu hissettim. Bir suredir sol trapez kasimin oldugu bolge tutuk bir sekilde uyaniyordum. Bu tutulma gun icerisinde de kendini hissettiriyordu. Bugun Khaki Mudra’da (ayak topuklarinla ellerdeki Kurcha ve Kshipra marma noktalarini uyardigin bir asana) uzun bir sure durdum. Kaldigim sure boyunca boynumdaki ve sol trapez kasimdaki rahatlamayi hissettim. Devam eden Ayurveda egitimimden oturu marma noktalarini detayli inceliyorum. Gunlerdir kendini hatirlatan tutuklugun bir poz icerisinde yavas yavas cozuldugunu hissetmek muazzam. Yogaya dair en sevdiğim şey bu belki de. Bir zor sekilden baska bir zor sekile cahilce girmek yerine hangi pozda bedenin hangi bolumune ne oldugunu anlamak yolculugu… Omurluk bir ogrenme sureci bu. Hayat lineer ilerlemiyor, inciniyoruz, açılıyoruz, kapaniyoruz ve her şey, “şer” sandıklarımız bile bu ömürlük eğitimin bir parçası… (Fotoğraf: Dingin Savaşçı filminden)

Piraye – 19. Gün

IMG_3366“There are two birds, two sweet friends, who dwell on the self-same tree. One eats the fruits of the tree, and the other looks on in silence.” Mundaka Upanishad

#28günyoga yazılarıma ara verdim ama her gün yoga yapmaya devam ediyorum. Son 10 günüm biraz hareketli geçti. Yazı yazmak yaşadıklarının üzerinde düşünmeyi ve bir miktar analiz etmeyi gerektiriyor. Ben -elimden geldiğince- anlara yorum katmaksızın tanık olmak istiyorum. Enerjikliği olduğu kadar yavaşlamayı da, yapabilmeler kadar yapamayışları da, keyifli bir sohbet kadar gerginliği de, sesi, sessizliği ve tüm diğer hâlleri de. Yeni şeyler deneyimliyor ve çok keyif alıyorum, diğer yandan ruhuma yük gelenleri unutuyorum. En sevdiğim yanı da bu. Kalbim her yöne genişliyor ☺️ Zihin… O zaten susmayı bilmez, dizgine gelmez. Otur izle, tam 106 ekran, full HD. İzle de gör aslında sen nesin.

Piraye – 11. Gün

Son iki gündür #28günyoga yazılarımı akşama bırakmak zorunda kaldım, sistemim adeta hacklenmiş gibiydi. Tam birIMG_2849.JPG ‘fullmoon struck’ durumu. Ah şu dolunay ve ay halinin aynı döneme denk gelmesi yok mu… Bir kadına beddua edecekseniz bunu yaşamasını dileyin. Her yaşadığımı gökyüzü olaylarına bağlayanlardan değilim ancak ayın fazlarının üzerimizdeki etkilerini bilmek önemli, hele de kadınsak… Normal bir döngüde reglin yeni aya denk gelmesi gerekiyor. (Kadınlar için ay fazlarının etkilerini öğrenmek için Lucy Pearce’ın Moon Time kitabı güzel bir kaynak) Neyse, bu sabah saat 5’te kalkıp Richie ile uzun bir tur attıktan sonra David’in sabah dersine gittim. Bugün malesef yine izleyiciydim 😔 neyse ki yarın artık katılabileceğim. Bu kursta Budapeşte’deki Individual Practice öncesi tüm asanaların üzerinden detaylı bir şekilde geçiyoruz. David’i dinledikçe yoga stüdyolarında toplu derslere neden artık giremediğimi bir kez daha anlıyorum (bilen bilir, her gün koşa koşa yoga stüdyosuna giden biriydim) stüdyo derslerini kötülemek değil amacım, yogada (ve hayatta pişmek) için teori ve pratiği incelikle öğrenebileceğin, aklına takılanları danışabileceğin birkaç güvenilir hocan ve en nihayetinde kendi kendine kalman, öğrendiklerini sabırla çalışman gerekiyor. Bugün David’in dersinde aldığım notlarda bu söz vardı. “Gerçeği arama, fikirlerini bırak” – söylemesi kolay, uygulamada zor ve fakat denemeye değer…