6.gün – Yeşim Kendi evine komşu olmak.

23 yıldır Antalya’da yaşadık ve geçen sene eşimin işi sebebiyle Samsun’a taşındık. Bundan 2 ay önce Antalya’daki evi kiraya vermeye karar verdik-gel gör ki kiralanmadi bu vakte kadar. Biz de dedik ki bu sene tatile Antalya’ya gidelim ( madem ev kiralanmadi ) evimizde kalalim. Bunu konuştuk ve evren hopppp harekete geçti ev kiralandı. ( bilseydim daha önce plan yapardim 🙂 ) Peki biz nerede kalacağız şimdi,  karşı komşuda. Bak sen şimdi hikayeye- kendine komşu olmak! Olmaz mi valla bal gibi olur. Hani yoga yaparken tadasana için “eve gelmek” gibi denir ya, al sana yaşamdaki tadasana. Eve gelmek gibi. “Gibi” yani kendisi değil.  Yok yok gibisi falan yok/ al sana ev; hem de kendi evine karşı. Ev senin- eşyalar senin ama içerde başka bir yaşama tanıklık ediliyor. Yaşam ne diyor bana: “hiçbir şeye tutunma, bu benim dediğin şeylerin  bir anlamı yok sen nerdeysen ve gönlün yanında ve huzurlu ise orası evin. ” Tada-sana💖.

Yeşim seçer – 4.gün “aş’mak yerine yaşamak”

Vücut acildikca Pandora’nın Kutusu’ndan nasibini almamak olur mu?

Kaygı ve korkularla başetmeyi; herşeye, hikaye yazmakta olduğumuzu ve bu hikayelerin gerçekle aramızdaki mesafeyi nasıl kopardigini kesfettigimde, öğrenmiş idim. En ufak birşeyde kaygimi  hortlatip en kötüsünu ortaya koyan zihnimin goygoyuna kapılıp- içi içine sığmaz bir halde ve daralarak sahnede olduğumu ve oyunun  hem yazari, hem oyuncusu olduğumu anlamalarimin üstünden de bir hayli zaman geçmişti.   Bildiğim gerçek tek- ama bilemedigim halde yorumlayip uydurdugum ve daha önceden elde ettigim yargilardan oluşan yapistirdigim yüzlerce yama- işi, başka bir şekle sokuyordu. Bunu kesfedince zihnimle bir anlaşma yapmış bana böyle numaralar cekmemesini tembihlemistim. Sevgili zihnim ya da zihni sinirim; ara ara beni yoklasa da “senden korkmuyorum bu konuda eski noktaya cekemezsin beni” diyip yoluma devam ediyordum. Ta ki son calistigim omuz acma serisi ile bacaklarda aktifligi saglamaya yönelik hareketlere ve  oralarda sikisan ne var ne yoksa herseyin ortaya dökülmesine kadar. Sık sık zihnime aynı hatirlatmalari yapmak ve belki de üstünden atlamak/değiştirmeye -dönüştürmeye çalışmak ise yaramadi. Ne yapacagimi bilemez halde iken, bugün bir arkadaşımla yaptigim bir sohbette- ona; ” aş’mak yerine yaşamak ” belki de senin için denenmesi gereken diyince kendime de sorumun cevabi gelmiş oldu. Bakalım başka sulara yelken açmak ve   yeni motto ne kadar etkili olacak-göreceğiz .

Hepimiz için 💖

Bir süredir olimpik havuzda yüzmeye başladım yoganın yanısıra. Bugün her elli metrelik kısmı hepimiz için “sağlık – huzur- yoga ve eğlence” dileyerek yüzdüm. Böylece; sadece yoga için değil, yüzme için de beni motive eden sanghama teşekkür etmek bana sağlık olarak – sizlere de iyi dilekler olarak geri döndü / dönecek…

Yeşim – 8. Gün

8.gün; uzun bir aradan sonra zihnimin baş ağrısını kontrol etmesinden yoganın içine dahil olamama halini aştim bu sabah. Kaygı ve korku bütün duyularimi kapatmış-hatta karartmis bile olabilir. Bu galiba vücudun yukardaki (beyin) şarteri indirince karanlıkta oynamiyorum demesi gibi bir şey. Yerin mi dar diyorum-iiihhh diyor/ yenin mi dar diyorum-yine iiihhhh. Eeeee ne istiyorsun mübarek!!!! Bugün o gün, istesen de istemesen de yapacağım yogami paşa paşa kabul et bak kaç gündür ben sana uydum şimdi sira sende. Eeee oldu vallla dinledi sağolsun beni. Ama en kritik nokta kurmastana tabiki. (Seda’nin kulaklari çınlasin) Orayi geçersem oldu bu iş diyeceğim. Kurmastana Şirince’den beri belalim. Eski bir sevgili ile ilk karşılaşma gibi. Onca yaşanmış güzel şeye rağmen son acı hatıran vardir aklında ve hızlıca merhaba deyip hemen sonlandırmak istersin ya muhabbeti aynen böyle. Üç nefes kaldım ama sanırım üçünde de nerelere değdi ise nefesim o organlarmın hepsinin röntgenini çekmiş olmalıyım. Veee köprüden önceki son çıkış-yuppi. Sonrasında herşey akışkan- sonuna kadar nefis bir nefes (doyasıya)-dikkatim içerde. Ohhh yaa yoga böyle olmalı işte/ iliklerine kadar işlemeli ve herşey eşlik etmeli sana. Süre önemli değil ama kısa olsun benim olsun 🙂